Son yıllarda dünyada bilgi güvenliği konusu tartışmaya açılmış, ilk olarak Julian Assange’ın kurucusu olduğu Wikileaks tarafından dünyada Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) birçok temsilciliğinin yazışmalarını ifşa edilmesi uluslararası ilişkiler gündemine damga vurmuştur. Sonrasında ise Amerikan Ulusal Güvenlik Dairesi (NSA) eski çalışanı Edward Snowden tarafından açıklanan belgelerde ABD’nin dünya çapında birçok telefon konuşması, SMS, e-posta gibi birçok iletişim kanalının takip ettiği iddia edilmiştir. Bunların arasında en dikkat çekeni ise ABD’nin 2002 yılında bu yana Almanya Şansölyesi Angela Merkel’in de aralarında bulunduğu yüzbinlerce telefon görüşmesini dinlemesine ilişkin iddialar olmuştur. Bundan ötürü, Almanya – ABD ilişkileri gergin bir hal almış, iki devlet arasında tansiyonu yükselten bu gelişmeler sonrasında ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, 50’ncisi düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı vesilesiyle ilk kez 2014 yılının Şubat ayının ilk günlerinde Almanya’yı ziyaret etmiştir. Kerry ile Merkel ve Almanya Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier Ukrayna’da son günlerde hükümeti istifaya kadar götüren protestolar, Suriye’deki son durum, Afganistan’ın geleceği ve Avrupa Birliği (AB) ile ABD arasındaki imzalanması planlanan Transatlantik Ticaret Antlaşması’nı görüşmüştür. Görüşmelerde çok fazla gündeme gelmeyen konular arasında ise iki taraf arasında asıl tartışmalı konu olan casuslara ilişkin düzenlemeler yer almıştır. ABD ile Almanya arasında casusluk faaliyetlerinin yapılması bir dönem gündeme gelen “No Spy” Antlaşması konusunda herhangi bir gelişme kaydedilememiştir. Kerry’nin son Almanya ziyareti son derece kısa olduğu şeklinde yorumlanmış, sembolik bir ziyaret olarak değerlendirilmiş ve Kerry’nin beraberinde somut bir şey getirmediği söylenmiştir.[1]

 

Merkel'in Demeçleri ve Berlinde "Takas"tan "Dinleme"ye Casusluk

 

ABD Dışişleri Kerry ve Angela Merkel’in yaptığı ortak basın açıklamasında Merkel, dinleme skandalının iyi düzeydeki ikili ilişkilerin sorgulanmasına neden olmayacağını belirtmiştir. 29 Ocak 2014 tarihinde Bundestag’da (Alman Parlamentosu) Başbakan olarak yeniden göreve başladıktan sonraki ilk konuşmasında bunun sinyallerini veren Merkel, AB-ABD ticaret ve yatırım ortaklığı planından vazgeçmek gibi acele adımlar atılmaması uyarısında bulunmuştur.[2] Nitekim, Merkel telefon dinlemelerine güvenlik sebeplerinden ötürü karşı olmadığını NSA skandalından önce de belirtmiş, bu söylemi özel hayata müdahale olarak değerlendirilmiş ve eleştirilmiştir. Ne var ki, Merkel’in iç politikada ulusal güvenlik nedeniyle ılımlı yaklaştığı “dinleme” konusu dış politikada NSA dinlemeleriyle aslında Almanya’nın ulusal güvenliğini tehdit eden bir durum haline gelmiştir. Merkel bu sefer, yaptıklarından ötürü NSA’yı eleştirmiştir.

 

Diğer yandan son dönemde teknolojinin gelişmesi ile dinleme skandalları ile gündeme gelen “Berlin”, Soğuk Savaş döneminde de casusluk konularıyla alakalı olarak her zaman gündemde bulunan bir ülke olduğu da hatırlatılmalıdır. Konumu sebebiyle birçok casus takası ev sahipliği yapan Berlin, iki kutuplu dünyada casus takaslarının merkezi halindedir. Berlin’de yapılan ilk casus takası, ABD ve Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) arasındaki U-2 Krizi’nden sonra, 10 Şubat 1962’de U-2 pilotu Francis Gary Powers ve Rudolf Abel’in takas edilmesidir. 22 Nisan 1964’te yine Doğu-Batı Berlin sınırında İngiliz denizaltılarına ilişkin bilgi sızdırmaya çalışırken 1961’de yakalanan Rus Konon Trofimoviç Molody’nin iadesi karşılığında İngiliz iş adamı G. Maynard Wayne’in İngiltere’ye verilmesiyle, İngiltere ve SSCB arası bir casus değişimi yapılmıştır. 1985 yılında ise Soğuk Savaş döneminin en büyük casus değişimi yaşanmıştır. 5 Leh tutuklu ve 20 casus, ABD’de yakalanan 4 casusa karşı iade edilmiştir.[3] Değişim için ise yine 60’lı yıllara benzer olarak Berlin’deki Glienecker Köprüsü seçilmiştir. 1986 yılında ise yine aynı yerde 5 doğulu ajana karşılık, SSCB’de Batı ülkeleri çıkarlarına uygun olarak casusluk yaptığı için tutuklanan bir Yahudi olan Anatoly Shcharansky’nin değişimi tamamlanmıştır.

