ABD Yüksek Mahkemesi, Trump yönetiminin ABD-Meksika sınırını yasa dışı yollarla geçmeye çalışan göçmenlerin sığınma talebini yasaklayan kararını reddetti. Yüksek mahkemede yapılan oylamada, 5’e 4 çoğunlukla, Trump’ın göçmenlere yönelik politikasına karşı karar alındı. Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği’nden (ACLU) Lee Gelernt, mahkemenin verdiği kararın, hayatları kurtaracağını ve savunmasız aileleri ve çocukları zulümden koruyacağını söyledi.

 

ABD Başkanı Trump, ABD vatandaşı olmayanların veya düzensiz göçmenlerin ülke topraklarında doğan çocuklarına ABD vatandaşlığı verilmesi uygulamasına son vermek istediğini söylemişti. ABD’li hukukçuların çoğu, Trump’ın bir anayasa maddesini başkanlık kararnamesiyle yürürlükten kaldıramayacağını savunmuştu. 14. maddeye bir ek yapılması ve yoruma açık noktaların netleştirilmesi için hem ABD Senatosunun hem de Temsilciler Meclisinin 3’te 2’sinin onayı gerekiyor. Yeni göçmen yasası için demokratik desteğe ihtiyaç duyduklarını belirten Trump, doğum yoluyla vatandaşlık hakkının iptali için çok yakında harekete geçeceklerini söylemişti. ABD’li yetkililer, Trump’ın imzaladığı beyannameyle ABD’nin güney sınırından kaçak girişlerin 90 gün süre ile askıya alınacağını belirtmişti.

 

TÜRKSAM Genel Sekreteri A. Gencehan Babiş, Trump’ın göçmen politikasının yankılarını ve güncel gelişmeleri TRT Radyo Haber’de yayınlanan Radyo Ajandası programında değerlendirdi.

 

“Göçmen Karşıtlığı Trump’ın Siyasetinin Önemli Bir Parçası”

 

Trump’ın siyasetinin önemli bir parçası göçmen karşıtlığı ve bu da seçim kampanyasında öne çıkan unsurlardan biriydi. Hatta dünya çapında en fazla tartışma yaratan konu da bu olmuştu. ABD’de şu anda ekonomi alarm vermeye başladı ve Trump da göçmen karşıtlığını bu yönüyle “Amerika Birleşik Devletleri, Amerikanlarındır ve Amerikanlara iş gerekiyor” diyerek kısıtlamalara gideceğini belirtiyor. Trump’ın bundan geri adım atacağına ilişkin herhangi bir emare yok ve bu duruşunu sürdürmesi muhtemel. Tam tersine önümüzdeki süreçte ABD’de yavaş yavaş başkanlık seçimleri ile ilgili parti içinde adaylık için kampanya dönemi de başlayacak ve Trump burada göçmen kozunu yine oynayacak.

 

“ABD’nin Sınırları Daha Kalın Hale Getirilmeye Çalışılıyor”

 

Bu yaşananları Trump’ın tipik göçmen politikasının bir yansıması olarak değerlendirebiliriz. Diğer yandan Trump’ın sistemle her alandaki çatışmasının bir tezahürü olarak da yaşananları yorumlamak gerekiyor. Bürokrasi noktası, son olarak da gördüğümüz üzere Suriye’de ABD askerlerinin çekilme kararının açıklamamasından sonra gelen istifalar bunu bir kez daha gün yüzüne çıkardı. Medya ile Trump’ın çekişmesini de sıkça görüyoruz. Donald Trump’ın Twitter’dan “fake news” olarak kodladığı haber organlarının sahte habercilik yaptığını ifade ediyor. Öte yandan yargıyla sorunlar yaşıyor. Yolsuzluk tartışmalarının ayyuka çıkmasından sonra Trump Vakfı’nın kapatılması gündemdeydi ve bu alanda da Trump’ın başı karışık durumda. Ayrıca insan hakları örgütleri de göçmen karşıtı durumuna yönelik karşı açıklamalar yapıyor ve bazı protestolar düzenliyorlar. Özellikle, mültecilerin çocuklarından ayrılması büyük tepki çeken uygulamalardan biri olmuştu. Aslında Trump, genel itibariyle baktığımızda ABD’nin bugüne kadar bayraktarlığını yaptığı küreselleşmeye de bu noktadan meydan okuyor diyebiliriz. ABD’nin dünya genelindeki hegemonyasının ve küresel hedefleri yerinde dururken Trump, ABD’nin sınır çizgilerini daha kalın bir hale getirmeye çalışıyor. Bu bağlamda da ABD’de Meksika Duvarı ve bunun nasıl finanse edileceği olarak karşımıza çıkıyor. Bu aynı zamanda Amerikan iç siyasetinde bir anlaşmazlık konusu…

 

“Amerikan Rüyasından Kabusa…”

 

ABD ile ilgili olarak bugüne kadar hem bir “Amerikan Rüyası” anlatılırdı. Bu “Amerikan rüyası” fırsat eşitliği temelinde oradaki kendilerine güzel hayatlar kuracak bir ortamı ve öte yandan da güzel hayatlar yaşamalarını öngörüyordu. Şu anda ise birçok kesimin aklında “Amerikan rüyası, kabusa mı dönüyor” diye bir soru işareti vardı. Bunu yasal ve hukuki alanda da yansımaları oluyor. Trump’ın yapmak istediği hukuki düzenlemelerde anayasaya aykırılık belirtiliyor. Anayasada ilgili değişiklikler için Trump’ın tek başına gücü yetmeyeceği göz önüne alındığında tek başına yürütebileceği bir süreç değil. Bu noktada kısa süre önce yapılan seçimlere de değinerek bir şeyi belirtmek gerekiyor. Trump’ın politikalarından hoşnut olmayan ABD’deki “ötekiler”in son ara seçimlerde bir atağını da gördük. Önümüzdeki günlerde Trump’ın bunu rahatça yapma gibi olasılığı gözükmese de inatçı tavrını bırakması da mümkün değil. Trump bunu zorlayacaktır.

 

“Yeni Bir Göçmen Beyannamesi Gündeme Gelebilir”

 

Trump yeni bir beyannamesini gündeme gelmesi muhtemel gözüküyor. Burada şimdiki tartışılan noktalarla karşılaştırıldığında bazı nüanslar içeren bir değişiklik olabilir. ABD içerisinde doğuma bağlı olarak vatandaşlık veriliyor. Bu konunun gözden geçirilmesi özellikle ileride tartışılacak hususlardan biri olacaktır. Meksika ile ABD arasına yapılması planlanan duvarla ilgili detaylar tartışmalara sebebiyet verecektir. Trump’ın tehdit algısını bir yandan Orta Amerika’ya doğru yoğunlaştığını görüyoruz. Sınıra silahlı kuvvetlerin gönderilmesiyle ilgili Trump’ın demeçlerini duyduk. Bütün bunları yan yana koyduğumuzda yeni bir düzenlemenin de zemini oluşuyor diyebiliriz.