Çoğu zaman unutulan, gerçekleşen ölümlerle yeniden hatırlanan çocuk evlilikleri sorunu on iki yaşında evlendirilen iki çocuk sahibi Kader Ertan’ın evde ölü bulunması ile yeniden Türkiye’nin gündemine girmiştir. Kadına yönelik her türlü şiddeti içinde barındıran erken yaşta evlilikler sorunu, pek çok sivil toplum örgütünün üzerinde yıllardır çalıştığı ve çabaladığı bir konu olmakla birlikte, devlet kurumlarının bu sorunu çözme konusunda acil adımlar atmadığı gözlemlenmektedir. Oysaki çocuk yaşta evlilikleri önlemek için çalışan örgütler dışında devlet taraf olduğu uluslararası sözleşmeler bağlamında toplum içinde zorla evlendirmeleri önlemek ve devamını engellemekle yükümlüdür.

 

Çocuk evlilikleri sorunu, insan haklarının kullanılmasına engel olmanın yanı sıra, çocukların başta eğitim gibi en temel haklarını ellerinden alarak toplum içinde kendi potansiyellerini gerçekleştirememelerine sebep olmaktadır. Çocuk evlilikleri, toplumun geleceği olan çocukların böyle sorunlara ve hak ihlallerine maruz kalmasına sebep olmaktadır. Bu nedenle makalede öncelikle medyada ve sosyal medyada oldukça fazla yer alan sorunun nasıl adlandırılacağı tartışması yer almış, uluslararası alanda insan hakları ihlallerine yer verilmiş, Türkiye’deki duruma kısaca değinilmiş, ardından sorunun çözülmesi için alınması gereken önlemler ortaya konmuştur.

 

Pedofili ve Çocuk Gelin Yerine Çocuk Evlilikleri

 

Çocuk yaşta evlilik ya da bir diğer ifade ile erken evlilik, en az biri on sekiz yaşından küçük olan iki kişinin, yasal ya da resmi olmayan bir şekilde, evlilik bağıyla birleşmesi anlamına gelmektedir.[1]

 

Öncelikle bu konuda bir adlandırma sorunu mevcuttur. Çocukların erken yaşta evlendirilmeleri sorununa yönelik “çocuk gelin, çocuk evlilikleri, zorla evlendirme, erken yaşta evlilik, pedofili” gibi kavramlar kullanılmaktadır. Çocuk ve kadın haklarına yönelik araştırmalar yapan pek çok uzman çocuk gelin kavramını kullanırken, pek çoğu bu kavramı reddetmektedir ve yerine pedofili kavramının kullanılması gerektiğini düşünmektedir. Bu reddediş ardında yatan temel neden çocuk gelin kavramının çocukların zorla ve erken yaşta evlenmelerine sebep olan toplumsal sorunu meşrulaştırdığı düşüncesidir. Ancak tıbbi bir terim olan pedofili ise bir kimsenin cinsel eğiliminin çocuklara yönelik olmasından kaynaklanan ruhsal hastalık anlamına gelmektedir. Çocuk yaşta evlilikleri pedofili olarak tanımlamak sorunun sosyokültürel boyutunu arka plana atarak sorunu kişiye özgü bir sorun haline getirmekte ve bireyselleştirmektedir. Pedofili, çocuk yaşta evlilikler sorununu tek başına açıklayabilecek bir kavram değildir. Çocuk evlilikleri yakın zaman öncesine kadar bütün dünyada normal bir durumken, bu gün dünyanın pek çok yerinde hala normal sayılan bir soyal bir olgudur.[2] Bu nedenle politiksosyal ve kültürel bir konunun ruhsal hastalığa indirgenmesi sorunun çözümü konusunda aksaklıklara sebep olacağından bu makalede sorunun toplumsal ve kültürel boyutunu içine alan çocuk evlilikleri kavramı kullanılmıştır.

 

Çocuk Evlilikleri Bir İnsan Hakları İhlalidir

 

Çocuk evlilikleri ülkelerin kültürlerin ve dinlerin ötesinde tüm dünya üzerinde görülen bir sorun özelliğini taşımaktadır. Dünya üzerinde Ortadoğu’dan Latin Amerika’ya, Güney Asya’dan Avrupa’ya her bölgede çocuk evliliklerine rastlanmaktadır. Son on yıl içinde dünyada tahminen 142 milyon kız çocuğu 18 yaşının altındayken evlendirilmiştir.[3]

 

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 20 Kasım 1989 tarihinde kabul edilen Çocuk Hakları Sözleşmesi 2 Eylül 1990 tarihinde de yürürlüğe girmiştir. Türkiye de dahil olmak üzere 193 ülkenin taraf olduğu sözleşme en fazla ülkenin onayladığı uluslararası belge niteliğini taşımaktadır.[4] Çocuk Hakları Sözleşmesi en çok devletin onayladığı uluslararası sözleşme olmasına rağmen çocuk haklarının çoklu ihlali olan çocuk yaşta evlilikler sorunu dünyada aşılamamış bir sorundur. 

