Türkiye’nin Savunma Sanayi Yüksek Teknolojisinde Geldiği Gurur Verici Nokta

 

Bu günlerde Arap Baharı olarak isimlendirilen ve oldukça sancılı bir süreç içinde gelişme gösteren hemen yanı başımızdaki olayların gölgesinde yankı bulamayan fakat son derece önemli bir olaya tanıklık etmekteyiz. Bu hadise Türk Savunma Sanayinin artık kendi kendine yeterliliğini kanıtlayacağı çok önemli bir atılım olarak karşımıza çıkmaktadır. Türkiye’de pek dikkati çekmese dahi, uluslararası savunma sanayi camiasında oldukça yankı uyandırdığı ve dikkatle izlendiği değerlendirilen, “Türkiye aldı başını gidiyor” dedirtecek bir ilke imza atması açısından hepimizin gurur duyacağı bir eser. Bahsetmeye çalıştığımız olay çapındaki bu proje; “Alçak ve orta irtifa hava savunma füze istemlerinin yurt içinde geliştirilmesidir”. 1974 Kıbrıs harekatı öncesi bir el telsizi imal etmekten uzak olan ülkemizin 40 yıl içinde ileri teknoloji içeren bu projeye kalkışması ancak göğsümüzü kabartan bir güç olarak görülmektedir.

 

Son derece yüksek teknolojiyi içeren projede ana yüklenici Aselsan liderliğinde Roketsan işbirliği, Türkiye ihtiyaçlarını karşılayacak bir sistemin entegre edilerek gerçekleştirilmesini sağlayacaktır. Alçak ve orta irtifa hava savunma füze sistemlerinin radarlar, atış kontrol sistemleri, komuta kontrol sistemleri ve haberleşme sistemleri gibi yer sistemlerinin tümünün, ana yüklenici ASELSAN tarafından geliştirileceği, ROKETSAN’ın füzeden sorumlu alt yüklenici olarak görev alacağı ifade edilmektedir. Füzelerde kullanılacak elektronik arayıcı başlıklar ve veri linkleri de ASELSAN tarafından geliştirileceği açıklanmıştır. Bu demektirki bütün elektronik ve yazılım aksamları Aselsan tarafından geliştirilecek, roketin kendisi cıplak olarak Roketsan ürünü olacaktır. Roketin gerekli elektronik ve yazılım aksamı Aselsan tarafından giydirilecektir. Aselsan’a bu çalışmasında muhtemelen Havelsan yardımcı olacaktır.

 

Türkiye’nin Bu Sistemlere İhtiyacı Var Mı?

 

NATO füze kalkanı ile gündeme gelen ve o günlerde büyük tartışmalara neden olan NATO sistemi içinde Türkiye’nin yerinin tam olarak anlaşılamadığı kanaati içindeyim. Medya yüksek sesle Türkiye NATO füze kalkanında belkemiğini teşkil edecek şeklinde çıkışlar yaparken aslında, gerçekle hiçbir ilişkisi olmayan iddialarda bulunduğunu görmek için sistem entegrasyonunun nasıl olduğuna bakmakta fayda olduğu düşünülmektedir.

 

Nato füze kalkanı entegre bir sistemdir. Bu sistemin esasını öncelikle ABD’nin AEGİS Milli Füze Savunma Sistemi ile NATO üyesi ülkelerin kendilerine ait füze savunma sistemleri oluşturmaktadır. Birçok NATO ülkesi ABD ile ikili anlaşmalara girerek kendi füze sistemlerini oluşturma çabası içine girmişlerdir. Türkiye’de 2009’dan önce bu hususta girişimlerde bulunduysa da bir takım nedenlerden dolayı kendi milli füze sistemini kuramamıştır. NATO füze kalkanını kurmak için, sadece ABD sistemi ile diğer NATO üyesi ülkelerin milli füze sistemlerini birbirine uyum içinde bağlayarak müşterek hareket etmesini sağlayacak bir konfigurasyon oluşturacaktır. Aksi takdirde füze sistemi olmayan ülkelere bu sistemi kurması mevcut proje çerçevesinde mümkün görülmemektedir. Bu işlem belirli bir takvime göre yapılacaktır. Türkiye kendi sistemine sahip olamaz ise, entegrasyonda yer alamayacak ve ABD sisteminin bize tahsis ettiği ile yetinmek zorunda kalacaktı ki- bu yaşadığımız birçok kötü tecrübe nedeniyle çok arzu edilmeyen bir durumdur. Kendi sistemimize sahip olamaz isek, bir NATO üyesi olarak ancak, NATO sisteminin erken ikaz radarlarına ev sahipliği yapar bir konumdan başka getirisi olmayan görev üslenmek zorunda kalacağız demektir.

 

Türkiye Bu Sistemi Yapabilecek Altyapıya Sahip Mi Dir?

