ÖZET

 

Aile kurumu insanlık tarihinin en eski yapı taşıdır. Aile yapısının sosyal ve beşeri değerlerindeki değişimlere rağmen temel özellikleri aynıdır. Ailenin kurulması, kurulan yapının sağlıklı devam etmesi, kurum işindeki huzur, barış, sevgi ve saygı kavramları halktan halka değişmektedir. Altay aile yapısı da bu açıdan çok zengin kaynaklara sahiptir. Aile kurumunun yapısını oluşturan evlenme biçimleri, evlilik yaşı, evlenme aşamaları, aile kurumu, ailede çocuk kavramı,  aile kurumunun devamlılığı, sosyal, kültürel ve dini açıdan araştırılmalıdır. Altayları değer Türk halklarından ilginç kılan en önemli özelliği, aynı topraklarda Hristiyan, Buda ve Şamanizm inançlarının bir arada yaşatılmasıdır. Bu inanışların doğal olarak Altay aile yapısına da etkisi büyük olmuştur. Bildirimde Altay halkının evlilik töreniyle başlayan yeni bir ailenin doğuşunu, geleneksel aile yapısını ve aile içinde çocuk yetiştirmedeki gelenek ve örf adetlerin önemini belirtmeyi hedefliyorum.

Anahtar Kelimeler: Evlilik, aile kurumu, çocuk, çocuk yetiştirme, gelenek ve adetler.

  

ABSTRACT

 

Family institution is the oldest building stone of human history. Despite the changes in the social and human values ​​of the family structure, their basic characteristics are the same. The establishment of the family, the healthy continuation of the establishment, the peace, peace, love and respect concepts of the institution are changing from people to people. Altai family structure has very rich resources in this respect. The forms of marriage that constitute the structure of the family institution should be investigated in terms of marriage age, stages of marriage, family institution, concept of child in family, continuity of family establishment, social, cultural and religious aspects. Altayları value is the most important feature of Turkish peoples, which is interesting. It is the living of the beliefs of Christian, Buddha and Shamanism in the same soil. Naturally, these beliefs were also influential on the Altay family structure. I would like to emphasize the traditional family structure of the Altay people, especially the traditions and customs within the family in the family.

Keywords: Marriage, family establishment, children, child raising, traditions and customs.

 

Altay Türklerini diğer milletlerden ayıran en önemi özellik toplumu oluşturan aile kurumunun çok sağlam ve sağlıklı temeller üzerine oturtulmuş olmasıdır. Gerçekten de bu sağlıklı yapı güçlü bir toplum yapısını oluşturmuştur. Bu yapının temelinin de sağlam ve sağlıklı oluşu zengin bir halk geleneğine sahip olma, dini inanç, aile kurumunda kadına verilen kıymet, ailede karşılıklı sadakat, yardımlaşma, birlikte yaşam ve zamanın çoğunu beraber geçirmekten kaynaklanmaktadır.

 

Altay Türklerinde dört çeşit evlilik türü vardır; dünür gelme (kuda tüşüü), kızın isteği olmadan evlendirme (tutup apargan), kız kaçırma (kaçıp aparganı) ve yetişkin olmayan yaştaki evlilik (balanı toylaganı). Bunların her biri ayrı ayrı gelenek ve göreneklere sahiptir. Ortak noktası ise hepsinde dünür gitme geleneğidir. Ailede evlenen birey bir sonraki kardeşinin evlenmesiyle ancak baba evinden ayrılıp kendi evini kura bilir. Erkek kardeşlerin en küçükleri baba evinde oturur ve baba evini koruma ve bir sonraki nesle aktarma sorumluluğunu taşır. Evlilik ve nikah  Altaylarda kesin olması gerekken şartlardandır. Evlilik yaşı geçmiş, evlenmeden baba evinde yaşayan kız (evde kalmış kız)  ve ya erkek aile ve toplum içinde itibar ve saygı görmemiştir.

