Kazakistan’ın başkenti Astana'da 1-2 Aralık tarihlerinde düzenlenen Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı'nın (AGİT) 7. Liderler Zirvesi, yayımlanan sonuç bildirisiyle tamamlandı. AGİT’in yaklaşık 10 yıl önce İstanbul’da gerçekleştirdiği zirve sonrasında yapılan Astana Zirvesi Kazakistan’ın bütün çabalarına rağmen tam bir anlaşma ile neticelenemedi. Rusya’nın Gürcistan’ın toprak bütünlüğüne yönelik çekincesi ve Özbekistan’ın da zirvenin nihai deklarasyonuna imza atmaması gibi konular AGİT Astana Zirvesi’nde anlaşılamayan konular olarak ön plana çıkmıştır.

 

Zirve son yıllarda enerji alanında başarılı projeler gerçekleştiren, bölgede ekonomik ve siyasi olarak ciddi bir ağırlığa sahip olan Kazakistan’ın uluslararası alandaki çalışmalara yaptığı önemli katkılardan birisi olarak görülmektedir. Kazakistan ve onun tecrübeli lideri Nursultan Nazarbayev’in sadece Orta Asya’da değil, aynı zamanda bütün bölgede artan kişisel etkisinin de katkısının büyük olduğu söylenebilir. Zira Kazakistan bölgenin AGİT’i sayılan CICA/AİGK’nın (Conference on Interaction and Confidence Building Measures in Asia – Asya'da İşbirliği ve Güven Artırıcı Önlemler Konferansı) kurucusu ülkesidir. Yine Nursultan Nazarbayev’in kişisel teşebbüsleri ile kurulan bu teşkilat kurulup belirli bir noktaya getirildikten sonra dönem başkanlığı Türkiye’ye verilmiştir. 7–9 Haziran 2010 tarihlerinde İstanbul’da yapılan Asya’da İşbirliği ve Güven Arttırıcı Önlemler Konferansı (CICA/AİGK), zirvesinde Nazarbayev’in özel isteği ile dönem başkanı Türkiye olmuştur.

 

1-2 Aralık 2010 tarihlerinde AGİT Astana Zirvesi’ni de gerçekleştiren Kazakistan’ın önümüzdeki dönem İslam Konferansı Örgütü’nün dönem başkanlığını da üstlenmesi beklenmektedir. Zira Mayıs ayında Tacikistan’ın başkenti Duşanbe’den gerçekleştirilen İslam Konferansı Örgütü Dışişleri Bakanları Konseyi toplantısından Kazakistan’ın dönem başkanlığını alması kararı çıkmıştır. 2011 yılında Kazakistan İKÖ Dışişleri Bakanları Konseyi başkanlığını devralacaktır ve Astana 38. AİGK Zirvesine ev sahipliği yapacaktır. Görüldüğü gibi Kazakistan’ın birçok uluslararası örgütün üyeliğini, başkanlığı ve ev sahipliğini yapması bu dost ve kardeş ülkenin Orta Asya’da artan gücüne işaret etmektedir.

 

1-2 Aralık 2010 tarihlerinde Astana’da gerçekleştirilen ve Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in açış konuşması ile başlayan toplantı birçok bölgesel ve uluslararası sorunun ele alınmasına da olanak sağlamıştır. Ancak ABD diplomatik yazışma belgelerinin Wikileaks internet sitesinde yayınlaması dünyanın dikkatinin AGİT Zirvesi’nden Wikileaks sızıntılarına yönelmelerine sebep olmuştur.

