İdlib konusunda operasyon yaklaştıkça dünyadan gelen tepkiler de sertleşiyor. Son olarak, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Trump, İdlib’e ilişkin açıklamalarda bulundu ve yaptığı açıklamada, “İdlib’de katliam olursa ABD çok kızacak” ifadesini dile getirdi. Bunun yanında Beyaz Saray tarafından Esad’a uyarı açıklaması gelmişti. Yapılan açıklamada, “Esad yeniden kimyasal silah kullanırsa ABD ve müttefikleri hızlı ve uygun cevap verecek” ifadesine yer verilmişti. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heather Nauert de önceki gün düzenlediği basın brifinginde Rusya destekli bir Esad rejimi saldırısının İdlib’deki durumu daha kötü hale getireceğini kaydetmiş, kimyasal silah kullanılması durumunda ise ABD’nin seçeneklerinin belli olduğunu ifade etmişti. ABD Savunma Bakanı James Mattis de Suriye’de Esad rejiminin muhaliflerin bulunduğu bölgeye kimyasal silahları taşıdığı yönündeki iddialar üzerine yaptığı değerlendirmede, “Bizim yönetimimizin kimyasal silah kullanımına karşı verdiği tepkiyi iki defa gördünüz.” diye belirtmişti.

 

İdlib’e operasyon başlama arifesindeyken TÜRKSAM Genel Sekreteri A. Gencehan Babiş, TRT Radyo Haber’de yayınlanan Radyo Ajandası programında ABD’nin İdlib politikasını değerlendirdi.

 

Gencehan Babiş’in değerlendirmelerinden satır başları şöyle…

 

“Kimyasal Silah Konusunu Konuşmaya Devam Edeceğiz”

 

Trump’ın İdlib’e rejim ve Rusya tarafından herhangi bir müdahale olduğu takdirde “ABD kızacak” şeklinde yaptığı açıklama, sadece açıklamaların bir bölümü olarak algılanabilir. ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Nikki Haley’in açıklamalarına bakıldığında o da benzer bir üslup kullanıyor ve ABD’nin İdlib’de bir kenarda durmayacağını söylüyor. Fransa’dan da benzer açıklamalar geldi. Fransa Genelkurmay Başkanı François Lecointre da kimyasal silah kullanıldığı takdirde İdlib’e müdahale edeceklerini açıkladı. Fransa’nın açıklaması kritik çünkü Nisan ayında ABD, Suriye’ye yaptığı hava operasyonunu kimyasal silah kullanımı iddiasıyla Fransa ve İngiltere ile beraber gerçekleştirmişti. İdlib konusunda Batı’dan gelen açıklamalar önümüzdeki günlerde de takip edilirse kimyasal silah konusunun daha da fazla duyulacağını düşünüyorum.

 

“İdlib’e Karşı ABD’nin Kısa ve Orta Vadedeki Planları”

 

ABD’nin politikalarında ve Twitter’dan mesaj veren Donald Trump’ın kişisel olarak tutumunda Suriye konusunda bir değişiklik var. Daha önce “hayvan” olarak nitelediği BEşar Esad’ı birkaç gün önce attığı bir tweet’inden “Suriye Devlet Başkanı” olarak tanımladı. Dolayısıyla daha ılımlı bir tavrın geliştiğinin bir ipucu olarak sayılabilir. ABD, hem Türkiye hem de Rusya ile görüşüyor fakat bu müzakerelerin sonucunda çıkan bir yol haritası ya da çözüm yok. Rusya’nın Suriye’de hava operasyonlarına başladığını da göz önünde bulundurursak yavaş yavaş Halep’tekine benzer bir operasyonun emarelerini görüyoruz diyebiliriz. 7 Eylül’deki Astana Zirvesi öncesi harekâta başlanması aslında Rusya açısından bu yapının da razı edilmesini yapılan bir nevi hazırlık. Esad, burada muhaliflerin karşısında saha hakimiyetini kazanmış bir durumda ve Rusya’ya baktığınızda Suriye’deki diğer ülkelere göre daha fazla inisiyatif alan bir pozisyonda duruyor. Halihazırda ABD, Rusya ile zaten Suriye’de karşı karşıya gelmeyecektir. Zaten ABD’nin bölgeye müdahil olma gibi durumda da İdlib’de sonucu kendi lehine değiştirecek şekilde sırtını dayayabileceği herhangi bir grup bulunmuyor. Böyle bir imkanı olmadığından da hareketle ABD’nin 2017 senesinde ve 2018’in Nisan ayındakine benzer şekilde kimyasal silah kullanım belli noktalara hava operasyonları yaparak Rusya’ya cevap vereceği kanaatindeyim. ABD’nin asıl etkinlik alanı Suriye’nin kuzeyindedir. Burada, ABD kendi etkinlik alanının sarsılmasını istemeyecektir. İdlib’de Rusya ve İran’ın rejim birlikleriyle yapacağı operasyonun Suriye’nin kuzeyine etkisini ABD tarafının üzerinde durduğu konudur. Özellikle buradan çıkan radikallerin terör örgütü YPG ile kurulan düzene olumsuz etkisinin ne şekilde olacağı ve nasıl giderilebileceği temel konudur. ABD’nin kısa vadede cevabı hava operasyonuyla olabilir, orta vadede de ise İdlib ve çevresinde etkisini artıran Rusya – İran – Suriye rejimine cevabını Kuzey Suriye’de kendi ağırlığını daha fazla hissettirerek verecektir.

 

“Fırat Kalkanı’ndaki YPG Aldatmasının Benzeri Şimdi İdlib’de de Görülebilir”

 

İdlib, Türkiye için kritik öneme sahip. Bunun için, Türkiye bu süreçte Rusya ve ABD ile temaslarla buradaki çözümün insancıl şekilde ortaya çıkması için çaba gösteriyor. Fırat Kalkanı Operasyonu devam ederken üzerinde durduğumuz bir nokta vardı; bölgede terör unsurlarının sivillerin arasına girmesi, gizlenerek onları kalkan hale getirmesi gibi bir durumu… Şimdi aynı durumun, İdlib’de de yaşanma ihtimali ile ilgili çekinceler var. Ayrıca bölgede Türkiye’nin kurduğu gözlem noktalarına yönelik provokasyonların engellenmesine yönelik tedbirlerin alınmasının gerekliliğinin altını çizerek vurgulamak gerekir. Suriye’deki rejim muhaliflerinin ve radikal unsurların hepsi geçtiğimiz zaman içerisinde İdlib’e gelerek burada kısıldılar. Şu anda İdlib’de son derece karmaşık bir durum var ve kimin muhalif kimin radikal unsur olduğu konusunda bir uzlaşmaya varılması konusu kolay değil. Konunun bir sonuca bağlanması tarafların birbiriyle ortaklığında sorunların büyümemesi açısından önemli bir durum arz ediyor. Bunun belirlenmesi için de 7 Eylül’deki Astana Zirvesi’nde fikir alışverişi belirleyici olabilir.