Irak içerisinde Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) isimli terör örgütünün önlenemeyen ilerleyişi devam etmekte ve bu durum ülke içerisinde dini ve etnik bütün grupları rahatsız etmektedir. Durum böyleyken, gözler, kısa süre önce askerlerini çeken Amerika Birleşik Devletleri’ne (ABD) dönmüş ve buradan gelen açıklamalar, Irak’a ikinci müdahale konusunu tartışmaya açmıştır. ABD Başkanı Barack Obama, Perşembe günü yaptığı açıklamasında bir bu haftanın başında Yezidi milletvekili Feyan Dahil’in konuşmasını kast ederek, bölgede bir Iraklının dünyanın gözü önünde “Kimse yardıma gelmiyor” diyerek ağladığını belirterek “Bugün, ABD yardıma geliyor” ifadelerini dile getirmiştir. Obama ayrıca “Olası bir soykırım girişimini engellemek için dikkatlice ve sorumluca davranmamız gerekiyor” demiştir.[1] Erbil yakınındaki IŞİD güçlerini lazer güdümlü füzelerle vuran ABD uçakları bugün öğle saatlerinde operasyona başlamıştır. Pentagon, IŞİD mevzilerini bombalayan uçakların USS George H.W. Bush uçak gemisinden kalktığını duyurmuştur.[2] Perşembe gecesi, Türk savaş uçaklarının ABD’nin koordinat bildirimi üzerine vurduğuna ilişkin bazı iddialar da basına yansımış; ama ABD ve Türkiye Genelkurmay Başkanlıkları bu iddiaları reddetmiştir.

 

İlk olarak, ABD tarafından olayların sıradan bir katliam değil bir “soykırım” olarak tanımlanmasının altı çizilmelidir. Böyle bir açıklamanın, çatışmaların Erbil’e sıçrama ihtimali ortaya çıktığında yapılması ise ABD’nin Irak içerisindeki bölgesel hassasiyetlerini göstermesi bakımından önemlidir. Dolayısıyla, Kuzey Irak’ın merkezi hükümetle arasındaki restleşmeden rahatsız da olsa ABD’nin elindeki “Barzani kartını” bırakmak istemediği anlaşılmaktadır. Kürt Yönetimini ABD kendi açısından merkeze karşı bir denge unsuru olarak kullanmak istese de bu ikilik Irak iç politikası açsısından dengeden çok istikrarsızlığa yol açmıştır. Toprak bütünlüğünün ve yönetimsel yetkilerin Kuzey Irak’taki bölgesel hükümet ve merkezi hükümet dengelere göre olabildiğince ölçülü paylaşıldığı bir Irak tasavvur eden ABD’nin bu faaliyeti, işte bu dengeyi sağlama girişimi olarak da değerlendirilebilir.  Bunun ötesinde, gelecek süreçte de ülke içerisindeki oluşan ikili yapı gün geçtikçe kendisini daha açık bir şekilde gösterecektir. İlerleyen süreçte, bağımsızlık isteyen Mesut Barzani, kendi topraklarını Irak merkezi hükümetinin değil kendisinin savunduğunu belirterek savlarına haklı bir zemin hazırlamaya çalışacaktır.

 

Bahsedilen noktalardan başka, yine ABD’nin Erbil’de bir diplomatik temsilciliğinin bulunması, ABD’nin diğer hassas olduğu noktadır. Yapılan açıklamalarda sıkça atıf yapılan noktalardan birisi olarak Irak’ın kuzey bölümündeki Hıristiyan nüfusun göçe zorlanması da sıkça getirilmektedir. Ne var ki, operasyonunun sadece dini motivasyonlardan kaynaklanan bir hamle olmadığı açıktır. Musul’da IŞİD’in Müslüman olmayan topluluklara baskısı sürecinde ABD, bu denli sert bir tavır almadığı hatırlanmalıdır. Bu olay, belki harekat kararı alınmasındaki bir neden olsa da Musul’daki baskılara karşı ABD’nin baskısı ya da tepkisi somut anlamda görülmemiştir.

 

2003 ve 2014…

 

ABD’nin hava operasyonunun 2003’teki müdahaleye oranla son derece düşük yoğunluklu bir müdahale olacağını söylemek gerekmektedir. 2003’e benzer bir şekilde, bu operasyonda da Birleşmiş Milletler devrede değildir. 2003 ile arasındaki fark ise bu operasyonda bu konunun Güvenlik Konseyi’nde görüşülmemiş olmasıdır. 2003’te Güvenlik Konseyi’nde veto edilmesine rağmen operasyonu beraber gerçekleştirdiği İngiltere ise bu sefer “Herhangi bir askeri müdahale planlamıyoruz”[3] diyerek operasyonun içerisinde olmayacağını belirtmiştir. ABD’nin bu operasyonunda “İslami terörle savaş” kavramı öncekinin aksine öne çıkartılmamıştır. IŞİD’in özellikle sosyal medyada panik yaratmak amacıyla “reklamını” yaptığı saldırılardan bölgede yaşayan Hıristiyan unsurların korunması ön planda sunulmuştur. Daha geniş bir perspektiften bakıldığında müdahalenin siyasi rejimi dizayn etmekten uzak, bölgesel faaliyetlerin yeniden oluşturulmasına hizmet edecek sadece askeri nitelik taşıyan bir harekat olduğu anlaşılmaktadır.

