ABD'nin St. Louis kentine bağlı Ferguson kasabasında 18 yaşındaki siyahi gencin polis kurşunuyla öldürülmesi sonrasında ülke genelinde protesto gösterileri başlamıştır. ABD’de yaşanan bu vahim olayı ve sonrasında yaşanabilecek durumları Ahi Evran Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Yeniçağ Gazetesi Köşe Yazarı Doç. Dr. Kürşad Zorlu, TÜRKSAM için değerlendirdi:

 

“ABD’de son dönemde temsili bile olsa Powel, Rice gibi Afrika kökenli Bakanların ardından Obama’yla gelen devlet başkanlığı siyahi vatandaşların demokratik süreçlerde yükselebilme süreçlerini hızlandıran ve cesaretlendiren gelişmelerdir. Bu yönüyle ülkede siyahilerin yükselişinden söz etmek mümkün. Ancak ABD’yi tek bir pencereden irdelemek ya da sosyal hayatı tek bir olayla yorumlamak mümkün değil. Siyahi vatandaşların ülkeye olan kimlik ve bağlılık duygusunun ABD’nin tümünde eşbiçimsel olmadığı çok açık. Ferguson kasabasında siyahi bir gencin öldürülmesiyle sonuçlanan bu üzücü olay ve beraberinde bazı gazetecilerin gözaltına alınması ABD açısından gelecekte olabilecek daha vahim gelişmelerin önüne geçilebilmesi için bir işaret olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Bugün olaylara yönelik tepkiler sadece siyahiler değil diğer vatandaşlarca da destek görmektedir. Zira ABD’nin gelir düzeyi yüksek ve nüfusun karma bir nitelik taşıdığı eyaletlerinde insanların bu problemi tolere etmeye çalıştığı söylenebilir.Buradan hareketle böylesi olayların öncelikle siyahi vatandaşların yoğunlaştığı eyaletlerdeki yansımasının dikkatle irdelenmesi gerekir. Ferguson’da bunlardan birisi. Üstelik bundan böyle eyalet polislerinin bu ve benzeri olaylarda yetki kullanacağının açıklanması bu demografik yoğunlaşmaya ilişkin bir endişenin yansıması olarak kabul edilebilir. Zira bu bölgelerin dışındaki pek çok eyalette sosyal yaşamın içerisinde siyahi ayrımcılığına yönelik geniş bir otokontrol olduğu söylenebilir. Özellikle kamusal alanın dışında farklı kademelerde yaygınlaşan siyahi vatandaşlarla diğer vatandaşların uyum sağlama zorunluluğu ABD’nin çok sayıda eyaletinde “ırkçılık” ve “ayrımcılık” şeklindeki davranışları büyük ölçüde bastırmaktadır. Ancak tüm bu gelişmelere rağmen mevcut yasalar ve eğitim sistemi ülkedeki ayrımcılığın önüne tama anlamıyla geçebilecek bir içeriğe sahip değil. Son olay bağlamında belirtmek gerekir ki polisin göstericilere yaklaşımı ve süreci sağduyulu biçimde yönetmesi kısa vadedeki en önemli tetikleyici olarak gözükmektedir.”