TÜRKSAM Genel Sekreteri A. Gencehan Babiş, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Fransa ve İngiltere ile birlikte düzenlediği hava operasyonunu, yarattığı etkileri ve önümüzdeki süreçle ilgili göstergeleri TRT Radyo Haber’de değerlendirdi.

 

A. Gencehan Babiş’in Elif Yeriğ, Erhan Yardımcı, Fatih Dağdelen ve Bahadır Şerif Onaran'ın hazırladığı Radyo Ajandası programındaki değerlendirmelerinden öne çıkan başlıklar şöyle….

 

“Hedef Rusya ve İran…”

 

ABD’nin, İngiltere ve Fransa ile birlikte iki gün önce Suriye’ye bir hava operasyonu düzenlenme sebebinin Esad rejiminin kimyasal silah kullanması olarak ifade edildi ve daha sonra ABD’nin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) Temsilcisi Nikki Haley’nin yaptığı açıklamada, Suriye konusunda ABD’nin üç çizgisi ortaya kondu. Bunlar; İran, kimyasal silah kullanımı ve IŞİD’in bitirilmesi doğrultusunda politikalara devam edileceğiydi Suriye konusunda ABD içerisinde de bir erkler çatışması var.  Trump’ın bölgede çok fazla kalmaya; bölgede daha fazla para harcamaya gönüllü olmadığını ama bunun yanında da ABD’deki bazı kurumların buradaki varlığını sürdürülmesiyle alakalı bir politikası olduğunu da biliyoruz. ABD içerisindeki sistemi bir kenara atmadığını ya da atamadığını da belki belirtebiliriz. Operasyonu ABD, İngiltere ve Fransa’nın üçlüsünün Doğu’nun Suriye’deki bloğuna karşı bir mesajı olarak yaptı. ABD’li ve Fransız yetkililer de zaten bunu dile getiriyor. ABD açısından bakıldığında Esad’ın kimyasal silahları burada vurulması gereken bir hedef olmanın yanı sıra asıl amacın bölgede İran ve Rusya’nın frenlenmesidir.

 

“ABD’yi Suriye’de Kalmaya İkna Edecek Güç Fransa Değildir”

 

Dün Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’dan bir açıklama geldi ve “ABD’yi burada uzun vadede kalmaya ikna ettik” dedi. Daha sonra Beyaz Saray’dan gelen bir demeçte ise Trump’ın “Suriye’de çok fazla kalmak istemediği” tekrar yenilendi. Halihazırdaki duruma baktığınız zaman Fransa’nın ABD’yi bölgede kalmaya tek başına ikna edemeyeceğini görüyoruz. Macron ve Trump arasında belki çok özel kişisel irtibatlar olsa bunun biraz mümkün olduğu söylenebilirdi. ABD kalacaksa Fransa dediği için değil kendi istediği için kalır.

 

“Suriye Operasyonu Bir Nevi ABD’nin Dış Politika Şovu”

 

Trump’ın Twitter üzerinden tansiyonu çok fazla yükselttiğini, operasyon öncesi bunu çok konuşturduğunu ama daha sonra sahada daha kontrollü bir çizgide ilerlediğini görüyoruz. Operasyonun öncesinde Amerikan kanallarında vurulması muhtemel yerler yayınlandı, buralarda bir şey bırakılmış mıdır bilinmez. Ayrıca, Rusya’ya zarar verecek bir operasyon olmadığını söyleyebiliriz. Trump’ın geçmişteki televizyon programları değerlendirildiğinde aslında dünyaya yansıttığı şöyle bir yanı var; “show business”. Dolayısıyla bu hava bombardımanı Trump’ın bildiğimiz o “show business” yanının dış politikaya yansıması ve Suriye içerisindeki gidişatı da çok fazla değiştiremeyeceğini göz önüne aldığımızda, bir dış politika “show”u olarak da değerlendirebiliriz. Bu eylemlerin bir nebze iç politikada Trump’ı rahatlatabileceği ile alakalı tartışmalar, yorumlar ve düşünceler olsa da; Trump’ın bu operasyonla iç politikada da çok büyük bir rahatlama yaşayamayacağı kanaatindeyim. Belki Rusya’ya karşı “naif” olduğuyla alakalı eleştirileri biraz önleyebilir. Elbette, kimyasal silahların kullanılmasının önlenmesi, üzerinde konuşulması ve uluslararası platformlarda, kuruluşlarda dillendirilmesi, buna çözüm aranması gereken bir ciddi bir konu. Yalnız halihazırdaki duruma baktığınızda böyle bir portre ile karşılaşıyoruz.

 

“ABD Bu Operasyonu’nun Benzerini Yapabilir! İşler Daha da Kızışacak…”

 

ABD’nin 2017’de tek başına gerçekleştirdiği benzer bir operasyonu vardı. 2018’de bunu İngiltere ve Fransa ile beraber gerçekleştirmeye çalışıyor.  Çok kısa vadede Suriye’de çekilmesi gözükmüyor ancak uzun vadede bölgeye bu iki ülkenin de angaje edilmesi için bir ilk adım olarak da görebiliriz. Bunun yanında, orta ve uzun vadede ABD’nin buna benzer operasyonlarını Suriye’de tekrarlama olasılığı yüksek. Kırım’ın ilhakı ile ilgili süreçten sonra ABD’nin Rusya’ya karşı yaptırımları artmıştı. Bu yaptırımları daha da arttırma ihtimali de ilerleyen süreçte karşınızda bir olasılık olarak duruyor. ABD ile Rusya’nın Ukrayna’da bir gerilimi söz konusuydu artık bu Suriye’de bu daha da ön plana çıkıyor. Diğer taraftan, Trump’ın Katar’ın, Suudi Arabistan’ın, Mısır’ın ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin  vurgusunu gördük. Dolayısıyla bu hattaki ülkelerin devreye alınmasıyla birlikte İran’la ise Yemen ve Irak gibi Orta Doğu’da bazı noktalarda işler biraz daha kızışacaktır.