 

Casusluk faaliyetlerinin sınırlandırılmasıyla ilgili herhangi bir açıklamanın yapılmaması ve olayın Almanya tarafından büyütülmemesi olayın örtbas edileceğine ilişkin intibayı artırmıştır. Olayın diğer tarafında ise The Guardian gazetesinin elindeki Amerikan istihbarat bilgilerin zorla imha ettirilmesi bu olayın kapatmaya ilişkin çabalar olarak görülebilir. John Kerry de ziyaretinde olayın kapatılmasına ilişkin ifadeler kullanmıştır. Olay, muhtemelen iki istihbarat örgütü arasındaki diyalog üzerinde bürokratik kurumlar üzerinden basına yansıtılmadan tartışılmaya devam edecektir.

 

Ticaretten Siyasete Görüşme Konuları

 

Kerry’nin Almanya temaslarında öne çıkan uluslararası konular arasında Ukrayna ve Suriye’de devam eden ayaklanmalar konusunda ABD ile benzer bir tutum sergilediği söylenebilecektir. Merkel’in yeni döneminde Almanya dış politikasının uluslararası konulara daha çok müdahil olacağına ilişkin görüşler, yeni kurulan hükümetin kilit mevkilerindeki isimler tarafından dile getirilmiştir. Başbakan Merkel, Dışişleri Bakanı Steinmeier ve Savunma Bakanı Ursula von der Leyen, gelecekte Almanya’nın uluslararası konularda daha aktif olacağına ilişkin demeçler vermektedir. Amerikan-Alman ilişkinlerine son dönemdeki uluslararası ilişkilerdeki gelişmeler ekseninde bakıldığında açık destek vermediği görülecektir. 11 Eylül sonrası, Irak işgalinde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin dönem başkanı olan Almanya Irak işgali sırasında, kabul oyu kullanmamıştır. Benzer şekilde, Libya’daki gelişmelerde çekimser kalmış, Suriye’deki olaylara ise çekingen bir üslupla yaklaşmıştır. Ukrayna ve Suriye’deki ayaklanmalara bakıldığında muhaliflerin yanında gözükmektedir. Suriye’de ve Ukrayna’da muhaliflere destek veren Alman hükümetinin, Hamburg’da kısa süre önce meydana gelen olaylarda muhaliflere karşı umursamaz tavrı ise ayrı bir tartışma konusu olarak karşımıza çıkmaktadır.

 

Kerry tarafından 50. Münih Güvenlik Konferansı’nda NATO’nun ticari haline olarak tarif edilen Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı ile ilgili olarak da iki taraf genel olarak görüş birliği içerisinde görünmektedir; ama detaylarda çetin görüşmelere yaşanacağı tahmin edilmektedir. Özellikle, ABD’nin dinleme faaliyetleri ve ABD’deki kısa süre önceki ekonomik problemler nedeniyle sıkıntıya giren görüşmeler, Almanya ziyaretiyle düzene sokulmak istenmektedir.

 

Değerlendirme

 

Sert kişiliği, politikaları ve üslubuyla Avrupa’da Margaret Theatcher’dan sonra ikinci “demir leydi” olarak anılan Angela Merkel’in dinleme skandalları ile ilgili ABD’ye yumuşak tepkiler verdiği görülmüştür. Kerry’nin ziyareti, Almanya’daki Münih Güvenlik Konferansı’na katılımı öncesi Alman yetkililerle de görüşmüş ve sorunlarına giderileceğine ilişkin mesajlar verilmiştir; ama ziyaret tamamen Almanya ile ilişkilerin onarılmasına dair kurgulanan bir seyahat olmadığı da belirtilmelidir.

 

Von der Leyen, ittifaklar kapsamında Almanya’nın dünyada daha çok sorumluluk alacağını belirtmiştir.[4] Bu bağlamda, röportajdan anlaşıldığı kadarıyla Almanya, söylemini Afrika’daki gelişmelerin direk olarak Almanya’nın değil Avrupa’nın çıkarlarıyla alakalı olduğu üzerinden kurgulamaktadır. AB’deki müttefiki Fransa’yı Afrika’da tek başına bırakmak istemeyen Almanya, aynı zamanda yeni gelişen Afrika pazarlarını da ihracat yoluyla kullanacaktır. Almanya, ABD ile müttefiklik ilişkilerinin yara almaması ve özellikle yapılacak olan Transatlantik Yatırım Antlaşması öncesi herhangi bir soruna yol açmaması açısından temkinli davranmaktadır.

 


[1] US-Außenminister Kerry in Berlin: Hello! Goodbye!, http://www.spiegel.de/politik/deutschland/us-aussenminister-kerry-besucht-merkel-und-steinmeier-a-950338.html, Erişim Tarihi: 1 Şubat 2014.

[2] Merkel, AB-ABD Serbest Ticaret Müzakerelerinin Durdurulmasına Karşı Çıktı, http://www.euractiv.com.tr/ticaret-ve-sanayi/article/merkel-ab-abd-serbest-ticaret-muzakerelerinin-durdurulmasina-karsi-cikti-029097, Erişim Tarihi: 1 Şubat 2014.

[3] Russia and the West: Story of the Spy Swaps, http://www.nbcnews.com/id/38150197#.Uu6nePl_uSo, Erişim Tarihi: 1 Şubat 2014.

[4] German Defense Minister: 'We Can't Look Away', http://www.spiegel.de/international/germany/interview-with-german-defense-minister-ursula-von-der-leyen-a-945818.html, Erişim Tarihi: 2 Şubat 2014.