Azerbaycan’da 11 Nisan 2018 seçimlerinden galip çıkan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve bazı değişikliklerle daha da vizyoner ve genç bir hale getirdiği kabinesi dış politikasını daha da aktif bir şekilde sürdürmektedir. Bilindiği üzere, ilk ziyaretini Türkiye’ye yapan Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev gibi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da 24 Haziran Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği seçimlerinden sonra ilk ziyaretini Bakü’ye düzenleyerek iki ülkenin dış politikasında ayrıcalıklı yerini göstermiş ve iki tarafın birbirine verdiği önemin değişmeyeceğini ortaya koymuştur. Ardından Brüksel’de düzenlenen NATO Zirvesi’nde bir araya gelen iki lider samimi pozlar vererek Batı için en kritik platformlardan biri olan bu ittifakın içerisinde de birbirine en yakın devletler olduğu mesajını tekrarlamıştır. İlham Aliyev’in Brüksel seferi, sadece NATO ile değil Azerbaycan’ın Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerle de ilişkilerinde önemli gelişmeler yaşandığı bir ziyaret olmuştur.

 

AB – Azerbaycan Arasında Anlaşılan “Ortaklık Öncelikleri”

 

Azerbaycan’ın Brüksel çıkartmasında en önemli görüşmelerden birisi; AB Konseyi Başkanı Donald Tusk ile Cumhurbaşkanı Aliyev’in görüşmesidir. Bu görüşmenin ardından Azerbaycan Dışişleri Bakanı Elmar Mammadyarov ile AB Dış İlişkiler Temsilcisi Federica Mogherini’nin imzaladığı ortak metinle “Ortaklık Öncelikleri” (Partnerhip Priorities) konusunda anlaşmaya varılmıştır. Azerbaycan – AB ilişkilerinin gelişmesinde kayda değer bir aşama olan bu belgede dört noktaya vurgu yapıldığı görülmektedir;

 

– Kurumların güçlendirilmesi ve iyi yönetişim

– Ekonomik gelişim ve piyasa fırsatları

– Bağlanabilirlik, enerji verimliliği, çevre ve iklim politikaları

– Hareketlilik ve halklar arası bağlar[1]

 

Bu dört madde yorumlandığında Azerbaycan ve Avrupa Birliği ilişkilerinin geliştirilmesinin genel olarak ekonomik/finansal faktörler üzerinden güçlendirilmek istendiği anlaşılmaktadır. Bu noktada Azerbaycan’ın petrol ve özellikle doğalgaz kaynaklarının önemi özellikle AB’yi rahatsız eden Ukrayna’daki istikrarsız ortam devam ederken daha da artmıştır. Türkiye ve Gürcistan ile TANAP’ı hayata geçiren Azerbaycan modern şartlarda enerji üretimine devam etmektedir. Öte yandan, Ermenistan’ın Avrupa Konseyi’ne katılırken kapatacağına söz verdiği ve bölge açısından son derece zararlı olan, miadını doldurmuş Metsamor Nükleer Santrali’nin açık kalmasının bu bağlamda burada belirtilen ilkelerle ters düştüğü de bu noktada belirtilmelidir. İlk maddedeki kurumların güçlendirilmesi noktasında, Azerbaycan’da hükümet organlarının elektronik sisteme geçirilmesi özellikle ülkeye yeni adım atan kişilerin vize alımının son derece modern ve rahat bir şekilde gerçekleştirilmesi ülkenin imajı ve altyapısı konusunda memnuniyet verici gelişmelerdir. Türkçe “Kolay Hizmet” anlamına gelen devlet kurumu ASAN Xidmet’in (State Agency for Public Service and Social Innovations under the President of the Republic of Azerbaijan) kuruluşuyla birçok hizmeti bünyesi altında toplayarak vatandaşların işlemlerini son derece kolaylaştırmıştır.

 

Azerbaycan – AB İlişkilerine Kısa Bir Bakış

 

Soğuk Savaş’tan sonra 1999 senesinde imzalanan Ortaklık ve İşbirliği Anlaşması ile bir çerçeve oturtulan Azerbaycan – AB ilişkileri, Avrupa Birliği’nin Doğu Ortaklığı politikası bünyesinde bir süre arzu edilen şekilde ilerlemese de 2017’de bu anlaşmanın güncellenmesine ilişkin yapılan açıklamalarla yeniden ivme kazanmıştır. 12 Temmuz 2018 tarihinde Mogherini, Karabağ konusunda Ermenistan Cumhurbaşkanı Nikol Paşinyan ile görüşmesi sonrası tarafların, Minsk Grubu eş başkanları himayesinde ön şartsız olarak müzakerelere katılımlarının önemini dile getirmiştir. Dağlık Karabağ konusunda Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) tarafından 12 Kasım 1993’te alınan 884 sayılı karar ile Ermenistan’ın Azerbaycan topraklarındaki işgali belirtilerek durdurulması istenmiş ayrıca 822, 853 ve 874 sayılı kararlarda yine işgalin altı çizilmiştir. Ne var ki, AB tarafından bu durumun görmezden gelinerek Ermenistan ile yakınlaşma adına Azerbaycan’ın haklı çıkarlarının göz ardı edilmesi dış siyasetinde “denge politikası” benimseyen Azerbaycan’da rahatsızlık yaratmıştır. Bunun yanında, 2015 yılında Avrupa Parlamentosu’nun Azerbaycan’daki insan hakları konusundaki eleştirel kararının ardından Azerbaycan – AB ile ilişkileri zarar görmüştür. Ayrıca, Türkiye – Ermenistan arasında ilişkilerin normalleştirilmesi noktasında henüz Karabağ sorunu çözülmemişken bunun ön şartsız olarak tartışılmasına ilişkin AB’nin istekli ve teşvik edici tutumu Azerbaycan’ın tercih etmediği bir yaklaşım olmuştur.

