Türkiye yeniden içine kapandı. “Dostlar alışverişte görsün” çerçevesinin ötesine geçemeyeceği bilindiği halde liderler arası “terör zirvesi” bütün gündemi işgal etmiş durumdadır. Oysa dış politikadaki gelişmeler durmuyor ve yaşananlar sadece kamuoyunun değil, aynı zamanda ülkenin de gündemine yeterince giremiyor.

 

16-17 Temmuz 2010 tarihleri arasında Kazakistan’ın Almatı kentinde Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) gayri resmi dışişleri bakanları toplantısı yapılmaktadır. Son yılların en büyük toplantılarından birisini gerçekleştiren AGİT Almatı toplantısına yaklaşık 56 ülkenin Dışişleri Bakanları ve/veya üst düzey bürokratlarının katılması beklenmektedir. Toplantıya Dışişleri Bakanı seviyesinde (Türkiye, Rusya, İsviçre, ABD, Avusturya, Belçika, İspanya, Ukrayna, Beyaz Rusya, Moldova, Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan, Kırgızistan, Türkmenistan, Özbekistan ve diğerlerinin) katılacağı açıklanmıştır.

 

Toplantıda, Kırgızistan’da yaşanan Kırgız-Özbek çatışması üzerine hazırlanan Kırgızistan Eylem Planı, Afganistan’daki durum, Dağlık Karabağ sorunu ve diğer bölgesel gelişmelerin ele alınması beklenmektedir. AGİT dönem başkanı sıfatıyla Kazakistan Dışişleri Bakanı Kanat Saudabayev kendisi ile yapılan röportajda AGİT’in bölgesel ve küresel önemine değinerek Afganistan’daki yasadışı uyuşturucu ve silah kaçakçılığı, organize suç ve terörizm ile dini aşırılık konularına değinmiştir.

 

AGİT Almatı toplantısına İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman’ın da katılması beklenmektedir. Dolayısıyla da Türk ve İsrail Dışişleri Bakanları bir uluslar arası toplantıda beraber iştirak etmiş olacaklardır. Ancak iki Dışişleri Bakanı arasında herhangi bir temasın olup olmayacağı konusunda bir açıklama yapılmış değildir.

 

AGİT Almatı toplantısında Afganistan, Kırgızistan gibi Türkiye’yi yakından ilgilendiren konular görüşülecektir. Ancak bunlarla beraber Ankara’yı en çok ilgilendiren konu Dağlık Karabağ sorunu çerçevesinde Azerbaycan ve Ermenistan Dışişleri Bakanları toplantısının AGİT Minsk Grubu eş başkanları ABD, Rusya ve Fransa dışişleri bakanları ile beraber beşli bir toplantı gerçekleştirecek olmasıdır. Zira son zamanlarda Dağlık Karabağ konusunda bölgede trafik bir hayli artmış durumdadır.

 

Şimdiye kadar yapılan toplantılarda her iki tarafın da Madrid Prensipleri’nin yenilenmiş halinin kabulüne yaklaşıldığı yönünde açıklamalar yapılmaktadır. Azerbaycan Dışişleri Bakanı Elmar Memmedyarov Ermenistan’ın işgal edilmiş beş bölgeyi hemen terk etmeye hazır olduğunu, Almatı’da ise geri kalan iki bölgenin boşaltılmasını konuşacaklarını ifade etmiştir. Ancak Erivan’dan gelen açıklamalarda Ermenistan’ın gündeminin daha farklı olduğu anlaşılmaktadır. Uluslar arası camia ve özellikle de AGİT Minsk Grubu eş başkanları ABD, Rusya ve Fransa’nın Devlet Başkanları G-20 Zirvesi’nde bir araya gelerek artık barış anlaşmasının yazılmaya başlanması gerektiği ifade edilmiştir. Bu zirvede açıklanan bir kısım prensipler ise her iki ülke tarafından da olumlu bulunmuştur. Ancak buna rağmen Karabağ’da bir barışın çok yakın olduğunu ileri sürmek güçtür.

 

Dağlık Karabağ konusunda gelişmeler bu yönde iken, Türkiye ile Ermenistan arasındaki normalleşme sürecinin tıkanmasına rağmen çeşitli vesilelerle sınırların sulandırılması çabalarının arttığına şahit olmaktayız. Önce 19 Eylül’de Van'ın Gevaş İlçesi'nde bulunan Akdamar Adası'ndaki Akdamar Anıt Müzesi'nde yılda bir defa düzenlenecek olan ayine Ermenistan’dan çok sayıda davetlinin katılması beklendiğinden sınırın geçici olarak açılması gündeme gelmiştir. Bu gerekçe ile 17-21 Eylül 2010 tarihleri arasında gelebilecek heyet için sınırı birkaç günlüğüne açma ihtimali bulunmaktadır.

 

Türkiye daha bu haberin detaylarına tam olarak vakıf olamazken bu defa NATO toplantısı sebebiyle de sınırın açılmasının gündeme geldiği anlaşılmaktadır.