Bu hafta Kafkasya’da önemli gelişmeler yaşanıyor. Bölgenin iki önemli gücünün Cumhurbaşkanları bölgede savaş hali devam eden iki ülkeyi ziyaret etmektedir. Önce 16 Ağustos 2010 tarihinde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Bakü’ye gitmiştir. Ardından ise 19 Ağustos 2010 tarihinde Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Dimitri Medvedev Erivan’a ziyarete gidecektir.

 

Bir milletin iki devleti arasında yapılacak görüşmelerde hangi konuların gündeme gelmesi beklenmektedir? Bu sorunun cevabını vermeden önce Abdullah Gül’ün Azerbaycan’daki görüşme programına değinmekte fayda vardır. Cumhurbaşkanı bu ziyarette öncelikle Devlet Başkanı İlham aliyev ile bir araya gelecektir. Ardından Azerbaycan Başbakanı Artur Resizade, Milli Meclis Başkanı Oktay Esedov ve Kafkasya Şeyhülislam'ı Allahşükür Paşazade ile bir araya gelecektir.  Cumhurbaşkanı Gül’e bu ziyareti sırasında Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı ve aynı zamanda da Türkiye Azerbaycan Ortak Ekonomik Komisyonu Eşbaşkanı olan Taner Yıldız, Türkiye-Azerbaycan Dostluk Grubu üyesi milletvekilleri, işadamları ve medya mensuplarından ibaret geniş bir heyet eşlik edecektir. Gül'ün iki gün sürecek ziyaretinde Bakü dışına çıkarak Şeki şehrini de ziyaret etmesi beklenmektedir.

 

Abdullah Gül’ün Bakü ziyareti aşağıda sıralanan bölgesel ve küresel gelişmelerin etkisi altında gerçekleşmektedir:

 

·         Bu ziyaret Gürcistan ile Rusya arasında iki yıl önce Ağustos ayında yaşanan savaşın ikinci yıldönümünde gerçekleşmektedir.

·         Ermenistan ile normalleşme sürecinin durma noktasına geldiği ve/fakat bu yönde çabaların artırılması için de ABD’den baskıların arttığı bir dönemde yapılmaktadır.

·         Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Dimitri Medvedev’in Erivan’a ziyarete gideceği ve Gümrü Askeri Üssü anlaşmasını 49 yıl uzatacağı bir haftada yapılamaktadır.

·          ABD ve İsrail’in İran’a yönelik operasyon ihtimalinin güçlendiği bir döneme denk gelmektedir.

·         Eylül ayında İstanbul’da yapılması planlanan Türk Dünyası liderleri zirvesi öncesinde yapılamaktadır.

·         Enerji rekabetinin giderek daha şiddetli bir şekilde yaşandığı bir dönemde yapılmaktadır.

·         Dağlık Karabağ konusunda görüşme trafiğinin arttığı ve/fakat herhangi bir neticenin elde edilemediği ve bunun sonucunda da Azerbaycan’ın savaş ihtimalini giderek daha yüksek bir sesle dile getirdiği bir dönemde bu ziyaret gerçekleştirilmektedir.

 

 

Görüldüğü gibi bu ziyaretin zamanlaması son derece önem arzetmektedir. Böylesi kritik bir dönemde gerçekleştirilen bu ziyaretin gündemindeki bir numaralı madde Dağlık Karabağ konusu oluşturmaktadır. Türkiye’nin özellikle Ermenistan ile normalleşmesinin ön şartı olarak gördüğü Dağlık Karabağ konusunda bir ilerlemenin olmasını beklemektedir. Ancak bu çok da kolay gözükmemektedir.

 

Öncelikle Dağlık Karabağ sorununun kısa sürede çözülmesi ihtimali çok zayıftır. Bu sebeple de Dağlık Karabağ sorununun çözümü ihtimali azaldıkça Azerbaycan’ın savaşa başlama ihtimalinin arttığı görülmektedir. Azerbaycan’ı sürekli oyalayan ve Ermenistan’ın da işgale son vermesi için hiçbir baskı yapmayan AGİT’in bundan sonraki barış görüşmelerindeki rolünün de sorgulanmasının zamanı geldiği düşünülmektedir. Azerbaycan artık AGİT ile devam edip etmeyeceğini düşünmek durumundadır.

