ABD Senatosu’na sunulan ve Güney Kıbrıs’ı silahlandırmaktan Yunanistan’a yönelik askeri desteğe; Türkiye’nin S-400 alımından, Doğu Akdeniz’deki faaliyetlere kadar pek çok kilit konuyu kapsayan tasarıyı, TÜRKSAM Genel Sekreteri A. Gencehan Babiş, Sputnik’e değerlendirdi.

 

ABD’li senatörler Bob Menendez ve Marco Rubio tarafından ABD Senatosu’na sunulan Doğu Akdeniz tasarısının yankıları sürüyor. Tasarının Ankara açısından önemi, metnin Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki stratejik çıkarları ve Rusya’dan S-400 alımını doğrudan hedef alıyor olması. Zira, “Doğu Akdeniz’de güvenlik ve enerji işbirliklerinin geliştirilmesi ve diğer amaçlarla” hazırlandığı işaret edilen tasarıda, ABD, İsrail, Yunanistan ve GKRY arasındaki enerji işbirliğini kolaylaştırmak için bir ‘ABD-Doğu Akdeniz Enerji Merkezi’ kurulmasına yer veriliyor.

 

Türkiye ve Rusya Doğrudan Hedefte

 

Tasarı, Türkiye ve Rusya’yı da doğrudan hedef alır nitelikte. Metinde “İdare, ABD Kongresi’ne, Doğu Akdeniz’deki ülkelerle güvenlik ve enerji işbirliğinin artırılması ve Rusya ile diğer ülkelerin faaliyetleri hakkındaki raporlarla birlikte bir strateji sunmalı” deniyor. Türkiye’nin S-400 satın alımına da değinilen metinde “S-400 hava savunma sistemini Rusya Federasyonu’ndan satın alma planlarını sürdürdüğü sürece, F-35’lerin Türkiye’ye transferi engellenmeli. Türkiye Rusya Federasyonu’ndan S-400 hava savunma sistemi satın alma planlarını sürdürürse Amerika Birleşik Devletleri yasaların buna göre bu satışla ilgili yaptırım olarak F-35 uçağının Türkiye’ye transferini engelleyecektir” sözlerine de yer veriliyor.

 

Güney Kıbrıs ve Yunanistan’a Eğitim ve Milyon Dolarlarca Askeri Yardım

 

Memendez ve Rubio’nun ABD Senatosu’na sunduğu rapordaki kilit maddelerden birisi de, Güney Kıbrıs’a yönelik silah satışının önünün açılmasına yönelik madde. Tasarıda “Kıbrıs Cumhuriyeti’ne silah satışlarına yönelik yasak kaldırılmalı” deniyor. Yine aynı metinde Yunanistan’a askeri alanda 3 milyon dolarlık bir yardım yapılması da mevcut. Ayrıca, Uluslararası Askeri Eğitim ve Talim (IMET) programı kapsamında hem Yunanistan hem de Güney Kıbrıs’a yönelik 2 milyon dolarlık destek verilmesine de işaret ediliyor. Peki, ABD’deki bu tasarı Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki stratejik hedef ve kazanımlarını mı hedefliyor? Konuyu ANKA Enstitüsü Başkanı Rafet Aslantaş ve Türkiye Stratejik Analizler Merkezi (TÜRKSAM) Genel Sekreteri A. Gencehan Babiş Sputnik’e değerlendirdi.

 

ABD, Doğu Akdeniz’deki Kararlılık Gösteren Türkiye’ye Karşı ‘Alternatif İşbirlikleri Arayışında’

 

TÜRKSAM Genel Sekreteri Babiş’e göre söz konusu rapor, ABD’nin Doğu Akdeniz’deki denklemi yeniden şekillendirme çabasıyla açıklanabilir. Babiş “Bu tasarı, bölgesel denklemlerin yeniden şekillendirilmesiyle alakalı. Çünkü işin hem enerji hem de jeostratejik boyutu var. Ben bu raporun, Mavi Vatan tatbikatıyla Doğu Akdeniz’de herhangi bir oldubittilere izin vermeyeceğini askeri olarak net bir şekilde belli ettiği bir dönemde, Türkiye’ye yönelik bir frenleme amacı güttüğü kanaatindeyim” değerlendirmesinde bulundu.

