Dünyada 8 Şubat 2018 tarihinde öne çıkan başlıklar ve uluslararası ilişkilerde sıcak gelişmeler…

 

ABD Adım Attı, Kuzey Kore Yine Reddetti!

Pyeongchang Kış Olimpiyatları öncesinde Güney ve Kuzey Kore arasındaki olumlu gelişmeler yaşanırken, ABD ile Kuzey Kore tartışmalarında gerilim devam ediyor.

ABD Başkanı Donald Trump'ın, Güney Kore Devlet Başkanı ile yaptığı görüşmede, ABD'nin doğru zamanda ve uygun koşullarda Kuzey Kore ile görüşebileceğini söylemesi üzerine, Kuzey Koreli sporcuların da katılacağı Kış Olimpiyatları için Güney Kore'ye giden ve Kuzey Koreli yetkililerle görüşebileceğini söyleyen ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence'e Kuzey Kore'den aksi yönde açıklama geldi ve Güney Kore'de ABD'li yetkililerle bir araya gelme niyetlerinin olmadığı açıklandı.

(Haber Türk, 8 Şubat 2018)

 

ABD'den Terör Örgütü YPG'ye Skandal Destek!

ABD'nin DEAŞ'la mücadele koalisyonundaki en üst rütbeli asker olan Korgeneral Paul E. Funk, Menbiç'te gazetecilere yaptığı açıklamada, Amerikan askerlerinin DEAŞ'ın yenilgisinin kalıcı hale getirilmesini sağlamak için burada bulunduğunu ve bölgeden çekilmeyeceğini söyledi.

General Funk, Amerikan güçlerinin 'YPG'yi desteklemek' ve Türkiye'nin harekâtı sonrasında tansiyonu düşürmek üzere Menbiç'te olduğunu ifade etti.

Associated Press'in (AP) haberine göre; TSK'nın Afrin harekâtından endişe duyup duymadığını yönündeki soruya ise Funk şu yanıtı verdi: "Endişe duymuyorum. Görev tanımımda endişe duymak yok, benim işim savaşmak."

Funk, ana omurgasını terör örgütü PYD/YPG'nin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri'nin liderliğine güvendiğini de sözlerine ekledi.

Ankara, ABD'ye terör örgütü PKK bağlantılı PYD/YPG güçlerinin kontrolündeki Menbiç'ten çekilme çağrısı yapıyor.

Koalisyon sözcüsü Albay Ryan Dillon da Funk'ın Menbiç'e ziyaretini Twitter'dan duyurdu.

ABD, DEAŞ'ın 2016'da Menbiç'ten çıkarılmasından bu yana bölgede askeri varlığını devam ettiriyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Zeytin Dalı Harekâtı'nın Menbiç'e uzanabileceğini söylemiş, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da Amerikan askerlerinin Menbiç'ten derhal çekilmesi gerektiğini belirtmişti.

Ancak Amerikan Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı General Joseph Votel, ABD askerlerinin Suriye'nin kuzeyindeki stratejik öneme sahip Menbiç bölgesinden çekilmeyeceklerini açıklamıştı.

(Hürriyet, 8 Şubat 2018)

 

Pentagon: DSG Karargahına Saldıran Suriye Hükümet Güçlerini Vurduk

ABD öncülüğündeki IŞİD karşıtı koalisyonun açıklamasında, Suriye hükümet güçlerinin, YPG'nin ana omurgasını oluşturduğu Demokratik Suriye Güçleri'nin (DSG) karargahına saldırıda bulunduğu, koalisyon uçaklarının ise Suriye güçlerine hava saldırısı gerçekleştirdiği belirtildi.

Birleşik Görev Gücü Doğal Kararlılık Operasyonu'ndan yapılan açıklamada Suriye hükümet güçlerinin Fırat Nehri'nin 8 kilometre doğusunda bulunan DSG karargahına saldırdığı ileri sürüldü.

Koalisyon Askerleri de DSG Karargahındaydı

Saldırının herhangi bir kışkırtma sonucu olmadığının iddia edildiği açıklamada, saldırı sırasında koalisyona bağlı askerlerin de karargahta bulunduğu belirtildi.

