Almanya’da 8’i Türk 10 kişinin ölümünden sorumlu tutulan Neo-Nazi terör örgütü NSU üyesi 43 yaşındaki Beate Zschäpe’ye ömür boyu hapis cezası verildi. “Nazi Gelini” olarak nitelendirilen ve davanın baş sanığı olan Beate Zschäpe NSU davasında 10 ölümden de sorumlu tutularak müebbet hapis cezasına çarptırıldı. örgüte yardım ve yataklık eden Ralf Wohlleben’e 10, Andre Emminger’e 2,5 ve Holger G.’ye 3 yıl hapis cezası verdi. Almanya Federal Yargıtay Başsavcısı Peter Frank, Münih Yüksek Eyalet Mahkemesinde görülen Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) terör örgütü davasının sona ermesine ilişkin, “Yüksek Eyalet Mahkemesinin kararı bizim için son değil” dedi. Peter Frank Frankfurter Allgemeine gazetesine yaptığı açıklamada, hala cevapsız kalan, örneğin yardım ve yataklık yapan daha başka kimlerin olduğu, sanıkların silahlarla neyi amaçladıkları gibi sorular olduğuna dikkati çekerek, “Bu nedenle tüm yeni izleri ve ipuçlarını takip edeceğiz. Burada gerçekçi olup yanlış sözler verilmemeli.” ifadesini kullandı.

 

Verilen cezaları az bulan ve bu önemli davanın yetkililerce örtbas edilmek istendiğine inanan Berlinliler tepkilerini Platz der Luftbrücke Meydanı’nda düzenledikleri bir mitingle gösterdi. “Bu Dava Burada Bitmez” başlığı altında düzenlenen mitingde yapılan konuşmalarda, dava süreci ve zanlılara verilen cezaların yetersizliği protesto edildi. “NSU Monologları” adı altında kurbanların hikayeleri mizansen şeklinde anlatıldı. Protesto eylemine katılanlar, ellerinde NSU terör örgütü tarafından öldürülenlerin fotoğraflarını taşıdı.

 

Almanya’daki NSU davasını, bu süreçte yaşanan gelişmeleri, sonuçlarını ve etkilerini Doç. Dr. O. Can Ünver, TÜRKSAM için değerlendirdi.

 

“5 Yıl Süren Zahmetli, Gösterişli Bir Dava”

 

Öncelikle bu dava 5 yıl süren, gösterişli, zahmetli bir davadır. 4 Kasım 2011 tarihinde, NSU örgütü üyesi Beate Zschäpe isimli Alman vatandaşı kadın yaşadığı evi havaya uçurdu ve polisten kaçmaya başladı; fakat 4 gün sonra polise teslim oldu. Böylece 2000 – 2006 yılları arasında 8’i Türk 10 kişiyi öldürmek, en az iki bombalama, onlarca banka soygunu gibi suçlarıyla aranan insanlar açığa çıkmış oldu ve davanın baş sanığı Beate Zschäpe ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.  Aşırı sağcı olan bu terör örgütünün Almanya’da varlığının olabilceğine dair kimsenin inancı yoktu. NSU davası bütün gösterişine rağmen siyasileşmedi, Alman basını da siyasileşmesine izin vermedi. Bu sebepten dolayı, belirli suçlular yargılansa da olayın arka planı tam olarak aydınlatılamadı, birtakım tereddütler ve iddaalar havada kaldı.

 

“Davanın Sonucu Tatmin Edici Olmaktan Çok Uzak”

 

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın yaptığı açıklamalarda Almanya’daki NSU davasında alınan kararın tatmin edici olmaktan uzak olduğunu söyledi. Bundan sonra böyle olayların yaşanmasının engellenmesi ancak ciddi bir mücadeleyle mümkün olabilir. Bu mücadelede NSU’nun destekçileri kimler ve devlet içerisindeki yapılanmanın arkasında kimler var gibi soruların cevabının ortaya çıkması gerekir. Bu konuda henüz açığa çıkan bir bilgi yok. Hatta Alman gizli servisleri mahkemeye önerdikleri bir grup tanık ile davanın gidişatını etkilemek istemişlerdir ve işin ilginç tarafı gönderdikleri tanıkların hemen hepsi Neo-Nazi’dir. Bütün bunların yanında Alman istihbaratına çalışan Andreas Temme isimli şahsın bütün bu olaylarla yakından ilgisi olmasına rağmen, kendisiyle ilgili hiçbir soruşturma bulunmamaktadır. Alınan bu kararı “ dostlar alışverişte görsün” diye alınan bir karar olarak nitelendiriyorum ben. Yani yeterli değil, aşırı sağ şiddetle mücadele için hiçbir şekilde yeterli değil.

 

“Bir Takım Bahaneler Uydurularak Türk Düşmanlığı Körükleniyor”

 

Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasal görevlerinden biri yurtdışında yaşayan Türk vatandaşlarını ve haklarını korumaktır. Türk – Alman ilişkileri NSU davasından önce de gergindi ve üzülerek söylüyorum ki, bunun üst basamağında ne yazık ki NSU davası yoktu. Türkiye’de devlet kurumları olarak gereken ilgi gösterildi fakat kamuoyunda NSU davasına yönelik büyük bir duyarlılık oluşmadı. “Almanya’daki Türkler öldürülüyor, ne yapalım öldü” şeklinde davranıldı. Türkiye – Alman ilişkilerinin şu anda gergin olmasının pek çok sebebi var ama temelinde yatan sebep Almanya’da yaşayan Türk vatandaşlarıdır. Bu durum Türkiye’de tam olarak teşhis edilememiştir. Türk ve İslam fobisi Avrupa’da iyice yükseldi ve Türklerin en çok bulunduğu bölgelerden biri olan Almanya’da da bu duruma sıklıkla rastlanmaya başlandı. Almanya’da her haftasonu mutlaka “Camiye molotof kokteyli atıldı, saldırıda bulunuldu” gibi haberlerle karşılaşılıyor. Bu yaşananlar Almanya’nın çok büyük bir sorunu. Aynı zamanda Türk düşmanlığına da dönüşmüş vaziyette. Bir takım bahaneler uydurularak Türk düşmanlığı körükleniyor. Türkiye – Almanya ilişkilerinin yakın zamanda bu gerginlikten uzaklaşacağına inanmıyorum.

 

“İlişkilerin Gerilmesinin Sebeplerinden Birisi Sözde Ermeni Soykırımı ile İlgili İddaaların Alman Meclisi’nde Kabul Edilmesi”

 

Son 2 seneden fazladır yaşanan çok çeşitli olaylardan ilişkilerin iyice gerilmesine yol açan sebeplerden biri de sözde Ermeni soykırımı ile ilgili iddaaların Alman Meclisi’nde kabul edilmesidir. Türkiye’nin Almanya’dan beklemediği bu tutum karşısında, Türk vatandaşlarda Alman devletine karşı bir güvensizlik oluşmuştur. Özellikle şu dönemde kendilerini pek mutlu hissetmiyorlar. Edindiğim bilgilere göre, Almanya’dan kendi ülkesine dönmek isteyen pek çok Türk vatandaşı bulunmaktadır. Ancak bu cinayetlerin arka planında bir yılgınlık yaratmak, türklerin kendi vatanlarına dönmesini sağlamak gibi bir amaç mı var, insan bunları sormaktan kendisini alamıyor. Ama bunlar hem zaman içerisinde hem de bilimse araştırmalar ile ortaya çıkacak.