Akil adamlar vb. vasıtasıyla PKK’ya silah bıraktırarak sentetik “Kürt sorununa” çözüm üretmekten önce yerine getirilmesi gerekli ilk şart: akıl ve vicdan sahibi olmaktır. PKK, bir elinde kaleş, diğer elinde C4 sağa sola saldıran bir örgüt olmaktan başka bir şey değildir!

 

Kurucuları ve yönetenler silah kaçakçılarıyla ruh hastalarıdır. Kürtlerin düşmanıdır. PKK’lıların affedilmeleri, bütün ihmal edilmişliğine rağmen devletiyle gönül bağını koparmamış Kürt vatandaşlarımızın son ışıklarının da söndürülmesi demektir. PKK’lıların silahsız siyaset yapacaklarını zannetmek, Korsika’daki organize suç elebaşının, Sicilya’daki mafya liderinin de aynı şekilde davranacağını zannetmektir.

 

Etnik bölücü hedefi, terör saldırıları, Türkiye ve bölgeye yönelik çıkar planları doğrultusunda yabancı ülkelerin gizli servislerinin sevk ve idaresinde olması nedeniyle PKK, bir güvenlik sorunudur. Aynı zamanda koca bir ülkenin her kesimden bireylerinin ahlâkını bozması nedeniyle de bir ahlâk sorunudur. Ancak “Kürt sorunu” değildir!

 

Hatırlayalım:

 

PKK, Suriye sınırından gizlice soktuğu üç beş teröristle vur-kaç eylemleri yaptığı yıllarda etkisi o bölgeyle sınırlıydı. Olaylar batıda yaşayanlar için sadece sıradan birer haberdi. Halkın ve devletin bütün kademelerinin üç beş çapulcuya pabuç bırakılmayacağına olan inançları sarsılmazdı. Oysa bugün Türkiye’nin muhatabı olmaktan başka küresel bir terör ve organize suç örgütü haline geldi.

 

Vasat elde edeceği köyün sorunlarını kendince kurduğu mahkemelerde yine kendince oluşturduğu hukuk kuralları çerçevesinde çözdü. Taraflardan haksız ve cin fikirli olanın lehine verilen karar neticesinde yeni bir ağalık sistemi doğdu. Artık köyün hatta bazı şehirlerin tüm kuralları PKK’nın arzusuna göre yeniden yazılıyor ve ortaya çıkan yeni terör ağalarının lehine işletiliyor. Kırsalda gundî terör ağalarının, kentlerde bajarî terör ağalarının sözünden çıkmanın mümkünü yoktur.

 

Aldığı terbiyeyle eşinin dışında başka bir kimsenin yanında ağzını dahi açmayan kadınlara, gelinlere Avrupa’daki şehirlerin meydanlarında, televizyon kameralarının önünde zılgıt çektiriliyor. Artık utanmıyorlar. Ata terbiyesinin yerine PKK terbiyesi geçti.

 

Kaçakçılık meşru ve haklı bir geçim kaynağı olarak kabul ediliyor. Kaçakçılığa engel olmaya çalışan kamu görevlileri ya tehditle ya da silahla yıldırılmaya çalışılıyor. Ortasu’daki hata bölücünün elinde devlet düşmanlığına dönüştürülüyor. Canıyla vicdanı arasında çaresiz kalan köylüler inanmadıkları sözlerle devleti suçlamak zorunda kalıyorlar.

 

Devletin kendilerini bilinçli olarak mağdur ettiğine inandırılanlar, hak etmeden elde etmenin kolaycılığını seçiyorlar. Kaçak elektrik, kaçak internet kullanımı hayatın sıradan eylemleri arasında önemsizleşiyor.

 

PKK, yeşil kartını taşıyan, okulunda okuyan, evine götürdüğü ekmeğin parasını kazanan bir Kürdü devlete başkaldırmaya zorluyor. Bir zamanlar askerlik şubelerinin önünde kuyruklar oluşturan gençlere şimdilerde “vicdani ret” naraları attırıyor.

 

Allah için yapılan ibadeti sivil itaatsizlik eylemi haline getirip, kul ile onu yaratanın arasına giriyor, ruhların dinginleşmesine değil kin ve nefretle dolmasına çalışıyor.

 

Büyük şehirlere kaçıp canını, çocuğunu kurtarmaktan başka bir şey düşünmeyen fakir-gariban Kürtlerin dünyalarını burada da yıkıyor. Çocuklarına hiç tanımadıkları, belki de bir başka ortamda yardım isteyecekleri insanların arabalarını kundaklatıyor. Kap-kaç çeteleri kurup onları suça itiyor. Huzur bulmak amacıyla geldiği şehrin diğer sakinleriyle çatıştırıp burada da yakasını bırakmıyor.

 

Yalan söyletiyor. İnkârcı yapıyor. Kendi ülkesinin kendinden olanların yaşadıklarını bırakıp, insanına halkına o acıları yaşatan, zulmeden terör örgütünün yalanlarının propagandasını yaptırıyor.

 

Geri kalmışlığın, yoksulluğun yükü altında diz çökmüş, kıt-kanaat geçinen esnafına kepenk kapattırarak, ekmeğine göz dikiyor. Kendisi de böyle bir esnafın ya da köylünün oğlu olduğunu hatırlayamayacak kadar insanlığından kopuk yaşıyor.

Hak ve hukuku gözeteceğine ant içen adalet savunucular boşaltılan köylerine dönenlere ödenen tazminattan yüzdeyle pay alıyorlar.

 

Sayıları kaç olursa olsun her birini analarının gözlerinden sakındıkları çocukların ellerine taş verip, sokaklarında polise saldırtıyor. O çocukların her birinin aklı çıkarıp bir kenara atarak sadık birer eylemci olmaları için çaba gösteriyor.

 

Halkın haber alma özgürlüğünü dilinden düşürmeden habercilik yaparak halkı kandırıyor, onun algısını yanıltıyor. Terörün gerçeklerini halktan gizliyor.

 

Namusuna, hiç tereddütsüz kan davasına girecek kadar düşkün Kürtlerin genç kızlarını kandırarak dağa çıkarıyor. Elebaşlarının hayvani isteklerine karşı koymaya kalkanları ajan ilan edip sözde yargılamayla gencecik kızların canlarını alıyor.