Dışişleri Bakanı Hilary Rodham Clinton’un açıklamasına göre; ABD dış politikasında artık  yeni bir yaklaşım uygulayacaktır. Yöntemin adı; Akıllı güc – Smart Power olarak belirtilmiştir. Uluslararası ilişkilerde bütün enstrümanlar bizim inisiyatifimizde ve elimizin altındadır. Bunlar diplomatik, ekonomik, askeri, politik, hukuki ve kültürel değerlerdir ve  her bir durum için uygun enstrüman veya bunların kombinasyonu tarafımızdan seçilebilir demektedir.

 

Obama yönetimi, ABD ve dünyanın devam etmekte olan savaşlar, bölgesel çatışmalar, küresel ekonomik kriz, terörizm, kitle imha silahları, iklim değişimi, dünya çapında açlık ve hastalıkların yarattığı tehlike ile yüz yüze olduğunu ve politika değişimi gerektiğinin farkına vararak  yeni politika arayışı içine girmiştir.

 

Washington’a göre askeri güç çıkarları ve vatandaşlarını korumak için gerekli olmaktadır. Ancak, barışçı dengeli ve refah içinde bir dünya yaratmak için diplomasi ve ilişkilerin gelitirilmesi eşit şekilde önem kazanmaktadır. Akıllı Güç’ün temelinde yatan unsur, eldeki bütün enstrümanların uygun zaman ve mekana göre kullanılmasıdır.

 

Akıllı güç hem dostlara, hemde hasımlara ulaşarak eski müttefikleri desteklemek ve yenileride cesaretlendirmeyi amaçlamaktadır. Bazı hükümetlerle mutabık olmasa bile Amerika her devletin halkı ile ortak insanlık bağını paylaşmaktadır ve bunu geliştirmek için çalışacaktır.

 

ABD Dış Politika Hedefleri

 

– Amerikan halkını, devletini ve müttefiklerini güvenlik içinde tutmak,

– Ekonomik gelişmeyi teşvik, ülkede ve ülke dışında refahın paylaşılmasını sağlamak,

– ABD’nin gezegenimizin sağlığını koruma ve insan saygınlığı ve fırsatlarının genişlemesi konularında küresel liderlik pozisyonunu güçlendirmek,

– ABD değerlerini korumak ve geliştirmektir.

 

Bu hedeflere ulaşmak için ise, Dış Politika Enstrümanları aşağıdaki gibi belirlenmiştir.

– Müzakere, ikna ve yaptırım uygulama,

– Askeri ortaklar ve hükümetin diğer ajansları ile işbirliği yapmak,

– Uluslararası teşkilatlar, özel sektör ve sivil toplum örgütleri ile ortaklık kurmak,

– Kamuya ulaşım için modern teknolojiyi kullanmak,

– Görüşmelerde, karşı müzakereciyi anlarken ABD menfaatlerinin korunması için kendi müzakerecilerine yetki verilmesi.

 

Yukarıda belirtilen diplomasi enstrümanları ile ABD’nin yeni yönetiminin Bush dönemindeki sert, dediğim dedik tutumundan daha yumuşak bir yaklaşım sergileyeceği izlenimi edinilmektedir. Nitekim, bu yaklaşımı gerek Dışişleri Bakanı Hilary Clinton’un, gerekse Başkan OBAMA’nın Türkiye’yi ziyaretleri sırasında uygulama aşamasına koyduklarına şahit olduk. Bununla beraber,  uygulanan yöntem ne olursa olsun, ABD’nin temel politikalarında herhangi bir sapma veya değişiklik olmayacağı hepimizin malumlarıdır.

 

Kaynakça

 

 U.S Department of  State, Bureau of Public Affairs.05/01/09, www.state.gov