Türkiye’de ve dünyada göç, göçmen ve sığınmacılar konusunda gündemde öne çıkan başlıklar…

 

Moskova Mülteci Turnuvası Rusya’nın Göçmen Politikasına Büyük Bir Işık Tuttu

Dünya Kupası’nı aratmayan rekabetin yaşandığı Rusya’daki mülteci turnuvası futbol maçları, Rus göçmen politikası ile ilgili ipuçları veriyor.

Ülkeye gelen yabancıların silahlarla karşılandığı ilginç durumlar arasında… Göçmenler ve mültecilerle çalışan önde gelen Rus hakları savunucularından Svetlana Gannushkina, Rusya’nın iltica konusundaki temel konumunun, “hiç kimseye mülteci statüsü verilmemesi ve mülteciler yokmuş gibi davranılması” yönünde olduğunu söyledi. Rusya’da son yıllarda sadece 592 kişiye mülteci statüsü verildiğini aktaran Gannushkina, bunun tek istisnasını, Doğu Ukrayna’daki çatışmayı terk edenlere verilen geçici ikamet belgesi olarak ifade ediyor.

(The Guardian 13 Temmuz 2018)

 

Mülteciler, Macaristan Başbakanı Viktor Orban Yönetiminde Kum Torbası Haline Geldiler

Zengin çok kültürlü yapısına rağmen 2018 ile beraber, Macaristan, Avrupa’nın göçmen karşıtlığı en yüksek ülkesi haline geldi.

Macaristan Başbakanı Orban, göçmenlerden Müslüman işgalciler ve Macaristan’ın ihtiyacı olmayan bir zehir olarak bahsediyor. Başbakan’dan halka yansıyan bu fikirler ülkedeki mültecileri zor durumda bırakıyor ve mültecilerin güvenliğini tehlikeye düşürüyor. Hükümet dışı örgütlerin mültecilere yardımı ise içişleri bakanlığının belirlediği ölçüde mümkün. Independent tarafından, mülteci meselesinin, Avrupa’nın hiçbir yerinde Macaristan’dan daha derin olamayacağı belirtiliyor.

(Independent, 14 Temmuz 2018)

 

İtalya Açıklarında 450 Sığınmacı Kurtarıldı

Cuma sabahından bu yana İtalya ile Malta arasında krize sebep olan ahşap bir teknenin içerisindeki 450 sığınmacı kurtarıldı. Ancak sığınmacıların hangi ülkede karaya çıkacağı henüz belli değil.

İtalya ile Malta arasında krize neden olan ahşap bir teknenin içerisindeki 450 sığınmacı, İtalya’nın Akdeniz’de yer alan adası Lampedusa yakınlarında kurtarıldı. Avrupa Birliği’nin (AB) sınır koruma teşkilatı Frontex ve İtalyan sınır polisine ait iki gemi, sığınmacıları sabah saatlerinde denizden aldı. Ancak sığınmacıların nereye götürüleceği konusu kesinlik kazanmadı. İtalya ve Malta, sığınmacıları kabul etmesi gereken ülke olarak birbirini gösteriyor.

İtalyan haber ajansı ANSA’nın haberine göre kurtarılan 450 sığınmacıdan 176’sı Frontex’e ait gemiye alınırken, 266 kişi de İtalya’ya ait gemiye çıkartıldı. Toplamda sekiz kadın ile çocuk ise sağlık durumlarının kötüleşmesi nedeniyle İtalyan Sahil Güvenlik birimlerince Lampedusa adasına götürüldü. Ancak geri kalan sığınmacıların da İtalya’ya gidip gitmeyeceği belirsiz. İçişleri Bakanı ve koalisyon ortağı aşırı sağcı Lig partisinin (eski adıyla Kuzey Ligi) Genel Başkanı Matteo Salvini, Cuma günü Facebook üzerinden yaptığı açıklamada sığınmacıları taşıyan teknenin İtalya’ya alınmayacağını belirtti. Salvini, “Malta, kaçakçılar ve iyi niyetli insanlar bilmeliler ki bu tekne buraya bağlanmayacak” dedi.

Malta: Tekne Bize Daha Uzak

Açıklama yapan Malta hükümeti sözcüsü ise 450 sığınmacının içinde bulunduğu teknenin Malta’dan ziyade İtalya’ya daha yakın olduğunu iddia etti. Sözcü, tekneye dair bilginin Malta Sahil Güvelik birimine geldiği anda teknenin Lampedusa adasına 53 deniz mili, Malta’ya ise 110 deniz mili uzaklığında olduğunu ve o sebepten Malta’nın sığınmacılar konusunda bir talimat verme yetkisinin bulunmadığını belirtti.

İtalya Dışişleri Bakanlığı’nın yaptığı açıklamaya göre ise Roma’daki yetkililer Cuma sabahı teknede “acil yardıma ihtiyaç duyan çocukların” olduğu bilgisiyle uyarıldı. Bakanlık, bu uyarı yapıldığı anda teknenin Malta’nın kara suları içerisinde bulunduğunu aktardı. Basında yer alan haberlere göre 450 sığınmacıyı taşıyan ahşap tekne Libya’dan yola çıktı ve Lampedusa’nın birkaç deniz mili açığına kadar gelmeyi başardı.

İtalya ile Malta, sığınmacıları kabul etme konusunda daha önce de anlaşmazlık yaşamıştı. Özel kurtarma örgütlerine ait gemilerin limanlarına yanaşmasını yasaklayan İtalya, Akdeniz’de 234 sığınmacıyı kurtaran Alman “Lifeline” adlı yardım örgütünün aynı adı taşıyan

gemisinin İtalya’daki bir limana yanaşmasına izin vermemiş, gemi günlerce açık denizde seyrettikten sonra haziran ayı sonlarında Malta’ya yanaşabilmişti. Ondan önce de İtalya, 630 sığınmacı taşıyan “Aquarius” adlı Fransız gemisine onay vermemiş, bunun üzerine İspanya’nın izniyle sığınmacılar İspanya’da karaya çıkmıştı.