 

Ortak Bildiri ve Ortak Eylem Planı

 

AGİT Astana bildirisinin tüm taraf ülkelerin görüşlerini yansıttığını belirten Nazarbayev, ''Bu belge AGİT'in daha da geliştirilmesi için sağlam bir temel olacaktır'' dedi. AGİT zirvesinin, 11 yıl aradan sonra ilk kez bir bildiriyle kapandığını anlatan Nazarbayev, ''Bu AGİT için yeni bir dönemin açılması olarak görülmelidir. Daha iyi bir dünya için, halklarımızın umutlarını karşılayan barış ve diyaloga vurgu yapılan tarihi, ortak bir başarı olduğunu düşünüyorum'' diye konuştu. Hazırlanan ortak bildiride, taraf ülkeler AGİT değerlerine olan bağlılıklarını teyit ederken, yaşanan ya da yaşanması muhtemel ortak çatışmalara karşı ortak bir eylem planının kabulüne ise yanaşmadı. Ortak bir eylem planının kabul edilmemesinde, Moldova (Dnyester Yanı) Gürcistan (Abhazya ve Güney Osetya), Azerbaycan (Dağlık Karabağ) gibi üye ülkeler arasındaki sorunların etkili olduğu belirtilmiştir. Özbekistan ise AGİT-Astana deklarasyonunu imzalamıştır. Özbekistan'ın deklarasyon içeriğiyle mutabık olmadığı gerekçesiyle buna imza atmaktan vazgeçtiği ifade edilmektedir. Özbekistan’ın itirazının esas olarak “deklarasyonda yer alan hususlar konusunda önceden kendileriyle müzakere edilmediğini” gerekçe gösterdiği ileri sürülmüştür. Özbekistan’ın rahatsızlığına gerekçe olan bir başka konu ise Kırgızistan’da Özbeklere yönelik şiddet eylemlerinde AGİT’in yeterli önlem almaması ileri sürülmüştür. Astana'daki AGİT zirvesinin ilk gününde konuşan Özbekistan Dışişleri Bakanı Vladimir Norov, AGİT'i Kırgızistan'ın güneyinde Haziran ayında yaşanan etnik çatışmalar karşısında pasif kalmakla suçlamıştır.

 

AGİT Astana Zirvesi’nden Dağlık Karabağ Sorunu İçin İlerleme Çıkmamıştır

 

Gerek Azerbaycan ve gerekse de Ermenistan basınından zirve öncesi bize yöneltilen sorularda bu zirvede Dağlık Karabağ sorunu konusunda bir ilerleme beklentimiz olup olmadığı sorulduğunda daha önce de çeşitli defalar ifade ettiğimiz gibi Ermenistan’ın “2015 Stratejisi” gereği çözümden kaçacağını ifade etmiştik. Bu zirveden de beklenildiği üzere herhangi bir netice çıkmamıştır. Hatta netice alınması biryana bu zirvede özellikle Ermenistan Devlet Başkanı Serj Sarkisyan’ın açıklamaları sebebiyle mevcut konumdan bile daha geriye gidildiği ileri sürülebilir. Zira Sarkisyan ilk defa bu kadar önemli bir zirvede ayrılıkçı Dağlık Karabağ bölgesini tanıyabileceklerini ifade etmiştir.

 

Astana Zirvesi’nin son oturumunda konuşan Serj Sarkisyan, Dağlık Karabağ sorunu konusunda Azerbaycan'ı suçlamıştır. Sarkisyan, “Azerbaycan'ın ‘saldırgan’ tavrını değiştirmemesi halinde “Dağlık Karabağ Cumhuriyeti'ni” tanıyacaklarını ve statüsünün güçlendirilmesi için çaba harcayacaklarını söylemiştir. Ermenistan 1988 yılında başlayan çatışmalar sonrasında Azerbaycan’a ait Dağlık Karabağ bölgesini ve onun da ötesinde Azerbaycan topraklarının yüzde 20’sini işgal etmiş ancak kendisini “Dağlık Karabağ Cumhuriyeti” olarak adlandıran bu yapılanmayı tanımaktan uzak durmuştur. Şimdi Sarkisyan’ın AGİT Zirvesi gibi bir platformda “tanıma” konusunda açıklama yapması tansiyonu oldukça yükselten bir gelişme olarak görülmektedir.

