Türkiye ve beraberinde Dünya, İsrail’in Gazze’ye doğru yol almakta olan insani yardım konvoyuna ölümle sonuçlanan askeri müdahalesi ile ayağa kalkmışken, Ortadoğu’nun hemen yanında bir diğer ilgi odağı olan Afganistan’da barış adına yapılan yeni girişimlerinin gölgede kaldığını görmekteyiz.

 

“PeaceJirga” olarak ingilizce ve Afganca iki kelimenin birleşiminden oluşan ve birlikte hareket imajı veren ismiyle, Aşiret reislerinin, bilim adamlarının ve din temsilcilerinin oluşturduğu 1.600 delegenin katılacağı şuranın Kabil’de yapılacağı ve üç gün süreceği belirtilmektedir. Şura Afganistan’da akil kişilerin katıldığı ve kabileler veya aşiretler arası sorunların çözümünde geleneksel olarak uygulanan bir toplantı olarak bilinmektedir. Alınan kararlar bağlayıcı ve zorlayıcıdır, her zaman adil ve makul olması gerekmemektedir. Şuranın diğer bir değişle, muhtelif kabile veya aşiret reislerinin ileri gelenlerinin toplanarak, çatışmaların durdurulması ve kendi geleceklerini tayin etme konusunda bir altyapı oluşturma çabası olarak görülebilir. Anılan şuranın daha önce iki kez muhtelif nedenlerle ertelenmiş olması, yapılacak toplantının ne gibi güçlüklerin aşılarak gerçekleştirildiği konusunda ipuçları verdiği söylenebilir.

 

İkinci kez devlet başkanı seçilmesinin ardından Hamid Karzai, Afganistan savaşının sonlandırılması ve Taliban ile barış imzalanması konularını, siyasi hedefleri arasında en üst sıraya yerleştirmişti. Karzai’nin yapılan bu şûra ile yukarıda belirtilen hedeflere ulaşmada belirli bir ilerleme kaydedebileceği değerlendirilmektedir. Buna göre; "Karzai iç politika konusunda ülkenin büyük bölümünün arkasında olduğunu ortaya koyabilir. Bu şûrayla, yabancı ortaklarına Afgan halkının daha fazla savaşmak istemediği sinyalini verebilir. Bu suretle yönetime gelirken verdiği sözlerden biri olan savaşın sonlandırılması iradesini ortaya koyabilir. Diğer husus olan, Taliban ile anlaşma konusunda bu toplantının uzun bir sürecin başlangıcı olabileceği düşünülmektedir." Bununla beraber atılacak adımın, ülkede yaşanan güvenlik, rüşvet ve uyuşturucu gibi sorunları tek başına çözmeye yeterli olamayacağının da altı çizilmektedir.

 

Barış Şûrası'nın, Afganistan Büyük Meclis "LoyaJirga"nın aksine bağlayıcılıktan çok sembolik bir karakteri bulunmaktadır. Zira geleneksel olarak düzenlenen LoyaJirga'ya kimlerin katılabileceği ve ne şekilde toplanılacağı anayasanın özel bir maddesinde belirtilmiş bulunuyor. Barış Şûrası ise, daha çok Taliban üyelerini topluma kazandırma amaçlı bir toplantı olma özelliğini taşıyor.

 

Barış Şûrası'nın sözcüsü olan, Gül AghaAhmedi, "toplantılara Afganistan'ın her bölgesinde yaşayan ve tüm etnik gruplara dâhil temsilcilerin katılacağını, şûranın ardından barış sürecinin en kısa sürede başlamasını umduğunu" ifade etmiştir. Şûra organizasyonunun başında bulunan Eğitim Bakanı Faruk Vardak da jirganın, Afganistan'daki bir anlaşma ve uzlaşma sürecini başlatmasının hedeflendiğini vurgulamıştır. Eğitim Bakanı "Muhaliflerle varılacak bir anlaşmadan söz edildiği zaman hangi konuda, kiminle, nerede ve kim sayesinde anlaşmaya varılacağı gibi hususların açıklığa kavuşturulması gerekiyor. Barış Şûrası'ndan ikinci beklentimizse anlaşma planının gerçekleştirilmesi için net mekanizmalar oluşturulmasıdır " şeklinde bir açıklamada bulunmuştur.