 

ABD, Başkanı Barack Hussein Obama, ifadelerinden de anlaşıldığı üzere bu bölgeden çıkarttığı ABD askerini yeniden Irak içerisine sokmayacaktır, bu açıdan hava harekâtı IŞİD’i bir ehlileştirme harekatı olarak da görülebilir. ABD’nin bölgeye gönderdiği asker sayısı fazla değildir, sadece Bağdat’taki büyükelçiliği ve konsolosluklarını korumaya yönelik asker gönderilmiştir.

 

Terörün Yeni Bumerangı: IŞİD

 

El Kaide içerisinden çıkan; fakat daha sonra ayrılığa düşen IŞİD’in palazlanma döneminde ABD’nin buna imkan veren politikaları göz önüne alındığında, ABD’nin El Kaide’den sonra karşı karşıya kaldığı en büyük terör örgütü IŞİD olarak karşımıza çıkmaktadır. Afganistan’ın Sovyetler Birliği tarafından işgalini önlemek amacıyla kamplarda destek verilen gruplar arasında doğan El Kaide ile Suriye’de Devlet Başkanı Beşar Esad’ın devrilmesi için göz yumulan IŞİD faaliyetleri sonuç olarak yine ABD’nin başına aynı belayı açmıştır. Bir başka deyişle, ABD’nin ve bölgedeki müttefiklerinin dolaylı ya da direk destek sağladığı IŞİD, bir bumerang misali dönüp yine ABD’nin çıkarlarına zarar verecek kapasiteye ulaşmıştır. İlk olarak ABD’nin çıkar alanlarına fazla müdahale etmeyen IŞİD’e ses çıkartılmamış; ama durum ABD’yi rahatsız etmeye başlayınca yine “insan hakları”na atıflarla ABD kendisine direk tehdit olarak tanımladığı terör örgütüne harekat başlatmıştır.

 

IŞİD’in Zarar Vermediği Yok!

 

Irak’ın çeşitli çeşitli yerlerinde ve örneğin Suriye’nin Rakka bölgesinde kendisine boyun eğmeyi reddeden Sünni aşiretlerin mensupları vahşice öldüren IŞİD, Şiiler üzerinde yine katliamlar yapmakta, ibadet yerlerini bombalamaktadır. Öte yandan Musul’da yaşayan Asurileri ve Hıristiyan grupları evlerinden göç etmeye zorlamıştır. Şii Araplara saldıran IŞİD’in Türkmenlerin büyük mağduriyet yaşanmasına sebep oldukları, Kuzey Irak’a dayandıktan sonra Yezidileri oturdukları yerden kaçıran saldırılarından da görüleceği üzere Kürt gruplarla karşı karşıya gelmiştir.

 

IŞİD, düzenlediği saldırılarla Suriye ve Irak arasındaki Kürt bağlantısını kesmek istese de beilerek ya da bilmeyerek son dönemde araları pek de iyi olmayan YPG ve peşmerge arasındaki dayanışmayı iç çekişmeleri devam etse de eskiye göre biraz da olsa güçlendirmiştir. Suriye’den gelen YPG birlikleri, şu anda peşmergelerle birlikte Irak’ta IŞİD’e karşı birlikte savaşmaktadır. Öte yandan, PKK’nın müdahil olduğu noktalarda, Türkiye kamuoyunda PKK’nın Türkmenleri koruyor imajının yaratılmasıyla, terör örgütünün iyi bir grup olarak gösterilme sürecinin bir parçası da Irak’ta böylece sergilenmektedir. Ne var ki, Türkmenlerin durumu gün geçtikçe kötüye gitmektedir.

 

ABD’nin Türkmenler Konusundaki Suskunluğu

 

Telafer’e yönelik IŞİD saldırıları sonrasında evsiz konuma düşen yaklaşık 350 bin Türkmenin Sincar’daki kamplara sığınması ve burada temel ihtiyaç malzemelerinden yoksun, perişan bir halde bırakılmaları sonrası herhangi bir açıklamanın gelmediği ABD, işin ciddiyetini saldırılar Kuzey Irak’a geldiğinde anlamış, müdahaleye karar vermiştir. IŞİD’in ilerleyişinde ilk etapta boşalan yerleri dolduran peşmerge ile IŞİD’in karşı karşıya gelmesi ve peşmergenin de IŞİD teröristler karşısında beklenen direnişi gösterememesi, ABD’yi harekete geçiren bir diğer faktördür.