 

Yeni Ailenin Doğuşu

 

Düğün insan hayatındaki en büyük kutlamadır. Nikahın kıyılmasıyla aile kurumuna geçiş ve kendi ailesini kurma sorumluluklarının başlangıcı doğar.  Bu ailenin kurulmasından önce büyük kutlama ile devam eden toy, düğün düzenlenir. Altay düğünü dört aşamadan oluşur; dünür gitme, düğün hazırlıkları, düğün ve düğün sonrası. Her aşama ayrı ayrı gelenek ve adetlerle devam eder.

 

Dünür Gitme

 

Dünür gitme geleneği dünür olmadan önce hazırlık görüşmeleriyle başlar ve taraftarlar anlaştıktan sonra kız istemeye gidilir. İki tarafın da gelişmeye olumlu karar vermeleriyle akraba olma yolunda ziyaretler başlar. Hem kız hem de erkek tarafın aileleri birbirlerini iyice tanımaya çabalarlar. Altaylarda çoğu zaman çocuklar daha küçükken dünür olma niyetinde işlemler başlar. Kız 10-12 yaşına geldiğinde, erkek tarafı hediye ile ziyarete gelir. Bu ziyaret anlaşmayı hatırlatma amaçlı yapılır. Ziyaretler kız yetişkin yaşa gelene kadar her sene tekrarlanır. Ziyaret sırasında erkek tarafı kız için tilki, samur kürkleri,  ileride başlık yapıp giydirmek için kürk getirirler. Elbise ve kaftan diktirmek için de ipek, kadife kumaşlar ve çarşaf, havlu getirmişler.

 

Kızı verme zamanı geldiğinde (döp detse) erkek tarafı dünür gelir ve kutlama ile kız istenir. Kız isteme adeti  damadın  perde arkasında (köcögö) oturan kızın yanına getirilerek kızı göstermesiyle biter. Ardından köy ya da mahallede geleneksel kutlama başlar. O gün erkek tarafı gelin getirme "kız ekelgeni" kutlaması düzenler. Dünür taraftarlar o gün düğün gününü belirtirler. Akabinde iki taraf da düğün hazırlıklarına başlar.

 

Düğün Öncesi Hazırlıklar

 

Bu dönemde düğün öncesi gelenekler  gerçekleştirilir. Altaylılar genelde düğünlerini son bahar mevsiminde yaparlar. Nikah sonrasında oluşacak akrabalık (dünürlük) için önceden görüşmeler, ziyaretler, yemekler düzenlenir. Damat ailesi kız ailesine defalarca kumaş, deri, kürk ve yün hediye götürürler. Önceden anlaştıkları kadar malı da azar azar getirmeye devam ederler. Kız tarafı evlenirken verecekleri çeyiz (dööcö, sep) için kız daha beş yaşındayken hazırlanmaya başlarlar. Çeyizler deri torbalarda (kaptar) ve tahta sandıklarda (kayıpçaktar) saklanır. Düğün günü ise dööcö damadın evine götürülür. 

 

Erkek tarafı düğünden önce yeni evlenecekler için ev inşa ederler.  Bir gün belirlenir ve ev yapımında yardımcı olmaları için akraba, dost ve komşular davet edilir. O gün hep birlikte evin inşatını tamamlamaya çalışırlar. Buna Altaylılar "ayıl tuduştın köçözü" ya da "aylançıktın çayı" derler.

 

Düğünün en önemli geleneği gelinin oturduğu odanın bir köşesine daha önceden özenle el işleri ile yapılmış bir  beyaz perdenin "köcögö" çekilmesidir. Bu perdenin eni 1.5, uzunu 5.3 metre büyüklüğünde olup kenarları ipek fırfırlar ve boncuklarla işlenir. Köcögö o gün sabah dağının doğu tarafında yetişen huş ağcının kalın dallarından kesilen iki budağa takılır. Bu adet Altaylıların dini inançlarında uğurlu sayılır. Şaman geleneklerine göre doğa, dağlar, ağaçlar, su ve taşlar kutsal sayılır ve hayatın her aşamasında yer alır. Düğün öncesi birde niyet edilerek adak da kesilir.

 

Geleneksel Düğün Oyunları

 

Eğer kaçırdığı kızı erkek kendi akrabalarının evine götürürse, oraya damadın ve kızın ebeveynleri de davet edilir ve barışma görüşmeleri yapılır. Daha sonra damadın kendi evine uğurlanır. Fakat o evden çıkmadan önce akrabalarının evinde tahta tabakta " tepşi blaacarı" sunulan eti yiyip bitirdikten sonra ancak çıkabilirler.  Akrabaları müstakbel dünürleri ağırladıktan sonra düğün evine yolarlar.