(Deutsche Welle, 14 Haziran 2018)

 

Almanya’da Her İki Mülteciden Biri Sınır Dışı Edilmeden Önce Ortadan Kayboluyor

Basında çıkan bir habere göre Mayıs sonuna kadar, sınır dışı edileceği bildirilen 23.900 kişiden 11.300 ünün geri dönüşleri tam olarak gerçekleştirilebildi. Federal Polis’e göre sınır dışı etme nezaretlerinin sıklaştırılması bu sorunun çözümüne yardımcı olabilir.

Almanya’da sınır dışı edilmeler genellikle başarısızlığa uğruyor çünkü sınır dışı edilecek kişi planlanan randevu yerinde karşılanmıyor ya da hali hazırda çoktan ortadan kaybolmuş oluyor. Alman gazetesi “Welt am Sonntag” Federal Polis’in değerlendirmelerine dayanarak bu durumun, geri gönderilmeleri planlanan mültecilerin yaklaşık yarısı için geçerli olduğunu bildiriyor.

Mayıs ayı sonuna kadar yaklaşık 23.900 sınır dışı edilmelerin yalnızca 11.300’ü tamamlanabildi. Yaklaşık 12.800 sınır dışı etme başarısız oldu.

(Deutsche Welle, 15 Haziran 2018)

 

Kanada’da Yasadışı Göç Oranında Azalma

Tribune de Geneve’e göre, ABD’den Kanada’ya giren yasadışı sığınmacıların oranı Haziran ayında yılın en düşük oranıydı. Göç Bakanlığı tarafından Cuma günü yapılan açıklamaya göre sığınmacı oranı Haziran ayında oldukça azdı. 1263 sığınmacı, bu yılki en düşük sayı olarak belirlendi. Mayıs ayından bu yana devam eden düşüş, Nisan ve Mayıs aylarında yasadışı geçiş yaparken yakalanan 2560 kişinin yüzde 50’sinden az bir orana düştü.

Bu göçmenlerin çoğu, Montreal’in 70 km güneyinde, Kanada polisi tarafından yakalandıkları ve iltica izni aldıkları yoldan yürüyerek gelmekte… Eğer bir sınır karakoluna yakalanırlarsa, Güvenli Üçüncü Ülke Anlaşması gereğince ilk iltica talebinde bulundukları Amerika’ya geri dönmeleri gerekiyor.

Trump’ın Gelişi

ABD’den gelen düzensiz sığınmacı akını 2016’da Donald Trump’ın ABD Başkanı seçilmesi ile başladı. Göç Hizmetlerine göre, sığınma başvurularının ortalama sayısı Nisan ayında günde 83 iken, Mayıs ayında 57 ve Haziran ayında 39 oldu. Göç Departmanı “Durumu izlemeye ve potansiyel akını yönetmeye hazır olmaya devam ediyoruz.” şeklinde açıklama yaptı.

Kanadalı yetkililer ise Kanada’ya göç etmenin kolay gösterilmesi ile ilgili “yanlış bilgileri düzeltmek” başlığı altındaki farkındalık kampanyasını sürdürmeye devam ediyor.

(Tribune de Geneve, 14 Temmuz 2018)

 

Çek Başbakanına Göre İtalya’nın Talebi “Bir Cehennem Yolu”

La Croix’a göre, Çek Başbakanı ve iş adamı Andrej Babis, Pazar günü İtalya’nın İtalyan sularında bulunan 450 göçmenin bir kısmını almak için Avrupa Birliği ortaklarına yaptığı talebin bir ‘’Cehennem Yolu’’ olduğunu söyledi.

İtalya Başbakanı Giuseppe Conte Cumartesi günü yaptığı açıklamada “27 Avrupa lideri ile yaptığı telefon görüşmelerinden ve yazılı temaslardan bir gün sonra” Fransa ve Malta askeri gemilerine nakledilen 450 göçmenden 50’sini kabul edeceğini ve çok yakında “diğer Avrupa ülkelerinden de kabullerin geleceğini” söyledi.

Ancak Çek Başbakanı, özellikle Macaristan, Polonya ve Slovakya bölgelerindeki diğer liderlerle paylaştığı göçmen karşıtı duruşa sarıldı.

“Ülkemiz hiçbir göçmeni kabul etmeyecek” şeklinde tweet attı, kendisinin ve diğer yetkililerin İtalyan Başbakan Conte’nin mektubunu aldığını, fakat böyle bir yaklaşımın “Cehenneme giden bir yol” olduğunu belirtti. Azınlık Kabinesi’nin Çek Komünist Partisi KSCM’nin desteği sayesinde Perşembe günü güven oyu kazanan popülist Slovak 63 yaşındaki lider ‘’Bu durum sadece kaçakçıları motive eder ve gelirlerini arttırır.’’ diye ekledi.

AB ve NATO’ya üye, 10,6 milyon nüfuslu bir ülke olan Çek Cumhuriyeti, 2015 krizinden bu yana sadece birkaç mülteciyi memnuniyetle karşıladı. Bilimler Akademisi tarafından Nisan ayında yayınlanan bir ankete göre, Çeklerin yüzde 58’i ülkenin çatışma sonrası ülkelerden gelen göçmenleri kabul etmemesi gerektiğine inanıyor.

(La Croix, 15 Temmuz 2018)

 

Moritanya: Sahil Güvenlik Tarafından Kurtarılan 125 Göçmen

Al Akhbar’a göre, 125 yasadışı Senegalli göçmen ülkenin güneyindeki Moritanya Sahil Güvenlik tarafından bu pazar kurtarıldı.

