Paris’te Opera Meydanı’nda 01.05.2012 günü gerçekleştirilen açık hava toplantısında yaptığı konuşmadan sonra Marine Le PEN ve Front National (FN) için Devlet Başkanlığı Seçimi’nin sona erdiği ortaya çıkıyor. (1) Bundan sonra Le PEN’in hedefi, Haziran’daki genel seçimler.

 

Beklenenin aksine FN II. Tur’da UMP’ye oy vermeyecek. Böylelikle Sosyalist François HOLLANDE’ın devlet başkanı olma ihtimali çok daha kuvvetlenmiş oluyor. Ancak UMP veya SP, hangi tarafın adayı kazanırsa kazansın, Fransa’da köklü değişimin tartışmalarının yaşanacağı ve tüm dünyanın dikkatle izleyeceği bir dönem başlayacak. Aydın, fikir adamı Fransız da işçi ve orta sınıf Fransız da sol ve sağın artık ülkenin sorunlarına çözüm üretmesini beklemiyorlar.

 

Bu durumla ilgili tespitlerini doğru bir zamanlamayla ortaya koyan Marine Le PEN, halkın özlediği politikacı tavrı gösteriyor. Avrupa’nın diğer ülkelerindeki benzer oluşumlar henüz yavaş bir seyir halindeyken, Le PEN halkın beklentilerine hitap ediyor. Bir bakıma yakında tüm kıtayı sarması sürpriz olmayacak dip dalgasının ilk hareketini başlatmış oluyor.

 

Çokça öne çıkarıldığı halde Marine Le PEN’in yükselişinde yabancı düşmanlığının önemli bir yeri bulunmuyor. Onun çıkışının asıl nedeni yıllardır ülkede merkez sol ile merkez sağın arasında gidip gelen iktidarların yozlaşmışlıkları, kısır politikaları, AB’nin dağa açıkçası Almanya’nın egemen politikalarına hizmet etmeleri, aldatıcı ekonomik oyunlarıdır.

 

6 Mayıs’ta yapılacak II. Tur’da boş vereceğini söyleyen bazı Fransız düşünürler, aynı kararda olan Marine Le PEN ile aynı noktada buluşmaktadırlar. Bu da gösteriyor ki Fransa sadece ekonomik ve sosyal sorunların çaresizliğini yaşamıyor, aynı zamanda düşünce-fikir üretememenin sıkıntılarını da taşıyor.

 

 Edgar Morin, Alain Finkielkraut, André Glucksmann ve Bernard-Henri Lévy gibi düşünürlerin olayların gelişme sürecinde bir etkilerinin bulunmadığı söyleniyor. SARKOZY karşıtlığıyla ünlü düşünür Alain Badiou oy vermeye gitmeyeceğini, Michel Onfray ise boş oy vereceğini açıklıyor. André Glucksmann hayatında ilk kez kime oy vereceğini bilmediğini söylüyor. Fransa’nın içerinde bulunduğu durumu bundan daha açık bir şekilde ortaya koyan sözler olmasa gerektir. Ve bu açıdan bakıldığında Fransa’yı önümüzdeki yıllarda daha başka sorunlar bekliyor çıkarımında bulunmak hatalı olmayacaktır.

 

Aydınıyla, sıradanıyla, yoksuluyla Fransız seçmen ile arasındaki ortak noktaları görmek için Le PEN’in açık hava toplantısında söylediklerine özetle göz atmakta yarar bulunuyor:

 

– “Olur olmadık politikalarla ülkemizin potansiyelini yok ettiler. Fransızların tarih boyunca yapageldikleri büyük atılımları yapma umudunun kalmadığı izlenimi yarattılar. Ama Fransızlar yine sıçrayacak ve ayaklarının üzerine dikileceklerdir,

 

– (FN seçmenlerini aptal olarak değerlendiren SARKOZY’e hitaben) FN’e oy veren aptal seçmenlerden Fransa Cumhurbaşkanlığı seçiminin belirleyicileri olmak size ne hissettiriyor? Aldığımız % 20 oy sayesinde bizim gibi konuşuyorlar. %35 ya da 40 oy aldığımızda fikirlerimiz iktidarda olacaktır. Biz Fransız politik hayatının pusulasıyız. Tek amaçları (Hollande ve Sarkozy) kendi iktidarlarının sürekliliğini tüm yollarla ve hilelerle sağlamak.

 

Bize karşı tezler üreten UMP bugün bizim tezlerimizi savunuyor. Bizim iktidarı almamız kaçınılmaz. Çünkü FN bir büyük milli birlik partisidir. Uzlaşma partisidir. Biz bu siyasi ortamda cumhuriyetin tek savunucularıyız. Bizim cumhuriyetçiliğimizi tartışıyorlar ama cami yapmak için 1905 yasasını çiğnemek mi cumhuriyetçilik? Biz her zaman referandumu laikliği demokrasiyi savunduk. Kimseden ders alacak değiliz. Biz Eric WOERTH’ün (yolsuzlukla suçlanan eski maliye bakanı), DSK’nın (tacizle suçlanan eski IMF Başkanı Dominique Strauss KHAN) arkadaşlarından ders alacak değiliz.

 

Fransa’yı muz cumhuriyeti yaptılar (republique bananiere). Beyfendiler Avrupalı diye geçiniyorlar, biz ise milliyetçi ve yurtseveriz. İki aday arasından seçim yapmanız mı gerekiyor ya da birbirlerini yenmeye çalıştıkları yanılsamasını mı (illüzyon) veriyorlar? Bugün sağdan da soldan da geriye kalan tek şey bir yanılsamadır. Ben buna göz yummayacak kadar ülkemi çok seviyorum ve Fransız halkını bu yanılsamadan kurtaracağım. Fransız halkı basit bir oy deposu değildir. Biz onlarsız da yaparız. Bizi uzlaşma kurtaracaktır.

 

Büyük değişim halktan gelecektir. Onun çıkarı kendisini yönetenlerin çıkarından farklıdır. Ben iki adaya ne güveniyorum ne de beni temsil yetkisi veriyorum. 25 yıldır Fransa’ya kaybettirmek için birbirleriyle yarıştılar Pazar günü boş oy atacağım ama Haziran da Bleu Marine’e atacağım (Fransız bayrağı- Ay yıldız gibi). Ben ne şantajdan ne de tehditten etkilenirim. Bizi kimse yapacağımız şeyler yüzünden suçlu hissettiremez. Sonra Fransa’yı sosyal ve ekonomik kargaşadan kurtarmak istiyorsanız meclise Bleu Marine’leri sokun bizim milletvekillerimiz ne satın alır ne de satılıktır. Ne faredir ne de suç ortağı. Onlar unutulmuş halkın sesidir. Sizlerin avukatları ve savunmacıları olacaklardır. Fransız gururunu ve asaletini canlandırmalıyız. 1 Mayıs mügenin bayramıdır. Baharın bayramıdır. Umudumuzu yakacağımız bayramdır. Evimize geri döndük. Yaşasın ulusumuz yaşasın cumhuriyet!”

 

Dipnotlar

 

(1) Fransız azize Jean d’Arc’ın 600. Yıl Anısına düzenlenen ve France24 Televizyon kanalında canlı yayınlanan program.