 

Kızın akrabaları damat tarafından kızları için belli bir ölçüde hak talep ederler. Kızı damadın  köyüne  getirmeden önce bazı geleneksel oyunları oynarlar. Onlardan biri "dööcö sadarı" oyunudur. Kızın çeyizinden bazı parçaları överek damat tarafına pazarlayarak satma oyunudur. Bu oyunda gelin adayının erkek yeğenleri kadın kıyafeti giyerek "Kime kız lazımsa satın alacak" diyerek satış yaparlar. Kızın çeyizini getirirken de ayrı bir oyun sergilerler. Çeyizi eve getirmeden çeşitli ikramlarda bulunarak, sözlü atışma oyunları da oynarlar. Çeyizi satın alma, ikramla memnuniyet belirtme adetleri gerçekleştikten sonra iki tarafın kadın akrabaları düğün evini çeyizle süslerler. Daha sonra damat tarafı gelini getirmeye yola çıkar. Giderken ellerine ardıç budakları "arçina", ikramlar, çeyizden bayram kıyafetleri alıp götürürler. Önde gelin için hazırlanan "köcögö", sol tarafta damadın,  sağ tarafta ise gelinin akrabaları yürürler. Gelin adayının oturduğu eve geldiklerinde şarkı söylemeye başlarlar. Damadın büyük yengesi yeni evlenecekler için ocakta ateş tutuşturma adetini gerçekleştirir. Gelini başlık parası karşılığında aldıktan sonra süsleyip köcögö ile örtüp yeni evine getirirler. Uzun kollu elbisesinin kolu ile yüzünü kapattırırlar.  Bundan sonraki gelenekler ise nikah merasimi ile ilgili devam eder. Geline evden çıkarken kayınvalidesi süt ikram eder ve iyi dileklerde bulunur.

 

Damadın evine geldiklerinde ise eve girmeden gelini iki kere evi dolaştırırlar daha sonra evin baş  köşesine doğu yönüne doğru oturturlar. Bu arada gelinin yüzü hiç gösterilmez. Daha sonra gelinin saçı  ikiye ayrılarak örülür (çaç öreri). İki saç evli kadın anlamına gelir. Saçın tam ortadan ikiye ayrılması ailedeki kadının  haklarını, yerini anlatır ve kadın, erkek eşitliliğini simgeler. Saçın sağ kısmını kız, sol kısmını ise erkek tarafı örer.

 

Ayrıca bu gelenek kızın artık yer değiştirerek, damat tarafına geçtiğini da anlatır. Örülen saçın üzerine yüksek, şık ve süslü başlık giydirirler. Altay'da yüksek başlığı "kuraan börük"ü evli kadınlar giyerler. Bu geleneği çok çocuklu, mutlu evliliği olan kadınlar gerçekleştirir. Köcögönün ardından gelini evli kadın kıyafeti "çegedek" giydirirler. Geleneği  kadınlar şarkı söyleyerek yaparlar. Daha sonra müstakbel eşlere süt ikram edilir ve iyi dilekler söylenir. Böylece gençler bu adet gerçekleştirildikten sonra karı koca sayılır ve yeni bir aile doğar.

 

Geleneksel Altay Ailesi

 

Geleneksel Altay ailesi genelde baba (ada), anne (ene), çocuklar (baldar), oğlanlar (uul), kızlardan (kıs) oluşur. Bazen ailenin içine babanın ve annenin kız ve erkek kardeşleri, onların çocukları da girebilir. Çok nadir de olsa bazen sülaleden olmayan başkaları da  aileden sayılabilir. Bu durum genelde kimsesiz yetim olursa geçerlidir.