Göçmenler, Moritanya donanmasının devriye Botu B632 “Timbedra” Komutanı Hasan Ould Ahmed Reydah’ın adamları tarafından Ndiago’dan kurtarıldı. Daha sonra İçişleri ve Sağlık Bakanları varlığında göç polisine teslim edilmeden önce Nouakchott Limanı’na götürüldü. “Yasadışı göçmenlerin tümü Senegalli. Aralarında 7 kız ve 3 çocuk var.’’ diyen Komutan Hassane, “Bir teknenin sıkıntı belirtileri gönderdiğini gördüğümüzde rutin bir kontroldeydik.” sözlerini ekledi.

Bir göçmen Al Akhbar’a yedi gün önce Senegal Mboro’dan, İspanya kıyısına derme çatma teknesiyle gittiklerini söyledi. Aynı göçmen “Dönmemiz gerekiyordu, çünkü yiyecek hiçbir şeyimiz yoktu. Onlar (Moritanya Sahil Güvenlik), bize iyi davrandılar. Bize yiyecek ve içecek verdiler.” dedi. Battaniyeler göçmenlere dağıtıldı, hasta olanlar doktorlara danıştı.

(Al Akhbar, 16 Temmuz 2018)

 

BM’de ABD Hariç 192 Ülke Göç Konusunda Anlaştı

ABD haricindeki bütün BM ülkeleri göçmenlere daha fazla hak tanınmasını hedefleyen sözleşme metni konusunda anlaştı.

ABD haricindeki bütün Birleşmiş Milletler ülkeleri göç konusunun küresel olarak ele alındığı, düzenli göçün teşvik edildiği ve göçmenlere daha fazla hak tanınmasını hedefleyen sözleşme metni konusunda anlaştı. Birleşmiş Milletler’e (BM) üye 193 ülkenin 192’si göç konusunu küresel çapta ele alan ve göçmenlerin güvenliğini sağlamak ile insan kaçakçılığını azaltmak hedefiyle hazırlanan sözleşme metni konusunda anlaştı. DW’nin aktardığına göre metni boykot eden tek ülke ABD olurken, Macaristan da şartlı onay verdi. BM Genel Kurulu’nda Cuma günü yapılan oturumla BM üyesi ülkelerin 18 aydır üzerinde çalıştığı metin konusunda anlaşmaya varıldı. 193 BM üye ülkenin 192’si sözleşmenin son metnine onay verdi. Küresel çapta göçü düzenlemeyi hedefleyen ve tam adı “Güvenli, Düzgün ve Düzenli Göç için Küresel Sözleşme” olan metnin yasal olarak bağlayıcılığı bulunmuyor. Sözleşmenin ayrıca 11-12 Aralık tarihlerinde Marakeş, Fas’ta bakanlar düzeyinde yapılacak toplantıda kabul edilmesi gerekiyor.

“Er ya da Geç ABD İmza Atmalı”

BM Genel Kurulu’ndaki oylamayla alınan karar sonrasında ABD’nin göç sözleşmesinde bulunmamasını değerlendiren BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, ABD’nin bir “göç ülkesi” olduğunu ve “er ya da geç” bu sözleşmeye imza atmasını umduğunu söyledi. BM’nin verilerine göre dünya çapında 250 milyon göçmen bulunuyor. BM Genel Sekreteri Guterres’in de atıfta bulunduğu ve McKinsey şirketi tarafından yapılan bir araştırmaya göre göçmenler dünya nüfusunun yüzde 3’ünü oluşturuyor.

(Akşam, 15 Temmuz 2018)

 

Dünya Kupası’nı Kazanan Fransa Milli Takımı’nda Dikkat Çeken Detay

Fransa Milli Takımı, Hırvatistan’ı mağlup ederek Dünya Kupası’nı müzesine götürdü. Fransa Milli Takımı’nda oynayan devşirme futbolcular dikkat çekti. Rusya’da düzenlenen Dünya Kupası’nda şampiyonluğa ulaşan Fransa’nın 23 kişilik turnuva kadrosundaki isimlerin 19’unun aileleri göçmen kökenli… Orijinleri açısından en yaygını Afrikalılar. Fransız oyuncuların aile köklerinin geldiği ülkeler arasında Guadeloupe, Almanya ve İspanya da var.

İşte Fransa Milli Takımı’nda forma giyen futbolcuların kökenleri:

Umtiti: Kamerun, Kimpembe: Kongo, Sidibe: Mali, Mandanda: Kongo, Fekir: Cezayir, Pogba: Gine, Tolisso: Toga, Mendy: Fildişi Sahili, Nzonzi: Kongo, Rami: Fas, Kante: Mali, Dembele: Senegal/Mali, Mbappe: Kamerun/Cezayir, Griezmann: İspanya/Almanya, Lloris: İspanya, Giroud: İtalya, Areola: Filipin, Matuidi: Kongo/Angola, Lemar: Guadeloupe.

(Skor, 16 Temmuz 2018)

 

Alman Gazetesi Göçmenleri Kurtaran Sivil Toplum Kuruluşlarını Eleştirdi

Alman Die Zeit gazetesi, boğulmaktan kurtarılan göçmenler ve bu konuda çalışan sivil toplum kuruluşlarıyla ilgili bir makaleye yer verdi. Avrupa’ya gitmek için kendini tehlikeye atan ve bazı kuruluşların kurtardığı göçmen sayısındaki artış, tepkileri de beraberinde getiriyor. Caterina Lobenstein ve Mariam Lau, Alman Die Zeit gazetesine “Yoksa bıraksak mı?” başlıklı bir makale yazdı. Makalede, göçmenleri boğulmaktan kurtarmaya çalışan sivil toplum kuruluşlarının (STK) artıları ve eksilerinden bahsediliyor. Makalenin odağında yer alan sivil toplum kuruluşlarının faaliyetlerinin, siyasilerin gözünde yasal olmadığı belirtiliyor. Avrupa’ya gitmek için kendini tehlikeye atan ve bazı kuruluşların kurtardığı göçmen sayısındaki artış, tepkileri de beraberinde getiriyor. Caterina Lobenstein ve Mariam Lau, Alman Die Zeit gazetesine “Yoksa bıraksak mı?” başlıklı bir makale yazdı. Makalede, göçmenleri boğulmaktan kurtarmaya çalışan sivil toplum kuruluşlarının (STK) artıları ve eksilerinden bahsediliyor. Makalenin odağında yer alan sivil toplum kuruluşlarının faaliyetlerinin, siyasilerin gözünde yasal olmadığı belirtiliyor.