‘Savunma Amaçlı Hava Saldırısı’

Açıklamada "Koalisyon, koalisyon askerlerini ve ortak kuvvetleri savunmak üzere, küresel IŞİD karşıtı koalisyon misyonuna angaje olan ortaklar, karşı saldırıyı düzenleyenleri püskürtmek üzere saldırı düzenledi" ifadesi yer aldı.

‘En Az 100 Ölü Var’

Öte yandan ABC sitesinin ABD'li bir yetkiliye dayandırdığı haberine göre en az 100 Suriye hükümet gücü hayatını kaybetti.

(Sputnik Türkiye, 8 Şubat 2018)

 

Almanya'da Yeni NATO Komuta Merkezi Kurulacak

Alman haber ajansı dpa'nın edindiği bilgilere göre Almanya Savunma Bakanı Ursula von der Leyen'in Almanya'da NATO bünyesinde yeni bir komuta merkezi kurulması teklifi ittifak ülkeleri tarafından prensipte kabul edildi.

Ancak Leyen'in önerisi ile ilgili son kararın önümüzdeki hafta bakanlar düzeyinde yapılacak NATO toplantısında verilmesi bekleniyor. Yeni merkezin, Alman ordusunun ana karargâhının da bulunduğu Köln-Bonn bölgesi civarında kurulması planlanıyor.

Almanya'da kurulacak yeni planlama ve komuta merkezi NATO'nun mevcut komuta yapısına entegre edilmeyecek. Merkezin böylece ittifak dışında ulusal tatbikatlar ve ittifakı dışı operasyonlar için de kullanılması hedefleniyor. İkinci bir komuta merkezinin de ABD'de kurulması düşünülüyor. Bu merkezin de Avrupa ve Kuzey Amerika arasındaki hava ve deniz yollarını güvence altına alacağı belirtiliyor.

Rusya'dan Gelebilecek Tehditler

NATO, ABD ve Almanya'daki komuta merkezleri ile özellikle Rusya'dan gelebilecek tehditlere karşı askeri yapısını güçlendirmeyi amaçlıyor. Rusya ve ittifak ülkeleri arasında sorunların daha az yaşandığı yıllarda NATO'ya bağlı komuta merkezlerinin sayısı azaltılmıştı.

NATO'nun verilerine göre bugün yedi tane komuta merkezi bulunuyor, bu merkezlerdeki personel sayısı da 20 binden 10 bine gerilemiş durumda.

NATO'da ittifakın bugünkü yapısının güncel güvenlik durumuna yanıt vermekte yetersiz kaldığı ve bu nedenle de komuta merkezlerinin sayısının artırılması gerektiği düşünülüyor. NATO'da gizli olarak sınıflandırılan bir raporda, "askeri yetkililerin ittifakın Rusya'dan gelebilecek sürpriz saldırılara karşı orantılı ve hızlı tepki verebileceği konusunda şüpheli olduğu" belirtiliyor.

(Deutsche Welle Türkçe, 8 Şubat 2018)

 

Brexit Sonrası AP'de Sandalye Dağılımı Değişecek

İngiltere'nin Avrupa Birliği’nden (AB) ayrılmasından sonra Avrupa Parlamentosundaki (AP) üye sayısının 751'den 705'e düşürüleceği belirtildi.

Strazburg'da devam eden AP Genel Kurulunda, AP'deki üye sayısı ve Brexit sonrası ülkelere ayrılacak sandalye oranları ele alındı.

27 Koltuk 14 Ülkeye Paylaştırılacak

İngiltere'nin kesin bir şekilde AB'den ayrılması ve ayrılık işlemlerinin sona ermesi halinde yürürlüğe konulacak düzenlemeye göre, AP'deki toplam üye sayısı 751'den 705'e düşürülecek. Düzenlemeye göre, mevcut durumda İngiltere'ye ait olan 73 sandalyeden 46'sı muhtemel yeni üye veya üyelere verilmek üzere boş bırakılırken, kalan 27 koltuk ise 14 üye ülke arasında paylaştırılacak.

