Amerika Birleşik Devletleri (ABD) öncülüğündeki terör örgütü Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) karşıtı koalisyonun sözcüsü Albay Dillon, Suriye’de ağırlıkla geneli YPG’li teröristlerden oluşan Suriye Demokratik Güçleri’nden oluşan 30 bin kişiyi bulacak "Sınır Güvenlik Gücü kuracaklarını açıkladı. Açıklama Türkiye’de tepki ile karşılandı.

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan konuşmasında Suriye’de yaşanan sıkça gelişmelerle ilgili olarak "Kusura bakmasınlar. PYD'ymiş, YPG'ymiş, DEAŞ'mış, topunuz gelin, ne olursanız olun tepenize ineceğiz. Bunun başka çaresi yok. Şu anda zaten obüslerle vuruyoruz. Vurmaya da devam edeceğiz. Kabuğumuza çekilip de sizin vurmanızı mı bekleyeceğiz" ifadelerini kullandı ve "Amerika, ülkemiz sınırları boyunca bir terör ordusu kurduğunu ikrar etmiştir. Bize düşen de bu terör ordusunu daha doğmadan boğmaktır" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında ayrıca şu sözleri de vurguladı: "Bizim tüm müttefiklerimize, dostlarımıza söylediğimiz söyleyeceğimiz şudur; Teröristlerle aramızda durmayın, katil sürüleriyle aramıza girmeyin. Aksi takdirde ortaya çıkabilecek istenmeyen hadiselerden biz sorumlu olmayız. Terör örgütünün üslerindeki bayraklarınızı kendiniz indirin ki o bayrakları biz size teslim etmek zorunda kalmayalım. Teröristlerin üniformalarındaki işaretlerinizi söküp alın ki teröristlerle birlikte olanları da toprağa gömmek mecburiyetinde biz kalmayalım."

 

Öte yandan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, NATO Askeri Komite Genelkurmay Başkanları Toplantısı için Belçika'nın başkenti Brüksel'e gitti. Toplantıya katılacak Akar'ın bu kapsamda bugün bazı ikili görüşmeler de gerçekleştirmesi öngörülüyor. Temaslardan en önemlisi ise ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral Dunford ile yapacağı görüşme olacak.

 

Afrin’e gerçekleştirilmesi planlanan operasyonu ve Türkiye sınırındaki faaliyet gösteren terör gruplarının yol açtığı riskleri Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Dr. Emin Bozoğlan TÜRKSAM için değerlendirdi.

 

Türkiye’nin güneyi boydan boya güvenli bir bölge olmalıdır. Şimdi, Kandil’den Türkiye’nin yıllarca neler çektiğini biliyorsunuz. Şimdi, “ikinci bir Kandil”in de Afrin’de oluşmasına Türkiye müsaade etmez. Biz, Türkmenler açısından da şayet orada böyle bir terör yapılanması olursa hem Fırat Kalkanı bölgesindeki güvenli bölge risk altına girecek hem de Bayır Bucak dediğimiz bizim kendi bölgemizde Akdeniz’e kadar ulaşan alanda sürekli terör tehdidine maruz kalmış olacağız.

 

“Türkiye’nin Milli Güvenliği Söz Konusu”

 

Türkiye’nin birinci derecede milli güvenliği söz konusudur. Dolayısıyla Türkiye, Afrin’e yapacağı müdahalede geç kalmış demek daha doğrudur. Bir an önce orada teröristlerin etkisiz hale getirilmesi kaçınılmazdır. Bunu yaparken özellikle diğer garantör ülkeler olan Rusya ve İran ile de görüşmelerin gerçekleştirildiğini düşünüyoruz.

 

“Tel Rıfat Güvenli Bölgeye Dahil Edilmeli”

 

Afrin’den biraz daha önemli bir alan var; Tel Rıfat. Öncelikle Tel Rıfat’ın güvenli bölgeye dahil edilmesi gerektiğine de bir an önce inanıyoruz. Operasyonun uzun süreceğini düşünmüyorum, kısa sürede halledilecektir. Biz bunu Türkiye’nin daha önceki operasyonlarından özellikle Fırat Kalkanı alanından biliyoruz. Tabii, iki günde halledilecek değil. Önemli olan sivil halka zarar vermeden teröristleri etkisiz hale getirmek ve terör yuvalarını ortadan kaldırmaktır. Bu ana kadar edikleri birtakım karargahları, donanım merkezlerini bertaraf etmektir.

 

“Türkiye’nin Bir An Önce Bu Müdahaleyi Yapması Gerekir”

 

Türkiye’nin bunu yapmış olması şu açıdan önemlidir; oradaki sivil insanların Türkiye’ye olan göçünü engellemektir. Bir başka ülke müdahale ettiği zaman Türkiye’ye göç kaçınılmaz oluyor. Bunu daha önce gördük. İster rejim ister ABD veya Rusya’nın taarruz ettiği alanlarda sivil – terörist ayrımını yapmadan bombalıyorlar. Böyle bir durumda da bir göç dalgası oluşuyor; fakat Türkiye bu konuda hassas olduğu için belki biraz zaman alabilir ama Türkiye’nin bunun üstesinden geleceğine inanıyoruz. Türkiye’nin bir an önce bu müdahaleyi yapması gerekir.

 

“En Az 50 – 60 Kilometre Derinliğinde Bir Güvenli Bölge”

 

Bizim gönlümüzde yatan Türkiye’nin garantörlüğünde en az 50 – 60 kilometre derinliğe kadar bir güvenli bölgenin oluşmasıdır. Bütün sınır boyunca Haseke’den Bayır Bucak’a kadar bir güvenli bölge olursa Türkiye’deki kamplarda barınan kardeşlerimiz de geri dönmüş olurlar ve geleceklerini inşa ederler çünkü vatanı Suriye’dir. Biz Türkmenler ne kadar Türk milletinin bir parçasıysak da bizim vatanımız yine Türkiye ama biz yadigâr topraklarımıza güvenli bir ortamda dönmek istiyoruz.