Haziran Ayında 564 Kişi Öldü

Lobenstein ve Lau’nun kaleme aldığı makale, İtalya Roma’daki yeni hükümetin, limanlara gitmek isteyen STK gemilerini reddettiğini anlatmakla başlıyor ve şöyle devam ediyor: “Yılın başından bu yana, Libya’dan İtalya’ya göç eden kişi sayısı 2017’ye oranla önemli ölçüde düştü. Ama ölenlerin sayısında artış var. İlk altı ayda binden fazla göçmen boğuldu. Sadece Haziran ayında 564 kişi öldü.”

Kurtarma Ekipleri Devriyeye Benzetildi

Makalede, kurtarma ekiplerinin politikacıların başarısız olduğu yerlerde yardım ettiği söyleniyor. Ayrıca, özel deniz kurtarma ekiplerinin Libya sularında devriye şeklinde gezdiği de anlatılıyor. Daha sonra, insani yardımların “kirli bir işin parçası” olduğu iddia ediliyor. Göçmenlerin güvenli geçişinin, kaçakçılar için “büyük kazanç sağlayan yasa dışı bir ulaşım servisi” olduğu savunuluyor. “Bu hikayede, ilk bakışta bir şey var: Akdeniz’de kurtarılanlar, kaçakçılar tarafından kaçınılmaz olarak işin bir parçası gibi hesaplanıyor. Modern uydu konumlandırma sistemleri sayesinde römorkler bir kurtarma gemisinin devriye gezdiğini biliyor ve bu bilgiyi paraya çeviriyor.”

Siyasilerden STK Yorumu

Makalede, birkaç siyasinin bu konudaki yorumları da var. Buna göre Almanya İçişleri Bakanı Horst Seehofer, Libya ve Avrupa arasındaki “mekik”i tolere edemeyeceğini söyledi. Eski İtalya İçişleri Bakanı Marco Minniti, özel kurtarıcıları bağlantı noktalarını engellemek amacıyla 2017’de tehdit etti. Avusturya Başbakanı Sebastian Kurz, “STK deliliği durdurulmalı” dedi. Özel kurtarma ekiplerinden önce göçmen sayısı daha azdı. Makalede, “Neden riskli bir yolculuğa cesaret edersiniz?” sorusu da yer alıyor. Daha sonra, Akdeniz’de neredeyse hiç özel kurtarıcı bulunmadığı zamanlara bakmanın yeterli olacağından bahsediliyor ve 2014 yılı örnek gösteriliyor. “2014’te Libya ve Mısır’da 200 bin kişi denizden geçti. Birçoğu İtalyan Sahil Güvenlik Komutanlığı kurtarma botları tarafından sudan çıkarıldı. 40 binden fazla göçmeni ticari gemiler, gaz ve petrol tankerleri, konteyner ve dökme yük gemileri kurtardı. Libya’nın kuzeyindeki deniz bölgesi, dünyanın en yoğun deniz şeritlerinden biri. Bütün denizciler yasal olarak tasarruf etmek zorunda.” Ayrıca makalede, Alman Gemi Sahipleri Derneği’nin 2015 yılında yaptığı yardım çağrısından sonra, Avrupa Birliği’nden (AB) daha fazla kurtarma gemisi talep edildiği açıklanıyor. Bunun da göçmen sayısını artırdığı öne sürülüyor. Makalenin sonunda, sivil toplum kuruluşlarının “dramın biraz daha az ölümcül olmasını sağladığı” belirtiliyor. Daha önce AB Sınır Güvenliği Ajansı da benzer içerikli bir açıklamaya imza atmıştı. Avrupa’ya giden göçmenleri Akdeniz’de kurtaran sivil toplum kuruluşlarını eleştirmişti.

(TRT Avaz, 15 Temmuz 2018)

 

İtalya ve Malta’nın Liman Açmadığı 450 Göçmen Denizde Mahsur

Libya’dan yola çıkan bir teknedeki 450 kadar göçmen, İtalya ve Malta’nın sorumluluğu birbirlerine yükleyerek liman açmayı reddetmesi nedeniyle Akdeniz’de mahsur kaldı. Dün Akdeniz’de Malta ve İtalya yakınlarına ulaşan balıkçı teknesindeki 450 göçmen, Avrupa Birliği’nin Frontex misyonuna ait bir devriye teknesi ile İtalyan Mali Polisi’ne ait bir gemiye nakledildi. Ancak bu gemilerin ne İtalya ne de Malta limanlarına yanaşarak göçmenleri karaya indirmesine izin çıkmadı. Yalnızca kadın ve çocuklardan oluşan 8 kişilik bir grubun İtalya’nın Lampedusa adasına getirilmesine izin verildi.

İtalya’da limanlardan sorumlu olan Ulaştırma Bakanı Danilo Toninelli, dün yaptığı açıklamada göçmenlerin Malta’nın sorumluluğu altında olduğunu iddia etti. Koalisyon hükümetinin büyük ortağı 5 Yıldız Hareketi’nden olan Bakan Toninelli, “Malta hemen görevini yerine getirmeli” dedi. İtalyan hükümetinin göç karşıtı politikalarının baş mimarı olarak görülen Başbakan Yardımcısı ve İçişleri Bakanı Matteo Salvini de göçmenlerin Malta’nın görev alanındaki sularda tespit edildiğini söyledi. Açıklamalarını sosyal medya üzerinden yapmayı tercih eden Salvini, 450 göçmeni büyük harflerle “KAÇAK” olarak tanımladı ve “Malta da, insan kaçakçıları da, İtalya’daki ve dünyadaki tüm iyilik timsalleri de bilsinler ki bu tekne bir İtalyan limanına GELEMEZ ve GELMEMELİ” dedi.

