Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) Donald Trump yönetiminin, İran ile 2015 yılında varılan nükleer anlaşmayla kaldırılan tüm yaptırımları yeniden yürürlüğe koyma kararı alması dikkatleri yeniden ABD – İran ilişkileri özelinde Orta Doğu bölgesine çekmiştir. ABD’nin İran’a yönelik ilk aşama yaptırımlarının 7 Ağustos 2018’de yürürlüğe girmesinin ardından, ikinci dalga yaptırımlar da 5 Kasım 2018 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir.  Türkiye ile birlikte sekiz ülkenin geçici olarak yaptırımlardan muaf tutulması kararı alınmıştır. Çalışmamızda ABD’nin almış olduğu yaptırım kararının uluslararası hukuk açısından ne şekilde meşru sayılabileceği ve bu ülkelere imtiyaz tanıyıp, tanıyamayacağı konusunu değerlendireceğiz.

 

Uluslararası Hukuk Açısından “Yaptırım” Konusu

 

Uluslararası ilişkilerde ülkelerin diğer ülkelere ya da aktörlere yönelik tek taraflı zorlayıcı tedbirlere başvurması çok sık görülen bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır. Genelde bu tür zorlayıcı tedbir kararlarının çoğu ekonomik nitelikteki önlemleri kapsamakta ve “yaptırım” kelimesi ağırlıklı olarak gündeme gelmektedir. Bununla birlikte son on yıl içerisinde ekonomik nitelikte olmayan tek taraflı tedbirlerin sayısında da ciddi bir artış yaşandığı gözlemlenmektedir[1].

Yaptırım kavramını detaylı olarak değerlendirmeden önce uluslararası hukuk açısından tek taraflı zorlayıcı tedbirler konusuna kısaca değinmek yerinde olacaktır. Uluslararası hukuka aykırı bir fiilin varlığı durumunda bu fiilin ortadan kaldırılması ve hukuksal etkisinin olmaması için gerek devletler gerekse uluslararası örgütler birçok zorlayıcı önleme başvurmaktadır. Ancak başvurulan bu önlemler her zaman anılan fiilin hukuksal etkisini doğrudan ortadan kaldırıcı ya da düzensizliği kendi başına giderici bir sonuç doğurmadıkları için teknik anlamda hukuksal yaptırım niteliği göstermemektedir. Bununla birlikte, birçok durumda bu tür önlemlerin en azından caydırıcı bir etkisinin bulunduğu yadsınamayacaktır.[2]

 

Uluslararası hukuka aykırı bir fiil sonucu bir tarafın belli bir antlaşmanın temel hükümlerini çiğnemesi durumunda uygulanan uluslararası hukuk öteki tarafa ya da taraflara bu antlaşmanın uygulanmasını durdurma ya da antlaşmaya son verme hakkını tanımaktadır. Uluslararası hukuka aykırı fiil sahibi devletlerin bu davranışlarını düzeltmesi ve hukuka uygun davranmasını sağlamak için uluslararası uygulamada bir takım siyasal ya da ekonomik nitelikli önlemlere başvurulduğu görülmektedir. Bu tür önlemler kendi başlarına hukuksal sonuç doğurmamakla birlikte, bu tür önlemler aracılığıyla hukuka aykırı davranan devleti uluslararası kamuoyu önünde ya da uluslararası ilişkilerinde zor durumda bırakmak ya da tecrit etmek suretiyle onun kendi iradesi ile uluslararası hukuka saygı göstermesi sağlanmaya çalışılmaktadır[3].

 

Uluslararası hukuka uyulmasının sağlanmasında başvurulan ve kurallara uyulmasını zorla sağlamaya ya da uyulmamasına karşı bir tür cezalandırmaya yönelik olan önlemlerin en önemlileri hukuka aykırı fiile uygulanan karşı önlemler ve zorlama yollarıdır. Bunların geleneksel olanları aslında yalnızca devletlerce başvurulan misilleme ve zararla karşılık gibi karşı önlem yollarıdır. Misilleme önlemlerinin en önemlileri, limanların ilgili devletlere kapatılması, ilgili devletle ticari ilişkilerin kesilmesi, ekonomik ve teknik yardımın antlaşmaya aykırı düşmeyecek biçimde kesilmesi, diplomatların istenmeyen kişi ilan edilmesi örnekleri gösterilebilir. Zararla karşılığa antlaşmaların uygulanmasının durdurulması, malların ve gemilerin zaptı – müsaderesi ve ambargo örneklerini verebiliriz.[4]

 

ABD’nin Yaptırım Kararının Gerekçesi

 

Daha öncede değindiğimiz üzere “yaptırım” uygulamasının ana gerekçesini uluslararası hukuk kurallarına uyulmasının sağlanması ya da antlaşma metinlerine uyulmasının sağlanması olarak değerlendirebiliriz. Bu bağlamda ABD Başkanı Trump’ın “yaptırım” kararına gerekçesi İran ile yapılmış olan P 5+1 Antlaşmasına, İran’ın riayet etmemesi üzerine olmuştur. Trump P 5+1 Antlaşması’nın iptal edilmesi ile ilgili açıklamasında, “İran’la yapılan nükleer anlaşmadan çekiliyorum. İran terör örgütlerine destek vermektedir Nükleer anlaşma İran’ın bölgedeki amaçlarını engellemedi. Eğer anlaşmaya izin verirsem Orta Doğu’da silahlanma yaşanacak. Anlaşma İran’ın uranyumu zenginleştirmesini sağladı[5].” ifadelerini kullanmıştır. Bu noktada ABD, İran’ın antlaşma metinlerine uymaması durumunda birtakım tedbirler alma hakkına sahip bulunmaktadır.

