Türkiye’nin özellikle son dönemlerde Avrupa Birliği ile olan ilişkilerini iyi tutma eğiliminde olduğunu gözlemlemek mümkündür. Aralık 2013’te AB ile imzalanan ve Türkiye’yi göçmen kabulü noktasında ciddi şekilde zorlayacağı eleştirilerine maruz bırakan Geri Kabul Anlaşması, bu tezi destekler niteliktedir. Son olarak İsviçre’de yapılan referandum sonucu İsviçre’nin Avrupa’dan gelecek göçmenlere kısıtlama getirme kararı bu noktada biraz düşündürücü olsa da Türkiye’nin AB ile ilişkilerindeki kararlılığını etkilememiştir. Bu nedenle 12 Şubat’ta Brüksel’de gerçekleşen Avrupa Güvenlik Toplantısındaki Orta Afrika’ya destek çağrıları gibi gündeme yansıyan sıcak gelişmeler ışığında Türkiye ve AB arasındaki ilişkilerin yakından incelenmesi büyük önem arz etmektedir.

 

2011’de Libya Lideri Muammer Kaddafi’nin devrilmesi sonrasında bölgedeki şiddet olayları artmaya devam etmektedir. Orta Afrika Cumhuriyeti, Cumhurbaşkanı François Bozize’nin bir isyancı grubu tarafından devrilmesinden bu yana şiddetin ve siyasi bir karmaşanın yaşandığı bir ülke durumundadır. Ekonomik krizle mücadelede başarı kaydeden AB’nin içinde bulunduğu en büyük çıkmazlardan bir tanesi de Orta Afrika’da devam eden iç savaştır. Orta Afrika’da artan çatışmalarda ölü sayısının belirsizliğini koruması çatışmaların insani bakımdan da giderek kötüleştiğinin kanıtıdır. Tarafların hiçbir ayrım gözetmeksizin birbirlerini katlettikleri yönündeki haberler dünya gündemini sarsmaktadır.[1] Sadece ölümler değil ülkeyi terk edenlerin sayısının da milyonları bulduğu başta komşu ülkeler olmak üzere oluşacak göç hareketliliğiyle tüm dünyaya etki edeceği öngörülmektedir. Sığınmacı olarak gidilen yerlerde ise insani yaşam şartlarının elverişsizliği durumun vahametini arttırmaktadır. Bu nedenledir ki, Fransa’dan gelen destek çağrıları sadece AB’ye değil AB üyesi olmayan ülkelere ve tüm Afrika halklarına yapılmıştır.

 

Brüksel’de gerçekleşen Güvenlik Toplantısında AB tarafından yapılan açıklamalardan[2] da anlaşıldığı üzere Afrika’da devam eden çatışmalar artık sadece bir iç karışıklık olarak değil bölgesel huzur ve güvenliği tehdit eden, savunma harcamalarını da arttıran bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır. Brüksel’deki söz konusu Avrupa Güvenlik Toplantısında da Afrika’da yaşanan şiddet olaylarına dikkat çekilmiştir. Orta Afrika’da Müslüman ve Hıristiyanlar arasında devam eden ırkçı çatışmalar sadece Fransa’yı değil, tüm Avrupa’nın merceği altına girmiştir. 14 Şubat’ta Fransa Cumhurbaşkanı Hollande’ın iç savaşın giderek kötüleştiği gerekçesiyle mevcut 1600 kişilik Fransız gücüne 400 asker daha göndereceğini açıklaması üzerine Avrupa harekete geçmiştir. Fransa Cumhurbaşkanı Hollande, BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon’dan Afrika’daki BM Barış güçlerinin arttırılması talebinde bulunmuştur. Buna karşın bölgedeki çatışmaların soykırım niteliği taşıdığı iddiaları yükselmeye başlamıştır. Nitekim BM Genel Sekreteri yaptığı bir açıklamada çatışmalardaki şiddetin giderek artmasını soykırım riskini yükselttiğini belirtmiştir. Toplantıda aynı zamanda AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton’un Türk hükümetine bir mektup yazarak Afrika’ya askeri destek yapılması yönündeki taleplerini ilettiği yönündeki haberler ilerleyen günlerde Türkiye’nin yeni gündem başlığının Afrika olacağı yönündeki beklentileri arttırmaktadır.

 

 

AB’nin ise Orta Afrika’da yaşanan bu çatışmalar hususunda müdahale edilmesi ve güvenli bir bölge oluşturulması yönünde hem fikir olduğunu fakat henüz yapılması gerekenler ve hangi ülkenin ne kadar askeri destek vereceği hususunda belirli bir planının olmadığı gözlemlenmektedir. 500 asker daha gönderme kararını açıklayan Fransa’nın aksine Ashton tarafından yapılan açıklamalarda yine net bir söylemden kaçınıldığı dikkat çekmektedir. AB’nin Orta Afrika’ya 100 asker göndermesi üzerinde düşünülmektedir. Öte yandan söz konusu planların yapılabilirliği belirsizliğini korumaktadır. Zira Avrupa’daki ekonomik bunalımın AB üyelerinin Afrika meselesinde istekli olmalarının önüne geçtiğini gözlemlemek mümkündür. AB’nin toplantıda yaptığı Kanada, Türkiye, ABD ve tüm bölge ülkelerini kapsayan barış çağrılarında hiçbir iktisadi açıklama yapılmamıştır. Fransa’nın da çatışmaların başladığı günden bu yana yaptığı harcamaların ve bundan sonrasının tahmini rakamlarla ölçülüyor olması ise Orta Afrika’da atılacak en belirgin adım olan “güvenli bölge” oluşturulmasının da zamana yayılacağı izlenimini yaratmaktadır.