Malta yönetimi ise İtalya’dan gelen bu açıklamara tepki göstererek sorumluluğun kendilerine değil Roma yönetimine ait olduğunu iddia etti. Malta hükümet sözcüsü Kurt Farrugia, İtalyan Sahil Güvenlik birimleri Malta’yla temasa geçtiği sırada göçmen teknesinin Malta’ya 110, İtalya’nın Lampedusa adasına ise 53 deniz mili uzaklıkta olduğunu söyledi. Farrugia, tekneyle irtibat kurduklarında onlardan da “İtalya’ya gitmek istiyoruz” yanıtını aldıklarını belirtti. Hükümet sözcüsü, Malta’nın uluslararası yükümlülüklerini yerine getirdiğini savundu. Sınır Tanımayan Doktorlar: İnsanların hayatı siyasi oyunlara alet edilmemeli. Malta ile İtalya arasındaki atışma sürerken, Sınır Tanımayan Doktorlar örgütünden “insanların hayatını siyasi oyunlara alet etmeme” çağrısı geldi. Örgütten yapılan açıklamada “Akdeniz’de uluslararası sularda 450 kişi ahşap bir teknede sıkışıp kalmışken rahatsız edici haberler geliyor. Avrupalı yetkilileri, bu insanların hayatlarıyla siyasi oyunlar oynamayı bırakıp onları kurtarmaya ve güvenliklerini sağlamaya çağırıyoruz” denildi. İtalya’da göç karşıtı 5 Yıldız-Lig hükümetinin 1 Haziran’da göreve başlamasının ardından İtalyan limanları, göçmenleri taşıyan teknelere kapatılmaya başlamıştı. Haziran başında 629 göçmeni taşıyan Aquarius gemisi, Malta ve İtalya’nın limanlarını açmaması günlerce denizde bekledikten sonra İspanya’ya gitmek zorunda kalmıştı. Geçen ay sonunda ise 234 göçmeni taşıyan Lifeline gemisi İtalya’nın geri çevirmesi üzerine Malta’ya yanaşmıştı. Geçen hafta içinde de, Akdeniz’de kurtarıldıktan sonra İtalyan Sahil Güvenliği’ne ait bir gemiye alınan 67 göçmenin ülkeye girişine, İçişleri Bakanı Salvini karşı çıkmış ve limanların açılmaması talimatı vermişti. Ancak bu vakada Cumhurbaşkanı Sergio Mattarella devreye girerek geminin Trapani limanına alınmasını sağlamıştı.

(Haber Türk, 16 Temmuz 2018)

 

ÇEŞTOB Başkanı Demir: “Çeşme’nin Adının Göçmen Operasyonları İle Gündeme Gelmesinden Turizmciler Rahatsız”

Çeşme Turistik Otelciler Birliği (ÇEŞTOB) Başkanı Yakup Demir, İzmir’in turizm ilçesi Çeşme’nin adının göçmen operasyonlarıyla gündeme gelmesinden turizmcilerin rahatsız olduklarını belirterek, “Çeşme’nin marka değerine zarar verilmemeli” dedi. Seçimler, liseye geçiş ve üniversite sınavları, lise tercihleri gibi nedenlerle turizmde gecikmeler yaşandığına dikkat çeken ÇEŞTOB Başkanı Yakup Demir, “Çeşme turizminin cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimleriyle geç başladığı ve toparlanma sürecine henüz yeni girdiği bir dönemde Çeşme’nin adının son günlerde basına sıkça manşet olan göçmen operasyonlarıyla gündeme gelmesinden turizmciler olarak çok rahatsızız. Bu manşetler Çeşme turizmine zarar veriyor ve doluluklarımız etkileniyor. Özellikle turizm sezonunun yoğunlaşmaya başladığı şu günlerde sürmanşetten verilen bu haberler hiç kimseye de yarar sağlamıyor. Tatil için Çeşme’yi tercih eden veya edecek tatilcilerde bu manşetler güvensizlik algısına neden oluyor ve bölgemizdeki turizm hareketlerine zarar veriyor” dedi.

“Çeşme Göçmen Kaçakçılarının Kapısı Olmamalı”

Demir, şöyle devam etti: “Ülkemizin en popüler turizm destinasyonunda ve en yoğun turizm sezonunda olumsuzluklara sebep olacak olayların yaşanmaması için yerel yöneticilerimizle işbirliği halindeyiz. Ayrıca yıllardır herkesin özgürce, rahat ve huzur içinde tatil yaptığı Çeşme’nin göçmen kaçakçılarının kapısı olmasını ve o göçmenlerin Çeşme’ye kadar ulaşmasından da çok ciddi rahatsızlık duyuyoruz.”

(Milliyet, 15 Temmuz 2018)

 

Çeviköz: “Türkiye’de 276 Bin Suriyeli Bebek Doğdu”

Türkiye’de yaşayan Suriyeliler hakkında çarpıcı açıklamalarda bulunan CHP’li Ünal Çeviköz, “Türkiye’de 276 bin Suriyeli bebek doğdu” ifadelerini kullandı. Gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan CHP İstanbul Milletvekili Ünal Çeviköz, Suriyeli sığınmacıların gün geçtikçe arttığını belirtti. Oda TV’den Nurzen Amuran’a konuşan Ünal Çeviköz, “2011-2017 yılları arasında Türkiye’de 276 bin 158 Suriyeli bebek doğdu” ifadelerini kullandı. Çeviköz, ilk zamanlarda misafir gözüyle bakılan Suriyelilerin gün geçtikçe kalıcı hale geldiklerini söyledi. Çeviköz’ün açıklamalarından ilgili kısım şu şekilde:

Amuran – Efendim biz yeni sisteme uyum sağlamaya çalışırken ilginç bir gelişme oldu. Suriye Dışişleri Bakanlığı’nın bir çağrısı gündeme oturdu: Savaş nedeniyle yurtdışına giden vatandaşlarının geri dönmeleri istenildi. Resmi kaynaklara göre ülkemizde 3.5 milyon Suriyeli sığınmacı var. Bu çağrı bizim işimizi kolaylaştırmaz mı?