Nüfus büyüklüklerine göre AP'de yeterli derecede temsil edilmediği düşünülen bu 14 ülkeden Fransa ve İspanya'ya 5, Hollanda ve İtalya'ya 3, İrlanda'ya 2 üye verilirken, Almanya, Belçika ve Bulgaristan'ın üye sayısı sabit kalacak.

Bir Ülke En Fazla 96 Koltuğa Sahip Olabiliyor

AB Sözleşmesi gereği parlamento üyelerinin sayısı başkan dahil 751'den fazla olamıyor. Bir üye ülkenin AP'de temsil edileceği koltuk sayısı en fazla 96, en az ise 6 olarak belirlenmiş durumda.

AP'nin aldığı bu kararı AB Zirvesi'nin oybirliği ile onaylaması ve ardından tekrar AP'nin nihai oylama ile kesin olarak kabul etmesi gerekiyor. AB üye ülkelerinin liderlerinin, 2019-2024 dönemi AP'de koltuk dağılımı ve işleyişi hakkında kararlar almak üzere yakın zamanda gayriresmi bir zirvede bir araya gelmeleri bekleniyor.

(Sputnik Türkiye, 8 Şubat 2018)

 

Macaristan'da Seçimler Öncesi 'Türkiye, İslam ve Allah' Tartışması

"Yanlışa cesurca karşı gelen ve Allah'tan başka hiç kimseden korkmayan Atilla'nın torunlarıyız." Macar milliyetçiliğini savunan Jobbik partisi lideri tarafından bundan dört yıl önce Türkiye'de ve Türkçe olarak söylenen bu cümleler Macaristan'da son dönemlerin en büyük seçim kampanyası malzemesi oldu.

Jobbik partisi, 2018 yılının Nisan ayında gerçekleşecek olan genel seçimlerde kamuoyu yoklamalarına göre sandıktan ikinci parti olarak çıkacak ve ana muhalefet partisi konumuna yükselecek.

Bu da Jobbik'in iktidardaki Fidesz'in en büyük rakibi haline geldiğini gösteriyor ve işte bu nedenle de hükümete yakın medya, seçim kampanyasının ilk maddesine Jobbik ile ilgili iddiaları oturtuyor.

Hükümete yakın görsel ve yazılı medya son zamanlarda şu iddiayla yankılanıyor:

"Jobbik lideri Gabor Vona, aslında Müslümanlığa geçti. Allah'a inanır oldu. Müslüman dünyanın daha iyi bir geleceğe sahip olduğunu düşünüyor ve Macaristan'ın yüzünü Batı'dan Doğu'ya çevirip Türkiye ile stratejik ortaklık kurmasını öneriyor."

İddialar Ne Kadar gerçekçi?

Milliyetçi Jobbik partisi Türkiye ile ve Türk ulusu ile sıkı ilişkilerde olduğunu hiç saklamadı. Türk milliyetçileri gibi "Turancı" bir parti olan ve yine Hunları, Türklerle birlikte ortak ata olarak gören Gabor Vona çok kez Türkiye'ye gitti ve hem hükümet çevreleriyle ve hem de ideolojik olarak çok yakın olduğu MHP çevreleriyle toplantı ve görüşmeler yaptı.

Dört yıl önceki toplantılardan birinde Gabor Vona yukarıdaki 'meşhur' cümleleri söyledi ve hatta daha sonra katılımcılarla birlikte 'bozkurt selamı' da verdi.

Gabor Vona, Türkiye'yi uzun vadeli dostluğun inşa edilebileceği bir ülke olarak görüyor ve Türklerle Macarların ortak tarihinin değerini vurguluyor.

Müslüman toplumları öven ifadeler kullandığını da inkar etmiyor. Ancak Vona, bunların Amerika Birleşik Devletleri'nin ve Batı'nın Orta Doğu'da hegemonyasını açık bir şekilde hissettirdiği şu dönemde bir siyasi stratejinin yansıması olarak görülmesi gerektiğini söylüyor.

Jobbik liderine karşı iddialar sadece basında yer almıyor. Seçim kampanyası döneminde bu iddialar insanlara telefon mesajlarıyla iletilir hale geldi.

