ABD hükümetinde İran'a yaptırımlar konusundan sorumlu olan Hazine Bakanlığı Mali İstihbarat Müsteşarı Stuart Levey, İran’a yaptırımların sıklaştırılması konusunda Bakü ve Ankara’yı kapsayan bir ziyaret çıkmıştır. 18-19 Ekim tarihlerinde Azerbaycan’da bu konuda görüşmeler yapan Levey 20 Ekim’de Ankara’ya gelmiştir.

 

BM Güvenlik Konseyi’nin İran’a yaptırım kararını denetleyen ve sıkılaştırılması için çalışmalarda bulunan Levey Ankara’da Dışişleri Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığı ile beraber özel sektör temsilcileriyle bir araya gelecektir.

 

Levey'nin gelişi öncesinde yapılan açıklamada ABD'den farklı kurumlardan temsilcilerin yer alacağı bir heyete başkanlık edeceği belirtilmiştir. Ayrıca Müsteşar Levey'nin temaslarında, "BM Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) 1929 sayılı kararının uygulanmasında ve İran'ın Mali sistemi suistimaline karşı korunmada, ülkelerin birlikte çalışmak için izleyeceği yolları" görüşeceği kaydedilmiştir. Müsteşar Levey'nin aynı zamanda, Hazine Bakanlığı'nın, ABD tarafından alınan son önlemler ve tüm dünyada BMGK'nın 1929 sayılı kararının ve ABD Kongresi tarafından çıkarılan Kapsamlı İran Yaptırım Yükümlülük ve Tecrit Yasası'nın (CISADA) uygulanmasında yabancı hükümetler ve Mali kurumlarla süregelen diyaloğunu devam ettireceği de bildirilmiştir.

 

Stuart Levey, ziyareti öncesinde Wall Street Journal gazetesine yaptığı mülakatta, “Son BM yaptırımlarının uygulanması için gerekli adımlar konusunda ilerleme sağlamak ve başta özel sektör olmak üzere, İran’ın yasa dışı davranışlarının yarattığı tehditlere ilişkin bilgi paylaşmak istiyoruz” diye açıklamalarda bulunmuştur. Levey’in açıklamaları ile beraber yorumda bulunan WSJ gazetesi, İran’a yönelik, büyüyen uluslar arası yaptırım kampanyasında Türkiye’yi olası bir zayıf halka olarak” değerlendirmiştir. Özellikle Dış Ticaret’ten Sorumlu Devlet Bakanı Zafer Çağlayan’ın, bu konudaki açıklamaları yabancı basında ve başkentlerde dikkatle takip edilmektedir. Zira Çağlayan ikili amaçlar için kullanılan ürünler dışında İran ile ticareti kesmeyeceklerini ifade etmiştir. Oysa ABD’nin BM Güvenlik Konseyi’nin aldığı yaptırım kararının da ötesine giderek İran’ı adeta ekonomik olarak çökertmek istemektedir. Bunun için de Türkiye ve Azerbaycan ABD açısından kilit rol oynamaktadır.

 

Levey’in ziyareti öncesinde ABD’den bir başka açıklama daha gelmiştir. Amerikan-Türk Konseyi'nin (ATC) 29'uncu yıllık toplantısındaki konuşmasında ABD Dışişleri Bakanlığının Avrupa ve Avrasya İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Philip Gordon şunları söylemiştir: “Dürüst olalım, Türkiye ABD ile zıt amaçlar için çalışıyor algısının oluşması, birlikte çalışmamızı zorlaştırır. Türkiye'nin yönünü doğuya çevirdiği söylemleri doğru olsun ya da olmasın, bu düşünüldüğü sürece sorun yaşarız” demiştir.

 

Değerlendirme

 

Gerek son günlerde tartışmaya başladığımız ABD’nin NATO şemsiyesine soktuğu ve Türkiye’ye yerleştirmeye çalıştığı Füze Kalkanı projesi ve gerekse de yaptırım kararlarından da anlaşılmaktadır ki, ABD ve Batı, İran konusunda çok ciddidir. Özelikle bu ülkelerdeki İsrail lobisi İran konusunda büyük bir gayret içerisindedir ve Batılı ülkeleri de büyük oranda ikna etmiştir. Önümüzdeki günlerde İran konusunda Türkiye’den daha ciddi taleplerde bulunacaklardır. Bu İran ile ikili ilişkilerimizden ticarete kadar çeşitli alanlarda talepleri karşımızda bulacağız. Kanaatimizce ABD başta olmak üzere Batının İran konusundaki ciddiyeti Ankara’da tam olarak anlaşılmamaktadır. Bu konuda Ankara’nın artık ayaküstü açıklamalar ile bu sorunu geçiştiremeyeceği belli olmuştur. Türkiye’nin çok daha ciddi politikalar oluşturması gerekmektedir.

 

Levey’in Azerbaycan’daki istişarelerine de yakından baktığımızda görmekteyiz ki, ABD’nin taleplerindeki çıta giderek yükselmektedir. ABD İran’a yaptırımlar konusunu daha önceki yaptırımlardan farklı olarak çok ciddiye almaktadır. Burada kilit ülke olarak da Türkiye’yi görmektedir. Türkiye’den önümüzdeki günlerde çok daha ciddi taleplerde bulunulacağı anlaşılmaktadır. ABD’nin taleplerini yerine getirme konusunda da Türkiye’nin birçok haklı serzenişlerine rağmen ABD’nin ikna olmadığı ve taleplerini her geçen gün daha somut ortaya koyduğu da görülmektedir. Türkiye’nin bu konuda ABD’nin isteklerini yerine getirmesi çok da mümkün değildir. Zira bu İran’la her alandaki ticaretin bitirilmesi manasına gelir ki, bundan en çok Türk insanı ve özellikle de sınırda yaşana insanlarımız zarar görecektir. Türkiye’nin vakit geçirmeden formüller üretmesi gerekmektedir.