Çeviköz – Bu sorun önümüzdeki dönemde Türkiye’nin en çok başını ağrıtacak konulardan biri olmaya adaydır. Herşey den önce bu çağrının üzerindeki Türkiye’de bulunan Suriyeliler somut etkisine bakmak gerekir. Suriye’li Göçmenlerle Dayanışma Derneği (SGDD) ile International MedicalCorps (IMC) ortaklığında ve Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin (BMMYK) desteği ile 2 Haziran 2014 tarihinde Gaziantep’te açılan Suriyeli Mültecilere Çok Yönlü Destek Merkezi’nin ilk araştırması, kalıcılık sorunsalını da kapsıyordu. Buna göre, ankete katılan Suriyelilerin aşağı yukarı %30’u Türkiye’de kalabileceklerini ifade etmişlerdi. Haziran 2014’ten günümüze dek geçen zaman içerisinde siyasi aktörlerin görüşleri de kalıcılık yönünde değişim gösterdi. Örneğin, Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda, önceleri tek başına bu krizi yöneten AFAD ile Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanlığı’nın bütçe sunumlarına ilişkin soruları yanıtlarken, “Suriyeliler misafir midir?” sorusuna şu yanıtı vermişti: “Maalesef ilk anda bu konuya ‘Gelecekler ve birkaç ay sonra gidecekler’ diye bakılıyordu. Ama 3,5 senelik iç savaştan sonra kalıcı oldukları görülüyor. Suriyelilerle ilgili Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın, Milli İstihbarat Teşkilatı’nın, Sağlık Bakanlığı’nın ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın bulunduğu koordinasyon toplantısında artık ‘Bu insanlar kalıcı. Onun için sorunlarını kalıcı olarak nasıl çözeriz?’ diye düşünülüyor.” Kamu Denetçiliği Kurumunca hazırlanan “Türkiye’deki Suriyeliler” özel raporuna göre de, 2011-2017 yılları arasında Türkiye’de 276 bin 158 Suriyeli bebek doğdu. Bu koşullar altında Suriyelilerin ellerini kollarını sallayarak evlerine gitmelerini beklemek zor. Bize düşen, ülkelerine dönmek isteyen Suriyelilere yardımcı olmak ve Türkiye’de kalanları da topluma entegre etmek olmalıdır. Suriyelilere yönelik dezenformasyon kampanyaları, ırkçılık, sömürü ve gettolaşma yakın gelecekte çözümü çok zor sorunlara yol açabilir. Türkiye’de kalmak isteyen Suriyelilerin topluma entegrasyonları yönünde, yapıcı ve olumlu bir siyaset izlemek CHP’nin sosyal demokrat kimliği ile de uyumlu olacaktır.

(Oda TV, 15 Temmuz 2018)

 

Bayram Ziyaretine Giden 40.000’i Aşkın Suriyeli Döndü

14 Haziran’da başlayıp 17 Haziran’da biten Ramazan Bayramı’nı ülkelerinde geçiren Suriyelilerin, Kilis’in Öncüpınar Sınır Kapısı üzerinden Türkiye’ye dönüşleri sürüyor. Bugüne kadar toplam 40.000’i aşkın Suriyeli’nin Türkiye’ye geri döndüğü belirtildi.

Kilis Valiliği’nin izniyle Ramazan Bayramı için ülkelerine giden 52.114 Suriyelinin Türkiye’ye dönüşü sürüyor. Ülkelerinden dönen Suriyeliler, Öncüpınar Sınır Kapısı’nda işlemleri yapıldıktan sonra Türkiye’ye alındı. Şu ana kadar 40.000’i aşkın kişinin döndüğü öğrenilirken, bayram için ülkesine giden Suriyelilerin tamamının 31 Temmuz’a kadar dönmesi gerekiyor.

(Sputnik Türkiye, 16 Temmuz 2018)

 

Malatya’da Eşini Fuhşa Zorlayan Suriyeli Tutuklandı!

Malatya’da, eşi Suriyeli Rabarın A.’yı (23) para karşılığı fuhşa zorlayan, karşı çıkınca da döven Yasser Alos (34) ile fuhuş için eve gelen Ahmet El Hasan (32), mahkemece tutuklandı. Olay, dün sabah saatlerinde, Cevherizade Mahallesi Cengiz Topel Caddesi’ndeki apartmanın bodrum katında meydana geldi. Suriye uyruklu Ahmet El Hasan (32), 2 çocuk sahibi Rabarın A.’ya evde cinsel istismarda bulunduktan sonra kaçtı. Rabarın A.’nın şikayeti üzerine, eşine para karşılığı fuhşa zorlayan Yasser Alos Rabarın ile Ahmet El Hasan polis tarafından gözaltına alındı.

2 Suriyeli Tutuklandı

Emniyetteki işlemlerinin ardından bugün adliyeye sevk edilen 2 Suriyeli, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak, cezaevine konuldu.

(Mynet, 15 Temmuz 2018)

 

Şile’de Suriyeli Genç Denizde Boğuldu…

Şile’de denize giren Suriyeli uyruklu 2 gençten biri boğuldu, biri de kurtarıldı. Suriyeli Amir Attar ve arkadaşı dün akşam 20.00’de Şile Ayazma Plajı açıklarında denize girdi. Suriyeli Amır Attar (20) dalgalar arasında gözden kaybolurken, arkadaşı ise cankurtaran ekiplerince kurtarıldı. Arama kurtarma ekiplerinin çalışmaları geç saatlere kadar devam etti. Suriyeli gencin cesedi saat 02.00’de bulundu. Olayla ilgili incelemeler sürüyor. Öte yandan Şile sahillerinde denize giren vatandaşların uyarılara rağmen güvenlik şeritlerini geçerek, yüzdükleri görüldü.