Jobbik ise iddiaların "kasıtlı" olduğunu söyleyip mahkemeye başvurdu.

Geçtiğimiz günlerde sonuçlanan davada mahkeme Jobbik'e hak verdi. Haksız ve mesnetsiz bulduğu iddiaları gündeme getiren basın organları para cezasına çarptırıldı.

(BBC Türkçe, 8 Şubat 2018)

 

Fransa: Türkiye ile İran Uluslararası Hukuku İhlal Ediyor

Fransa Dışişleri Bakanı, Türkiye ve İran'ı Suriye'de uluslararası hukuk ihlaliyle suçladı. Fransız Bakan, Kürt savaşçıların yakaladığı Fransız IŞİD'cilerin "yerel makamlarca" yargılanacağını açıkladı.

Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian, Suriye'deki eylemleriyle Türkiye ve İran'ın uluslararası hukuku ihlal ettiğini savundu. BFM TV kanalına konuşan Le Drian, Türkiye ve İran'ın Suriye'deki eylemleriyle uluslararası hukuku ihlal eden ülkeler arasında yer aldığını belirterek Ankara'nın mevcut savaşa bir yenisini eklememesi gerektiğini söyledi.

Fransa Dışişleri Bakanı, uluslararası hukukun "Türkiye, Şam rejimi ve İran ile doğu Guta ve İdlib'e saldıranlar tarafından ihlal edildiğini" savundu.

Le Drian, Türkiye'nin Suriye'nin kuzeyinde terör örgütü olarak gördüğü YPG'ye karşı başlattığı harekatla ilgili olarak "Sınırlarında güvenliği sağlamak sivilleri öldürmek anlamına gelmez ve bunun kınanması gerekir" diye konuştu.

Fransız IŞİD'cileri Yerel Makamlar Yargılayacak

Fransız Bakan, IŞİD için savaşıp Suriye ve Irak'ta yakalanan Fransız vatandaşlarının yerel makamlarca yargılanacağını da açıkladı. Suriye'nin kuzeydoğusunda yaklaşık 100 savaşçının Kürtler tarafından yakalandığını belirten Le Drian, "Bu kişiler yerel makamlarca yargılanacak. Suriye vatandaşlarına ve Türk halkına karşı savaşan bu düşmanlar Fransa'ya iade edilmeyecek" dedi.

Suriye Rejimine Klor Gazı Suçlaması

Fransa Dışişleri Bakanı, Suriye hükümetinin isyancıların kontrolündeki bölgelere yönelik son dönemdeki saldırılarda klor gazı kullandığının anlaşıldığını da belirtti. Bütün bulguların Suriye rejiminin şu an klor gazı kullandığına işaret ettiğini kaydeden Le Drian, konuyla ilgili BM tarafından inceleme başlatıldığını hatırlatarak "Kimyasal silah kullanımı tehlikesi sürüyor. Bu çok ciddi bir durum" dedi.

Diğer yandan Kremlin'den yapılan açıklamada Rusya, Türkiye ve İran liderlerinin Suriye'deki gelişmelerle ilgili düzenli temas halinde olduğu belirtildi. Kremlin sözcüsü Dimitri Peskov, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin konuyla ilgili yüz yüze görüşme ihtimalinin bulunduğu mesajını verdi, ancak şu an bu konuda somut bir plan olmadığını belirtti.

(Deutsche Welle Türkçe, 8 Şubat 2018)

 

Times: Türkiye ile Esad Rejimi Suriye'nin Kuzeybatısında Karşı Karşıya Geliyor

İngiliz Times gazetesi, Türkiye ile Suriye rejiminin ülkenin kuzeybatısında karşı karşıya geldiklerini yazdı. Haberde bunun Suriye'de savaşan taraflar arasında ateşkes umutlarının azaldığı bir zamana denk geldiği vurgulandı.

Richard Spencer imzalı haberde, Türkiye'nin İdlib eyaletine ve Halep eyaletinin güney batısındaki kentlere son günlerde bir dizi asker ve tank gönderdiği belirtiliyor.