 

Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi on sekiz yaşını geçmemiş herkesi çocuk saymaktadır.[5]  Sözleşmede çocuk hakları yaşama, gelişme, korunma ve katılım hakkı olmak üzere dört temel hak çerçevesinde oluşturulmuştur. Çocukların yaşam hakkı ile birlikte, potansiyellerine erişebilmeleri için eğitim, kültürel faaliyetlere katılım, bilgiye erişim gibi gelişmelerini sağlayacak hakları da mevcuttur. Buna ek olarak çocukların korunma hakkı her türlü ihmal ve sömürüden korunmaları gerektiğini içermektedir.

 

Çocuk evlilikleri çok büyük oranda kız çocuklarını etkilemekte, onları ailelerinden ve arkadaşlarından ayırmakta, çocukluklarını ellerinden almakta, ev içi şiddete maruz bırakmakta, gelişimlerini, sosyal ve mesleki alanda sahip olacakları fırsatları tehlikeye atmaktadır. Bu bağlamda çocuk evlilikleri, çocuk hakları ve kadın hakları ihlaini barındıran bir insan hakları ihlalidir. UNICEF’de, erken evliliği pek çok hakkın ihlali saymaktadır.[6]Bu haklar arasında kız çocukların sayısal oranda erkeklere oranla daha çok evlendirilmeye zorlanmaları cinsiyetler ararsı eşitlik hakkının ihlalidir. Çocukların kendi iradeleri dışında zorla gerçekleştirilen evlilikleri, evlenme ve aile kurma hakkının ihlali niteliğini taşımaktadır. Evlilik nedeniyle kesintiye uğrayan okul hayatları nedeniyle çocuklar eğitim ve gelişme haklarını kullanamamaktadırlar. Bütün bunlara ek olarak çocuk evliliklerinin çoğunun kayıtdışı gerçekleşiyor olması, kadınları evlilik içinde kanuni korumadan ve mülkiyet hakkı gibi yasal haklardan yoksun bırakmaktadır. Ayrıca kız çocukları erken hamilelikler sonucu gerçekleşen ölümlerle yaşama hakkından mahrum kalmaktadırlar. Nitekim uluslararası belgeler, kız çocuklarının erken yaşta evlendirilmelerini, kız çocuklarına yönelik şiddet olarak kabul etmektedir.[7]

 

Türkiye’de Çocuk Evlilikleri Sorunu

 

Türkiye’deki her 3 evlilikten biri “çocuk evliliği” dir. Türkiye’de yaklaşık 181 bin çocuk evlilik yapan kız çocukları olduğu tahmin edilmektedir. Ancak TÜİK’in çocuk evliliklerinin gündeme gelmesinden sonra yaptığı son açıklamaya göre Türkiye’de 18 yaş altı “çocuk evlilik” sayısı 40 bin 428’dir.[8] Çocuk evlilikleri toplumsal cinsiyet eşitliğini hedefleyen bir ülke için mücadele edilmesi gereken bir konudur. Türkiye’de özellikle düzeltilmesi gereken hukuki mevzuat ve alınması gereken acil önlemler vardır.

 

Türkiye’nin kanunlarında, on sekiz yaşını bitirmemiş bireylerin çocuk olduğunu belirten ortak bir tanım bulunmamaktadır. Türk Medeni Kanunu 2002 yılından önce evlilik için asgari kanuni yaş kadınlar için 15 erkekler için 17 iken 2002 yılında değiştirilerek iki taraf için de 17’ye çıkartılmıştır.  Türk Ceza Kanunun ise  çocuğun cinsel istismarı ile ilgili maddesinde çocuk on beş yaşının altındaki birey olarak tanımlanmaktadır. Oysa Türkiye, BM Çocuk Hakları sözleşmesi 18 yaşına kadar her bireyi çocuk sayan sözleşmeyi imzalamış ve onaylamıştır. Bu bağlamda Türkiye taraf olduğu uluslararası sözleşmenin tanımını kabul ederken iç hukukunda bulunan farklı asgari evlilik yaşları ile tutarlı değildir.

 

Üstelik Türkiye’de Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre 16 yaşını doldurmuş çocukların evlendirilmesi konusunda 20 bin ailenin başvurusu bulunmaktadır. Hukuki düzenlemelerden sonra değiştirilmesi gereken çocuk evliliklerini meşru gören toplumsal zihniyettir. Ailelerin öne sürdüğü çocuklarının rızasının varlığı erken yaşta evlilikler konusunda bir gerekçe olarak öne sürülemez. Çünkü çocuk eşler özgür ve tam rıza gösterme yetisine sahip olan bireyler değillerdir.

2009 yılında TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu, Türkiye’deki çocuk evlilikleri sorununa ışık tutmak için Erken Yaşta Evliliklerin İncelenmesine Dair Alt komite kurmuş ve bir rapor yayınlamıştır.[9] Raporda, sorunun nedenleri ekonomik yoksunluk, geleneksel ve dini inançlar, eğitimsizlik, evde aile içi şiddetten kaçma arzusu ve sosyal baskılar tespit edilmiş ancak önlenmesine yönelik somut adımlar atılmamıştır.

