Rum lideri Nikos Anastasiadis’in yeni çözüm önerisi anlaşılan o ki bazı kesimlerin Kıbrıs konusunda yaratmaya çalıştıkları tabuların yıkılmasına neden olmuştur. Kırk yılı aşkın süredir müzakere masasında bulunan federasyon modelinin tabu olmadığı artık Anastasiadis’in önerisi ile açıkça görülmüş oldu. Anastasiadis’in gündeme getirmiş olduğu “Gevşek Federasyon” önerisi ayrıntıları belli olduktan sonra detaylı bir şekilde değerlendirilebilir. Ancak, burada gözden kaçırılmaması gereken esas önemli konu federasyonun farklı çeşitlerinden başlayarak farklı çözüm modellerinin artık tartışamaya açılmış olmasıdır.

 

Bu bağlamda Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras’ın, Dışişleri Bakanı Nikos Kocias’ın istifasının ardından Başbakanlığın yanı sıra Dışişleri Bakanlığı görevini de üstlendiği gün(!) “Kıbrıs  konusunda, çözüm istemeyen taraf olma lekesinden kurtulduk, adil ve kalıcı bir  çözüme çok yaklaştık” şeklinde açıklamada bulunması son derece manidardır. Yunanistan Başbakanı Çipras bu açıklaması ile neredeyse “Gevşek Federasyon” önerisini Anastasiadis’le beraber birlikte hazırladık demeye getirmiştir. Öyleyse Kıbrıs müzakerelerinde 40 yılı aşkın süredir masada olan federasyon modeli Rum Yönetimi ve Yunanistan tarafından tabu olmaktan çıkartılarak farklı çözüm modellerinin konuşulmasının da önünü böylelikle açılmış oldu.

 

Crans Montana sonrasında KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı “Rum tarafında zihniyet değişikliği olmadan çözüm imkânsız” demiş, buna karşılık olarak Rum lideri Nikos Anastasiadis ise ” esas Türkiye ve Kıbrıs Türkleri zihniyet değiştirmeden bu sorun çözülmez” şeklinde açıklamalarda bulunmuştu.

 

Crans Montana sonrasında Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in, Geçici Özel Temsilcisi Jane Holl Lute’a hazırlattığı Kıbrıs Raporu’nu BM Güvenlik Konseyi’ne sunmasına günler kala Anastasiadis’in ansızın “Gevşek Federasyon” önerisinde bulunması Kıbrıs müzakere tarihi açısından milat olmuştur.

 

Anlaşılan o ki, Anastasiadis BM Genel Sekreteri Guterres’in Kıbrıs Raporu’nu açıklayarak inisiyatifi ele almasını engellemek adına acele ile “Gevşek Federasyon” önerisinde bulunmuş. Bu vesile ile federasyon modeli dışındaki seçeneklerin gündeme gelmesinin de önünü açmıştır!

Mademki kırk yıldır federal çözüm olmuyor, artık yeni bir anlayışla alternatif çözüm modellerini gündeme getirerek tartışmaya başlamalıyız. Anastasiadis’in yeni çözüm önerisinde bulunmasıyla beraber oluşan yeni süreci zaman kaybetmeden doğru şekilde kendi lehimize kullanmalıyız.

 

Bugüne kadar federasyon temelinde bir çözüme ulaşılamamasının asıl nedenini Türk ve Rum taraflarının farklı algılamaları oluşturmuştu. Rumlar oldum olası federal çözümü 1963’de gasp ederek üniter Rum devletine dönüştürdükleri yapı içerisine Kıbrıs Türklerini azınlık statüsü ile yamalayabilme olarak görmüşlerdi. Rum tarafı, müzakere tarihi boyunca ne yazık ki hiçbir zaman Kıbrıs Türklerini kendilerine eş değer, siyasi eşit taraf olarak görmeyerek yetki paylaşımına gidip, federal bir çatı altında ortaklık kurmaya yanaşmadılar. Rum tarafında federal bir çözüm isteği olmadığı artık açıkça görülmüştür. Rum toplumu bir türlü federal çözümü sahiplenmemiştir.

 

Rum tarafı bugüne kadar üniter devletinden vazgeçmeyip, siyasi eşitliği bir türlü kabullenmedi. Bu federasyon ilkelerine ters bir durumdur. Federal bir çözüme varılamayacağı anlaşıldığına göre artık çatışma ortamı yaratmak yerine yeni anlayış ve formüllerin ortaya konma zamanı gelmiştir.

 

Esas olan Türk ve Rum halklarının barış ve huzur içerisinde yaşayabilmeleridir. Dayatmalar sonucunda imzalanacak bir çözümün uzun süre yaşaması mümkün değildir. İki tarafın kabullenmeyeceği çözüm modellerinin yaşama şansı yoktur!

 

Sonuç olarak, Anastasiadis’in gündeme getirmiş olduğu yeni çözüm önerisi ile federasyon modeli tabu olmaktan çıkmış ve bu anlamda yeni çözüm önerilerinin de önü açılmıştır. Anastasiadis’i yapmış olduğu öneri konusunda yalnız bırakmamak gerekiyor. Türk tarafı olarak biz de BM Genel Sekreteri Guterres’in BM Güvenlik Konseyi’ne sunduğu Kıbrıs Raporu’nda da belirttiği üzere, ucu açık olmayan bir takvime dayalı, karşılıklı olarak uzlaşılacak yeni bir müzakere yöntemi çerçevesinde farklı çözüm önerilerimizi zaman kaybetmeden gündeme getirmeliyiz. Bu konuda bakalım ilerleyen süreçte ne gibi gelişmelerin yaşanacağını yaşayarak hep birlikte göreceğiz…