(Haberler, 15 Temmuz 2018)

 

Rusya, Suriyeli Gençleri Askeri Okullara Alacak

Rusya´da hükümet, Rusça bilen ve birtakım sınavları geçen Suriyeli gençlerin Rus askeri okullarında ücretsiz eğitim almasına olanak sağlayan bir kararname hazırladı. Hükümetin resmi internet sitesinde yayınlanan belgeye göre Suriyeli öğrenciler, bir eleme sürecinin ardından askeri okullara Rusya hukukunun izin verdiği limitler dahilinde ve Rusya vatandaşlarına uygulanan prosedür doğrultusunda kabul edilecek. Rusya´nın tüm masraflarını karşılayacağı eğitim sürecinde Suriyeli öğrencilerden Rusya kanunlarına uymaları ve Rusya´daki gelenek ve göreneklere saygı göstermesi beklenecek. Rusya ve Suriye arasında yapılan askeri eğitim anlaşması, 7 yıl süreyle yürürlükte kalacak ve taraflardan birinin çekilme kararı almaması halinde kendiliğinde 7 yıl daha uzamış kabul edilecek.

(Yeni Adana, 15 Temmuz 2018)

 

Suriyeli Çocuklar İçin 6 Yeni Okul

Suriyeli çocukların eğitim görmesi amacıyla Adana’da inşa edilecek 6 betonarme okulun temeli atıldı. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından yürütülen, Avrupa Birliği (AB) tarafından finanse edilen ‘Eğitim Altyapısının Güçlendirilmesi Projesi’ kapsamında Türkiye çapında 60 prefabrik, 155 betonarme olmak üzere 215 okul yapılacak. Bu okullarla Suriyeli 153 bin öğrenci için derslik kapasitesi artırılacak. Projeler kapsamında Adana’da 10’u prefabrik, 11’i betonarme olmak üzere 21 okul inşa edilecek.

30 Öğrenci Kapasiteli

Adana’da yapılacak betonarme okulların her biri 24 derslikli ve derslikler 30 öğrenci kapasiteli olacak. Okul inşasının yanında, her okul için ortalama 700 parça sıra, masa, sandalye, okul tefrişatı gibi donanımlar da sağlanacak.

(En Son Haber, 16 Temmuz 2018)

 

Samsun’da Suriyeli İşçi 6. Kattan Düştü

Samsun’da tekkeköy ilçesinde inşaattan çalışan suriyeli işçi 6. kattan düşerek ağır yaralandı. Samsun’un Tekkeköy ilçesindeki bir bina inşaatında işçi olarak çalışan Suriye uyruklu M.M. 6. katta dengesini kaybederek iskeleden beton zemine düştü. Suriyeli işçinin çalıştığı sırada 6. kattan düştüğünü gören diğer işçiler sağlık ekiplerine haber verdi. Olay yerine sevk edilen ambulans ile yaralı işçi Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırıldı.  Yoğun bakım ünitesinde tedavi altına alınan Suriyeli işçinin vücudunun çeşitli yerlerinde kırıklar olduğu ve başından darbe aldığı öğrenildi.

(Samsun Haber, 16 Temmuz 2018)

 

Antalya’ya Tekneyle Gelen Kaçak Mülteciler Muz Bahçesinde Yakalandı

Türkiye’ye kaçak yollardan girmeye çalışan çoğu Suriyeli 100’ü aşkın mülteciyi taşıyan tekne su almaya başlayınca Antalya’nın Gazipaşa ilçesinde koya sığındı. Batmak üzere olan tekneden inerek çevrede bulunan muz bahçelerine saklanan kaçak mülteciler, mahalle halkının ihbarı sonrası yakalandı.

Olay, Gazipaşa ilçesi Poyraz Limanı mevkiinde yaşandı. Türkiye’ye kaçak yollardan girmek isteyen çoğu Suriyeli 100’den fazla mülteciyi taşıyan tekne aşırı yük nedeniyle su alınca koya sığındı. Tekneden inen mülteciler muz bahçelerine sığındı. Mahalle halkının durumu fark ederek polise haber vermesi üzerine olay yerine gelen emniyet güçleri, çevredeki muz bahçelerinde saklanan mültecileri bir noktaya topladı. Aralarında çok sayıda çocuğun da bulunduğu mültecilerin bitkin oldukları gözlendi. Olay yerine çağrılan otobüslere alınan mülteciler, sağlık kontrollerinin yapılması ve ifadelerinin alınması için Gazi Spor Salonu’na götürüldü.

Konuya ilişkin açıklama yapan Koru Mahalle Muhtarı Volkan Özalp, “100’ü aşkın mülteci küçük bir tekne ile Suriye’den ülkemize kaçak yolla girmeye çalışmış. Öğrendiğimiz kadarıyla teknenin su alması sonucu tekne mahallemizde bulunan bu koya sığınmış. Mahalle halkının polise haber vermesi üzerine mülteciler toplanarak spor salonuna götürüldü. Oradan sınır dışı edilecekler” dedi.

Gerekli işlemler yapıldıktan sonra Suriye uyrukluların mülteci kamplarına yollanacağı, farklı uyruklu olanların ise sınır dışı edileceği öğrenildi. Emniyet güçleri bölgede saklanan mültecileri ve ‘Sinan’ adlı teknenin yüzerek kaçmaya çalışan kaptanını arama çalışmalarını sürdürüyor.

(Akşam, 16 Temmuz 2018)

 

Van’da 87 Kaçak Şahıs Yakalandı

Çaldıran İlçe Jandarma Komutanlığı ekiplerince, Osmanlı Mahallesi’nde şüpheli şahıslara ait evde ve eklentilerinde arama yapıldı. Aramada, 32 yabancı uyruklu şahıs yakalanırken, olayla ilgili olarak 2 organizatör ise gözaltına alındı.

