Birleşmiş Milletler uzun bir gecikmeden sonra nihayet Libya’da sivillerin Kaddafi katliamından korunması maksadıyla kuvvet kullanılması konusunda karar almıştır. Güvenlik Konseyi’nin BM Şartı’nın VII bölümü[1] çerçevesinde aldığı karar için, 10 ülke tasarı lehinde oy vermiş, Rusya, Çin, Hindistan, Almanya ve Brezilya ise, çekimser kalmıştır. Oylama sonucuna göre gerektiğinde Libya'ya yönelik hava saldırıları düzenlenebileceği belirtilmektedir. Artan vahşet ve Sivillere verilen ağır kayıpların getirdiği, kötüleşen durum hakkında derin endişelerin ifade edildiği kararda; sivillerin korunmasına yardım maksadıyla, Güvenlik Konseyi Libya hava sahasında Uçuşa Yasak Bölge tesis etmiş ve insani olanlar dışında bütün uçuşları yasaklamıştır[2]. Bununla beraber alınmış olan yaptırımların sıkılaştırılması konusunu vurgulamıştır. Özellikle Arap Ligi ülkelerine üye ülkelerle gerekli tedbirlerin alınmasında işbirliği çağrısında bulunmuştur.

 

Alınan kararda dikkati çeken en önemli husus, yapılan müdahalenin Libya’nın işgaline yönelik olmaması şartının yanı sıra, üye ülkelere BM Genel Sekreteri ile işbirliği halinde olmak kaydıyla, bölgesel uluslar arası organizasyonlar veya anlaşmalara bağlı birlikte veya ülke olarak münferit güç kullanma yetkisi vermesidir. Bu kararda ki önemli husus; üye ülkelere münferit güç kullanma yetkisinin verilmesidir.

 

BM’in Almış Olduğu Kararda Dikkati Çeken Hususlar

 

Kanaatimizce üye ülkelere verilen münferit hareket yetkisi iki konuda gecikmeksizin Libya’ya müdahale için kolaylık sağlamıştır. Birincisi, BM örgütü altında veya NATO kapsamında şeklinde bir karar çıksaydı, üye ülkelerin organize olmaları, BM altında yapılanmaları ve bir emir komuta altında toplanmaları oldukça zaman alacak ve beklide alınan kararın uygulaması gecikerek geçersiz hale gelecekti. Aynı husus NATO içinde geçerli olmaktadır. NATO’nun bütün ülkelerini ikna etmesi belirli bir zamanı alacak, belki de bu husus gerçekleşemeyecekti. Dolayısıyla NATO müdahalesi ya gecikecek veya yapılma imkanına sahip olamayacaktı. Alınan kararda ülkelerin bölgesel ittifak ve anlaşmalara göre veya münferit hareket etmesine imkan sağlayarak, üyelerin çabuk reaksiyon vermesine ve aynı zamanda bölgesel olarak birbirleriyle koordinasyonda bulunmasına imkan yaratılmıştır. Gerçekte, münferit olarak güç kullanma taraftarı olan iki ülke; İngiltere ve Fransa zaten hazır vaziyette bulunmaktadır. Bunun yanında İtalya ve bazı Arap ülkeleri destek faaliyetinde bulunacağını açıklamıştır.

 

Baş aktör ABD ise, Körfez’den 1300 kişi taşıyan iki savaş gemisini Libya bölgesine kaydırmasına rağmen, geri planda kalarak gelişmeleri seyretmeyi ve gerektiğinde nihai darbeyi indirmeyi uygun görmüş olsa gerek, halen askeri operasyon konusunda çarpıcı bir açıklama yapmamıştır.

 

İkinci husus ise; BM Genel Sekreteri ile işbirliği halinde olmak kaydıyla her ülke durumu münferit olarak değerlendirerek, kendi değerlendirmesi çerçevesinde silahlı güç kullanmak suretiyle Libya’ya müdahalede bulunabilecektir. Bu konuda Fransa ve İngiltere’nin öncülük ettiği ve bir an önce bir askeri müdahale yapılması taraftarı oldukları bilinmektedir. Bu madde ışığında her iki ülke BM ile gerekli koordinasyonu yaparak, kendi emir komuta zincirini kullanmak suretiyle silahlı kuvvetlerini yönlendirmek suretiyle müdahaleyi son derece süratli bir şekilde yapabileceklerdir. Bu suretle inisiyatif elden kaçmamış ve zaman kaybedilmemiş olacaktır. Görüldüğü kadarıyla bu yetki ile özellikle Fransa’ya gün doğmaktadır. Başlangıçtan beri şahin tavrıyla şiddetli askeri müdahale taraftarı olan Fransa bu maddeye dayanarak, Kaddafi’nin Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy için söylediklerini yedirme yoluna gidecektir. Fransa hemen karar ertesinde Libya’da belirli hedeflere hava saldırısı yapılabileceğini açıklamıştır. İngiltere aynı paralelde gerekli müdahale imkanına sahip olacaktır.

