Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 12-13 Ocak tarihlerinde Rusya Başbakanı Vladimir Putin’in davetlisi olarak Moskova’ya bir ziyaret gerçekleştirecektir. Erdoğan’ın iki gün sürecek temasları sırasında Türk-Ermeni protokolleri ve bu çerçevede Ermenistan’a Rusya tarafından baskı yapılması konusu, Güney Akım ve Nabucco Projeleri, "Samsun-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı" ve "Mavi Akım 2 Projesi", Ceyhan limanına kurulması planlanan rafineri projesi, Nükleer enerji santralleri ve gerileyen ticaret ve turizm hacmi, Tuz gölü doğalgaz depolarının inşası, Irak’ta enerji işbirliğinin geliştirilmesi ve bir dizi ortak konularının ele alınması, aynı zamanda gündemde olan bölgesel ve uluslararası sorunların masaya yatırılması beklenmektedir. Türkiye’nin nükleer santral ihalesini iptal etmesinin ardından gerçekleşen bu ziyaret ile Rusya’nın gönlünün alınmasını da hedefleniyor. İki liderin görüşmesinde masaya yatırılacak olan konuların başında ise “al ya da öde” şartı sebebiyle Rusya’ya ödenecek olan yaklaşık 1 milyar dolarlık alınmayan gazın bedeli de bulunmaktadır.

 

Geçtiğimiz yıl Rusya Başbakanı Vladimir Putin’in Türkiye ziyareti esnasında iki ülke arasında gelişen ilişkileri koordine etmek üzere her iki ülkenin Başbakanları önderliğinde ve eş başkanlığında toplantıların yapılması yönünde karar alınmıştı. Bu karara göre de ilk zirve 2010 yılında Moskova’da yapılmalıydı. İlgili bakanların da katılımıyla gerçekleştirilecek bu toplantıların ilki Başbakan Erdoğan’ın Rusya ziyaretinde gerçekleştirilecektir.

 

Protokoller ve Dağlık Karabağ Sorunu

 

Dağlık Karabağ konusunun iki liderin görüşmelerindeki ana konularından birisini oluşturacağı muhakkak. Başbakan Erdoğan’ın Moskova’da olacağı 12 Ocak günü Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un resmi bir ziyaret için Erivan’a gidecek olması da bunun kanıtıdır. Erivan temaslarının ardından Lavrov aynı gün Moskova’ya dönerek, Türk heyeti ile 13 Ocak’ta gerçekleşecek toplantılara katılması beklenmektedir. Rusya Dışişleri Bakanı’nın Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan’ın yanı sıra üst düzey Ermeni yetkililerle görüşmesi planlanmaktadır. Erdoğan’ın Moskova’da bulunduğu gün 12 Ocak’ta Ermenistan Anayasa Mahkemesi protokolün anayasal uygunluğunu görüşecektir.

 

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada Rusya ile Ermenistan konusunda sessiz ve yeterince aktif bir politikanın sürdürüldüğünü ifade etmesi Moskova ziyaretinde ana gündem maddelerinin başında Dağlık Karabağ konusunun geldiğini göstermektedir.

 

Erdoğan’ın Moskova ziyaretinde önemli gündem maddelerinden biri de Gürcistan’ın Rusya ile yaşadığı sorunlar ve Ankara’nın önerdiği Kafkas İşbirliği ve İstikrar Platformu’nun hayata geçirilmesi konuları olacaktır.

 

Ekonomik ve Ticari İlişkiler

 

Gündemin önemli maddelerinden birisi de 2009 yılında yaşanan küresel ekonomik kriz ve gümrük sorunları nedeni ile gerileyen ticaret hacminin 2008 seviyesine çıkarılması için alınacak önlemler müzakere edilecektir.

 

Türkiye’nin ihracat rakamlarına ve ekonomik büyüme hızına paralel olarak gelişen Rusya ile ekonomik ilişkiler 2008’de zirve yapmıştı. Almanya’yı da geride bırakarak 2008’de 37,8 milyar dolara ulaşan toplam ticaret hacmi 2009’da yüzde 50’den fazla küçülerek 22 milyar dolara düştü. Toplam ticaret hacminde ihracatın payı 3,24 milyar dolardır. Bu ziyarette ekonomik ve ticari ilişkilerin yeniden canlandırılması için nelerin yapılabileceği ele alınacaktır.

 

Enerji Konuları:

 

Erdoğan’ın Moskova ziyaretinin ana gündem maddelerinden birisini hiç şüphesiz ki, enerji başlığı oluşturmaktadır. Güney Akım ve Nabucco Projeleri, "Samsun-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı" ve "Mavi Akım 2 Projesi", Ceyhan limanına kurulması planlanan rafineri projesi, iptal edilen Nükleer enerji santralleri ihalesi, Tuz gölü doğalgaz depolarının inşası, Irak’ta enerji işbirliğinin geliştirilmesi, “al ya da öde” şartı sebebiyle Rusya’ya ödenecek olan yaklaşık 1 milyar dolarlık alınmayan gazın bedeli de enerji başlığı altında görüşülecek konular arasındadır.

