Dünya üzerinde olayların en çok tekrar ettiği tarihin Kürtçülere ait olması çok muhtemeldir. Bugün gördüğümüz bir olayın benzeri Kürtçülerin geçmişinde mutlaka yaşanmıştır. Bu açıdan baktığımızda, Rus-İngiliz ortak yapımı Mahabad Kürt Devleti’nin tekrarına bugün K. Irak’ta batı-İsrail ortak projesi olan Kürt devletiyle tanık oluyoruz.

 

Mahabad’da genelkurmay başkanı olan baba Molla Mustafa BARZANİ’nin yaşadığı hayal kırıklığından sonra çok daha aklı başında adımlarla ilerleyen oğul Mesud BARZANİ, yeni bir Kürt devletini yavaş yavaş yüzeye çıkarıyor.

 

Biz hariç, dünyanın tümünün “Bölgesel Kürt Yönetimi” olarak tanımladığı Kürt yönetimi, artık özerklik statüsünün üzerine çıkarılıp adı konmamış bağımsız bir devlet olarak muhatap alınıyor. Bizi de çok yakından ilgilendiren ve bölgesel diğer sorunlarda Kürt yönetiminin başkanı BARZANİ’nin görüşü alınmayan hiçbir gelişme bulunmuyor.

 

Irak’ın sorunlarını BARZANİ’nin oluru olmaksızın çözmesinin imkânsızlığı ortadadır. BARZANİ, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tariq al HASHIMI’yi, Bağdat’a teslim etmeyerek Şii otoritesine karşı korkusuz tavrını ortaya koydu. Uzun süre Bağdat’ı ret etmesinden sonra Katar’a gitmesini sağladı. Bu olayla Katar’ın üzerinden Körfez Ülkeleri’yle karşılıklı anlaşma zemininde hareket ettiğini göstermiş oldu.

 

Bağdat’ın borcunu ödemediğini ileri sürerek yaptığı petrol “ihracatını” kesti. Özellikle kullanıldığı belli olan “ihracat” kelimesiyle Bağdat’tan bağımsız olduğunu uluslararası ilişkiler anlamında kayıt altına aldı.

 

İran ile ilişkilerini sürtüşmesiz bir zeminde yürütmekten vazgeçerek merkezi yönetimle ilişkilerinde ve Suriye politikasında bu ülkeyi açıkça eleştirdi. Bu tavrı İran karşısındaki batı yanlısı politika değişikliğinin ilk adımları oldu.

 

Amerika ziyareti ise BARZANİ baharının zirve noktasını oluşturdu. ABD Başkanı ve yardımcısıyla bir değil birkaç kez görüştü. Karar vericilerin sivil kuruluşu olan Washington Institude ile United States-Kurdistan Business Council’de (USKBC) konuşma yaptı. Washington Institude’de aldığı alkışlarla onaylanan konuşmasında artık Bağdat’la yola devam etmenin mümkün olmadığını söyledi. Amerikan tarafı ise yaptığı resmi açıklamada Erbil Konsolosluğu’nun işlevlerinin yükseltileceğini bildirdi. Bu ifadenin açık anlamı konsolosluktan büyükelçiliğe geçiş olacağıdır. Daha açık anlamıyla artık bağımsız bir ülkedeki Amerikan temsilciliği statüsüne çıkarılacağıdır.

 

Suriye konusunda Türkiye ile sürtüşmekten geri durmayacağını cesaretle sergiliyor. BARZANİ, kuruluşunu sağladığı Suriye Kürtçülerinin çatı örgütü KNC (Kurdish National Council), üzerinden Türkiye’nin izlediği politikayı boşa çıkaracak girişimleri yönetiyor. KNC temsilcileri Nisan başında İstanbul’da yapılan konferansı terk etti. Neden olarak Suriye muhalif cephesinin Kürtleri tanımaktan ve buna ilişkin bir kararı almaktan kaçındıkları öne sürüldü. KNC bu tutumuyla her ortamda Suriye Kürtlerinin diğer etnik ve dini gruplardan ayrı, özerk bir oluşum olduğunu kabule zorlamaktadır.

 

Açıktır ki KNC cesaretini BARZANİ ile onun arkasında duran küresel güçlerden almaktadır. En son olarak bu olayla ortaya koyduğu Suriye’deki ağırlığıyla bölgesel bir lider olarak kendisini kabule zorluyor. K. Irak’ta ve Suriye’de eskiye oranla çok daha saldırgan bir politika izliyor. Bölgesel ve yerel güçlerle sürtüşmekten kaçınmıyor.

 

Bu doğrultuda yıllardan beri Türkiye ve İran’a karşı bir koz olarak hep kullandığı PKK ile bile çatışma potansiyeli taşıyan rekabetten geri durmuyor. Bağımsız birleşik “Kürdistan”ın uzanma mesafesinde durduğunu düşünerek pervasız denilecek bir şekilde davranıyor. “Kürdistan” konusundaki en büyük rakibi olarak gördüğü PKK ile Suriye’de kıran kırana bir yarış halinde.

 

Türkiye’nin terörle mücadele konusundaki işbirliği çabalarını PKK ile ilişkilerinde güç dengesi olarak kullanıyor. Suriye’deki gücü ve Türkiye nezdindeki muhataplığı sayesinde PKK’sız bir birleşik “Kürdistan” için oyun kuruyor. Siyaset ve uluslararası ilişkileri bakımından BARZANİ karşısında zayıf olan PKK, bu güçsüzlüğünü en iyi bildiği yolla yani terörle gidermeye çalışıyor. Ve büyük bir ihtimalle Mardin/İdil yakınlarındaki petrol boru hattı sabotajı da bu nedenle yapılmış olmalıdır.

 

Türkiye görse de görmese de artık BARZANİ eski BARZANİ değil. Batı ülkelerinin ve İsrail’in diplomatlarının, işadamlarının, politikacılarının nazarında bölgesel bir lider. Bugüne kadar Türkiye’nin terörle mücadelesine destek olmaktan zaten kaçınan BARZANİ, bundan sonra kendi doğrularını dayatarak çözümsüzlük kaynağı olacaktır. ESAD’sız bir Suriye ile karşımızda dünkünden çok farklı bir BARZANİ bulacağımızı hiç unutmayalım.