 

Aynı şekilde yukarıda ifade edildiği gibi enerji konusu bu ziyarette gündemin önemli maddeleri arasına girecektir. Zira Nabucco Projesi konusu yeniden hız kazandırılmaya çalışılmaktadır. Özellikle ABD’nin bu konudaki girişimleri göze çarpmaktadır. ABD’li hukukçular şimdi Orta Asya gazını ve petrolünü Hazar’ın statüsü sorunu çözülmeden de bu denizin dibinden geçirmenin mümkün olduğu bir tez üzerinde çalışmaktadırlar. Bu tez hayata geçirildiği takdirde bu ülkeler hem İran’a bağımlı kalmayacak ve hem de doğalgaz ve petrollerini batı pazarlarına rahatlıkla ulaştırabileceklerdir.

 

Cumhurbaşkanı Gül’ün aynı zamanda 15-16 Eylül 2010 tarihleri arasında İstanbul’da yapılması planlanan Türk Dünyası Liderleri zirvesi için de Devlet Başkanı İlham Aliyev’i bizzat davet edecektir.

 

Ziyaret sırasında Kafkasya bölgesindeki sorunların da genele olarak ele alınması ve ölü doğmuş bir öneri olarak hala gündemde tutulmaya çalışılan Kafkas İstikrar ve İşbirliği Paktı’nın da ele alınması beklenmektedir.

 

İran’a yönelik operasyon ihtimalinin giderek arttığı bir dönemde gerçekleşen bu ziyarette İran konusunun da ele alınması beklenebilir. Diğer yandan Ermenistan ile tıkanan normalleşme süreci de ele alınacak konular arasındadır. Bilindiği gibi Eylül 2008’de Gül tarafından bizzat Erivan’a gidilerek gerçekleştirilen “Futbol Diplomasisi” kamuoyundan büyük tepki görmüş ve ardından da bu diplomasi şekli “sessiz diplomasiye” dönüştürülmüştü. Bakü’de muhtemelen kamuoyundan saklanan sessiz diplomasi çerçevesinde yürütülen faaliyetler konusunda Başkan Aliyev’e bilgi verilmesi beklenmektedir. Muhtemeldir ki, bu çerçevede 11 Eylül’de başlayacak NATO tatbikatı çerçevesinde Ermenistan sınırının geçici de olsa açılması ihtimali ve yine 19 Eylül’de Akdamar’da yapılacak Ermeni ayini konusu da masaya yatırılacaktır. Ermeni turistlerin Ağrı Dağı’na çektikleri Ermeni bayrağı ve Dağlık Karabağ’ı temsil ettiği ileri sürülen bez parçasını da merak edilen konular arasında olacaktır.

 

Türkiye’nin üzerinde duracağı konuların başında ise vize konusu gelmektedir. Türk heyeti Azerbaycan ile ilişkilerin her alanda derinleşerek arttığı bir dönemde vizelerin hala kaldırılamamasını algılamakta güçlük çekmektedir. Türk işadamlarının Azerbaycan’da daha geniş yatırımlar yapması önündeki engellerin kaldırılması da gündemin önemli maddeleri arasına girmeye adaydır. İki ülke arasındaki stratejik işbirliğine de vurgu yapılması beklenen ziyarette Bakü-Tiflis-Ceyhan ham petrol ve Bakü-Tiflis-Erzurum doğalgaz boru hattı projeleri ile Bakü-Tiflis-Kars demiryolu hattının da bir an önce faaliyete geçmesi için gerekli girişimler ele alınacaktır.

 

Gül'ün Bakü ziyaretinde iki taraflı güncel sorunlar ile her iki ülkeyi ilgilendiren bölgesel ve küresel gelişmeler de ele alınacaktır.

 

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül 16 Ağustos’da Bakü’ye giderken Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Dimitri Medvedev de 19 Ağustos 2010 tarihinde Erivan’a ziyarete gidecektir. Medvedev’in ziyaretinin zamanlaması ve içeriği de son derece önemlidir. Medvedev’in bu ziyareti zamanlama itibarı ile Türk cumhurbaşkanının Bakü ziyaretini yaptığı haftaya denk gelmektedir. Ancak içeriğinin Gül’ün Bakü ziyaretinden çok daha dolu ve stratejik öneme haiz olduğu görülmektedir. Medvedev öncelikle Türkiye sınırında bulunan Gümrü şehrindeki Rus askeri üssünün kiralama müddetini 49 yıl daha uzatacaktır. Rusya ayrıca bu ülkedeki askeri üslerini de yeniden re-organize etmektedir.