Haberde bu girişimin Afrin'e yönelik Zeytin Dalı Operasyonu'ndan bağımsız göründüğü kaydediliyor.

Haberde "Türk güçleri, Devlet Başkanı Esad ile El Kaide bağlantılı Heyet Tahrir Şam (HTŞ) ve Özgür Duriye Ordusu (ÖSO) arasındaki cephe hattından en fazla 2 mil (3,2 kilometre) uzaklıktaki El Eis köyünde konuşlandılar" deniyor.

Haberde, Türkiye'nin Suriye'nin kuzeybatısında çatışmasızlık bölgeleri oluşturmasına Rusya ve İran ile yapılan anlaşma kapsamında yeşil ışık yakıldığı hatırlatılıyor.

Türkiye ordusunun El Eis köyüne, Esad güçlerinin ateşkesi delerek İdlib eyaletinin içlerine doğru ilerlediği bir dönemde konuşlandığına dikkat çekiliyor.

"Türk ordusu şimdi onun (rejimin) yoluna çıkıyor" deniyor.

Haberde son iki haftada savaşın gördüğü en kötü çatışmalardan ve bombalamalardan bazılarının yaşandığı da söyleniyor.

İngiltere merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), Şam yakınlarında yer alan muhaliflerin kontrolündeki Doğu Guta'ya yönelik bombalı saldırılarda Çarşamba günü en az 31, Salı günü ise 80 sivilin öldüğünü açıklamıştı.

Muhaliflere yakınlığıyla bilinen SOHR, İdlib eyaletinde ise bombalı saldırılarda bu hafta en az 15 sivilin hayatını kaybettiğini duyurdu.

Haberde, son bir ay içinde Suriye'de en az altı zehirli gaz saldırısı gerçekleştiğinin iddia edildiği de yazıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) son dönemde bombardımanların şiddetlenmesi üzerine Suriye genelinde ateşkes çağrısı yapmıştı.

BM'nin Bölgesel Yardım Koordinatörü Panos Moumtzis, Suriye'de savaşın bitmediğini söyleyerek, "Çatışmasızlık bölgelerinin barış ve istikrar getirdiği gibi yanlış bir algı var" demişti.

BM Güvenlik Konseyi Perşembe günü kapalı kapılar ardında yardım çalışanlarından gelen bir ay sürelik ateşkes çağrısını görüşecek.

Doğu Guta'daki sivillere Kasım 2017'den bu yana yardım ulaştırılamadığı kaydediliyor.

(BBC Türkçe, 8 Şubat 2018)

 

O Ülkeden Flaş Karar… İsrail Saldırısına Karşı Orduya Tam Yetki Verildi

Lübnan Yüksek Savunma Konseyi, İsrail'in ülkeye kara ve deniz sınırlarından muhtemel bir saldırıda bulunmasına karşılık verebilmesi için Lübnan ordusuna tam yetki verdi.

Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn, Başbakan Saad Hariri, Genelkurmay Başkanı General Joseph Avn, bazı bakanlar ile üst düzey askeri ve siyasi yetkililerin de yer aldığı Lübnan Yüksek Savunma Konseyi, Başkent Beyrut'taki Baabda Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda, "Lübnan güveliği" konulu bir toplantı gerçekleştirdi.

Toplantının ardından yapılan yazılı açıklamada, İsrail'in ülkeye kara ve deniz sınırlarından muhtemel bir saldırıda bulunmasına karşılık verebilmesi için Lübnan ordusuna tam yetki verildiği bildirildi.

İsrail'in, Lübnan sınırına inşa edeceği duvarın, Lübnan'a yönelik bir saldırı olarak kabul edileceğinin vurgulandığı açıklamada, "Lübnan, İsrail'in inşa edeceği duvarı engellemek için bölgesel ve uluslararası seviyelerde tüm önlemlerini alacak ve gerekli girişimlerde bulunacaktır." ifadelerine yer verildi.

İsrail Duvar İnşasına Başladı

Birleşmiş Milletler (BM) Lübnan Barış Gücü (UNIFIL) Resmi Sözcüsü Andrea Tenenti, yaptığı açıklamada, İsrail'in duvar inşasına başladığını söyledi.