 

Geleneksel Altay aileleri çocuklarını yetiştirirken ilk önce manevi değerlere önem verirler. Altay ailesindeki tüm çocuklar evlenene kadar anne ve babasının egemenliği altında kalırlar. Evlendikten sonra kendi evlerinde, kendi maddi idaresiyle anne ve babasından ayrı yaşamaya başlarlar. Fakat çocuklar hayatlarındaki her önemli aşamalarında ebeveynleriyle danışarak karar alırlar. Çocukları manevi yönden eksiksiz yetiştirmek Altay ailesinin en önemli sorumluluklarından olup, önce kendilerine daha sonra başkalarına saygı ve hürmet göstermelidirler. İyi niyetli olmak en büyük vazifeleridir. Altaylıların manevi yaşamlarının derinliklerinde  hem kendilerine hem başkalarına karşı  “iyi olmak” yatmaktadır. Altay ailesinin manevi yaşam şartlarını incelediğimizde en derinliklerde; dürüstlük, yetişkin yaşlarındaysa bedensel temizlik, bekâretin korunması "çek" ya da "çek bolgon" toplum ve soy içinde sorumluluktur (Diyakonova. 2001; 17). Büyüklere saygı, ihtiyacı olanlara sorgusuz yardım,  hastalık durumlarda daha duyarlı davranmak, utanmak  ve vicdan  gibi davranışlar önemlidir. Tüm bu davranışlar aile içinde alışkanlık hal alır ve tavsiye, öğüt olarak çocuklara öğretilir.

          

Altayların Aile İçinde Çocuk Yetiştirme Gelenekleri

 

Altaylıların çocuk yetiştirme geleneklerine baktığımızda çocuklar halkın geleneksel değerlerinde; kız ve erkek olmaksızın önem kazanmışlardır. Halkına, ailesine, anne babasına ve baba ocağına değer katmışlardır. Altay halkını oluşturan Teleütler, Kumandinler, Tubalar aileleri  hayvancılık ve avcılıkla uğraşmışlar.  Kuzey ve merkez Altaylılar  “ayılda” köylerde (çadır köylerde) yaşamışlar. Köy ve çadır hayatı  ailelerin genel alışkanlıklarına yansımıştır. Onların yaşadıkları çadırların tam ortasında ocak kurulmuş ve neredeyse her zaman ateş sönmemiştir. Ateşin devamlılığı ailelerin de devamlılığıyla bağdaştırılmıştır.

 

Verbiskiye göre; Altay halkını oluşturan diğer halklarla Altaylıları kıyaslayınca geleneksel çadırların keçe ile örtülmüş olanının daha kullanışlı olmasıdır. Bu geleneksel çadırlarda yaşayan Altay ailelerinin  yaşam şartları, milli diğerleri ve terbiye sınırlarının oluşması da bu duruma uygun şekilde kalıplandırılmıştır. Tüm terbiye ve yetiştirme şekilleri, ailenin mutluluğu, sağlamlığı, geleneklerine bağlılıkları ve genel halkın kültürü ile uyum sağlamıştır. 

 

XIX asrın sonlarında Altaylıların evlilik ve aile ilişkilerinin özelliklerini araştıran bilim adamı Svetsov. S. P. soy temellerinin  toplum kuruluşu ve toprak dağılımı "tüm bireylerin birliği akraba ilişkileri ile bağlantılı olduğunu belirtir. Altay aile kurumunun temelini erkek egemenliğinin oluşturduğunu ve erkeğin aile reisi olduğunu belirtmektedir. Kadınların ise onlara bağlı olduğu söylenir. Ailenin koruyucusu ise her zaman kadın sayılmış. Annelik Altaylılarda her zaman Yer anne, Umay anne ile kıyaslanır. Ailenin büyüklerine ebeveynlere, abi, ablalara ve diğer büyüklere  saygı en önemli unsurdur. Kendi soyunun  dokuz neslini bilmek, akraba ve sülalesinin geçmişini ve tarihini öğrenmek Altaylıların zorunluluğudur. Bütün bunlar sülale ağcının kökünü oluşturmuş ve çocuğun evine, ebeveynlerine, ailesine, soyuna ve sülalesine olan sorumluluğunu ve saygısını arttırmıştır.

