Almanya’da 27 Eylül 2009 tarihinde yapılan seçimleri beklenildiği gibi Angela Merkel’in liderliğindeki Hıristiyan Birlik Partileri (CDU/CSU) önde götürmektedir. Sandık başı seçim anketleri (exit pool) sonucuna göre; Hristiyan Demokrat Birlik Partisi yüzde 33.8, Sosyal Demokrat Parti yüzde 23.5, Hür Demokrat Parti yüzde 14.7, Sol Parti yüzde 12.5, Yeşiller Partisi yüzde 10.5 diğer partiler de yüzde 6 oranında oy alması beklenmektedir. Bu rakamlara göre, Hristiyan Birlik Partileri 186, Sosyal Demokrat Parti 143, Hür Demokrat Parti 95, Sol Parti 80, Yeşiller Partisi 67 sandalyeye sahip olacaktır.

 

Almanya’nın bu seçimleri sonuçları itibarı ile birçok ilkin yaşandığı seçimler olmuştur. Sandıklardan elde edilen tahminlere göre yüzde 14,7 oy toplayan Hür Demokratlar, seçimlerde en iyi çıkışı yapan parti oldu. Eşbaşkanlığını Cem Özdemir'in yaptığı Yeşiller Partisi, Federal Almanya Cumhuriyeti'nin kuruluşundan bu yana ilk yüzde 10'un üzerinde oy aldı. Sosyal Demokrat Parti, seçimlerde tam bir hezimet yaşayarak tarihinin en kötü sonucunu aldı. Oy kaybeden Hristiyan Demokrat – Hristiyan Sosyal Birlik partilerinin toplam yüzde 33,4 oy oranıyla 1949 yılından bu yana en kötü sonucu almalarına rağmen seçimlerin şimdilik galibi olarak gözüktü. Ancak bu galibiyetin muhafazakar/liberal koalisyonunu iktidarda ne kadar tutacağı bilinmemektedir. Zira, bu seçimler kazanmış gibi gözükse de aslında Federal Almanya'nın kurulmasından bu yana en kötü seçim sonuçlarından birini alan Merkel için sonun başlangıcı olabilir. Bu çerçeveden bakıldığında iki en fazla üç yıl sonra Almanya’da koalisyon dağılabilir.

 

Almanya’da bu seçimlere damgasını vuran en önemli konu terör tehdidi oldu. Seçim merkezleri etrafında ve büyük kentlerde seçimler esnasında güvenlik önlemleri yüksek seviyeye çıkarıldı. Almanya Federal Meclis'in (Bundestag) 598 üyesini belirlemek amacıyla sandık başına gitti. Seçimde 62 milyon 200 bin kayıtlı seçmen oy kullandı. Meclise girebilmek için 28 partiden toplam 3 bin 500 aday yarıştı. Seçim yarışına 32 Türk kökenli aday da girdi ancak Türk adayların birçoğu listelerde arka sıralarda yer aldı. Yine de üç Türk milletvekilinin meclise girmesi beklenmektedir. Almanya'da 3 milyon Türk yaşamasına rağmen vatandaşlık sorunu sebebiyle sadece yaklaşık 700 bini seçmen bulunmaktadır. Almanya’da seçmenlerin yaklaşık 5,6 milyonu göçmen kökenlidir.

 

Almanya’da bundan önceki seçimlerden farklı olarak, bu seçimler Türkiye-AB ilişkileri konusu iç politika tartışma malzemesi yapılmadı. Ama bu seçim Türkler için kötü bir sınav oldu. Zira önceki mecliste 5 Türk milletvekili temsil edilirken ilk sonuçlara göre bu seçimlerde Türkler sadece üç milletvekili ile temsil edilecektir. Avrupa’da Türklerin en kalabalık yaşadığı Almanya’da Türk vatandaşlığını bırakmadıkları için Alman vatandaşlığına geçemeyen Türkler siyasal yaşamın da bir parçası olamamaktadır. Almanya’da üç milyondan fazla Türk nüfusun sadece 700 bin Türk kökenli Alman vatandaşı oy kullanma hakkına sahip olmuştur. Ancak 700 bin Türk kökenli Alman vatandaşından ne kadarı oy kullanmıştır? Bunu şimdilik bilemiyoruz. Ancak bildiğimiz şu var ki, Yeşiller Partisi eş başkanı Cem Özdemir ile Federal Meclis'te iki dönem üst üste görev yapan Sosyal Demokrat Parti'nin Türk kökenli milletvekili Lale Akgün de Federal Meclis'e giremedi. Türkler Federal Meclis'te milletvekili sayısını artıracağı yerde azaltmış oldu.

 

Türkiye’nin aslında son yıllarda Bulgaristan’daki seçimlerde başarı ile sürdürdüğü seçim çalışmalarına destek çabalarının ve tecrübesinin Almanya gibi Türklerin yaşadığı diğer ülkelerde devreye sokulmadığı görülmektedir. Bu konuda birkaç özel teşebbüs dışında devlet eliyle ve/veya yönlendirmesiyle pek bir çalışma yapılmadı. Bir tek Başkanlığını Ertan Özyiğit’in yaptığı Uluslararası Stratejik İletişim Ajansı – USIA tarafından ATV Avrupa kanalı üzerinden Avrupa’daki Türkleri oy vermeye çağıran bir girişim yapıldı. Bunların dışında doğrudan veya dolaylı pek fazla bir çalışmanın yapılmadığı gözlemlendi. Halbuki,  bu seçimlerde Almanya’da yaşayan Türklerin organize olunmasında destek olunabilir ve seçimlerde Federal Meclise daha fazla Türk kökenli milletvekili gönderilebilirdi. Sadece bu neticeler bile artık bir Dış Türkler veya Yurt Dışında Yaşayan Türkler bakanlığının kurulmasının gereğini ortaya koymaktadır.

 

Bilindiği gibi Türkiye’nin AB üyeliğine karşı çıkmakta birbiri ile yarışan Sarkozy ve Merkel’in ülkelerinde organize olabildiği takdirde ciddi bir güç olabilecek insan potansiyeli mevcuttur. Bu potansiyelin gereği gibi kullanılabilmesi hem o ülkelerde yaşayan Türk kökenlilerin elini güçlendirecek ve hem de bu ülkelerin Türkiye’ye karşı politikalarında daha dikkatli bir üslup kullanmalarına sebep olacaktır.

 

Elde edilen ilk sonuçlar Hristiyan Birlik – Hür Demokrat ortaklığı olasılığını güçlendirdi. Merkel, başkent Berlin'deki CDU Genel Merkezi'nde yaptığı teşekkür konuşmasında, Bavyera eyaletindeki kardeş parti konumundaki Hristiyan Sosyal Birlik (CSU) Partisi ve Hür Demokrat Parti (FDP) ile birlikte bir hükümet kurabilecek çoğunluğu elde ettiklerini belirterek, ''İstikrarlı bir çoğunluk sağlama hedefimize ulaştık'' şeklinde konuştu. Sosyal Demokratların ve Yeşillerin muhalefette olacağı yeni siyasi şekillenmede Türkiye açısından istenilen sonucun çıkmadığını belirtmek gerekir. Zira, bu koalisyonun Türkiye’nin AB üyeliği sürecine olumlu bakmadıkları bilinmektedir. Ayrıca bu yeni koalisyon döneminde Almanya için tehlikeli bir süreç sayılabilecek yabancı düşmanlığının artması ihtimali mevcuttur.