Türkiye’yi ziyaret ettikten sonra ABD’ye dönen ve Gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetinin detaylarına ilişkin Türk istihbarat birimlerinden çok önemli bilgiler alan CIA Başkanı Gina Haspel, kendisine sunulan bilgileri ABD Başkanı Donald Trump’a bizzat iletti. Haspel ayağının tozuyla döndüğü ülkesinde Başkan Trump’a CIA tarafından her sabah verilen günlük bilgilendirmede Kaşıkçı konusunu ilk sırada anlattı. Haspel’in Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hakan Fidan ile görüşmesinde Kaşıkçı cinayetine ilişkin Türkiye’nin elindeki ses kaydını dinlediği, ancak Türk istihbaratının ABD’li mevkidaşlarına herhangi bir kayıt örneği vermediği öğrenildi.

 

Cemal Kaşıkçı cinayetine ABD’nin tepkileri ve konuyla ilgili gelişmeleri TÜRKSAM Genel Sekreteri TRT Radyo Haber’de yayınlanan Radyo Ajandası programında değerlendirdi.

 

A. Gencehan Babiş’in değerlendirmelerinden öne çıkan başlıklar şunlar…

 

“Suudi Arabistan ve ABD’nin Açıklamalarındaki Değişim”

 

Donald Trump’ın Kaşakçı cinayeti ile ilgili söylemlerine baktığımız zaman ABD’nin kontrollü bir kriz yürüttüğünü görüyoruz. Bazı noktalarda ABD, Suudi Veliaht Prens Muhammed Bin Selman’a (MBS) gözdağı açıklamalarında bulunuyor. Bundan birkaç hafta evvelinde Trump’ın “Biz MBS’nin arkasında olmasak orada iki hafta oturamaz” şeklinde bir açıklaması vardı. Suudi Arabistan tarafının söyleminde de Kaşıkçı hakkında öte yandan bir değişme söz konusudur. Suudi Arabistan’ın açıklamalarına baktığımızda 3 Ekim’den 21 Ekim’e gelene kadar konuyla ilgili açıklamaların tamamen farklılaştığını görüyoruz. İlk olarak, Gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın konsolosluğu canlı terk ettiği söylendi. Daha sora göz altında olmadığı ve konsoloslukta tutulmadığı ifade edildi. 8 Ekim’de yapılan açıklamada ise Kaşıkçı’nın konsolosluktan çıktıktan sonra kaybolduğu söylendi. Ardından 15 Ekim’de Trump ile MBS görüşmesinden sonra bir başka açıklama geldi ve Kaşıkçı’nın serseri katiller tarafından öldürülmüş olabileceği vurgulandı. Olayın kabullenilmeye başlandığı açıklamalar ise 20 ve 21 Ekim’deki açıklamalardır. 20 Ekim’de inandırıcılığı olmayan bir şekilde konsolosluk içerisinde bir arbede sırasında Cemal Kaşıkçı’nın hayatını kaybettiği belirtildi. 21 Ekim’de Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Adil el-Cubeyr’in yaptığı bir açıklamada ise olay üzerine konuşulurken ilk defa cinayet olduğu anlatıldı. Diğer yandan, Trump’ın genel söylemine baktığınız zaman birçok konuyla ilgili olarak zaten inişli çıkışlı bir ton benimsediğini daha önce de çeşitli konularda gözlemledik, bu yeni bir tavır değil.

 

“CIA Başkanı Gina Haspel’in Türkiye Ziyareti”

 

CIA Başkanı Gina Haspel’in Türkiye ziyaretine baktığınızda bizzat CIA Başkanı tarafından Türkiye’ye gelinerek konunun takip edilmesi ABD tarafından konunun üst düzeyde ele alındığını gösteriyor. Haspel, ülkesine döndükten sonra da Türkiye temasları hakkında ABD Başkanı Trump’a da bir brifing verdi. Basına şu ana kadar detaylı haberler yansımamakla birlikte, kendisine Türkiye’de Kaşıkçı cinayetiyle ilgili ses kayıtlarının dinletildiği ve bunun da son derece ikna edici olduğuyla ilgili yazılanları okuyoruz. Haspel, Türkiye’de görev yapmış ve bu bölgeyi çok iyi tanıyan birisi, söylediklerinin Trump üzerinde etkisi olacaktır.