 

Eğitim Bakanı Vardak, Barış Şûrası'nda karar veren konumunda hükümetin olmayıp, Afgan halkının bulunduğunu belirtmiştir. Ancak, hâlihazırda radikal gruplar için hazırlanmış ve 36 sayfadan oluşan bir anlaşma teklifinin hazırlanmış olduğu belirtilmektedir. Buna göre, radikal organizasyonların alt kademelerindeki kişilere silahlarını bırakıp anayasayı kabul ettikleri takdirde ceza almayacakları güvencesi veriliyor. Bu organizasyonların liderlerinin ise, El Kaide'yle ilişkilerini kesmeleri halinde ülkeden ayrılmalarına izin verileceği güvencesi bulunmaktadır. Taliban’ın bu güne kadar Kâbil hükümetinin tüm görüşme taleplerini ilkesel olarak geri çevirdiği bir ortamda bunun nasıl uygulanabileceği bir soru işareti olarak görülmektedir.

 

Afganistan'da muhalefet lideri Abdullah Abdullah ise "kimseyi şûrayı boykota çağırmasa da kendisinin toplantılara katılmayacağını" açıklamıştır.

 

Afganistan İçişleri Bakanlığı'nın açıklamasına göre, şûra boyunca başkentte 12 bin kişilik ek güvenlik gücü görev yapacaktır. Afgan polisi ve askerlere güvenliğin sağlanması için Uluslararası Güvenliğe Destek Gücü ISAF birliklerinin de yardımcı olacağı açıklanmıştır. Alınan bütün bu güvenlik önlemlerine rağmen bugün, Taliban kadın kılığında burkalar içinde gizlenmiş intihar bombacıları ile toplantı mahalline RPG roket saldırısı gerçekleştirilmiş, ve başarısız 5 patlama olmuştur.

 

ABD’nin Afganistan’ı işgal ederek, Taliban yönetimini devirmesinden sekiz yıl sonra Taliban ve El Kaide tehdidi sadece Afganistan’da değil, Pakistan’da da ciddi düzeyde hissedilmeye başlamıştır. Taliban, son aylarda Afganistan’da inisiyatifi ele geçirmiş, kuzey bölgelere doğru sızmış, Pakistan’da El Kaide ve bağlantılı örgütlerle işbirliği yapmış ve Pakistan Taliban’ı ile birlikte gerçekleştirdikleri eylemlerle bölge gündemine damgasını vurmuştur. Bu nedenle Pakistan ordusu, Taliban militanlarının yoğunlaştığı Güney Veziristan’a bir askeri operasyon düzenlemiştir. Afganistan’da ki bu durum ve konunun Pakistan’ı içine alması, NATO ve ABD’nin kaygılarını arttırmış ve Türkiye dahil, müttefik ülkelerde bu gelişmelerden endişe duymasına neden olmuştur.

 

NATO’nun geleceğinin dahi sorgulanmasını gündeme getiren Afganistan konusu, ABD Başkanı Obama tarafından 1 Aralık 2009 tarihinde açıklamış olduğu yeni Afgan Stratejisi ile çözülmesi gereken bir mesele halini almıştır. Bu stratejiye göre;

 

  ·Öncelikle Afgan hükümetinin istikrarlı bir hale getirilerek, halkın desteğini sağlayan bir konuma getirilmesi,

  ·Afgan güvenlik güçlerinin ülkeyi demokratik, insan haklarına ve hukukun üstünlüğüne saygılı bir şekilde yapılandırılması ve ülkede istikrar ve barışı tesis edecek hale getirilmesi öngörülmektedir.

  ·Bu suretle, yolsuzluk, uyuşturucu üretimi ve kaçakçılığının önlenmesi, halkın refahını arttırıcı tedbirlerin alınmasına yönelik hususlar sağlanabilecektir.

 

ABD bu hususları başarmayı müteakip, 2011sonunda yabancı güçlerin çekileceği planını ortaya koymuştur. Belirtilen bu hususların sağlanabilmesi için Afganistan’da görev alan ülkelerden daha fazla asker yardımı yapılması talebi yapılmış ve akabinde geçtiğimiz aylarda Afganistan güneyinde geniş kapsamlı bir askeri harekat yapılmıştır. Bu arada da şiddeti ve köktenciliği reddeden Taliban unsurlarıyla müzakere yoluyla uzlaşılması gündeme gelmiştir. İşte yapılmaya çalışılan “PeaceJirga” şurasının bu uzlaşmanın başlatılabilmesi için yapıldığı söylenebilir. Ancak, yapılan bombalı saldırılardan anlaşıldığı kadarı ile Taliban halen bu şekilde bir uzlaşmaya taraf olmaya hazır değildir.