Tenenti, "Bu sorunu çözmek, herhangi bir gerginlik veya çatışmayı önlemek için sınırın her iki yakasındaki taraflarla temas halindeyiz." ifadelerini kullandı.

"Mavi Hat" olarak isimlendirilen Lübnan-İsrail arasındaki bölgede, UNIFIL'e ait askeri üsler ve devriye araçları bulunuyor.

Deniz Sahası Konusunda Anlaşmazlık

İsrail Savunma Bakanı Avigdor Liberman, 31 Ocak'ta yaptığı açıklamada, Lübnan'ın başlatmış olduğu petrol ve doğalgaz arama sürecini "çok kışkırtıcı" olarak nitelemişti. Uluslararası firmalara, Lübnan'ın petrol ve doğalgaz arama sürecine katılmama çağrısı yapan Liberman, "Lübnan'ın petrol ve doğalgaz arayacağı 9. blok, İsrail'indir." ifadesini kullanmıştı.

Lübnan ve İsrail arasında, yaklaşık 860 kilometrekarelik deniz sahası anlaşmazlığı sürüyor. İki ülke de bu bölgenin kıta sahanlığında hak iddia ediyor.

İsrail, Lübnan hükümetinin lisanslama sürecine başladığı beş bloktan üçünün, İsrail kıta sahanlığı sınır bölgesinde yer aldığını iddia ediyor.

(Hürriyet, 8 Şubat 2018)

 

IŞİD İlk Kez Kadın Savaşçılarıyla İlgili Bir Video Yayımladı

IŞİD (Irak Şam İslam Devleti), ilk kez kadın savaşçılarını tanıttığı bir video yayımladı. Videoda, Suriye'nin doğusunda örgüt üyesi erkeklerle birlikte cephede bulunan kadınlar yer alıyor.

Örgüt, Ekim ayında yaptığı bir açıklamada, "çatışmaların yoğunluğu nedeniyle kadınların da artık cihada katılmalarının zorunlu hale geldiğini" belirtmiş ve kadınları cepheye çağırmıştı.

Bu açıklamadan önce örgütün kadınlardan istediği, eşlerine hizmet etmeleri ve de yeni cihatçı nesiller yetiştirmeleriydi.

7 Şubat'ta yayımlanan bu son videoda, vücutları ve yüzleri tamamen kapalı kadın savaşçılar, cephede erkek savaşçıların hemen yanında görülüyor.

Video, IŞİD'in 'Halifeliğin İçinden' adlı video dizisi kapsamında yayımlandı ve örgütün Telegram'daki kanallarından paylaşıldı.

BBC İzleme Servisi, videonun cihatçı çevreler içinde tartışma yaratmasının kaçınılmaz göründüğünü bildiriyor.

El Kaide yıllardır, 'aşağılanma, tecavüz, işkence ve düşmanlar tarafından öldürülme gibi olasılıkları bertaraf etmek adına' kadınların savaşa katılmasına karşı çıkıyor.

(BBC Türkçe, 8 Şubat 2018)

 

Irakçi: Amerika’nın Tuzağına Düşmeyiz

İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakan Yardımcısı Seyyid Abbas Irakçi, Amerika’nın Kapsamlı Ortak Eylem Planından (KOEP) çekilmekle uluslararası itibarını kaybedeceğini belirterek, ‘’Amerika bizi KOEP’ten çekilmeye itmeye çalışmakta fakat bir Amerika’nın tuzağına düşmeyiz’’ dedi.

İtalya’nın La Republika gazetesine demeç veren Irakçi, ‘’Gerçekçi politika bir anlaşmayı imzalamaktan sonra onu korumaktır, Amerika anlaşmadan çekilirse artık kimse Amerika ile müzakere etmez’’ dedi.

Amerika ve Avrupa ülkelerinin anlaşmaya sadık kalmadıkları takdirde, Kuzey Kore’nin müzakere için bir neden görmeyeceğini ifade eden Irakçi, bundan dolayı Amerika’nın İran’ı KOEP’te çekilmeye itmeye çalıştığını fakat İran’ın bu tuzağa düşmeyeceğini söyledi.