 

Irak’ta özellikle Sincar’ın IŞİD’in ele geçirmesinden sonra sayıları çeşitli kaynaklarda 10 bin ile 40 bin arasında değişen Yezidilerin dağlara kaçması ile ABD’nin askeri müdahaleyi bir seçenek olarak değerlendirmesi süreci başlamıştır. Bunlar yaşanırken, Sincar’daki kamplarda evlerinden kısa süre önce göç etmek zorunda kalan Türkmenlerin kargaşadan ikinci zararı gördüğü belirtilmelidir.

 

ABD’nin duyarsızlığının yanında Türkiye’nin de Türkmenler konusunda etkisiz bir pozisyonda olduğu aşikardır. Yardım gereken oranlarda sağlanmamaktadır. Türkiye’ye pasaportları olmadığı nedeniyle alınmayan Türkmenler, maalesef gittikleri yerden çaresizce kaçmak durumunda kalmıştır. Türkiye, Irak’ın kuzey bölgesinde Türkmenler için bir kamp kurmayı planlamaktadır. Irak’ın kuzey bölgesini bu kadar güvensiz bir durumdayken buraya kurulacak olan bir kamp çeşitli riskleri barındırmaktadır. Bu noktada, Irak Türkmen Cephesi Başkanı Erşad Salihi’nin uluslararası toplumun inisiyatifiyle Kerkük ve Diyala’da Türkmenler için bir güvenli bölge oluşturma çağrısı üzerinde çalışılması ve bunun için uluslararası toplumun desteğinin de aranması gerekmektedir.  Asıl çözüm; Türkmenleri can güvenliği tehlikeleri geçene kadar misafir etmek ve bu süreç içerisinde yürütülecek diplomatik müzakereler sonucunda kendileri için güvenli bir konuma gelecek Türkmeneli’ne geri dönüşlerini sağlamaktır.

 

Değerlendirme

 

ABD’nin uzun sürecek bir müdahalesi bölgedeki iç çatışmaları da artırıcı bir etki gösterecektir. Irak içerisinde ABD’nin temasta olmadığı gruplar, çatışmalarda arkalarına başka ülkelerin desteğini almak isteyecek ve diğer ülkeler de kendi etkinliklerini artırmak için belirli gruplara silah desteği sağlaması çatışmaların dozunu artıracaktır. ABD’nin hava bombardımanı bir ihtimale göre IŞİD’e büyük zararlar verebilir; ama öte taraftan zaten son derece insanlık dışı bir şekilde katliamlarına devam eden IŞİD’e daha da vahşi bir tutum kazandıracağı da gözden kaçırılmamalıdır. Sadece hava harekatıyla bir terör örgütünün etkisiz hale getirilemeyeceğinin birçok örneği bulunmaktadır.

 

ABD, IŞİD ile ilgili şu ana kadar sadece kınama açıklaması yapmış yani bir diğer deyişle somut anlamda hiçbir şey yapmamıştır. IŞİD, tehlikesinin bu boyutlara gelmesindeki etmenlerden birisi de yine ABD’nin ilk etaptaki tepkisizliğidir.  IŞİD, finansal ve askeri yönlerden güçlendikten sonra yapılan bu harekat ise durumu daha da büyük bir çıkmaza sokabilir. Bilindiği gibi, Irak’a 2003 yılında düzenlenen askeri müdahalede toplan 1,5 milyon sivil hayatını kaybetmiştir. Bunların yanında Irak Ordusu’nun IŞİD üzerine gelişigüzel yaptığı hava harekatında sivil kayıplarında son derece fazla olduğu hatırlandığında, bu operasyonun son derece dikkatli bir şekilde gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

 


[1] U.S. Bombs Islamic Rebels in Iraq, http://www.newsweek.com/us-airstrike-iraq-drops-bombs-islamic-rebel-artillery-263507, Erişim Tarihi: 8 Ağustos 2014.

[2] ABD'den IŞİD'e Operasyon, http://www.milliyet.com.tr/abd-den-isid-e-operasyon/dunya/detay/1922841/default.htm, Erişim Tarihi: 8 Ağustos 2014.

[3] Iraq Crisis: UK Rules Out Military Intervention After US Announces Possible Air Strikes Against Isis Militants, http://www.independent.co.uk/news/world/middle-east/iraq-crisis-uk-rules-out-military-intervention-after-us-announces-possible-air-strikes-against-isis-militants-9656006.html, Erişim Tarihi: 8 Ağustos 2014.