 

Şu anki durumda genel anlamda AB, Azerbaycan’ın potansiyelinin farkına varmış ve özellikle Güney Gaz Koridoru ve Bakü – Tiflis – Kars Demiryolu gibi projelerin hayata geçirilmesi bundan önemli rol oynamıştır. Bir diğer etmen ise Dağlık Karabağ konusundaki çözümsüzlükte en büyük etmen olarak Ermenistan’da yaşanan yönetim değişikliği sonrasında Nikol Paşinyan’ın Batı ile daha yakın ilişkiler kuracağına ilişkin beklentilerin içi boş çıkmasıdır. Batı’nın hoşuna giden sloganlarla yönetimi ele alan Paşinyan, Rusya ile sıkı bağların devam ettirilmesine ilişkin mesajları Batı’da hayal kırıklığı yaratmıştır. Nitekim Paşinyan, Brüksel’de Euro News’e yaptığı açıklamalarda “Rusya’nın yakın müttefiki” olarak kalacaklarını ifade etmiştir.[2] Azerbaycan yaptığı hamlelerle bu süreci kendi adına avantaja çevirmeye çalışmaktadır. Bütün bunlara ek olarak, AB ile ilişkilerinde seküler ve modern yapısını vurgulayarak Batılı değerlere yakınlığına da atıf yapmak istemektedir.

 

NATO Zirvesi’nden Çıkan Azerbaycan Kararı

 

Brüksel’de Azerbaycan heyetinin katıldığı NATO Zirvesi’nde ise Azerbaycanlı yetkililer birçok önemli görüşmelerde bulunmuşlardır. 1994 yılında Barış İçin Ortaklık Çerçeve Antlaşması’nın imzalanmasıyla NATO’nun önemli bir ortağı haline gelen Azerbaycan’da yıllar içerisinde ilişkiler kurumsal bir noktaya taşınmıştır. Özellikle, NATO ile Azerbaycan ilişkilerinin ilk yıllarda biçimlenmesinde Türkiye de önemli bir köprü görevi görmüştür. Azerbaycan’ın askeri modernizasyonu teknolojik gelişmeler çerçevesinde devam ederken NATO için önemi de artmıştır. NATO’nun Güney Kafkasya’daki en kritik ortaklarından biri olan Azerbaycan, aynı zamanda Rusya ve NATO arasındaki müzakerelerin yürütülmesinde ise bir merkez haline gelmiş, iki taraf arasındaki görüşmeler Bakü’nün ev sahipliğinde yapılmıştır.

 

Zirvenin sonuçlarının ise Paşinyan ve Aliyev’in açıklamaları karşılaştırıldığında Azerbaycan lehine olduğu anlaşılmaktadır. Ermenistan Cumhurbaşkanı Paşinyan, NATO’nun Azerbaycan’a mesaj verebileceğini ifade etmiş ama Brüksel Zirvesi’nin sonuç bildirgesinin 67. maddesinde Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünün korunacağına ilişkin ifadeler yer almaktadır. İlham Aliyev, Twitter hesabından yaptığı açıklamayla Ermenistan’ın hukuka aykırı şekilde tarihi Azerbaycan topraklarını işgal ettiğini vurgulayarak buralardan çekilmesi gerektiğini bildirmiş ve ancak bundan sonra bölgede barış ve işbirliğinin sağlanabilir olduğunu ifade etmiştir.

 

NATO Zirvesi sürecinde Azerbaycan Dışişleri Bakanı Elmar Mammadyarov ve Savunma Bakanı Zakir Hasanov, ABD’li mevkidaşları Mike Pompeo ve James Mattis ile görüşmüşlerdir. Ayrıca, İlham Aliyev Azerbaycan kuvvetlerinin de NATO bünyesinde bulunduğu Afganistan’ın cumhurbaşkanı Eşref Gani ile bir araya gelmiştir. Bunun yanında heyetleri Minsk Grubu eş başkanları ile de görüşmeleri gerçekleştirilmiş ve Azerbaycan Dışişleri Bakanı  Mamadyarov Ermenistan Dışişleri Bakanı Zohrab Mnatsakanyan ile Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) yetkilerinin de hazır bulunduğu bir görüşme yapmıştır.