 

Nitekim Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev Ermenistan’ın bu uzlaşmaz tavırları karşısında şu konuşmayı yapmıştır: Dağlık Karabağ, tarihi Azerbaycan toprağıdır. Ermeniler binlerce kişiyi sadece Azerbaycanlı olduğu için öldürmüştür. Ama Bakü sorunun BM kararları, AGİT prensiplerine uyarak barışçıl yollarla çözülmesini istemiş ve hala bunu istemektedir. Ermenistan, sorunu barışçıl yollarla çözmeye çalışmak yerine öngörülmez sonuçlara yol açabilecek tırmandırma yolunu izlemektedir. Ermenistan barış istemiyor, işgal altındaki toprakları boşaltmıyor. Ermenistan gecikmiş müzakerelerin anlamsız olacağını bilerek statükoyu mümkün olduğu sürece uzatmak istiyor.” demiştir.

 

Ancak Dağlık Karabağ bu zirvede ortaya çıkan en önemli gelişme 2011 yılında AGİT Dönem Başkanlığını üstlenecek olan Litvanya Cumhurbaşkanı Dalia Grybauskaite’nin konuşmasında, kendi dönem başkanlıkları döneminde Dağlık Karabağ meselesinin çözüme kavuşturulması için çalışma sözü vermesi olmuştur. Grybauskaite, '”Uzun yıllardan beri çözüme kavuşturulamayan ve iyice derinleşen, çözümü zorlaşan sorunları çözmenin zor olduğunu biliyorum. Ancak Moldova, Gürcistan, Dağlık Karabağ gibi sorunların çözümü konusunda aktif bir çaba içinde bulunacağımıza inanın'' demiştir. Slovenya Cumhurbaşkanı Danilo Turk de yaptığı konuşmada, dondurulmuş sorunların çözümü için NATO ve AGİT'in işbirliği yapması teklifinde bulunmuştur.

 

AGİT’te Bir Modernizasyon Mümkün müdür?

 

AGİT Astana Zirvesi aynı zamanda örgütün modernize edilmesi ve birçok bölgesel ve küresel sorunun çözümü sürecinde daha aktif bir tutum sergilemesi konusunda tartışmaları da beraberinde getirmiştir. AGİT’in çözme konusunda girişimleri olduğu halde herhangi bir sorunun hallinde ciddi bir katkısı olmamıştır. Örneğin Dnyester Yanı, Abhazya ve Güney Osetya, Dağlık Karabağ sorunu, Kırgızistan’da Özbeklere yönelik şiddet olayları v.b. gibi hadiselerde AGİT’in iyi bir sınav derdiği söylenemez. BM’nin vazgeçilmez ilkelerinden birisi olan “Toprak bütünlüğü ilkesi” konusunda Azerbaycan AGİT sonuç bildirgesinde bu ifadenin yer almasını isterken, Ermenistan dünyada ciddi çatışmaların yolunu açacak bir kavram olan “Ulusların kendi kaderlerinin tayin hakkı” maddesini sonuç bildirgesine yer almasını istemiştir. Aynı tartışmalar Gürcistan ile Rusya Federasyonu arasında da geçmiştir. Dolayısıyla da bu ve benzeri durumlarda ülkelerin ortak bir kanaate gelmesi ve yeni bir çözüm metodu geliştirmesi gerekmektedir.

 

Kazakistan'ın Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev yaptığı konuşmada en son 1999'da İstanbul'da düzenlenen AGİT zirvesinin Astana'da yapılmasının bir anlamda teşkilatın yeniden doğuşu anlamına geldiğini belirtmiş ve ''şimdi de etabın üçüncü ayağı başlamıştır'' şeklinde konuşmuştur. AGİT çerçevesinde yapılan “modernizasyon” tartışmalarında da tam bir fikir birliğinin olmadığı da görülmüştür. Örneğin Nazarbayev, AGİT'in özellikle uyuşturucu ticareti ve yasadışı göçle mücadele için görev alanının genişletilmesini istemiştir. Ancak Rusya Devlet Başkanı Dimitri Medvedev bu öneriyi geri çevirerek, AGİT'in krizlerin çözümünde daha etkin davranabilmesi için bağlayıcı kurallar getirilmesi çağrısı yapmıştır. Medvedev AGİT'in potansiyelini kaybettiğini ileri sürerek modernleştirilmesi gerektiğini savunmuştur.