 

Trump’ın “yaptırım” kararına gerekçesi her ne kadar İran’ın nükleer araştırmalarını sürdürmesi ve terör örgütlerine destek vermesi şeklinde belirtilmiş olsa da ardında yatan pek çok siyasi nedeni inkar etmek mümkün değildir. İsrail ile ilişkiler, Suriye konusu yani genel olarak Orta Doğu’daki güç mücadelesi “yaptırım” kararının ana nedenleri olarak gösterilmesi mümkündür.

 

“Yaptırım” Kavramı Bağlamında Sorunun Farklı Bir Boyutu

 

Uluslararası hukuka uyulması konusunda ifade etmiş olduğumuz “yaptırım” kavramı literatürde farklı anlamlar ifade etmektedir. Yaptırım terimi, hukuk teorisinde hukuk normunun unsurlarından biri olarak ifade edilmektedir. Hukukun genel teorisine göre, hukuk normu üç unsurdan oluşmaktadır. Bunlar kuralların yerine getirilmesi için gerek şartları ve koşulları oluşturan hipotez, kuralların içeriğini ifade eden eğilim ve bu kurala aykırı davranan kişi için oluşan olumsuz sonucu ifade eden yaptırımdır.

 

Uluslararası hukukta yaptırımlar, sorumluluğun getirdiği “yükümlülüklerin yerine getirilmesi halinde uygulanan zorlayıcı önlemlerdir. Ancak burada kullanılan yaptırım kavramı, uluslararası hukukta kural olarak hükümetler arası örgütler tarafından uygulanan zorlayıcı önlemler için geçerlidir. Zira Uluslararası Hukuk Komisyonu terminolojisinde tek taraflı yaptırımlar için “yaptırım” teriminin yerine “karşı önlemler/tedbirler” teriminin kullanılması uygun görülmektedir. Bu nedenle uluslararası sorumluluktan doğan karşı tedbirlere “karşı önlemler” uluslararası sorumluluk dışındaki devletlerin sınır ötesinde etki yaratan kararlarına “tek taraflı yaptırım” terimi kullanılmaktadır[6]. Bu durumun ana gerekçesi uluslararası hukukun devletlerin eşit egemenliği sistemine dayanıyor olmasıdır. Yani herhangi bir devletin diğer devlete karşı bir üstünlüğü bulunmamakta, hukuksal açıdan tüm devletler eşit statüde değerlendirilmektedir. Bu nedenle “yaptırım” üst otoritenin uygulayacağı bir uygulama biçimi olarak değerlendirilmesinden ötürü uluslararası hukukun temel ilkelerinden olan devletlerin eşit egemenliği ilkesine aykırı bir durum yaratabilmektedir. İlgili literatürde bu kavram yerine “karşı önlemler/tedbirler” denilmesinin daha uygun olabileceği ifade edilmiştir[7].

 

Değerlendirme

 

ABD Başkanı Trump’ın Kasım 2018 itibariyle İran’a yönelik başlatacağını duyurduğu yaptırım kararı çalışmamız bağlamında iki açıdan değerlendirilmesi ihtiyacı hissettirmiştir. Bunlardan ilki uluslararası hukukta yaptırım mekanizmasının ne şekilde gerçekleştirilebileceği ve meşru olup olmadığı konusu. İkincisi ise, yaptırım teriminin uluslararası hukuk terminolojisi bağlamında doğru olup olmadığı ile ilgili olmuştur. İlk değerlendirmemiz, uluslararası hukukta yaptırım mekanizması tek taraflı hukuksal işlemler olarak uygulanmakta olup, devletlerin olağan hakları arasındadır. Ancak bu noktada ABD örneğinde olduğu gibi, İran’a yaptırıma uymayan ülkelere tehditkâr tutum sergilemek, uluslararası hukuk açısından haklı bir durum değildir. Zira her devlet dış politikasını kendi egemenliği çerçevesinde değerlendirme hakkına sahiptir. Yine uluslararası hukukun en önemli ilkesi devletlerin iç işlerine karışmama ilkesidir. İkinci olarak “yaptırım” kelimesi, uluslararası hukuk literatüründe farklı şekilde değerlendirilmiş ve bu kavramın uluslararası örgütler nezdinde kullanılması durumunda doğru olacağı ifade edilmiştir. Devletler arası ilişkilerde “yaptırım” kavramı yerine “karşı önlemler/tedbirler” kullanılmasının daha doğru bir ifade olacağı da belirtilmiştir.

 

[1] “ABD’nin Türkiye’ye Yönelik Yaptırımlarının Uluslararası Hukuk Bağlamında Değerlendirilmesi, Olijmon Sobir, ANKASAM- Rapor, Ağustos-2018, No:04.

[2] PAZARCI, Hüseyin, Uluslararası Hukuk, Turhan Kitabevi, Ankara – 2013, s.437-450.

[3] PAZARCI, s.437-450.

[4] PAZARCI, s.437-450.

[5] “Trump’ın İran kararı: 7 soruda nükleer anlaşma nedir?”, https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-44039074, 08.05.2018.

[6] “ABD’nin Türkiye’ye Yönelik Yaptırımlarının Uluslararası Hukuk Bağlamında Değerlendirilmesi, Olijmon Sobir, ANKASAM- Rapor, Ağustos- 2018, No:04.

[7] “ABD’nin Türkiye’ye Yönelik Yaptırımlarının Uluslararası Hukuk Bağlamında Değerlendirilmesi,  Olijmon Sobir, ANKASAM- Rapor, Ağustos- 2018, No:04.