 

Azerbaycan’ın Batı ile Yoğun Diplomasi Trafiği

 

Azerbaycan, Batı ile irtibatlarını Brüksel’deki zirve sonrası da üst düzey ziyaretlerle sürdürmüştür. İtalya Cumhurbaşkanı Sergio Matarella’nın başkent Bakü’yü ziyaretinde enerji dışı alanlarda da işbirliği anlaşmaları yapılmıştır. Ardından Cumhurbaşkanı Aliyev, Elysee Sarayı’nda Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un konuğu olmuş ve ticaret, enerji ve Dağlık Karabağ meselesi hakkında görüş alışverişinde bulunmuştur. Fransa, Ermeni diasporasının etkin olduğu bir ülke olması açısında Bakü açısından önemli olmakla birlikte Fransa’nın Minsk Grubu’nun eş başkanı olması, Azerbaycan enerji sektöründe faaliyet gösteren Fransız firmaları, AB içerisinde söz sahibi bir noktada olması bakımından kritik özellikler barındırmaktadır. Ziyaret, bir bakıma İlham Aliyev döneminde 2004 senesinde ilk ziyaretini yaptığı Fransa’yı Karabağ sorunun çözümünde aktif olmaya teşvik etme gibi bir amacının olduğu süreci hatırlatmıştır. Aliyev’in Macron’a “kişisel olarak Karabağ sorunun çözüm sürecinde yer alması” gerektiğine ilişkin sözleri bu bağlamda düşünülebilir. Bunun yanı sıra Azerbaycan Diasporadan Sorumlu Devlet Komitesi Başkanı Fuad Muradov’un Temmuz ayındaki Avrupa turu Avrupa içerisindeki Azerbaycan diasporasının da artık daha canlı ve organize hale getireceğinin işaretlerini vermiştir. Bu ziyaretler, AB – Azerbaycan arasında anlaşılan Ortaklık Öncelikleri ekseninde düşünülürse aynı zamanda AB ve Azerbaycan halkları arası bağlantıları daha güçlü şekilde kurulması bağlamında atılmış adımlar olarak da görülebilir.

 

Değerlendirme

 

Azerbaycan 2018 senesinin Temmuz ayı içerisinde bölgesel projeleri gerçekleştiren ve istikrarını devam ettiren imajıyla kendinden emin şekilde Batı ile diplomasi trafiğini yoğunlaştırmıştır. Paşinyan’ın Avrupa’ya beklendiği kadar yakın durmaması ve Azerbaycan’ın dış politika seçeneklerinde dengeli tutumu göz önüne alındığında AB’nin Azerbaycan’ı daha da güvenilir bir ortak haline getirmesi gerekmektedir. Ne var ki, Batı kurumları tamamen Ermenistan’ı Rusya’nın kucağına bırakmamak için çabalarını sona erdirmemiştir; fakat buna rağmen son süreçte AB ve NATO gibi platformları tezlerinin anlatılması için kullanan Azerbaycan özellikle Karabağ konusunda bugüne kadar hareketsiz olan Avrupa’nın yeni adımlar atması konusunda hamlelerini artırmıştır. NATO açısından bakıldığında Azerbaycan’ın taleplerine yönelik, tamamen Rusya’ya bağımlı durumda olan Ermenistan üzerinde önceki süreçler gibi ısrar etmek yerine NATO’nun ikinci büyük ordusuna sahip üyesi Türkiye ile mükemmel ilişkilere sahip Azerbaycan ile uyumlu hareket etmek uzun vadede bölgedeki güvenliğe de yardımcı olacaktır. Ayrıca, NATO’nun Orta Asya konseptinin oluşturulmasında Azerbaycan bu bağlamda hem sosyal yakınlık hem ticari ilişkiler hem de enerji projeleri kapsamında kendi içerisinde sıkışıp kalmış olan Ermenistan’a göre daha büyük fayda sağlayacaktır. Azerbaycan’ın enerji alternatifi olarak sağlam temeller üzerine oturtulması ise Avrupa’nın uzun vadedeki enerji güvenliğinin tesisinde olumlu katkılar yapacağı ise açıktır.

 

[1] Partnership Priorities Between the EU and Azerbaijan Reinforce the Bilateral Agenda, European Union, https://eeas.europa.eu/headquarters/headquarters-homepage_en/48244/Partnership%20Priorities%20between%20the%20EU%20and%20Azerbaijan%20reinforce%20the%20bilateral%20agenda, Erişim Tarihi: 24 Temmuz 2018.

[2] Armenian PM urges NATO to Send Message to Azerbaijan: Exclusive, Euro News, http://www.euronews.com/2018/07/12/watch-full-interview-with-armenia-s-prime-minister, Erişim Tarihi: 24 Temmuz 2018.

 

(Bu makale, Diplomatik Gözlem dergisinin Ağustos 2018 sayısında “Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti’nin 100. Yılı ve Asırlık Kardeşlik” başlığı ile yayınlanmıştır. Makalenin İngilizcesi ise Diplomatic Observer dergisinin Ağustos 2018 sayısında “Aliyev’s Travels to Europe and Azerbaijan’s Intensifying Diplomacy With West” başlığıyla yer almıştır.)