Türkiye’deki cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra bakanlar kurulunun yenilenmesi ile çalkalanan iç siyasetin gölgesinde kalan bir olay da 25 Ağustos günü Fransa’da yaşanmıştır. Fransa Başbakanı Manuel Valls’ın kriz sonrası kemer sıkmaya dayalı ekonomi politikaları nedeni ile kabinede oluşan tartışmalar nedeniyle hükümetinin istifasını Cumhurbaşkanı François Hollande'a sunmasının ardından Avrupa’da gözler Fransa’nın iç politikasından ziyade Euro Bölgesi politikalarına ve Fransa’nın Almanya ile ilişkilerine çevrilmiştir. Her ne kadar Fransa Başbakanı Manuel Valls’ın hükümet kurma çabaları hızla başlamışta olsa iki ülke arasındaki ilişkilerdeki gerilimin Avrupa Birliğine yansıması kaçınılmaz olmuştur.

 

Fransa’da Neler Oluyor

 

Fransız hükümetindeki çatlak Le Monde gazetesine konuşan Fransa Ekonomi Bakanı Arnaud Montebourg'un 2008 yılından bu yana Almanya'nın Euro Bölgesine empoze ettiği kemer sıkma politikalarıyla bütçe açığının kapanmasını hedefleyen uygulamaları eleştirmesi ile belirginlik kazanmıştır. Bakan Montebourg'un bu politikalar nedeniyle Eurozone bölgesindeki halihazırdaki hükümetlerin taban kaybederek oylarını radikal ve popülist partilere kaptırdığı yönündeki eleştirileri ise başta İspanya ve Fransa gibi Avrupa’nın öncü ülkelerinde radikal partilerin oylarını arttırması ile karşılık bulduğu söylenebilecektir. Bu bakımdan Avrupa’daki radikal ve aşırı milliyetçi partilerinin güçlenmesindeki ekonomi politikalarının rolü bir kez daha ortaya çıkmaktadır. Avrupa’da geliştiği hususunda ciddi kaygılar olan aşırıcı eğilimlerin ortak para birimi ve ortak para politikaları gibi krizden alınan “ortak” zararların da etkili olduğu görülmelidir. Bu nedenle bakanın vurgulamış olduğu huzursuzluk Avrupa’da Avrupa Birliği’ne karşı gelişen huzursuzluğun sadece kriz sonrası unsurlarındandır ve kanaatimizce resmin tamamını anlatmakta yetersiz kalmaktadır.

 

Bunlara ek olarak, Fransız Ekonomi Bakanı Montebourg’un, bir toplantıda kullandığı "Almanya'nın muhafazakarlarının ölçüsüz takıntılarına karşı, adil ve makul bir direniş gösterme zamanı geldi"[1] ifadeleri basına yansımıştır. Fransa Eğitim Bakanı Benoit Hamon, ki kendisi bir toplantıda ismen Almanya Başbakanı Angela Merkel’i hedef almış, Avrupa’yı yönlendirmemesi gerektiğini belirtmiş ve Kültür Bakanı Aurelie Filipetti'den de destek almıştır. Fransa Cumhurbaşkanı Hollande’ın Sosyalist Partisi’nin yerel seçimlerde beklentilerinden düşük oy almasından sonra, partinin içinden yükselen ve anlaşıldığı üzere destek de bulan bu eleştirilerin ekonomik krizle mücadelede istikrara ihtiyaç duyan Fransız ekonomisi için gerekli olan son şey olduğu ortadadır. Ayrıca kabinedeki bu değişim, Hollande’ın yaşayacağı ikinci kabine değişikliği olacağından Fransız tarihinde önemli bir yere sahip olacaktır. Dolayısıyla, Sosyalist Partinin tabanındaki rahatsızlığı artıracağı öngörüsünde bulunmak yersiz olamayacaktır.

 

Öte yandan, Hollande’nin geçtiğimiz hafta yapmış olduğu, Euro bölgesinin politikalarını karşılama hedeflerinin Fransa’nın büyümesine engel olduğu yönündeki eleştirilerinin, Almanya tarafından karşılık bulmamasına dikkat edilmelidir. Bu bakımdan kabine değişimi Ekonomi Bakanının fikirlerinden değil sınırını aşmasından kaynaklanmaktadır. Hollande’in iç siyasetteki kayıpları Birliğin bazı politikalarından imtina edebileceği ihtimalini güçlendirmektedir.  Dolayısıyla yeni kabinenin para politikalarında değişime gitmesi şaşırtıcı olmayacaktır. Bu bakımdan söz konusu gelişmeler Fransa iç politikasından ziyade dış politikayı ve AB içindeki huzursuzlukları işaret etmiştir.

