Yaptığı saldırılarla kendine karşı olan Müslümanlarla mücadele etmek üzere kurulduğu anlaşılan Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) terör örgütünün Suriye’den sonra Irak’ta da saldırılarına devam etmesi tüm dünyada yankı bulmuştur. Bölgedeki Alevi ve Şii Müslümanlara karşı giriştiği bu savaşta yaptığı halifelik ilanı ile de dünya üzerindeki tüm Sünni radikallere hitap etmek gibi önemli bir hedefinin olduğu ortaya çıkmaktadır. Bu durum ise başta Avrupa olmak üzere dünya genelindeki İslamofobik dürtülerin körüklenmesine, ülkelerin İslami radikallere karşı harekete geçmesine neden olmaktadır.

 

IŞİD’in, halifelik gücünü arkasına alması, sosyal medya gibi kanalları kullanımı, örgütlenmesi ve finansal kaynakları dikkate alındığında IŞİD’in bölgedeki varlığı en güçlü terör örgütü olma yolunda ilerlediği algısını oluşturmaktadır. Bu algıya bir de Suriye ve Irak’taki ordulara karşı sıcak temaslarındaki etkinlikleri ve bunu dünya gündemine başarılı bir şekilde pazarlamaları dünya çapında radikaller arasında popülaritesini arttırmaktadır. Radikal eğilimli şahıs ve grupların internet aracılığıyla tüm bu unsurlardan etkilenmesi ise IŞİD’in hedefi olduğu kadar tüm dünyanın korkulu rüyası olarak karşımıza çıkmaktadır. El Kaide’den daha güçlü bir örgüt izlenimi Avrupa’daki terör fobisini körüklemektedir. Avrupa’nın İslamofobik kaygılarının başında ise cihat için Suriye ve Irak’ta savaşmaya gelen bazı Avrupalı radikallerin savaştıktan sonra ülkelerine geri dönerek radikalizme devam etmeleri gelmektedir. Bu bakımdan Avrupa güvenlik endişeleri nedeniyle terörle mücadelede yeni önlemler ve yasal düzenlemeler geliştirmeye devam etmektedir. Zira söz konusu terör tehlikesi karşısında Avrupa şimdiden istihbarat ve yasal düzenlemeler başta olmak üzere harekete geçmiş durumdadır.

 

Almanya'da

 

Alman hükümeti yaptığı düzenlemelerle cihatçı olduğundan şüphe ettiği kişilerin Almanya’ya dönmelerinin önüne geçmeyi hedeflemiştir. Almanya Federal İçişleri Bakanının ve eyalet içişleri bakanlarının Suriye'den ülkeye geri dönen cihatçı Müslümanlara karşı birlikte hareket etme kararı endişelerin ülke çapında olduğunu ortaya koymaktadır. Suriye'den Almanya'ya dönüp, terör eylemi yapabileceği yönünde şüphe edilen kişilerin, rahat dolaşımını engellemek için ellerinden kimliklerinin alınabileceği yönünde karara varılması İslami terör algılarının ciddiyetini ortaya koymaktadır. Bununla birlikte yeni bir çalışma grubu görevlendirilerek kimlik hakkı konusunda yapılabilecek değişikliklerin bu grup tarafından araştırılmasına karar verilmiştir. Kimliklerine alınamadan Suriye’ye giden şüpheli vatandaşlara giriş yasağı getirilmesi ise geri dönen radikallerin önünü almayı hedefleyen başka bir uygulama olacaktır.

 

İngiltere’de

 

2014 yılı başında yayınlanan, İngiliz Parlamento İçişleri Komitesi'nin terörle mücadele raporu ile Britanya'nın İslamcı militan gruplardan ciddi bir terör tehdidi aldığı vurgusu yapılarak terörle mücadelede yapılması gerekenler belirtilmiştir. Bu önlemlerin en başında Suriye’ye savaşmak için gidişlere karşı önlem alınması ve Suriye’deki savaştan geri dönenlerin ülke içindeki hareketlerini takip etmek üzere bir sistemin geliştirilmesi olmuştur. Ortadoğu’ya savaşmak için gelmiş olabileceğinden şüphelenilen herkesi mercek altına alan bu sistem, terörle mücadele çerçevesinde Ortadoğu’daki gerilimle doğru orantılı olarak genişletilmiştir. Geçtiğimiz günlerde basına yansıdığı şekliyle, Suriye’den geldiği belirlenen bir radikalin Londra’da kanlı bir eylem girişimindeyken yakalanmasının korku patlamasına neden olması da bu anlamda büyük yankı bulmuştur.

 

Bunun yanında İngiltere, yine terörle mücadele kapsamında Haziran ayında, bölgede savaşan IŞİD, Türkiye Halk Kurtuluş Partisi- Cephesi'nin (THKP-C), Kateeba El-Kawthar (KaK), Abdallah Azzam Tugayları ve Halkçı Özgür Filistin Cephesi (PFLP-GC) terör gruplarını, terör örgütleri listesine eklemiştir.[1]  PKK ve El Nusra’nın da terör listesinde yer aldığı İngiltere’de terörü övmenin bile suç olduğu dikkatle değerlendirilmelidir. İngiliz İçişleri Komitesinin, 11 Eylül terör saldırılarından bu yana en yüksek terör tehditlerinin alındığı bir dönem olduğuna vurgusu da güvenlik algılarının uluslararası düzeyde hassasiyetinin had safhada olduğunu göstermektedir.

