Kuzey Kore ile nükleer programı ile ilgili olarak yapılmakta olan uluslar arası görüşmeler Kuzey Kore’nin uzun soluklu lideri Kim Jong-il’in ölümünden sonra ilk defa olarak Şubat 2012’de yeniden başlamış ve ikinci gününe girmiştir. Çin’in başkenti Beijing’teki ABD Büyükelçiliğinde yapılmakta olan bu üçüncü tur görüşmelerin genişletilerek yine Kuzey Kore ve ABD’nin yanı sıra; Güney Kore, Rusya, Japonya ve Çin’i kapsayacak 6’lı görüşmelere çekilmesi planlanmaktadır (al Jazeera, 2012).

 

Yapılan ikili görüşmelerde Kuzey Kore’nin nükleer programdan vazgeçmesi karşılığında yaptırımların kaldırılması ve en önemlisi çok sıkıntılı durumda olan ekonominin kalkındırılması sağlanacak ve açlık sınırına dayanmış halka yiyecek takviyesi yapılabilecektir. Bu görüşmelerde K. Kore’nin daha olumlu bir tavır içinde olduğu vurgulanmaktadır.

 

Yapılmakta olan bu görüşmelerin olumlu sonuçlanması halinde iki ayaklı bir başarı sağlanacağı söylenebilir. Birincisi; Kuzey Kore’nin nükleer programı kontrol altına alınarak nükleer silah sahibi olması engellenecektir. Bir diğeri ise; elde edilen başarı İran örneğinde bir baskı unsuru olarak kullanılabilecek ve İran’ında aynı davranış içine girmesi istenebilecektir.

 

Kuzey Kore’nin nükleer Programdan vazgeçmesi ile ilgili çabalar uzun zamandır uluslar arası işbirliği ile sürdürülmektedir. 2005 yılının Eylül ayında başlayan ve Kuzey Kore’nin nükleer ihtirasından vazgeçmesi karşılığında ABD tarafından bir takım ekonomik ve siyasi tavizlerin verilmesi konusundaki görüşmeler iki yıldan fazla sürmüş ve herhangi bir somut sonuç getirmeden 2009 Nisan ayına kadar kesilmiştir. 2005 yılındaki görüşmelerin çıkmaza girmesiyle birlikte, 9 Ekim 2006 yılında Kuzey Kore ilk nükleer testini yapmış ve karşılığında BM yaptırımına maruz kalmıştır. Bunun üzerine görüşmeler üç ay sonra başlamış ancak, Kuzey Kore’ye ayrılan 25 milyon ABD dolarlık fonun dondurulması üzerine yine çıkmaza girmiştir. 2007 Haziran ayında 2002 yılından beri ilk defa plutonyum üretim merkezi olan Yongbyon reaktörüne Uluslar arası Atom Enerji Ajansı (UAEA) yetkililerinin ziyaretlerine müsaade edilmiştir. Müteakip eden ay içinde bu reaktör kapatılmış ve karşılığında ABD Kuzey Kore’yi terörizm destekleyen ülkeler listesinden çıkartmıştır (Q&A: North Korea nuclear talks, 2011) . Reaktörü sökme çalışmaları devam etmiş ve 27 Haziran 2008’de reaktörün soğutma ünitesi bacası sembolik olması için patlatılarak imha edilmiştir.

 

İlişkilerin yeniden gerginleşmesi üzerine, Kuzey Kore uydu denemesi yapmış ve bu Batı tarafından balistik füzenin nükleer başlık taşıması ile ilgili bir deneme olarak algılanmıştır. Daha sonra 14 Nisan 2009 tarihinde Kuzey Kore 6’lı görüşmelerden çekildiğini ilan etmiş ve bir ay sonra da ikinci nükleer testi uygulamıştır. Mart 2010’da Kuzey Kore ile Güney Kore arasında münakaşalı sularda Güney Kore gemisinin batırılması dolayısıyla gerilim oluşmuş ve ABD Güney’den yana tavır koymuştur. Kuzey Kore 2010 Kasım’ında modern zenginleştirme ünitesi açtığını ilan etmiştir. Bu tesisle Kuzey Kore’nin plutonyum üretimi dışında, uranyum zenginleştirme ile ikinci bir seçeneğe sahip olduğu düşünülmektedir.

 

Görüşmeler 6’lı parti şekline getirilerek Kuzey Kore ikna edilebilirse, muhtemelen asi devletler kategorisinde olarak zikredilmeyecek ve ciddi bir ABD desteği ile ekonomik yardım alır hale gelecektir. Rahatlayan Kuzey Kore halkı muhtemelen gözünü Güney’e çevirerek orası ile entegre olma arzusunu dile getirecektir. Bu belki kısa ve orta vadede olamayacak ama eninde sonunda gündeme gelebilecektir. Bu durumun Çin’in işine gelip gelmeyeceğini iyice etüt etmek gerekmektedir. Çin Kuzey Kore’nin kontrolünü elinden çıkartmak ister mi, istemez mi? Bütün kritik soru budur.

 

Bir diğer husus ise; eğer ABD bu konuda başarılı bir sonuç elde ederse, İran’ın kendi nükleer programı için bilgi ve yedek parça kaynağını kesmiş olacaktır. Bunun yanında, elde edilen başarıyı İran üzerine taşıyarak İran’ın da nükleer programdan vazgeçmesi için bir baskı unsuru olarak kullanabilecektir. Bu konuda bütün dünyanın ABD’i destekleyeceği söylenebilir. Kuzey Kore meselesi sükuna kavuşunca İran yalnız kalacak ve muhtemelen daha pasif bir tavır takınacaktır. İran’ın bu yalnızlığı onun baskı altına alınmasında etken bir rol oynayabilecektir. Gerçekte, Rusya ve Çin’in Güvenlik Konseyi daimi üyeleri olmaları nedeniyle, İran’a açık destek vermesi gündeme gelemeyeceğine göre ( bu şekilde bir destek diğer ülkelerinde aynı programa başlamasına bahane teşkil edebilir) İran önemli bir ortaktan yoksun kalacaktır.

 

Anlaşıldığı kadarı ile Kuzey Kore daha yumuşak bir tavırla uzlaşma zeminine doğru yol almakta. Umarız sonuç nükleer silahlardan arınmış bir Kuzey Kore’ye doğru çıkar ve İran içinde örnek teşkil edebilecek bir hal alır.