Ülkelerin ekonomik büyümesi ve ekonomik büyüme ile elde ettikleri refahın toplumun tüm kesimlerine adil bir şekilde dağılımının gerçekleşmesi gereken bir ideal olarak oldukça önemlidir. Geçtiğimiz günlerde adil bölüşümü sekteye uğratan 17 Aralık operasyonu ile yolsuzluk ve kara para aklama olgusu Türkiye’nin gündemine yeniden girmiştir. Yolsuzluk, ülkelerin ekonomik gelişmesini kaynakların etkin dağılımını, milli gelirin eşit bölüşümünü engelleyen küresel bir olgudur. Yolsuzluğun bir türü olan kara para aklama gerek ekonomiyi gerekse toplumsal hayatı derinen etkileyen sınır aşan nitelikte bir olgudur.  Uluslararası sermayenin hızla dolaştığı küresel çağda, ekonomik sistemin işleyişinde şeffaflık, hesap verilebilirlik ve iyi yönetişim ilkeleri pek çok ülkenin üzerinde uzlaştığı kavramlardır. Dünya ekonomisinin bütünleştiği bu dönemde ülkeler ekonomilerini şeffaflık ve hesap verilebilirlik çerçevesinde yeniden yapılandırmaktadırlar. Bu nedenle son otuz yıldan günümüze doğru giderek artan oranda, yolsuzluk ve kara para aklamanın önlenmesine yönelik pek çok uluslararası girişim mevcuttur. Bu çalışmada yolsuzluk ve kara para aklanmanın önlenmesine yönelik uluslararası iş birlikleri ve Türkiye’de geçtiğimiz günlerde ortaya çıkan yolsuzluk operasyonunun uluslararası çerçevede olumsuz etkileri değerlendirilecektir.

 

Yolsuzluk ve Kara Paranın Aklanmasının önlenmesi Konusunda Uluslararası İş Birlikleri ve Türkiye’nin Taraf Olduğu Uluslararası Sözleşmeler

 

1980’lerden itibaren pek çok ülkede yaşanan dışa açılma, uluslararası mali sistemin daha entegre hale gelmesi, uluslararası sermaye ve fon hareketlerinin hız ve hacim kazanması bilişim teknolojisindeki gelişmeler, buna bağlı olarak bankacılık sisteminin sunduğu e-bankacılık olanakları ile yüz yüze olmayan bankacılık işlemi olarak gerçekleştirilmesi imkanları ile birlikte önemli miktardaki sermaye ve fon ülke sınırlarını aşarak tüm dünyayı dolaşmaya başlamıştır.[1]

 

Yasadışı ekonomik faaliyetten elde edilen kazanç olması nedeniyle kara olarak nitelendirilen kara paranın uluslararası dolaşımı teknolojik ilerlemeler nedeniyle hız kazanmıştır. Yasadışı faaliyetlerden elde edildiği için kara paranın miktarının ve oranının ne olduğu kesin veriler ile ispatlanamasa da dünya üzerinde her yıl 2.5 trilyon dolar kara paranın yasal nitelik kazandırılarak aklandığı ve dünya ekonomisine eklendiği tahmin edilmektedir. Sınır aşan nitelikte olan bu sorun ile mücadele için uluslararası işbirliği vazgeçilmezdir.

 

Kara para ve yolsuzluk ile mücadelenin tarihçesine baktığımızda, bu sorunun 1980’lerden sonra sermeyenin uluslararasılaşması sonucu ile yolsuzluk ve kara paranın aklanması konusunda uluslararası iş birliğinin yaygınlaştığı görülmektedir. Aklama ile uluslararası anlamda mücadelede Birleşmiş Milletler, Avrupa Konseyi, Avrupa Birliği, Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü,  Uluslararası Şeffaflık Örgütü gibi uluslararası kuruluşlar ve oluşumlar kara parayla mücadele konusunda sözleşme ve ilkeler geliştirerek yolsuzluk konusunda uluslararası kamuoyu oluşturulması, yolsuzluğun azaltılması ve kurumlar arası işbirliğinin yaygınlaştırılması için çalışmaktadırlar.[2]

 

 Avrupa Konseyi’ne üye devletlerde kara paranın aklanmasının önlenmesi amacıyla, 27 Haziran 1980 tarihinde kabul edilen 80 no.lu Tavsiye Kararı ile uluslararası bir olgu olan kara paranın aklanması ilk kez Avrupa Konseyi bünyesinde inceleme konusu yapılmıştır.[3] Anılan tavsiye kararının, kara paranın aklanmasının önlenmesi konusunda yapılan ilk uluslararası girişimlerden olması dikkat çekicidir.[4] 1988 yılında imzalanan Birleşmiş Milletler Viyana sözleşmesi ile uyuşturucu madde kaçakçılığı ile elde edilen kara paranın aklanmasının önlenmesine yönelik düzenlemeler getirilmiştir. 1989’da Kara Paranın Aklanmasının Önlenmesine ilişkin Mali Çalışma Grubu Kurulmuş, 1990’da bir dizi tavsiye kararını içeren rapor yayınlanmıştır. 1990 sonrasında tüm bu girişimleri takiben mücadele için uluslararası hukuk kuralları geliştirilmeye başlanmış ve gerek hükümet düzeyinde, gerekse sivil toplum düzeyinde birçok işbirliği mekanizmaları kurulmuştur.  