 

Fransa’da

 

Avrupa’nın en büyük Müslüman topluluğunu içinde barındıran Fransa’da da hükümet, Suriye ve Irak'ta savaşan yüzlerce Fransız cihatçı nedeniyle alarma geçmiş durumdadır. Beş milyonluk Müslüman nüfusun Ortadoğu’ya akışını kontrol altına almak üzere cihatçı olabileceğinden şüphe edilen kişilere ülkeden çıkış yasağı getiren yeni bir yasa tasarısı hazırlanmıştır[2]

 

Yetişkin dahi olmayan gençlerin IŞİD’e katılmak için evden kaçmaları gibi bazı durumların basına yansıması reşit olmayan İslamcıların da ülkeden çıkışının yasaklanmasını gündeme getirmiştir. Fransız Hükümeti bu yasayla Suriye ve Irak’ta savaştıktan sonra geri dönen radikallerin ülkeye döndüklerinde oluşturacakları tehlikenin önüne geçmeyi hedeflemektedir. Yasa tasarısına göre, altı ay süreli yurtdışı çıkış yasağının, uzatılabilme imkânının yanı sıra İngiltere’nin özgürlüklere müdahale olabileceği endişesiyle mahkemeye bıraktığı cihat propagandası yapan internet sayfalarının da mahkeme yoluyla daha kolay kapatılabilmesi öngörülmektedir.

 

Türkiye’de

 

Türkiye ise bu bakımdan IŞİD’e dolaylı destek verdiği gerekçesiyle töhmet altında bırakılmaktadır. Almanya Sol Parti Dış Politika Sözcüsü Jan van Aken’in bir açıklamasında ocak ayında Suriye'de öldürülmüş İslamcıların pasaportlarında Türkiye giriş damgası olduğunu ancak çıkış damgası olmadığını gördüklerini söylemesi dikkate alınması gereken bir husustur.[3] Zira Türkiye’nin bilerek ya da bilmeyerek IŞİD terör örgütüne direkt ya da dolaylı olarak destek sağlaması, sadece bölgesel unsurları etkilemekle kalmayıp tüm Avrupa’yı tehdit ettiği gerekçesiyle Türkiye’yi başta sınır güvenliği olmak üzere hukuken ve siyaseten birçok alanda töhmet altında bırakmakta ve yakından ilgilendirmektedir.

 

Buna karşın Türkiye, terörle mücadelede iç politikanın selameti için terörle anlaşma yolunu seçmiş, IŞİD’i de Musul konsolosluğu baskınına rağmen henüz terörist listesine katmamıştır. Sonuç olarak, önümüzdeki günlerde bölgedeki istihbarat birimleri terörle mücadelede uluslararası işbirliğinin önemli bir parçası olacak, bu noktada da Batı’nın Türkiye’den işbirlik beklentisi artacaktır. Bu bakımdan Türkiye’nin de teröre karşı birkaç adım atması tüm tarafların yararına olacaktır.

 

Değerlendirme

 

Brüksel'deki bir Yahudi müzesine yapılan saldırının faili olduğu iddiasıyla yakalanan Müslüman Fransız’ın Suriye'de El-Kaide ile birlikte savaştığı ortaya çıktığında tüm dünyada büyük bir yankı yaratmıştı. Avrupa’nın savaştan dönen radikallerin oluşturduğu tehlikenin artık somut hale geldiği yönündeki endişeleri son olaylarla da haklılık kazanmakta ve devletleri bu konuda ivedilikle harekete geçmeye zorlamaktadır. Haziran ayında bir araya gelen AB ülkelerinin içişleri bakanları, Avrupa'da İslamcılara karşı ortak bir projenin uygulanmasına vurgu yapmıştır. AB’deki serbest dolaşım özgürlüğü dikkate alındığında terörle mücadelede güvenlik sorununun gidermesi ancak işbirliğiyle mümkündür. Bu bakımdan devletlerin bireysel mücadelelerinin kolektif bir hal alması zorunluluk haline gelmektedir.

 

IŞİD militanlarının, Türkiye’de tedavi görmeleri, özellikle Niğde’deki iki askerin şehit olmasıyla sonuçlanan olaydan sonra örgütün Türkiye’deki etkinliğine ve Türkiye’nin Suriye ve Irak’a geçiş güzergahı olarak kullandıkları yönündeki iddialar Konsolosluğu IŞİD tarafından işgal edilen ve vatandaşları rehin tutulan Türkiye’nin sadece kendi vatandaşlarının güvenliği için değil, uluslararası güvenlik için de elini acilen taşın altına koyması gerekecektir. Bu ise, geç kalınmış dahi olsa Türkiye'nin IŞİD'e karşı sürdürdüğü üç maymun siyasetinin cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra askıya alınabileceği anlamına gelmektedir. 

 

 


[1] İngiltere IŞİD’i Terör Örgütleri Listesine Aldı, http://www.sabah.com.tr/Dunya/2014/06/16/ingiltere-isidi-teror-orgutleri-listesine-aldi, Erişim Tarihi: 11 Temmuz 2014

[2] Cihatçılara Karşı Yasa Hazırlığı, http://www.dw.de/cihat%C3%A7%C4%B1lara-kar%C5%9F%C4%B1-yasa-haz%C4%B1rl%C4%B1%C4%9F%C4%B1/a-17771102, Erişim Tarih: 10 Temmuz 2014

[3] Almanya’da IŞİD Kaygısı, http://www.dw.de/almanyada-i%C5%9Fid-kayg%C4%B1s%C4%B1/a-17739022, Erişim Tarihi: 9 Temmuz 2014