 

Çocuk ailenin en önemli parçasıdır, ailede, soyda her zaman en istenen konumdadır. Çocuğun doğumu başı başına adet ve törelerle dolu kutsal ve minnettarlık olay olarak algılanır. Erkek çocuğunun doğumu soyun devamının sağlandığını belirtir ve aile geleneğinin devamı olarak kutlama ve bayram havasında karşılanır. Erkek çocuklarını adlandırırken; Temir (Demir) güçlü,  Bolot (Çelik) esnek, sıkı, Batır (Kahraman) sıfatlarına benzeterek koymuşlar. Bunların dışında örnek insanların sıfatlarıyla da adlandırmışlar; Sanaa- akıl, Sümelü- haraketli,   Bululday- hızlı, Epçil- zeki,  Balban- pehlivan,  Daltanbas- cesur, İydelü- dayanıklı,  Darlu- ünlü,  Ulucay-ulu. Altay isimlerinde manevi değerleri yansıtan isimler de sıkçadır.

 

Cömertlik, dost canlılık;  Nökör, Nadılık, Deptu.

Mütevazı ve tatlılık, sakinlik; Ayas

Duyarlılık; Dalakay.

Dürüstlük ve adaletli olmak; Dalakay

Adil ve doğruluk; Ak Sanaa, Çındık

Cömertlik ve eli açıklık;  Dımcay, Arbın

İnsan sever ve insanlık; Dalakay, Nökör 

Temiz ve titiz;  Arunat, Çekçil.

Saygı ve hürmet; Kuduley, Bıyandı.

Bilge ve alim; Tücümet, Sagış.

Halkı'na ve vatanına laik olmak; Altay, Erdine, Barkı.

Böylece kişi isimleri ruh ve bedenle bütünleşmiş.

 

Bayan isimleri ise kişiliğin manevi zenginliğini, zekasını ve güzelliğini yansıtmış. Mükemmel kadın tanımı; doğa, kutsallık, bitki, güzel hayvanlar, kuşlar, asıl taşlar ile anlatılmış. Halkın milli değerleri isimlere de yansıtılmıştır. Bu nedenle de kız çocuklarına isim verirken bunlara önem vermişlerdir.

 

Gök cisimleri; Tıldıs- yıldız, Altınay- altın ay.

Hayvan ve kuşlar; Toopçık- bülbül, Karlıgaş-kırlangıç.

Bitkiler; Kızılgat- kırmızı böğürtlen, Kuzuk- ceviz,

Değerli taşlar; Altın- altın, Mınun- gümüş.

Değerli eşyalar; Torko- ipek, Çaçak -fırça, Kumuş- kadife.

 Bu isimleri kız çocuklarına vererek isimleriyle bütünleşmelerini sağlamaya çalışmışlar.

 

Altay aileleri çocuklarını küçük yaşlarından itibaren büyükleri dinlemeyi ve saygı göstermelerini öğretirler. Kendilerinden büyüklerin isimlerini söylemezler, “siz” ya da akraba derecelerine göre adlandırma,  geleneklerinin en önemli parçalarıdır.

 

Araştırmacı İ. Verbistskiy Altay halkı hakkında "Altaylılar büyüklere saygı ve hürmet gösteren halktır. Çocuklar büyüklerin ismini söylemezler. Bunun nedeni ise büyükler saygın yerlerdedir" demektedir( Belovolova. 2001; 351)

 

E. M. Toşokov ise "çok küçük yaştaki çocukların bile büyüklerle ilgili gelenekleri yerine getirdiklerini,  isimlerini telaffuz etmedikleri, büyüklere seslenirken erkeklere "akam", bayanlara "ejem" dedikleri belirtilir. Çadırlarda konuklar varken küçüklerin kenarlarda sessiz oturmaları, büyüklerin konuşmalarının bölünmemeleri gerektiğinin bilincinde olmaları alışkanlıklarındandır demektedir (Sanabasova. 1993;130).

 

Anne tarafından akrabalıklar; taay eje- teyze, taay- dayı, taydak- dede, aana ya da naana anneannedir. Baba tarafından akrabalıklar "aan" olarak genel adlandırılır. Eje-abla, aba, aka- abi, aka, aakı amca, eje- haladır.(Şatunova.1981;15.)