 

Rusya’nın bölgede barışın arandığı bir dönemde Erivan’daki askeri üslerinin süresini uzatmasını nasıl izah edebiliriz. Elbette ki, bunun için Ukrayna’ya bakmamız yeterlidir. Ermenistan da Ukrayna gibi stabil bir ülke değildir ve her an her şey gibi iktidarlar da değişebilir. Rusya ise Ermenistan’da beklenmedik bir şekilde değişebilecek ve Rusya ile sıkıntılı bir süreç yaşayabilecek bir iktidara karşın Rusya’nın sözünden dışarı çıkmayan mevcut Ermenistan iktidarı ile fırsat varken her türlü anlaşmayı yapmak istemektedir. Unutmamak lazım ki, Ukrayna’da iktidar değiştiğinde ve Rusya’ya yakın olan Viktor Yanukoviç iktidara geldiğinde ilk icraatlarından birisi Sevastopol’daki anlaşmayı 2042 yılına kadar uzatmak olmuştur. Erivan’da da bir yönetim değişikliği ihtimali her zaman için mevcuttur. Şimdiki iktidar bu anlaşmanın uzatılması için uygun bir iktidardır ve imkan varken bundan faydalanmak istemektedir.

 

Dimitri Medvedev’in Erivan ziyareti esnasında dünyanın en gelişmiş hava savunma sistemi sayılan S-400’lerin satışı da dahil olmakla ciddi silah anlaşmalarının da yapılması beklenmektedir. Yine bu ziyaret esnasında Rusya Ermenistan’a yeni bir Nükleer Santral inşa etmek niyetindedir.

 

Bilindiği gibi Rusya’nın Ermenistan’da 102. Askeri Üssü bulunmaktadır. Bu üs üç önemli birlikten oluşmaktadır. Bu birliklerin birisi Başkent Erivan’da yerleşirken ikisi Gümrü’de bulunmaktadır. Bu birlikler içerisinde 992 ve 998. Hava Savunma Birliği, 116. Tank Birliği, 772. İstihbarat Birliği ve Ermenistan’ın Erebuni Askeri Havaalanında bulunan ve 18 adet MİG-29’ların bulunduğu 426. Hava Hücüm Birliği Rusya’nın bu ülkedeki askeri mevcudiyeti olarak karşımıza çıkmaktadır. Gümrü şehrindeki S-300 füze batarlayalarının da bir üst model olan S-400’ler ile güçlendirilmesi de planlanmaktadır. Rusya’nın Ermenistan’daki askeri üslerdeki asker sayısının ise 5 bin civarında olduğu tahmin edilmektedir. Gürcistan’dan çıkarılan Rus askeri üslerinin Ermenistan’a yerleştirilmesiyle aslında Ermenistan’daki Rus askeri varlığı ve silah sistemleri tam olarak bilinmemektedir. Daha Sovyetler Birliği zamanında olası bir Türkiye ve NATO saldırısı ihtimali karşısında kurulan Gümrü askeri üssü halen Türkiye’ye karşı bu ülkede bulunmaktadır. Rusya ile ilişkilerimizin gelişmesi ve neredeyse stratejik ortaklık düzeyine ulaşmasına rağmen bu üs her geçen gün güçlendirilerek süresi uzatılmaktadır.

 

20-21 Ağustos 2010 tarihinde Ermenistan’da Sevan Gölü kıyısında yapılması planlanan Kollektif Güvenlik Anlaşması gayri resmi zirve toplantısına da katılacak olan Dimitri Medvedev bu zirveden bir gün önce Erivan’a giderek ikili ilişkileri ele alacaktır.

 

Erivan’ın Rusya’nın neden Azerbaycan’a S-300 Hava Savunma sistemleri sattığı yönündeki itirazları sürerken, diğer yandan da Rusya’da hem bu silah sistemlerini almakta ve hem de Rusya’nın bu ülkedeki askeri üslerinin süresini 49 yıl daha uzatmaktadır. Ermeniler bir yandan Rusya’ya sitem ederken, diğer yandan da Rusyasız yapamayacaklarının bilinci içerisinde hareket etmektedirler. ABD’nin şimdilik çok fazla açıktan karışmadığı ve daha çok dolaylı girişimlerde bulunduğu bu karmaşık ilişkiler zincirinin çok fazla dışında kalmayacağı da düşünülmektedir. Ancak şurası muhakkak ki, bütün bu askeri anlaşmalar ve ziyaretin belki de en önemli yanının Azerbaycan’ı bir askeri harekattan caydırılması amacı taşıdığı düşünülmektedir.