ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney bugün (3 Eylül 2008) Azerbaycan Gürcistan ve Ukrayna'yı kapsayan bir geziye çıktı. Cheney'nin gezisi sırasında ABD'nin müttefiki konumundaki Gürcistan, Ukrayna ve Azerbaycan'a desteğini vurgulayacağı belirtilmektedir.

 

Rusya'nın Gürcistan'daki askeri operasyonuna en sert tepkiyi veren Amerikalı yetkili olan Cheney, “Rusya'nın yaptığının karşılıksız kalmaması gerektiğini” söylemişti. Özellikle bölgedeki enerji projeleriyle yakından ilgili olan Dick Cheney’in bölge ziyareti esnasında bu konuya vurgu yapması beklenmektedir. Bölgedeki enerji kaynaklarının Rusya’nın dışındaki güzergahlardan akması gerektiğini vurgulayan Dick Cheney’in bu ziyaretinde enerji ve Gürcistan’ın toprak bütünlüğünün bir numaralı gündem maddesi olması beklenmektedir.

 

Dick Cheney’in bölge ziyareti esnasında enerji konusunun bölge gündeminde yeniden ön sıralara çıkması beklenirken bir konunun yeniden ele alınması gerektiği kanaatindeyiz. Bilindiği gibi savaşın ilk günlerinde ABD ve AB’nin Gürcistan’a yeterince destek olmaması bölgede Rusya’nın etkinliğinin artmasına ve Gürcistan’ın ise toprak bütünlüğü ile beraber istikrarının da sorgulanmasına sebep olmuştur. Elbette enerji hatları için olmazsa olmaz şartlardan olan istikrarın azalması bölgede Gürcistan geçişli enerji hatlarının stratejik öneminin azalmasına sebep olmuştu. Biz de bu çerçevede savaşın ilk günlerinde yaptığımız değerlendirmelerde Gürcistan’ın istikrarsız durumunu ve Batının yetersiz desteğini göz önüne alarak bölgede Batının desteklediği enerji hatlarının konumunun zayıfladığını ifade etmiştik. Ancak bugün gelinen noktada Batının Gürcistan’a ekonomik ve siyasi desteğinin önemli ölçüde artması ve Batı ile Rusya arasında sorunların artarak ilişkilerin zayıflamasından sonra yeni bir değerlendirme yapma ihtiyacı hissettik. Bize göre bu yeni durumda Nabucco Projesi başta olmak üzere Rusya’ya alternatif hatların önemi artmıştır. Zira Batı ve özellikle de AB ülkeleri Rusya’ya olan enerji bağımlılığının ilk defa reel bir tehlikeye dönüşebileceğini gömüş ve alternatif arayışlarının önemini fark etmişlerdir. Önceki durumda AB ülkelerinin tek bir enerji politikası oluşturma ve uygulamaları pek mümkün gözükmüyordu. Zira AB ülkeleri bir yandan Nabucco Projesi’nde Türkiye’yi Rusya ile rekabete yöneltirken diğer yandan her birisi Rusya ile ayrı ayrı anlaşmalar imzalamak için sıraya girmişlerdi. Hatta Nabucco Projesine en büyük rakip olan Rusya’nın önerdiği Güney Akım projesi yine AB ülkeleri olan Yunanistan, Bulgaristan, İtalya gibi ülkelerce desteklenmekteydi.

 

Bugün gelinen noktada Rusya’nın önerdiği Karadeniz’in dibinden geçerek Türkiye’ye uğramadan Bulgaristan’a çıkacak ve oradan da tüm Avrupa’ya yayılacak olan Güney Akım Projesi’nin AB’nin Rusya’ya bağımlılığını artıracak yeni bir hat olduğundan AB tarafından çok da tercih edilmeyeceği düşünülmektedir. Güney Akım ile Nabucco Projesi birbiri ile rakip ve terazinin iki kefesi şeklinde olduğundan birisinin şansının azalması diğerinin şansının artmasına sebep olmaktadır. Bu çerçevede Rusya’ya alternatif hat olan Nabucco Projesi’nin şansının ve öneminin arttığı düşünülmektedir. Bu sebepledir ki, Rusya Başbakanı Vladimir Putin, krizin hemen sonrasında Özbekistan’a giderek Rusya güzergahlı yeni bir doğalgaz boru hattı anlaşması imzalamıştır.