 

Geleneksel Altay ailesinin çocuk yetiştirme adetlerinde aile, soy, sülale ve halkın birimliği temel unsurlardandır. Diğer bir önemli yetiştirme akışkanlıkları ise çocukları ciddi ve dayanıklı olarak yetiştirmeleridir. Ciddiyet Altay ailesindeki kız ve kadınlar için onur sayılmaktadır. Yakınlarına ve akrabalarına karşı cömert ve hoşgörülü davranmak  da önemli niteliklerden sayılmıştır. 

 

Yasakların arasında doğaya ve canlılara zarar vermek de yer almaktadır. Tabiat konusu Altaylıların inanç konusuyla bağlantılıdır. Soyok gibi Altay boylarına göre insanlar doğadan; dağdan, bitkilerden ve hayvanlardan geldiği düşünülür. Kutsal yerler olarak Altaylılar dağı "tös tayga" ya da " baylu tayga", hayvan ya da kuşlar olarak "baylu an", "baylu kuş", ağaç olarak ise "baylu agaşı" sayarlar (Ekeeva.2002;16).

 

Altay halkı kendi yaratılış hikayelerini bazı mitolojilerle bağdaştırırlar. Örneğin; Nayman soyu kartal ve köpekten yaratıldığını öne sürerler. Diğer bir Türk halklarının ortak mitolojisi de kurttur. Türk- Moğol halklarının bir diğer ortak mitolojisi de kuğularla ilgili akrabalıktır. Altaylarda kutsal sayılan hayvanlar; köpek, ayı, at, kartal, baykuştur. Kartalın küçük çocukların ruhunu yansıttığı da ortak inançlardandır.(Potapov.1956;18).

 

Altaylılar çocuklarına 5-6 yaşlarından itibaren at binmeyi, hayvan beslemeyi, ocakta ateş yakmayı ve kendinden küçük kardeşine bakmayı öğretirler. Böylece çocuklar hayat zorluklarıyla o yaşlarda karşı karşıya kalarak tecrübe edinirler. Daha sonraki yaşlarda baba oğluna, anne de kızına kendi yaptıklarını öğretir. Babalar oğullarıyla at üstünde avcılık ve diğer erkek işlerini birlikte yaparlar.

 

Altay çocukları kendi ve yakın halkların tarihlerini iyi bilmelidirler. Yedi sülalesinin ismini ve geçmişlerini bilmekle yükümlüdürler. Bu konulardaki onların geniş bilgileri köklerine sahip çıkmalarına ve sosyal yapılarını güçlendirmede önemli temel oluşturmuştur. Aile içinde verilen bu bilgiler ve tecrübeler Altay gençlerinin kendi tarihlerini ve milli değerlerini oluşturma ve aktarma  konusunda  büyük katkı sağlamıştır. Tüm Altaylı gençler sosyal ve tarihi tecrübeleri ailede kazanmış oluyorlar. Toplum içindeki davranış biçimlerinin kökenlerini de aile içinde öğrenirler.

 

Her şeyin temel bilgilerini aileden alan Altay kuşağı; kişiliklerinin gelişmesinden, görüşlerine ve manevi değerlerine kadar uzun bir yol kat ederek hayat tecrübesi kazanmış oluyorlar. Altay halkının yetiştirme sınırlarındaki başarıları değer halklarla olan ilişkilerine de yansımıştır ve örnek olmalarını sağlamıştır.

 

KAYNAKLAR

1. Belovolova, S.P., (2001),  Etnopedogogiçeskaya  Kultura  Altaysev. Novosibirsk, S. 462.

2. Diyakonova V. N.,(2001),  Altaytsı. Gorno Altaysk. Uç Sumer. Beluha, S. 223

3. Ekeeva, E. V.,(2002),  Altayskaya Etnografiya: Vaprosı Sostava, Tipologii, Etimologiyii, Stratigrafii / Drevnosti Altaya. Gorno Altaysk, S. 136.

4. Potapov, L.P., (1956),  Altaytsı / Narodı Sibirii. Nauka, S. 376.

5. Sanabasova, R. K.,(1993), Narodnaya Pedagogika Altaytsev. Gorno Altaysk, S. 217.

6. Şatunova, N. İ.,(1981), Semya U Altaysetsev. Gorno Altaysk, S. 182.