 

Bilindiği gibi Aselsan daha evvel üretmiş ve Hollanda’ya satmış olduğu “kundağa motorlu stinger füze sistemleri” ile sistem dizaynı konusunda yeterli tecrübe ve altyapıyı kazanmıştır. Aslında Aselsan’ın altyapısından bahsetmek için yalnız bu proje yeterli değildir. Buna bağlı bir çok projeye imza atmış ve atmaktadır. Roketsan ise, Çin ile geliştirilen ilişkiler sonucunda 150 km menzile kadar yetenekli füze imalatında gerekli altyapıya sahip olmuştur. Ancak, bir hava savunma sisteminde okuyucunun anlayabileceği sadelikle ifade etmeye çalışırsak, aşağıdaki alt sistemlere ihtiyaç vardır.

 

-Hedef tespit ve erken ikaz radarları sistemi. Bu sistem atılan bir füzeyi en kısa zamanda tespit ederek gerekli komuta kontrol ve ateş idare merkezlerini ikaz ederek hazır olmalarını sağlama yönelik bir yapılanmadır.

 

-Hedef tespit ve atış kontrol sistemleri. Atılan füzenin cinsinin, irtifasının ve uçuş paterninin tespit edilerek vurulacak en uygun noktaları belirlemesi, gerekli hesaplamaları yaparak, bu konuda önleme füzelerine gerekli komutları ulaştırmasını sağlayan sistemlerdir.

 

-Önleyici füzeler ve lançer sistemleri. Radar ve komuta kontrol sistemlerinden alınan bilgilere göre vuruş noktalarına göre uçuş paterlerini takip edecek elektronik ve bir güdüm sistemine ve gerekli harp başlığına sahip füzeler ve bunların aynı anda birden fazlasını anında ateşleme yeteneğinde olacak lançer sistemleri. Atılan bir balistik füzenin 50 ila 100 ayrı noktada vurulması otomatik olark sistem içinde hesaplanmaktadır. Türkiye için bir füzenin tespit edilerek gerekli hesapların ışık hızıyla yapılarak, önleme füzelerine ateşleme emrinin iletilmesi ve gerekli tevcihlerin yapılması ve anında ateşlenebilmesi en fazla 45 saniye ila bir dakikalık zaman süresi içinde gerçekleştirilebilmelidir. Bu süre bize sistemin ne kadar ileri teknoloji ve bilgi düzeyi gerektirdiğini göstermesi açısından son derece önemlidir.

 

Yukarıda izaha çalışırken dahi zorlandığımız bu sistemin dizayn edilerek, milli imkanlarla, kendi mühendislerimizin alın teriyle yapılması muhteşem bir hadisedir. Alçak irtifa hava savunma füze sistemi için 278 milyon 371 bin 118 lira ve 193 milyon 59 bin 102 Euro; orta irtifa hava savunma füze sistemi için de 250 milyon 720 bin 295 lira ve 132 milyon 113 bin 714 Euro tutarında kaynak ayrıldığı belirtilen projeler kapsamında komuta kontrol sistemleri, atış kontrol sistemleri, radarlar, elektro optik sistemleri, haberleşme sistemleri ve füzeler yurt içi sanayi ve teknoloji kabiliyeti kullanılmak suretiyle milli olarak tasarlanıp geliştirilecektir. Proje çalışmalarına üniversiteler, araştırma kuruluşları ve KOBİ sanayi kuruluşlarının aktif katılımı da planlanmaktadır.

 

MSB tarafından yapılan açıklamada, ''Böylelikle Türk Silahlı Kuvvetleri son teknolojiye ve yüksek etkinliğe sahip milli hava savunma sistemlerine sahip olurken, güdümlü füzelerde sanayimizin ulaştığı teknolojik yenilik ileri bir aşamaya taşınmış olacaktır'' denilmiştir. Sistemin tamamının milli olarak kendi imkanlarımız ile üretilmesi diye bir husus bu gün Dünya üzerinde hiçbir ülkenin başvurduğu bir yöntem değildir. Sistem gereksinimlerine göre ihtiyaç duyulan parçalar yurtdışında üretilen firmalardan tedarik edilerek gerçekleştirilir. Ancak, bir aksilik olması durumunda alternatif tedarik firmaları da belirlenir. Önemli olan sistemin kendi gereksinimlerinize göre dizaynı ve gömülü yazılımları yaparak bunları sistemde kullanmaktır. Basit ifadesi ile sistemin hem teknik ve hem de komuta kontrol açısından kontrolünün tamamının kendi elinizde olmasıdır. İşte Türkiye’nin yapmak istediği de budur.

 

Değerlendirme

 

Kendi entelektüel sermayemizle ve milli imkanların kullanılarak yapılması düşünülen bu sistemin Türk savunma sanayinin geldiği nokta ve potansiyelini göstermesi açısından son derece önemlidir. Bundan 20 yıl önce dahi kimsenin bahsedemeyeceği bir projeye soyunma cesaretini göstermek bile kendimize olan güvenin bir tezahürüdür. Bu suretle Türk savunma sanayi uzay teknolojisi ile buluşacağı zaman çok ta uzak görülmemektedir. Emeği geçen ve geçmekte olan herkese teşekkürler.