KOEP’in öneminin sadece ekonomik olmadığını ifade eden Irakçi, ‘’KOEP nükleer silahların yasaklanması için ortak bir plandır. Biz ortaklaşa önemli bir nükleer krizi çözdük. Bu kriz bir kez daha gündeme gelirse silahların yayılması yönünde negatif etkileri olacaktır’’ dedi.

Avrupa için önemli olması gereken konunun Washington’un anlaşmadan kurtarılması olmaması belki onun Tahran’da nasıl kurtarılacağı konusu olması gerektiğini ifade eden Irakçi, “Avrupalılar için nükleer anlaşma büyük bir dış politika başarısıdır. Bunu korumak istiyorlarsa tüm çabalarını harcamalılar. İran için nükleer anlaşma bir başarı değildir zira İran ambargoların ortadan kalkmasından tam yararlanmamıştır. Ambargolar kalkmasına rağmen Amerika, İran ile ticaret yapılmasına izin vermemektedir’’ dedi.

Irakçi, İran’ın tam olarak anlaşmaya sadık olduğunu ve karşı tarafın da sadık kalması gerektiğini belirtti.

Nükleer müzakereler esnasında başka konulara girilmemesi yönünde iyi karar alındığını ifade eden Irakçi, bu durumda müzakerelerin henüz devam edebileceğini söyledi.

(IRNA, 8 Şubat 2018)

 

Mısır'da Müslüman Kardeşler, 'Sisi ile Anlaşma' Haberlerini Yalanladı!

Mısır'da Müslüman Kardeşler Teşkilatı (İhvan) Abdulfettah es-Sisi rejimiyle herhangi bir ilişki içinde olmadığını, cumhurbaşkanı olarak da askeri darbeyle görevinden alınan Muhammed Mursi'nin meşruiyetini tanıdığını belirtti.

İhvan, basında yer alan ve "İhvan ile Sisi rejimi arasında, teşkilatın siyasetten çekilmesine karşılık hapishanelerdeki üyelerinin serbest bırakılmasını" öngören müzakere ve anlaşmaların olduğu yönündeki haberlerle ilgili yazılı açıklama yaptı.

Söz konusu haberlerin asılsız olduğunun belirtildiği açıklamada, bunların, "halkı oyalama çabası ve hayali anlaşmalar olduğu" vurgulandı.

Açıklamada, "Ülke içindeki ve dışındaki teşkilat üyeleri, en başta da hapishanedekiler, tek bir insan gibi hareket etmektedir. Bunu suistimal girişimleri de başarısızlığa mahkumdur ve hiçbir fayda getirmez." ifadesi kullanıldı.

İhvan'ın, "samimi" kişilerle, Mısır'ı rejimin sebebiyet verdiği tökezleme halinden kurtarma konusunda çalışmakta bir beis görmediğine vurgu yapılan açıklamada, "Ancak müzakere ya da anlaşma yapacak olan teşkilat yöneticileri değil Mursi'dir ve teşkilat, onun meşruiyetini tanımaktadır." ifadesine yer verildi.

(Haber Türk, 8 Şubat 2018)

 

Ruhani'den Çavuşoğlu'na: Hiçbir Ülke Kendisini Komşularının Tehdidi Altında Hissetmemeli

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Türk Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu ile yaptığı görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, ülke sınırlarının değişimine yol açacak herhangi bir değişime karşı olduğunu ifade ederek, hiçbir ülkenin kendisini komşularının tehdidi altında hissetmemesi gerektiğini dile getirdi.

Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun Tahran ziyareti kapsamında yaptığı temaslardan biri İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ile yaptığı görüşme oldu. Görüşmenin ardından yaptığı değerlendirmelerde Ruhani, terörizme karşı savaş ile bölgesel istikrar ve güvenliği sürdürmenin önemine dikkat çekti.