 

1991’de Türkiye Kara Paranın Aklanmasının Önlenmesine ilişkin Mali Çalışma Grubuna üye olmuştur. 1995’te 24 ülke ve 8 uluslararası örgüt ülkelerin kara paranın aklanmasıyla mücadele sistemlerini geliştirebilmesi için Egmont Grubu kurmuş, Türkiye 1998’de bu gruba üye olmuştur.  Ayrıca Türkiye BM’nin 1999’da yayımladığı Terörün Finansmanının Önlenmesine Dair BM Sözleşmesini 2001’de imzalamıştır. 2003’te Avrupa Konseyi’nin Yolsuzluğa Dair Özel Hukuk Sözleşmesi Türkiye tarafından onaylanmış, 2004’te Türkiye Yolsuzluğa Karşı Devletler Grubuna Üye olmuştur.[5] Son olarak 2006’da Türkiye Yolsuzluğa Karşı BM Sözleşmesi’ni onaylamış, 2007’da ise Aklama Suçu İncelenmesi Yönetmeliği yürürlüğe girmiştir.[6]

 

Türkiye’nin Yolsuzluk Sıralaması

 

Aralık ayının başında yayınlanan, Uluslararası Şeffaflık Örgütü 2013 yolsuzluk raporuna göre 177 ülkenin 100 puan üzerinden değerlendirildiği, birinciliği en şeffaf ülkeler olarak Danimarka ve Yeni Zelanda’nın paylaştığı çalışmada, Türkiye 50 puanla 53. sıradadır.[7] Raporun yayınlandığı sırada Türkiye’deki yolsuzluk ve rüşvet skandalının ortaya çıkmamış olduğuna dikkat çekmek gerekmektedir.

 

9 Temmuz 2013’te Uluslararası Şeffaflık Örgütünün basın açıklaması ile duyurduğu, yolsuzluk konusunda dünyanın en kapsamlı kamuoyu anketi olan, Küresel Yolsuzluk barometresi, 107 ülkeden 114.000 kişinin görüş ve tutumlarını yansıtmaktadır. Yolsuzluk algısı büyün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de artmakta; siyasi partiler ise küresel ölçekte yolsuzluğu en yatkın kurumlar olarak görülmektedir.[8]

 

Değerlendirme

 

Toplumların, kişiye karşı devletin ve bireylerin işlediği suçlar yönünden adaleti sağlamak için yazılı hukuk kurallarını oluşturduğu günden bu yana, insanlığın sağlamak için türlü yol ve yöntemlere başvurduğu, varlığı ve yokluğuyla yaşamın her yanına sızan, adalet kavramı günümüzde hala büyük bir yakıcılıkla tartışılmaktadır.[9] Uluslararası iş birliği ile uluslararası hukuk çerçevesinde, hesap verebilirlik ve şeffaflık ilkelerini içeren, yolsuzluk ve kara para aklamanın önlenmesi için uluslararası sözleşmeler imzalansa da ve Türkiye bu sözleşmelere taraf olsa da son günlerde gelişen yolsuzluk skandalı ile bu sözleşmelerin iç hukukta etkili olarak uygulanamadığı düşünülmektedir. Bu bağlamda adil bölüşümün gerçekleşmesi için Türkiye’nin imzalanan sözleşmelerin pratik hayatta yaşama geçirilmesine yönelik gerekli kurumsal düzenlemeleri sağlaması gerekmektedir.

 

Bu değerlendirmelere ek olarak uluslararası basının Türkiye’ye yönelik haberleri yorumlandığında Türkiye’nin imajının sarsıldığı ve bu sarsıntının yakın gelecekte dış politikaya yansıyacağı ön görülmektedir. Uluslararası piyasa’da Türkiye’nin ve Türk lirasının değer kaybetmesi ve yabancı yatırımcılar arasında Türkiye’ye yönelik kuşku ve güvensizlik ortamının doğması ihtimali de göz ardı edilmemelidir.[10]  Ayrıca Uluslararası Şeffaflık Örgütünün gelecek sene yayınlayacağı raporda, Türkiye’de yaşanan yolsuzluk operasyonun Türkiye’nin sıralamasını olumsuz yönde etkileyeceği ön görülmektedir.

 

Dipnotlar

 


[1]https://www.tbb.org.tr/Dosyalar/Arastirma_ve_Raporlar/Aklama_ve_Terorun_Finansmani_ile_Mucadelede_Supheli_Islem_Bildirim_Sistemi.pdf

[2] Selim Duramaz; Mustafa Miynat, “Türkiye’de Kara Para İle Mücadelede Mali Kurumların Rolü”, Celal Bayar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Yıl: 2012 Cilt: 10 Sayı: 2

[3] Banu Saatçi “Kara Paranın Aklanmasının Önlenmesine İlişkin Uluslararası Girişimler” Bankacılar Dergisi, Sayı:19,1996

[4] Saatçi , syf, 2

[5] “Her Yıl 2.5 Trilyon Dolar yıkanıyor” http://m.radikal.com.tr/NewsDetail.aspx?ArticleID=189956&CategoryIDs=2 Erişim Tarihi:30.12.13

[6] “Her Yıl 2.5 Trilyon Dolar yıkanıyor” http://m.radikal.com.tr/NewsDetail.aspx?ArticleID=189956&CategoryIDs=2 Erişim Tarihi:30.12.13

[7]  “Türkiye’nin Şeffaflık Karnesi” http://www.ntvmsnbc.com/id/25483511/ Erişim Tarihi:30.12.13

[8] “Küresel Yolsuzluk Barometresi” http://seffafgundem.org/page/2 Erişim Tarihi: 30.12.13

[9]  Gökçer Tahincioğlu “Cezasızlık” http://e-kutuphane.ihop.org.tr/pdf/kutuphane/1_49_2009-12-01.pdf Erişim Tarihi: 30.12.13