Bugün toplanacak olan Avrupa Birliği Dışişleri Bakanları zirvesinden İran’ın enerji sektörü üzerindeki yaptırımları resmen onaylaması ve nükleer programın gelişiminde yeni engeller oluşturması beklenmektedir.

 

ABD ve AB'nin öngördüğü yaptırımların, Birleşmiş Milletlerin (BM) Haziran ayında kabul ettiği dördüncü tur yaptırımların ötesine geçtiği değerlendirilmektedir. BM yaptırımları yurtdışında nükleer programla ya da füze programıyla bağlantılı olduğundan şüphelenilen İranlı bankalara yeni cezalar uygulanmasını ve merkez bankası dahil her türlü İran bankasıyla yapılan işlemlerin üzerindeki denetimin artırılmasını karar altına almıştı.

 

AB’nin yaptırımları İran’ın enerji sektörü için hayati önem taşıyan donanım, teknoloji ve hizmet satışının yasaklanmasını da kapsayacak ve böylece İran’ın ham petrolünü rafine etme, arama ve üretim faaliyetlerinin önüne ciddi engeller konulmasını hedeflemektedir. AB tarafından uygulanması düşünülen yaptırımlar ayrıca, geleneksel silah yapımında kullanılabilecek iki amaçlı ürünlerin İran’a satışını yasaklayarak, İran’la ilgisi olan bankalar üzerindeki denetimi de artıracak tedbirleri içermektedir.

 

Bilindiği gibi, dünyanın en büyük beşinci ham petrol ihracatçısı olmasına rağmen, İran yerel talebini karşılayacak petrolü rafine etme kapasitesine sahip olmadığı için işlenmiş petrol ihtiyacının yüzde 40’ını ithal ürünlerden karşılamaktadır. İşlenmiş petrolün önemli bir bölümünü Çin ve Rusya’dan sağladığı bilinmektedir. Yeni yaptırımların ardından İran’ın enerji sektöründeki ticaret ortaklarından biri olan Çin’in, Tahran’a yakıt satmaya devam edebileceği, Rusya’nın da enerji alanında işbirliğini sürdüreceğini ve yaptırımların araya giremeyeceğini belirttiği, diğer yandan,Rusya Devlet Başkanı Dimitri Medvedev’in İran’ı nükleer programındaki “silaha yönelik içerikleri” açıklaması için baskı yaptığı ifade edilmektedir. Ayrıca, İran kaçakçılık yoluyla da işlenmiş yakıt elde ettiği bilgileri mevcuttur.

Yeni yaptırımların öncekilerle karşılaştırarak üç noktada önem kazandığı vurgulanmaktadır; 

Birincisi görecelilik. Hatırlanabileceği gibi BM'nin son tur yaptırımları ilan edildikten sonra Tahran cephesinden "yaptırımların o kadar da sert olmadığı" yönünde açıklamalar gelmişti. Bu gelişmelerle İran’ın ekonomik olarak ciddi bir şekilde etkilenebileceği ve kamuoyunda huzursuzluğa ve iç politikada sıkıntıya neden olacağı düşünülmektedir.

 

İkincisi, yeni yaptırımlar, yasaklara uymayan şirketlere ceza verilmesi şartını içermektedir. Örneğin, Zürih merkezli finansal hizmet şirketi CreditSuisse,  ABD’nin İran yaptırımlarını ihlal ettiği gerekçesiyle cezalandırılmış ve 500 milyon dolar ödemeyi kabul etmiştir. Bu kapsamda bütün AB menşeli firmalar İran ile ilişkiye girmekten kaçınacaklar ve mevcut ilişkilerini gözden geçirmek durumunda kalacaklardır.

 

Son olarak, Ayrıca Avrupa Birliği ülkelerinin yeni yaptırımlar kapsamında, İran'a yasadışı madde taşıdığından şüphelenilen gemileri zorla durdurulup denetleyebilmeleri de gündemdedir. Bu uygulamayla büyük tonajlı ticaret yolunun kontrol altında tutulmasıyla kaçaklar önlenebilecek ve İran ihtiyacı olan hayati malzemelerin tedarikinde Çin ve Rusya gibi belirli kaynakların dışında kaynak bulmada zorlanabilecektir.

 

Geçtiğimiz günlerde uygulanmakta olan sert yaptırımlar kapsamında İngiliz petrol şirketi BP İran uçaklarına Almanya’nın Hamburg kentindeki havaalanında yakıt ikmali yapılmasını reddetmiştir. BP, İran ile Hamburg havaalanındaki sözleşmesini sonlandırdığını açıklamıştı. Analistler, Meksika Körfezi’ndeki petrol sızıntısından dolayı ABD hükümetiyle arası bozuk olan BP’nin, bu ülkeyle ilişkilerini daha fazla kötüleştirmemek için bir jest yaptığını kıymetlendirmektedir.

 

Bazı Avrupa Birliği yetkilileri, AB dışişleri bakanları toplantısında alınacak muhtemel kararın, "bir anlamda birliğin bugüne dek bir ülkeye karşı uygulayacağı en sert yaptırımlar" anlamına geleceğini söylemektedir. Aslında bu kararlar somut bir şekilde alınarak uygulamaya konulabilirse, AB’nin tek vücut olarak alabildiği tüzel kişiliğini tescil eden ilk önemli girişimi olarak tarihe geçecektir diye değerlendirebiliriz.

 

AB tarafından BM ve ABD yaptırımlarına ilave olarak uygulamaya alınacak bu yaptırımların özellikle petrol ve doğal gaza yönelik olması kısa vadede petrol piyasasının tedarikçilerinin bol olduğu ve sıkıntıyı kaldırabileceği düşüncesiyle dünyada negatif bir etkisinin olmayacağı şeklinde değerlendirmelere yer verilmektedir. Bu dönemde İran'ın piyasaya sürdüğü ham petrolde kısıntıya gitmesini beklememektedir.  Ancak İran küçük tedarikçi şirketlere prim ödemek zorunda olduğu için iç piyasada petrol fiyatlarının artması söz konusu. Diğer yandan, İran’ın üretim fazlasından elde edeceği ham petrolü satmakta zorlanmasının fiyatlarda değişime neden olabileceği belirtilmektedir.