On bir sene önce yaşadığım, zamanında şehrin en uzun binalarından olan Eastgate’e hafta sonu bakarken, o dönemde aldığım bir ders geldi aklıma. Japonya’nın ünlü bir telekomünikasyon şirketiydi konumuz. Bu şirketin oluşturduğu ekosistemi tartışıyorduk sınıfta.

 

Bugün yaptığım iş itibarıyla ekosistem konusunu her gün düşünüyor ve üzerine kafa yoruyorum. Peki gerçekten kolayca tanımlanabilir bir kavram mı ekosistem? Bence değil, zira kime sorsanız, farklı bir tanımı karşınıza çıkıyor. Girişimcilik ekosistemi ise büyük bir muamma. Silikon Vadisi’nde son derece verimli bir girişimcilik ekosistemi var.  Aslında ekosistem, birbirine bağlı ama aynı zamanda da bağımsızlığına önem veren ilişkilerden oluşuyor. Her şeyin ötesinde, kendi ihtiyaçlarını görebilen, dışa bağımlılığı az bir sosyal yapı. Bu ekosistemin içine girdiğinizde, kurallarına uymanız gerekiyor.

 

1971 yılında bilgi teknolojileri devriminin başlamasıyla Amerika’nın gündeminden uzakta, kendi yağında kavrulan Silikon Vadisi, bu devrimin lideri olma yolunda ilerlemeye başladı. Silikon Vadisi’nin büyüme motoru bilgi teknolojileri haline geldi. Peki bu nasıl böyle birdenbire oluverdi? Zaten bu topluluk kapalı bir topluluktu. Kendi kurallarını geliştirdi. Sağlam bir ekosistem oluşturdu. Bu öyle verimli bir ekosistemdi ki, bugün dünyanın başlıca tüm teknoloji şirketleri aynı ekosistemin meyveleri.

 

Peki kapalı, kendi kurallarını uygulayan bu sosyal yapı nasıl dünyayı değiştiren çözümler sunabildi?

 

Bu dünyayı değiştiren çözümleri üreten mühendisler, o ekosistemde bir balon içinde yaşıyordu. Bugün de bu durum çok farklı değil aslında. Akıllarındaki tek şey dünya pazarlarını elde edecek, paradigmayı değiştirecek teknoloji çözümleri keşfetmek ve üretmek. Kendi kurallarını ortaya koydular. Bu kurallar neticesinde ortaya konan ürünler onlara dünya pazarlarının kapılarını açtı.

 

Bu tür yapılarla başka coğrafyalarda da karşılaşıyoruz.

 

Mesela bugün Çin’de yeni bir kavram var. 996 kuralı. Devletin azimle yapay zeka ve blockchain gibi teknolojilere verdiği desteği sonuna kadar kullanmaya çalışan teknoloji girişimcilerinin ortaya koyduğu bir kural bu. Anlamı, haftanın 6 günü sabah 9’dan, akşam 9’a kadar çalışmak! Çin’deki teknoloji ekosisteminin kurallarından biri de 996 kuralı.

 

1770’li yıIllardan bu yana karşımıza çıkan teknoloji devrimlerine baktığımızda hepsinde ortaya çıkan ortak özelliğin, oluşan ekosistemlerin devletin de desteği ile tüm topluma seviye atlattırması olduğunu görüyoruz.

 

Peki Türkiye’de durum nasıl? Doğrusu ben ODTÜ’de ciddi bir teknoloji ekosistemi oluştuğuna inanıyorum. Geçtiğimiz aylarda katıldığım toplantılarda da bizzat şahit olduğum gibi, tamamıyla kendi dünyasına ve ürettiği teknolojiye odaklanmış çok zeki mühendisler var ODTÜ’de. Projelerin çoğu savunma sanayinde. Devletin tam desteği var. Biliyoruz ki, ülkemizde şu anda en yenilikçi sanayi, savunma sanayi. Türkiye’de de kendi kurallarını geliştiren, dışa bağımlılığı çok az, doğru destekleri bulmuş bu sosyal yapı bu yenilikçi savunma çözümlerini üretiyor.

 

(Bu yazı 20 Kasım 2018 tarihinde Hürriyet Gazetesi’nde yayınlanmıştır.)