1970’li yıllarda 42 Türk diplomatını şehit eden Ermeni terör örgütü ASALA (Ermenistan'ın Kurtuluşu için Ermeni Gizli Ordusu), Azerbaycan'ın Macaristan'ın Büyükelçiliği’ne gönderdiği tehdit mektubu ile yeniden gündeme gelmiştir. Mektupta elçilikteki 7 Azerbaycan diplomatını öldürüleceği tehdidinde bulunan ASALA Terör Örgütü’nün bu mektupla aynı zamanda korkunç bir itirafta da bulunmuştur. Asılsız soykırım iddialarını da bahane eden ASALA intikam için PKK terör örgütüne hem eylem direktifi verdiklerini ve hem de destek olduklarını itiraf etmiştir.

 

Ölüm tehditlerinin yer aldığı mektupta, "PKK'nın silahlı hareketine destek ve direktif vererek Türklerden intikamın fazlasıyla alındığı" ifadesine yer verilmesi dikkatlerin yeniden ASALA-PKK işbirliğine çevrilmesine sebep olmuştur. Yakalanan ve/veya öldürülen PKK mensuplarının bir kısmının Ermeni olması,PKK’ya Ermenistan’da geniş imkanlar sunulması ve son olarak da Ermenistan sınırında yer alan ve Türkiye’nin Türk dünyası ile tek geçiş kapısı olan Iğdır şehrinin PKK’nın stratejik işgal bölgesi içerisinde sayılması ASALA-Ermeni-PKK işbirliğinin daha da yakından takip edilmesini gerekli kılmaktadır. Özellikle Iğdır şehrinin bir yandan nüfus kaydırması yaparak ele geçirilmesi ve öte yandan da seçimler yoluyla milletvekili ve özellikle de belediye başkanlığının PKK destekçisi BDP tarafından kazanılması çabası da Iğdır ilinin PKK etkisine sokularak Erivan-Erbil hattının kurulması açısından üzerinde ısrarla durulduğu da görülmektedir. Şimdi bu çerçevenin içerisine ASALA Terör Örgütü’nün de tehditlerini koyduğumuz zaman genel resim daha da net görülmektedir.

 

2004 yılında Macaristan'da bir Ermeni subayının Azerbaycan’a hakaret etmesi üzerine çıkan kavgada Ermeni subayını baltayla öldüren ve müebbet hapse mahkum edildikten sonra Azerbaycan’a iadesi yapılan Ramil Seferov’un iadesinin ardından yazılan tehdit mektubu dikkatlerin yeniden bu terör örgütüne çevrilmesine sebep olmuştur. Bilindiği üzere, Ramil Seferov’un uluslararası hukuk normlarına göre Azerbaycan’a iade edilmesi ve Azerbacaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in de çok doğru bir kararla Ramil Seferov’u affetmesi Ermenistan’ın uluslararası alanda yeni krizler çıkararak kendi kamuoyuna mesaj vermeye çalıştığı görülmektedir. Bir taraftan Ermenistan Devlet Başkanı Serj Sarkisyan iç kamuoyunda düştüğü zor durumdan kurtulmak amacı ile “sert” beyanatlar verirken, diğer taraftan da ASALA Terör Örgütü’nün tehditlerinin ortalığa döküldüğü görülmüştür.

 

Ermenistan yönetimi aynı zamanda Azerbaycan ile gerekirse savaşacağını ileri sürmekte ve diğer yandan da işgal ettiği Dağlık Karabağ’ı tanıma yönünde bazı adımlar da atmaya yöneldiği görülmektedir. Son olarak, Ermenistan’da iktidar ortağı Miras Partisi tarafından meclis gündemine getirmiştir. Yasanın bu çerçevede tanınmasının büyük bir riski de beraberinde getireceği malumdur. Ermenistan’ın bu riski kaldırmaya hazır olması ihtimali ise zayıftır. Diğer taraftan bu tanınma sonrasında Ermenistan işgali kendisinin yaptığını açıkça itiraf etmiş olur. Bildiğiniz gibi Erivan yönetimi Dağlık Karabağ’ı kendisinin işgal etmediğini ileri sürmektedir. Kaldı ki, böyle bir tutum uluslararası alanda da Azerbaycan’a kendi topraklarını savaş yoluyla geri alma konusunda daha uygun bir ortamı da sağlar. Ermenistan biliyor ki, Azerbaycan ile ne askeri ne de ekonomik olarak boy ölçüşemez. Olası bir savaşı da Erivan’ın kaybetmesi kaçınılmaz olacaktır.

 

Sarkisyan yönetiminin gerginliği tırmandırmaya yönelik son girişimlerinin kendi kamuoyuna mesaj verme amaçlı olduğu görülmektedir. Ermenistan bu amaçla aslında blöf yapmaktadır. Ancak Erivan yönetimi unutmamalıdır ki, tehlikeli bir oyun oynamaktadır. Ermenistan’ın bu blöfü pimi çekilmiş bomba gibidir ve bombanın kimin kucağında patlayacağının garantisini kimse veremez.