Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump’ın görevinden azledilebileceği ile tartışmalar ABD’de gündemin son günlerde ana maddelerinden birini oluşturuyor. Donald Trump’a eskiden yakın çalışan iki isim hakkında yargı cephesinde son günlerde yaşanan gelişmeler, Trump hakkında görevden azil sürecinin başlayabileceğine dair tartışmaların yaşanmasına yol açtı. Trump ‘ın eski avukatı Michael Cohen, Trump’ın ilişkisi olduğu iddia edilen iki kadına ödeme yaparak seçim kampanyalarının finansmanıyla ilgili yasaları deldiğini itiraf etti. Öte yandan Trump’ın eski kampanya direktörü Paul Manafort ise vergi kaçırma iddialarının araştırıldığı bir dava kapsamında jüri tarafından 18 suçlamanın 8’inde suçlu bulundu. Trump, son günlerde yaşanan gelişmelerle ilgili Fox TV’ye verdiği röportajda, “Benimle ilgili görevden azil süreci başlarsa piyasalar çöker” diye konuştu.

 

TÜRKSAM Genel Sekreteri A. Gencehan Babiş, TRT Radyo Haber’de yayınlanan Radyo Ajandası programında Donald Trump’ın azil süreci ile ilgili tartışmaları değerlendirdi.

 

Gencehan Babiş’in açıklamalarından satır başları şöyle…

 

“Medya, Bürokrasi ve Yargıyla Kavgalı Bir Başkan”

 

ABD Başkanı Donald Trump’ın azledilme tartışmalarının neden bu noktaya geldiği konusunda öncelikle bugüne kadarki sürece bakmak gerekiyor. Trump, ABD içerisinde uzun süredir zor bir durumda… Gerek ana akım medya ile gerek bürokrasi ile gerekse de yargı ile büyük problemler yaşıyor ve bunları da Twitter’dan “Cadı avı devam ediyor” sözleriyle paylaşıyor. Türkiye’de de Trump’ın neden bu denli fazla Twitter’ı kullandığı tartışılan bir konu ve bunun bir nedeni de aslında Trump’ın Amerikan ana akım medya ile kavgalı durumda olması… Trump’ı zora sokan iki ana nokta var; ilki Rusya’nın ABD başkanlık seçimlerini Trump lehine manipüle ettiği, diğeri ise seçim kampanyasında Trump lehine toplanan paraların kişisel bazı harcamaları için kullanıldığı yönünde bir itham olarak karşımıza çıkıyor. ABD başkanlık seçimleri sürecinde adaylara para bağışı çok konuşulan konulardan hatta daha fazla para toplayan aday Amerikan kamuoyu gözünde daha güçlü olduğu algısını da yaratıyor, dolayısıyla Amerikan kamuoyu için önemli bir ölçek.

 

“Trump’ın Azledilmesi Çok Mümkün Bir Durum Değil”

 

ABD’de başkanın azledilmesi için üç sebep Amerikan Anayasası’nın 2. maddesinde tanımlanıyor. Bunlardan ilki başkanın ABD’nin düşman olarak gördüğü bir ülkeyle işbirliği yapması, ikincisi rüşvet, üçüncüsü de ağır bir suç işlemek olarak belirtiliyor. Azil süreci ise Temsilciler Meclisi’nde bulunan Adalet Komitesi’nde başlıyor. Başkanın bu suçlardan birini işlediğine ilişkin bir başvuruyla konu ilk olarak komitede inceleniyor ve burada eğer iddialar kabul edilirse dosya Temsilciler Meclisi’ne taşınıyor. Temsilciler Meclisi’nde salt çoğunluk sağlandığı takdirde ise konu artık Amerikan Senatosu’na taşınıyor. Süreç bu noktaya geldikten sonra artık Senato adli bir merci olarak düşünülebilir ve buradan başkanın azledilmesine ilişkin kararın çıkması için Senato’nun 2/3’ünün buna onay vermesi gerekiyor. Şu anda Demokratlar ve Cumhuriyetçilerin oranına baktığımızda hem Temsilciler Meclisi’nin kendisinde hem de buradaki Adalet Komitesi’nde ve de Senato’da Cumhuriyetçilerin çoğunlukta olduğu bir yapıyı görüyoruz. Azil süreci teknik olarak bakıldığında gerçekleşmesi kısa vadede mümkün gibi görünmüyor ama bunu söylerken şunu göz ardı etmemek gerekiyor; Cumhuriyetçiler içerisinde Trump’a ciddi eleştiriler getiren kişiler var. Hatta, bunlardan bir tanesi kısa süre önce hayatını kaybeden Arizona Senatörü John McCain’di. Yalnız böyle bir durumda Cumhuriyetçilerin Trump’ı ekarte edebileceği ihtimali de zor gözüküyor.

 

“Dış Politikada Brunson, İç Politikada Brunson Söylemiyle Trump Kendi Tabanını Sıkı Tutmaya Çalışıyor”

 

Önümüzde ABD’de yaklaşan Kasım ayında bir ara seçim var. Amerikan tabiriyle Trump bu seçimlerden çoğunluğunu kaybederek bir “topal ördek” olarak çıkarsa bu suçlamalar ilerleyen süreçlerde daha da fazlalaşarak devam edecek ve medya baskısı da daha artacaktır. Dolayısıyla, Trump’ın vaziyeti kendi açısından daha kötü bir hal alabilir. Bu noktada Trump’ın neden Türkiye’ye karşı Pastör Andrew Brunson konusunu neden bu kadar kaşıdığını ve bunun üzerine gittiği konusu da aslında bunlardan çok bağımsız bir şey değil. İç siyasetteki söyleminde de Trump, gittiğinde ekonominin batacağına ve bundan en fazla zararı da Amerikan halkının göreceğine ilişkin bir söylem geliştirdi. Trump, bu gibi söylemlerle kendi tabanını sıkı tutmaya çalışırken öte yandan da kendisine yönelik protestolar da hız kesmeden devam ediyor.

 

“Pence Gelirse Daha Muhafazakar Bir Ton Hakim Olabilir”

 

ABD içerisinde hoşnutsuz olan Trump’a karşı bir kitle var. Trump’ın olası bir azledilme durumunda bu kesim yerine gelecek olan ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence’i tercih edecek ve bundan memnun olacak kimseler değil. Azledilme konusu çok gerçekleşebilecek bir senaryo olmamasına rağmen, Pence geldiği takdirde yönetimin daha muhafazakar yapıya evrilmesi söz konusu olacaktır. Mike Pence, Trump’a göre dış politikada daha farklı öncelikler benimseyen bir profil çiziyor. Örneğin; ABD’nin bulunduğu ittifakların yeniden yapılandırılması konusuna Trump kadar revizyonist bir perspektiften bakmıyor. Pence gelirse, çok köklü değişiklikler olmaz; ama Hıristiyanlık üzerinde geliştirilen retorik daha keskinleşebilir ve bu da İslam dünyasında daha olumsuz reaksiyonlara sebep olabilir. Bütün bunların yanında, önümüzdeki süreçte Trump’ı eleştiren kesim yine yerinde duracak gibi gözüküyor. Bu noktada ara seçimler son derece önemlidir. Şu anda da Demokratlar, Trump’ı sıkıştırıyor ve zayıf bir görüntü çizmiyorlar.