 

Avrupa Birliği’ne Etkisi

 

Fransa’daki bu hareketliliğin ardından Almanya Başbakanı Merkel’in yorum yapmaktan kaçınması iki devlet arasındaki gerilimi dindirmeye yetmeyecektir. Zira söz konusu bu rahatsızlıklar, sadece Fransa’da değil AB içindeki Almanya karşıtı bir tutumun olabileceğinin bir göstergesi olarak da algılanabilecektir. Zira benzer gerekçelerle ve bu sorunun neden olduğu iddia edilen sorunlarla mücadele eden Avrupa’daki tek ülke Fransa değildir. Bu bakımdan halihazırdaki durumun Euro bölgesi içindeki kemer sıkma politikalarına karşı huzursuzlukların Fransa’nın bu hareketi ile destek bulabileceği ve ortak ekonomi politikası ideasının zarar görebileceği ihtimalleri belirmektedir, ki bu da Avrupa’daki ekonomik problemlerin çözümünü zorlaştıracaktır. Bu bakımdan Angela Merkel’in İspanya gezisinde halkın protestoları nedeniyle konuşmasını iptal etmek zorunda kalması,[2] bundan sonra olabilecek benzer durumlarım yaklaşan ayak sesleri olarak yorumlanmasına neden olmaktadır.

 

Diplomatik olarak bakıldığında ise, bir bakıma Almanya ve Fransa’nın Avrupa’nın birleşmesinde öncülük etmeleri dolayısıyla üstlenmiş oldukları tarihi misyonları zedelenmiştir. İki ülke arasındaki siyasi gerginliğin aldığı zarara karşın ekonomik ilişkiler daha fazla dikkat çekmektedir. Avrupa Birliğinin en büyük ekonomilerinden ikisi arasında yaşanan bu gerginlik, Avrupa’nın içindeki ekonomik durgunluğu ve işsizlik oranlarını büyütmesi olasılığı bakımından, şimdilik en birincil tehdit olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle söz konusu gelişmeler Avrupa Birliği’nin en temel unsurlarından biri olan Euro bölgesinde ayrılık sinyalleri olarak okunabilecektir.

 

Değerlendirme

 

Krizin üzerinden yıllar geçmesine karşın beklenen büyüme yakalanamamışken, Avrupalıların işsizlik gibi temel sorunlarının karşılık bulamamış olması Almanya dışındaki ülkelerdeki rahatsızlıkları gün geçtikçe daha belirgin hale getirmektedir. İspanya’da geçen yıl yaşanan iç karışıklıkların etkisiyle gevşetilen ekonomi kemerin, talebi yükselttiği ve dolayısıyla İspanyol ekonomisinin biraz canlanmasına katkı sağladığı gözlemlenmektedir. Bu bakımdan Fransa gibi Euro bölgesinin ekonomi politikalarında aradığını bulamayan bir ülkenin bu politikaları biraz gevşetmek istemesi makul karşılanabilecektir. Özellikle İngiltere gibi Avrupa’nın en güçlü ülkelerinin dahi AB üyeliğini sorgular hale geldiği bu dönemde Euro bölgesi üzerindeki Alman disiplininin kontrollünün bir şekilde biraz gevşetilmesi sadece halkın yönetimlerine olan güvenini değil, üyelerin de birliğe olan sadakatini yenileyecek ve yeni bir ekonomik durgunluğun da önüne geçilebilecektir.

 

Krizin devam etmesi, Avrupa’nın sorunlarının ve huzursuzluklarının kısa vadede çözülmesini mümkün kılmamaktadır. Bu bakımdan Euro bölgesinin ekonomik kaynaklı anlaşmazlıklarının Almanya’nın bu politikalardan vazgeçmesinin olası gözükmemesi nedeniyle bir müddet süreceği, belki de Avrupa’nın başka yerlerine de yayılabileceği yönündeki öngörülerimizi, maalesef güçlendirmektedir.

 

 


[1] Fransa’da Hükümet Ekonomi Bakanı Montebourg Yüzünden İstifa Etti, http://hodrimeydan.net/anasayfa/anasayfa-ust/942-fransa%E2%80%99da-ekonomi-bakani-montebourg-h%C3%BCk%C3%BCmetin-istifasina-sebep-oldu.html Erişim Tarihi: 25 Ağustos 2014

[2] Germany Will Support Spanish Economy Minister De Guindos For Presidency Of Eurogroup, Says Merkel, http://www.thespainreport.com/10687/germany-will-support-candidacy-spains-economy-de-guindos-presidency-eurogroup-finance-ministers/, Erişim Tarihi:27 Ağustos 2014