 

1 Ağustos 1975'te 35 Avrupa ülkesinin devlet ve hükümet başkanlarının katılımı ile kurulan Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansı (AGİK) 1 Ocak 1995’te Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) adını almıştır. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’na üye devletlerin sayısı soğuk savaşın ardından 56’ya çıkmıştır. NATO ile AGİT arasındaki en önemli fark birçok eski Doğu Bloku üyesi ülkelerin bu örgüte üye olmalarıdır.

 

AGİT, bütün Avrupa ülkeleriyle, Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla kurulan devletler, ABD ve Kanada’nın üyesi oldukları ve güvenlik politikasıyla ilgilenen tek uluslararası kuruluş olarak kabul edilmektedir. Ancak bugün bile hala AGİT’in gerekliliği ve modernizasyonu tartışılmaktadır. AGİT’in kuruluşundan bu yana ilk ve tek zirvesi 1999 yılının kasım ayında İstanbul’da gerçekleşmişti. O günkü zirveye Çeçenistan savaşı damgasını vurmuş ve Rusya ile Batı arasında sert tartışmalar yaşanmıştı.

 

AGİT Astana Zirvesi’ne 56 üye ve 12 gözlemci ülkenin devlet ve hükümet başkanları ile çeşitli örgütlerin temsilcileri katılmıştır.

 

AGİT’in merkezi Viyana'dadır. Dünyanın birçok yerinde ofisleri bulunmaktadır. Teşkilatın 2010 yılı bütçesi 160 milyon Euro’dur. AGİT içerisinde oldukça aktif yer alan Rusya bu örgüt üzerinden NATO’yu fasifize etme ve bu örgütü NATO yerine geçirme gibi bir amaç da güttüğü de söylenebilir.

 

AGİT Genel Sekreterliğine Türk Aday

 

Türkiye Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) genel sekreterliği için Büyükelçi Ersin Erçin’i aday göstermiş ve Erçin lehine destek girişimlerine başlamıştır. Büyükelçi Ersin Erçin’in de bahar aylarında yapılması beklenen seçim öncesinde 30’dan fazla ülkeyi kapsayan bir destek turuna çıkması beklenmektedir.

 

AGİT’e üye 56 ülkeden 25’inin desteğini alan 56 ülkeden 25’inin desteğini alan Büyükelçi Erçin aynı zamanda Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Avrupa güvenliğinden sorumlu özel temsilciliğini de yürütmektedir.

 

Değerlendirme

 

Görüldüğü gibi diplomasinin 11 Eylül’ü olarak adlandırılan ve genel itibarı ile Türkiye’yi merkeze alan Wikileaks sızıntıları sebebiyle AGİT Astana Zirvesi yeterince gündemimize girememiş, tartışılamamış ve bu çerçevede de bu konuda gelecek tahminleri yapılamamıştır. Bir taraftan Rusya tarafından AGİT’in NATO’nun yerine geçirilmesi çabaları, diğer taraftan da AGİT’in modernleştirilmesi tartışmaları sürerken AGİT’in çözüm bulması gereken onlarca sorun hala geçen yıllara rağmen çözülemeden karşımızda durmaktadır. Önümüzdeki süreçte Türkiye’yi yakından ilgilendiren ve AGİT’in çözüm vaadinde bulunduğu konulardan Dağlık Karabağ sorunu başta olmak üzere Dnyester yanı sorunu ve diğer bölgesel çatışmaların yeniden alevlenmesi ve gündemimize zorla da olsa girme ihtimali mevcuttur.7