 

Kaddafi Alınacak Bu Tür Kararlara Karşı Hazırlıklı

 

Libya’da gelişen duruma farklı bir bakış açısı getirdiğimiz zaman Kaddafi’nin olayların başlangıcında tahmin edemese dahi, er veya geç uluslar arası kurumların yaptırımlar dışında, bu konuya dahil olacağını ve güç kullanılması ile karşı karşıya kalacağını değerlendirdiği görülmektedir. Bu doğrultuda Libya Dışişleri Bakan Yardımcısı Halid Kaym’ın alınan kararın hemen sonrasında, Libya hükümetinin ateşkes ilan etmeye hazır olduğunu açıklaması Kaddafi’nin reaksiyonunun çabukluğu konusunda bir fikir verebilir. Kaym, Trablus'ta düzenlediği bir basın toplantısında, "Ateşkese hazırız ama ateşkesi uygulamaya koymak için belirli bir muhatapla görüşmek istiyoruz" demiştir.

 

Kaddafi askeri bir stratejist olarak, yapılan bir askeri harekatta, savaşın sona ermesi için yapılacak bir ateşkes anlaşmasında ve devamında, inisiyatifi ele geçirmiş ve avantajlı bir konumda olarak karşı tarafla masaya oturulması gerektiğini bilmektedir. Bu nedenle alınan karar akabinde ateşkese hazır olduğunu bildirerek, BM üyelerinin güç kullanması konusunda tereddüde düşmelerini sağlayarak zaman kazanırken, yine kendi planını uygulayarak hedef bölgeleri işgale devam etmeyi düşünebileceği dikkatlerden kaçmamalıdır. Ateşkese hazır olduğu açıklaması zaman kazanmak için bir taktik olabilir.

 

Diğer daha önemli konu ise, BM’in almış olduğu bu karar ile Kaddafi kendisini muhatap olarak alınması gereken bir taraf haline getirmiştir. Bunun ne anlam geldiğini şu şekilde izah edebiliriz. Eğer Kaddafi karşı eylemlerin başladığı ilk anda iktidardan çekilseydi, bu gün Mubarek ve Bin Ali’nin düştüğü pozisyona düşecek ve Dünya’nın ilgisinden uzak bir halde bir yerlerde kendine yer edinmeye çalışan sabık bir diktatör durumuna düşecekti. Şimdi baktığımızda ise, BM ona karşı bir takım kararlar almış ve ateşkes masasına oturmak için iknaya zorlamaktadır. Eğer masaya oturulursa, karşısında oturan kim olursa olsun, doğal olarak Kaddafi’nin bir takım talepleri ile karşı karşıya gelecektir. Sonuçta Kaddafi kendi iradesini kabul ettirme için bir ortam yaratmış gibi görünmektedir. Bu konum onun karşı tarafa bir takım isteklerini kabul ettirme imkanını getirmektedir.

 

Bundan Sonra Ne Olabilir?

 

BM tarafından alınan bu kararlardan sonra Kaddafi’nin Bingazi’yi işgal hayalleri artık suya düşmüştür. Çünkü alınan kararda Bingazi’nin durumundan bizzat bahsedilmiştir. Zaten CNN muhabirinin açıklamasına göre, Kaddafi'nin oğullarından Seyfülislam telefon ederek, Kaddafi rejiminin Bingazi ile ilgili taktik değiştirdiğini ve Kaddafi'ye bağlı birliklerin Bingazi'ye saldırmayıp kentin etrafında mevzileneceğini bildirmiştir. Bu demektirki ateşkes uygulanana kadar Bingazi Kaddafi kuvvetleri tarafından abluka altına alınacak ve karşı taraf için bir baskı unsuru olarak kullanılmaya çalışılacaktır. Eğer bunun hilafına ilerleyiş devam ederse muhtemelen Fransız ve İngiliz hava kuvvetleri Libya hava ve kara unsurlarını tesislerini bombalayarak, Kaddafi’nin harekatını durdurmaya çalışacaklardır. Böyle bir durumda Kaddafi inisiyatifi kaybedecektir. Böyle bir konum Kaddafi’nin arzu etmediği bir durum yaratır.

 

Kaddafi ve oğulları elde etmiş oldukları başarılara bağlı olarak ateşkes anlaşması için ne gibi argümanlar geliştirebileceklerinin hesabı içinde kendilerinin dişine göre muhatap arama arayışı içine gireceklerdir. Onlar için süratle masaya oturarak, kendileri ve aileleri için gerekli azami tavizleri elde ettikten sonra iktidardan çekilmek en hayırlı iş gibi görülmektedir.

 

Ancak, BM Uluslar arası Ceza Mahkemesi’nin almış olduğu soruşturma kararının Kaddafi ve ailesine yansıması nasıl olur bilinmez. Muhtemeldir ki Kaddafi bu soruşturmadan vareste tutulmasını şartlar arasına koyacaktır.

 

Dİpnotlar

 

[1] VII. BÖLÜM: Barışın Tehdidi, Barışın Tehdidi, Bozulması ve Saldırı Eylemi Durumunda Alınacak Önlemler. Md. 39. Güvenlik Konseyi, barışın tehdit edildiğini, bozulduğunu ya da bir saldırı eylemi olduğunu saptar ve uluslararası barış ve güvenliğin korunması ya da yeniden kurulması için tavsiyelerde bulunur veya 41 ve 42. Maddeler uyarınca hangi önlemler alınacağını kararlaştırır.

[2] UN Resolution 1973, Security Council Approves ‘No-Fly Zone’ Over Libya, Authorizing ‘All Necessary Measures’ To Protect Civilians, By Vote Of 10 In Favour With 5 Abstentions, Security Council, 6498th Meeting, 17 March 2011