Çaldıran ilçesinde devam eden çalışmalar sonucunda da 48 kaçak şahıs daha yakalandı. Başkale ilçesinde de 7 yabancı uyruklu olmak üzere toplam 87 yabancı uyruklu kaçak şahıs yakalandı. Olaylarla ilgili olarak 3 organizatör yakalanarak gözaltına alınırken, yabancı uyruklu kaçak şahıslar ise ülkelerine geri gönderilmek üzere Van Geri Gönderme Merkezine teslim edildi.

(Star, 16 Temmuz 2018)

 

Pazaryerinde Mülteci Çocuklar…

Ülkelerinden, savaş ve çatışma ortamı gibi nedenlerle ayrılmak zorunda kalan, bir kısmı Türkiye üzerinden Avrupa’ya geçen, bir kısmı geçiş yolunda denizde hayatını kaybeden ve bir kısmı da Avrupa hayaliyle çıktığı umut yolculuğunda Türkiye’de kalan mülteciler yaşamlarını zor şartlar altında devam ettirmeye çalışıyor. Son birkaç aydır Salı ve Pazar günleri kurulan pazaryerinde, pazarcılardan aldıkları ürünleri satmaya çalışan Afgan çocuklar, mülteci yaşamının bir özeti gibi duruyor karşımızda…

Savaş ve çatışma ortamı, dini yaşam kurallarının getirdiği baskı, ekonomik sebepler, diktacı ve zorba ülke yönetimleri gibi olumsuzluklar nedeni ile yurtlarından ayrılmak zorunda kalan ve büyük bir ‘umut’ yolculuğuna çıkan mülteciler, gittikleri ülkelerde ezilmeye, ucuz iş gücü olarak sömürülmeye devam ediyor, zorlu yaşam şartlarında hayatta kalmaya çalışıyorlar. Bunu en iyi gören ve mültecilerle aynı şehirleri paylaşan ülkelerden biri Türkiye. Çanakkale ise, mülteci dramına yakından şahit olan bir il. Irak, İran, Afganistan, Suriye ve daha birçok Ortadoğu ülkesinden kaçarak Avrupa’ya ulaşmaya ve hem kendileri hem de çocukları için savaşsız, baskısız bir yaşam kurmaya çalışan mültecilerin geçiş güzergahında bulunan Çanakkale, önceki aylarda Yunanistan’a geçmek üzereyken botları, tekneleri batan ve umutları ile birlikte yaşamlarını da yitiren mültecilerin dramına birçok kez şahit oldu.

Ağır Yaşam Şartları Gözler Önünde!

Çanakkale, son dönemde ise hayatlarını idame ettirebilmek adına Çarşı Caddesi ve Demircioğlu Caddesi üzerinde dilenmek zorunda kalan mültecilere rastlar oldu. Bir insanlık dramına dönüşen mültecilerin hayatlarına dair bir örnek de pazaryerinde yaşanıyor. Pazarcılardan aldıkları, karpuz, patlıcan ve biber gibi ürünleri satmaya çalışan Afgan çocuklar, aileleri için ekmek parasının peşine düştüler. Okul çağındaki küçücük çocuklar, önlerinde bir kiloluk patlıcanları, bir miktar biberleri ya da bir tek karpuzu Çanakkalelilere satarak geçinmenin derdindeler. Onlarla ilgili hangi siyasi ve sosyal değerlendirme, tahlil yapılırsa yapılsın, mülteciler varlar ve onlarla aynı şehri paylaşıyoruz. Gazetemizin objektifine yansıyan bu görüntüler, neredeyse herkesin karşılaştığı, şahit olduklarının sadece bir bölümü. Görmezden gelinmeyecek kadar önemli ve dayanışmaya ihtiyaç duyan yaşamlar bu kentin bir parçası.

(Çanakkale Olay, 16 Temmuz 2018)

 

Göçmen Sayısındaki Azalma İngiltere Ekonomisinde Milyarlara Mal Oluyor

The Independent’ın haberine göre, Global Futures geçtiğimiz günlerde “hükümetin göçle ilgili hedeflerine ulaşması kamu maliyesini 12 milyar sterlin ile çarpması anlamına geliyor” açıklamasını yaptı.

Bağımsız bir düşünce kuruluşu tarafından yapılan analize göre, Brexit’ten bu zamana kadar göç hareketlerinde yaşanan düşüşün, İngiltere’ye bir milyar sterlinden fazla paraya mal olduğunu belirtti. Bağımsız düşünce kuruluşu bunun yanında: hükümetin on binlerce göçmen hedefine ulaşmasının İngiltere’ye 2023 yılına kadar 12 milyar sterline mal olacağını da iddia etti. 12 milyar sterlinde Theresa May tarafından NHS’ye (Ulusal Sağlık Sistemi) söz verilen ve yapılacak olan harcamaların yüzde 60’ını oluşturuyor.

Yapılan tahminlere göre, Haziran sonu 2016 itibariyle 336.000’e (en yüksek nokta) ulaşan göç hareketinin 2021’de 185.000 düşmesi, 16,9 milyar sterlin bütçe fazlasına, 2021’de 105.000’e düşmesi 5,2 milyar sterlin bütçe fazlası ile sonuçlanacak.

Global Future’in direktörü Peter Starkings, “Göçmen sayısını azaltmak kamu maliyesini zorluyor” dedi ve ekledi: İngilizler, göçmenlik oranının düşürülmesi karşılığında, NHS (Ulusal Sağlık Sistemi) ve diğer kamu hizmetlerinde biraz daha fazla vergi ödemekten veya daha az yatırım görmekten mutlu olup olmayacaklarına karar verebilir, ancak bu, daha önce hiç yapılmamış bir tartışmadır. “Bildiğimiz şey, halkın göçü ekonomimiz ve kültürümüz için iyi olarak görmesidir ve seçim önerisi sunulduğunda, göçü azaltmak yerine ekonomik istikrarı seçmesidir.

(The Independent, 16 Temmuz 2018)