 

Şimdiye kadar Polonya, Estonya, Letonya, Portekiz, Romanya ve Gürcistan’ın harekâta katılabileceklerini, Almanya ve İngiltere ise asker göndermeyeceklerini, fakat lojistik destek sağlayacaklarını açıklamıştır. Sonuç olarak, Afrika’ya gönderilmesi planlanan askerlerin Avrupalı diplomatların da belirttiği gibi çoğunlukla küçük ülkelerden gelmesi beklenmektedir.[3] Bu noktada asker göndermesi muhtemel olan ülkelere, yani küçük ve AB üyelik sürecinde “mesafe” kat etmeye çalışan ülkelere dikkat edilmelidir. Gürcistan, Norveç ve Sırbistan gibi AB üyesi olmayan ülkelerin de dâhil edildiği toplantıda Türkiye’ye de aynı talepte bulunulması Türk medyalarında yeterince ilgi uyandırmamış olsa da AB ile ilişkilerde önemli bir özellik taşımaktadır. Zira askeri destek beklentileri ayrıntılandırılmamış dahi olsa bu talebin karşılık bulma ihtimalleri üzerinde durulması gerekmektedir.

 

Türkiye’nin Kararını Etkileyen Etmenler

 

Bu nedenle, Türkiye’nin AB’ye üyelik sürecinde verilen uğraşlara benzer bir durum olarak nitelendirilebilecek Afrika’ya asker gönderme çağrısını kulak ardı etme olasılığının zayıflığı dikkat çekmektedir. Zira Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Türkiye’nin AB hedefinden sapması durumunda ekonomiden korkulması gerektiğini ifade etmiştir.[4] Özellikle de Amerikan Merkez Bankası (Fed) uzmanlarının 15 gelişmekte olan ülke arasında Türkiye’yi kendi politikaları yüzünden dış şoklara karşı en kırılgan ekonomi olarak değerlendirmesinin üzerine Türkiye Orta Afrika konusuna daha dikkatli bakacaktır.[5] Bu bakımdan Türk ekonomisindeki mevcut endişeler AB ile ilişkilerin sınanmasını gerektirecek durumlardan kaçınılacağına işaret etmektedir. Başka bir husus ise Türkiye’nin dikkatinden kaçan veya yeterince ilgi gösteremediği konulardan biri olan Kıbrıs’ta devam eden barış müzakereleridir. Zira garantör statüsündeki Türkiye’nin Kıbrıs görüşmelerinden olabildiğince uzak durmaya çalıştığı gözlemlenmektedir. Bu bakımdan gelişmeler, Türkiye’nin dış politikada olası siyasi baskılardan uzak durmaya çalıştığı izlenimini yaratmaktadır.  

 

Öte yandan, Suriye’deki çatışmalarda daha etkin bir rol üstlenmeye çalışan ve batılı güçleri defalarca bu konuda harekete geçmeye çağıran Türk hükümetinin, Orta Afrika’daki çatışmalara sessiz kalması bir çelişki yaratacaktır. Özellikle yaklaşan 30 Mart yerel seçimlerinin getireceği siyasi gerilimler aşıldıktan sonra Türk siyasetinin Orta Afrika’daki çatışmalar için yeniden hareketlenmesi daha mümkün gözükmektedir. Zira 30 Mart sonrasında Türk siyaseti halihazırdaki yerel seçim hazırlığı gibi gerekçelerinden arınacak ve AB’nin yaptığı ya da yapacağı her türlü askeri talebe, iç siyasetten gelen Kıbrıs konusunda daha katılımcı olunması çağrılarına cevap vermek durumunda kalacaktır.  

 

Değerlendirme

 

Söz konusu çatışmaların Hıristiyan ve Müslümanlar arasında gerçekleşiyor olması da olası askeri desteğin iç politikada da zemin bulması bakımından elverişliliğine dikkat çekmektedir. Bu bakımdan Türkiye’nin Suriye’de kaybettiği Ortadoğu’da liderlik arayışlarını Afrika’da aramasının ve genel seçimlere uzanan sürece yatırım yapmanın zamanı, kısa vadede yerel seçimler nedeniyle ertelenmiş gibi görünse de uzun vadede Orta Afrika ile gelecektir. Fakat Afrika’daki durumun iyi analiz edilmesi gerekecektir. Bölgede gerçekleşen çatışma karşı görüşlülükten ziyade din kaynaklıdır ve müdahale güçlerini siyaseten zor durumda bırakabilecek özelliklere sahiptir. Bu bakımdan Türkiye’nin vereceği kararın önemi ve sorumluluğu büyüktür.

 

 


[1] Ban Seeks Help As Spiral Of Violence Leads To Genocide Fears, http://www.bdlive.co.za/africa/africannews/2014/02/13/ban-seeks-help-as-spiral-of-violence-leads-to-genocide-fears, Erişim Tarihi: 17 Şubat 2014.

[2] France To Send 400 More Troops To Central African Republic http://uk.reuters.com/article/2014/02/14/uk-centralafrican-france-troops-idUKBREA1D10B20140214, Erişim Tarihi: 16 Şubat 2014

[4] Babacan: Türkiye AB Hedefinden Saparsa, Ekonomiden O Zaman Korkun, http://www.euractiv.com.tr/finansal-hizmetler/interview/babacan-turkiye-ab-hedefinden-saparsa-ekonomiden-o-zaman-korkun-028974, Erişim Tarihi: 17 Şubat 2014

[5] Durumu En Kötü Ülke Türkiye, http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/25800051.asp Erişim Tarihi: 17 Şubat 2014