 

“Siyasi Açıdan Değil Ekonomik Tavizler Gündeme Gelecektir”

 

Yalnız, daha geniş bir perspektiften baktığımızda Trump’ın Orta Doğu politikasını damadı Kuchner ile idare ettiğini ve onun da Orta Doğu’da kendine en yakın gördüğü isimlerden birinin de MBS olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla burada önümüzdeki süreçte, Trump’ın bu süreci tamamen MBS üzerinden götürmeyeceğini de söyleyebiliriz. Burada suikast tamamen MBS üzerinde yoğunlaşıyor ama ABD’den ilerleyen süreçte nasıl bedel ödeteceğine bakmak gerekir. Bu noktada MBS’nin istifasından ziyade bazı tavizler alması daha beklenen bir durum olarak değerlendirilebilir. Siyasi bakımdan ziyade ekonomik bir durumdan söz edebiliriz.

 

“Veliaht Prens MBS’nin Muhalefete Gözdağı Hamleleri: Ritz Carlton ve Cemal Kaşıkçı”

 

Kaşıkçı’nın ABD’de Washington Post gazetesinin yazarı olması, bu olayın Washington Post tarafından gündeme getirilmesinde önemli rol oynadı. Washington Post aynı zamanda Trump’ın arasının çok iyi olmadığı medya organlarından bir tanesi. Cemal Kaşıkçı cinayetinin dünyada bu kadar ses getirmesinin sebeplerinden birisi; Türkiye’nin süreci son derece akılcı şekilde yönetmesidir. Washington Post’un bunu dünyaya sunması ve diğer nokta ise olayın vahşetidir. Suudi Arabistan’da her zaman insan hakları, ifade özgürlüğü, kadın hakları gibi konularda ciddi sıkıntılar vardı; ama bütün bunlar Kaşıkçı’nın vahşice öldürülmesi sebebiyle bir taşma noktasına ulaştı. Kısa süre önce MBS, ülke içerisinde Ritz Carlton Oteli’ni bir hapishaneye çevirerek kendine muhalefet edebilecek odakları elimine etme uğraşı içerisindeydi. Cemal Kaşıkçı olayı ise Suudi Arabistan dışında dünyadaki muhaliflerine bir gözdağı verme hadisesidir. Özetle, Suudi Arabistan içerisinde Ritz Carlton’da yapılan ülke dışında Suudi Arabistan İstanbul Başkonsolosluğu’nda yapılmaya girişildi. Buna Türkiye başta olmak üzere verilen tepkilerle, Suudi yönetiminin öngöremediği bir noktaya evirildiğini de görüyoruz.

 

“Suudi Ulusal Petrol Şirketi Aramco’dan 34 Milyar Dolarlık Anlaşma”

 

Kısa süre önce Riyad’da düzenlenen “Çölün Davos’u” olarak da bilinen bir yatırım zirvesi gerçekleştirildi. Birçok Amerikan basın kuruluşu buranın sponsorluğundan geri çekildi. Forumla ilgili olarak da tartışılan ve gündem yaratan konu genelde bu olmuştu. Daha farklı tepkiler de vardı. Örneğin Fransa Maliye Bakanı Bruno Le Marie, toplantıya katılımını iptal etmişti fakat bu toplantının içeriğine baktığınızda Suudi Arabistan’ın ulusal petrol ve gaz şirketi Saudi Aramco’nun burada Fransa’nın ünlü enerji şirketi Total ve birçok Amerikan firma ile 34 milyar dolarlık stratejik ve ticari içerikte anlaşmalar imzalandığı görülüyor. Bir taraftan medya kurumlarının haberleriyle tabiri caizse köşeye sıkıştırılmaya çalışılıyor ve bunun bazı siyasi yansımaları da bulunuyor. Oysa bunun ötesinde silah ve enerjiye dayanan büyük yatırımlar Suudi Arabistan ile ABD ve Avrupa’nın birçok ülkesi ile devam ediyor.