 

Değerlendirme

 

Öncelikle çocuk evliliklerinin sadece Doğu’ya ya da Ortadoğu’ya özgü olduğu olduğu ön yargısından kurtulmak gerekmektedir. Çocuk yaşta evlilikler sorunu oranları faklı olsa da tüm dünya coğrafyasını içine almaktadır. Kadına karşı şiddetin her türünü barındıran çocuk evlilikleri sorunu Türkiye’de en önemli toplumsal sorunlardan biridir.

 

Kız çocuk dışında herkes bu evlilikten çıkar sağlamaktadır. Baba başlık parası alarak ekonomik gelir kaynağı elde ederken aynı zamanda evden eksilen bir kişinin var olan geçim zorluklarını bir derece azaltacağı düşüncesi ile hareket etmektedir. Kız çocuklarının kendisine uygun görülen erkek dışında başka bir erkeğe aşık olması namusun yitrilmesi açısından bir risk faktörü oluşturduğundan, erken yaşta evlilik bu riski ortadan kaldırmaktadır. Erken yaşta evlilik toplumda kız çocukları için adeta bir koruyucu kalkan işlevi görmektedir. Çocuk yaşta biriyle evlilik yapan koca maalesef toplumda statü kazanmaktadır. Zorla evlendirilen kız çocuk ise eğer okuyorsa eğitiminden yoksun bırakılıp, küçük omuzlarına yüklenen ağır sorumluluklarla varsa aile büyüklerine ve kocaya sürekli hizmet etmek zorunda kalmakta, erken hamilelik sonucu oluşan hastalıklarla mücadele etmekte, yaşanan psikolojik ve fizyolojik sorunlarla birlikte süreç zaman zaman intiharla sonuçlanmaktadır.

 

Daha çocukken gelin ya da damat olarak sosyalleşen çocuklara toplumda mutluluğun tek çıkış yolu evlilik olarak sunulmaktadır. Toplumun kültürel kodlarını yansıtan en önemli kaynaklar olan “Kız çocuğu on beşinde ya erdedir ya yerde” “kız beşikte çeyizi sandıkta” gibi atasözleri ve deyimler çocukların sosyalleşme sürecinde ataerkil zihin yapısı ile şekillendiğinin kanıtıdır. Toplumun bu konuda zihin yapısının değişmesi için önce hukuki çelişkilerin giderilmesi ve değişikliklerin yapılması sonra bu konuda yapılan çalışmaların gönüllü projeler olmaktan çıkarılıp, devlet kurumlarının da aktif olarak rol oynadığı çalışmalara dönüştürülmesi gerekmektedir.

 

Aile ve sosyal çevre tarafından meşru görülen bu evlilikler hukuk tarafından meşru görülmese de, cinsel istismar olarak tanımlansa da, sorgulanmamakta ve soruşturulmamaktadır çocuklarını evlendiren ailelere herhangi bir cezai yaptırım uygulanmamaktadır. Buna yönelik hukuki düzenlemeler yapılsa da bütüncül bir siyasi irade ve politika oluşturulmadıkça, çocuk gelin sayısının artarak devam edeceği ön görülmektedir.

 

Çocuk yaşta evlilik sorunu sadece vicdanlara seslenerek çözülebilecek bir sorun özelliği taşımamaktadır. Akıllarda soru işaretleri uyandırarak, sorgulanarak, siyasi iradeyi de içeren bütüncül bir mücadeleyi gerekli kılmaktadır.

 

Dipnotlar

 


[1] Dr. Babatunde Osotimehin “Çocuk Yaşta Evlilik” http://eeca.unfpa.org/webdav/site/eeca/shared/documents/publications/Turkey%20Turkish.pdf Erişim Tarihi: 23 Ocak 2014

[2] Metin Solmaz “Çocuk Gelinler ve Pedofili “ http://birikimdergisi.com/birikim/makale.aspx?mid=1077&makale=%C7ocuk+Gelinler+ve+Pedofili Erişim Tarihi: 23 Ocak 2014

[3] Girls Not Brides http://www.girlsnotbrides.org/where-does-it-happen Erişim tarihi: 22 Ocak 2014

[4] Çocuk Haklarına Dair Sözleşme http://www.cocukhaklari.gov.tr/condocs//mevzuat/cocuk_haklari_sozlesmesi.pdf Erişim Tarihi: 22 Ocak 2014

[6] UNICEF “Çocuk Evlilikleri http://www.unicef.org.tr/tr/content/detail/73 Erişim Tarihi: 23 Ocak 2014

[7] Diren Çakmak, “Türkiye’de Çocuk Gelinler” http://www.umut.org.tr/hukukungencleri/tammetinlersunular/direncakmak.pdf Erişim Tarihi:23 Ocak 2014

[8] “TUİK’ten Çocuk Gelin Açıklaması” http://www.aa.com.tr/tr/yasam/275732–tuikten-quot-cocuk-gelin-quot-aciklamasi Erişim Tarihi: 23 Ocak 2014

[9] “Erken Yaşta Evlilikler Hakkında İnceleme Yapılmasına Dair Rapor” http://www.tbmm.gov.tr/komisyon/kefe/docs/komisyon_rapor.pdf  Erişim Tarihi:23 Ocak 2014