 

Raporun, Türkiye-ABD ilişkilerinin rayında gitmediği bir dönemde hazırlandığının altını çizen Babiş “Bu dönemde ABD’nin Türkiye’ye alternatif arayışlara girdiğini görebiliyoruz. East-Med projesinin hayata geçirilmeye çalışması buna örnek. Doğu Akdeniz’deki rezervlerin Avrupa’ya ulaştırılmasına yönelik bu projesine ve ABD’nin son dönemde İsrail’le çok yakın olan ilişkilerine baktığımızda ben olup biteni, İsrail-ABD-Yunanistan üçlüsünün yanlarına Güney Kıbrıs’ı da alarak Türkiye’yi bölgeden dışarı itme çabası olarak okuyorum. Çünkü Türkiye elini TANAP, TAP ve TürkAkım projeleriyle güçlendiriyor. Dolayısıyla bu projelerin yanında ABD artık Doğu Akdeniz yolunu tercih ederek ve aslında oradaki ülkeleri biraz da mobilize ederek Batı’nın enerji ihtiyacının karşılanmasını ve alternatif olarak biçimlendirmeye çalışıyor” ifadelerini kullandı.

 

“Rapor, ABD’nin Türkiye’ye S-400 Alımı Sebebiyle Engeller Çıkarmayı Sürdüreceğini Gösteriyor”

 

Raporun ABD’nin Türkiye’ye yönelik baskıyı sürdüreceğine işaret ettiğini söyleyen Babiş “Bu raporun içerisinde de S-400’lerin olması, aslında Türkiye’nin S-400’lerin alınması sürecinde ABD’nin karşısına birçok engel çıkartacağının da sinyallerini veriyor. ABD’den ittifak hukukuna uygun hiç bir şey alamayan Türkiye, yüzünü Rusya’ya dönüp, Rusya’dan S-400 aldı. Türkiye’nin S-400 alımı bir sebep değil, sonuçtur. S-400, Türkiye-Amerika ilişkilerindeki onarılmaya çok da istek duyulmayan bozukluğun işaretidir” diye konuştu.

 

“Türkiye’yi Pek Çok Konuda Karşısına Alan Abd Şimdi de Güney Kıbrıs’a Yönelik Silah Ambargosunu Kaldırıyor”

 

Türkiye’nin bulunduğu coğrafya gereği S-400 alının önemine değinen Babiş “Türkiye, tipik bir Avrupa ülkesinin bulunduğu bir coğrafyada değil. Güneyinde Doğu Akdeniz’de ciddi bir nüfus mücadelesi var. Irak’ta ciddi bir istikrarsızlık süreci hala tam onarılmış değil. Suriye’de ise bir karmaşa halinde. Ermeni diasporasının tarihi manipüle etme çabası, işin cabası. Bunları topladığınız zaman Türkiye’nin kendini koruma ihtiyacı ortaya çıkıyor. Türkiye özellikle YPG ve FETÖ konularında ABD’den şimdiye dek net bir şey alamadı. Tersine, 1.5 yıl önce Türkiye’nin devlet yetkililerine silah ambargosu kararı alan ABD’nin gündeminde şimdi de Güney Kıbrıs’a ambargo kaldırmak var” dedi.

 

“Rusya ve İran’la Birlikte Barışa Katkı Sağlayan Türkiye’ye Karşı ABD Öncülüğünde Üçlü Kurulmaya Çalışılıyor”

 

Meselenin enerji boyutu olduğunun da altını çizen Babiş “TürkAkım, TAP, TANAP’ın alternatifi olarak Doğu Akdeniz’den bir East-Med projesi geçirilmeye çalışılıyor. Öte yandan, Türkiye Suriye’de Batı ittifakından yavaş yavaş sıyrılarak alternatif bazı oluşumlar içerisine girdi ve bunları kalıcı barış üretimi için kullanma çabasından olduğunu görüyoruz. Bunu hem Astana hem Soçi zirvelerinde gördük. Dolayısıyla burada Türkiye, İran ve Rusya üçlüsü oluşmaya başladı. Bu üçlünün aldığı bazı kararlar ciddi anlamda da sonuç vermeye başladı. Hatta Suriye’de sonuçlarını verdi. Buna karşılık ABD, İsrail ve Yunanistan arasında bir üçlünün kurulmaya çalışıldığı ve bunun da aslında Türkiye’nin jeopolitik öneminin azaltılması hedefiyle tasarlandığını düşünüyorum” dedi ve şöyle devam etti: “Tasarıda S-300 bulunduran Yunanistan’a 3 milyon dolar gibi bir yardımdan bahsediliyor. Bu da, kurulacak olan üçlünün, mekanizmanın aslında altyapısının bir bakıma ne şekilde oluşturulacağı ile alakalı ilk ödemedir. Sonrası da gelebilir, onu da belirtmek lazım. Yani, bu tasarı geçerse buradaki oluşum iyice tomurcuklanmaya başlayacak, zaten halihazırda yavaş yavaş oluştu. Tasarı onaylanırsa Yunanistan’a yönelik yardımın devamı geleceğini de öngörüyorum.”