 

Ekonomik kriz sebebiyle Türkiye, Rusya’dan 2009 yılında taahhüt ettiğinden daha az doğalgaz satın alınca almadığı gazın parasını da ödemesi gündeme gelmiştir. İki ülke arasındaki gaz anlaşmalarına göre, Türkiye’nin almadığı gaz için Rusya’ya yaklaşık 1 milyar dolarlık bir bedel ödemesi gerekmektedir. Yine anlaşmalara göre Türkiye’nin ödemeyi Şubat ayında yapması gerekmektedir. Türkiye, küresel ekonomik kriz nedeniyle ‘al ya da öde’ yükümlülüğünün esnetilmesini talep etmektedir. Al ya da öde yükümlülüğünün esnetilmesi konusunda, şimdiye kadar Rus Gazprom ile BOTAŞ arasında yapılan görüşmelerden bir netice elde edilememiştir. İki ülkenin gaz şirketlerinin çözemediği bu konuyu liderlerin masaya yatırması beklenmektedir. Ayrıca, gaz bedellerinin de aşağıya çekilmesi de görüşülecektir.

 

Güney Akım ve Nabucco Projeleri, Başbakan Erdoğan ve Silvio Berlusconi’nin rakip değil dediği ve fakat Vladimir Putin’in ısrarla bu iki proje rakiptir dediği Güney Akım ve Nabucco Projeleri de masaya yatırılacaktır. Bilindiği gibi Putin’in Türkiye ziyareti esnasında Türkiye Güney Akım’ın Türk kıyılarından ve ekonomik alanlarından geçmesine izin vermişti. Türkiye ise kaynak sıkıntısı çektiği için de Rusya’yı Nabucco’ya davet etmişti Ancak Rusya Nabucco’nun içerisinde yer almayacağını açıklamıştı. Bu görüşmede Rusya’nın yeniden Nabucco’ya davet edeceği beklenebilir. Şunu da belirtmek gerekir ki, 17 Ocak 2010 tarihinde Ukrayna’da yapılacak olan seçimler sonrasında Rusya ile uyumlu birsinin Ukrayna’da yönetime gelmesi durumunda Rusya’nın Güney Akım Projesi’nin rafa kaldırması beklenebilir. Bunu yerine İkinci Mavi Akım Hattı’nın daha şanslı olduğu düşünülmektedir.

 

Enerji alanında özellikle Türkiye’nin beklentileri arasında yer alan Samsun-Ceyhan Boru Hattı Projesi bu görüşmede somut çerçeveye çekilebilir. Rus ve Kazak petrolünü Akdeniz’e taşıması planlanan bu petrol boru hattı ile taşınacak petrolü işlemek için Ceyhan limanına bir de rafineri yapılması gündemdedir.

 

Türkiye, tek teklif sahibinin Rusya olduğu nükleer ihalesini geçtiğimiz günlerde iptal etmesi ile Nükleer Santral İhalesi yeninden iki ülke arasındaki kritik konulardan birisi haline gelmiştir. 2010’da ihaleye yeniden çıkılacak olan Nükleer Santral İhalesi’ne Rsuya’nın yeniden başvurması beklenmektedir. Erdoğan’ın Rusya ziyareti ile nükleer santral ihalesinin iptal edilmesi nedeniyle iki ülke arasında ortaya çıkan gizli sorunlar sebebiyle Erdoğan’ın Putin’in gönlünü alması beklenmektedir.

 

STRATFOR’un Analizi

 

ABD’nin düşünce kuruluşlarından STRATFOR’un 2010 yılı küresel eğilim ve risk beklentilerini açıkladığı raporda, Rusya’nın 2010’da eski Sovyet ülkelerindeki etkinliğini yeniden kazanarak, küresel anlamda etkili bir süper güç haline gelmeyi planladığı öngörülmüştür. Ancak STRATFOR’un raporunun ilginç yanı Rusya’nın Ukrayna, Kazakistan, Beyaz Rusya, Ermenistan ve Azerbaycan’da halen var olan Batı ve Türk etkilerini ortadan kaldırarak eski Sovyet coğrafyasında siyasi bir blok oluşturmayı planladığını öngörmesidir. Zira bu değerlendirmeye göre 2010 yılında Azerbaycan başta olmak üzere bölgedeki Türk etkisi sıfıra inecektir. Türkiye’nin 2009 yılı performansına baktığımızda Türkiye’nin Ortadoğu’da etkinliğini artırmasına rağmen Kafkasya ve Orta Asya’daki Türk coğrafyasını ihmal ettiği ve Ermenistan ile de imzalanan protokoller sonrasında da Azerbaycan’daki etkisinin azaldığı söylenebilir. 2009 yılına göre değerlendirdiğimizde 2010 yılında Türkiye’nin bölgede etkisinin azalmaya devam edeceğini öngörebiliriz. Ancak etki azalmasının STRATFOR’un iddia ettiği boyutlarda olmayacağını düşünmekteyiz. Zira bölgedeki ülkelerin kendi politikaları tam etken bir Rus etkisine izin vermemektedir.

 

Değerlendirme

 

Doksanlı yıllar boyunca kıyasıya rekabet yaşayan Türk-Rus ilişkileri bugün tarihinin en başarılı dönemlerini yaşamaktadır. Ancak iki ülkenin var olan işbirliği düzeyi ile yetinmek istemediği de anlaşılmaktadır. Bugün iki ülke ilişkilerinin Ermenistan ve Irak gibi üçüncü boyutlarının da rahatlıkla görüşüldüğü bir dönemi yaşamaktayız. Ekonomik ve ticari anlamda birbirini tamamlar nitelikteki yapıları sebebiyle geniş perspektifleri bulunan ilişkilerin stratejik boyutu ise halen tartışılmaktadır. Bir taraftan iki ülke arasında helikopter ihalesi, nükleer santral ihalesi gibi stratejik boyuttaki konularda halen çekincelerin olması, diğer taraftan iki ülke liderleri arasında yaşanan yakın dostluk ve işbirliği çabaları Türk-Rus ilişkilerini herkesimin yakından takip edecek kadar önemli kılmaktadır.