Ruhani, "Ülkelerin bağımsızlığını saklı tutması ve coğrafi sınırlarını koruyabilmesi, bölgede güvenliğin tesis edilmesini sağlayacaktır. Çabalarımızı ve attığımız adımları, hiçbir ülkenin komşularının tehdidi altında hissetmeyeceği şekilde belirlemeliyiz. Ancak ne yazık ki günümüzde belirli taraflar bölgedeki coğrafi sınırları değiştirmeye çalışmakta ve Irak'ın kuzeyindeki yenilgilerini takiben Kuzey Suriye'de dolap çevirmektedir" ifadelerini kullandı.

Çavuşoğlu ve Zarif, Soçi’yi Değerlendirdi

Öte yandan Çavuşoğlu ve İranlı mevkidaşı Muhammed Cavad Zarif’in bugünkü görüşmede Soçi’de gerçekleşen Suriye Ulusal Diyalog Kongresi’nin sonuçlarını değerlendirdiği belirtildi. İran Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasında, “Görüşme sırasında taraflar, başta ekonomi ve kültür alanlarında olmak üzere ikili ilişkileri güçlendirme yollarıyla ilgili fikir teatisinde bulundu. Görüşmede ele alınan konulardan biri de, Soçi’de yapılan Suriye toplantısının sonuçları dahil bölgedeki durum oldu” dendi.

(Sputnik Türkiye, 8 Şubat 2018)

 

Suudi Arabistan, İsrail için Hava Sahasını Açtığı İddialarını Yalanladı

Suudi Arabistan, Hindistan- İsrail arasında doğrudan yapılacak uçuşlara hava sahasını açtığı yönündeki iddiaları yalanladı.

Suudi Arabistan devlet televizyonu El-İhbariyye’nin haberine göre, Sivil Havacılık Otoritesi, Suudi Arabistan’ın İsrail’e doğrudan uçuş için Hindistan’a ait Air India Hava Yolları'na hava sahasını kullanması yönünde hiçbir şekilde izin vermediğini belirtti.

İsrail'in Haaretz gazetesinin İsrail Sivil Havacılık Otoritesine yakın kaynaklara dayandırdığı haberinde, Suudi Arabistan'ın, Hindistan'ın Delhi kentinden İsrail'in başkenti Tel Aviv'e doğrudan uçacak Hindistan uçaklarına, sahasından geçme izni verdiği iddia edilmişti.

(Haber Türk, 8 Şubat 2018)

 

Putin ve Erdoğan Görüştü: Soçi'deki Liderler Zirvesinin İkincisi İstanbul'da Yapılacak

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Türk mevkidaşı Recep Tayyip Erdoğan ile başta İdlib ve Afrin olmak üzere Suriye konusunda bir görüşme gerçekleştirdikleri bildirildi. Cumhurbaşkanlığı kaynakları, Soçi'de düzenlenen Rusya-Türkiye-İran zirvesinin ikincisinin İstanbul'da yapılmasının kararlaştırıldığını bildirdi. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ile birlikte Afrin'e yönelik düzenlenen harekatı 19. gününe girerken Putin, Erdoğan ile bir görüşme gerçekleştirdi. Cumhurbaşkanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre görüşmede, başta Afrin ve İdlib olmak üzere Suriye’deki son gelişmeler ele alındı.

Erdoğan’ın Zeytin Dalı Harekatı’yla ilgili bilgi paylaşımında bulunduğu görüşmede, Türkiye, Rusya ve İran’ın ilkini Soçi’de gerçekleştirdikleri liderler zirvesinin ikincisinin İstanbul’da yapılması kararlaştırıldı.

İki lider, İdlib’te Gerginliği Azaltma Bölgesi’ndeki yeni gözlem noktalarının oluşturmasına ivme kazandırma hususunda mutabık kaldıkları görüşmede, Astana süreciyle ilgili fikir alışverişinde bulundular.  Doğu Guta’daki insani duruma değinen iki liderin, Suriye meselesinde iş birliği ve eşgüdüm içinde hareket etme kararlılıklarını da teyit ettikleri öğrenildi.

Kremlin:Erdoğan Putin’e Baş Sağlığı Diledi

Kremlin’den yapılan açıklamada, Erdoğan ile Putin arasındaki görüşmeye dair “İkili arasındaki görüşmede Suriye’deki durum hakkında konuşmalara devam edildi. Erdoğan, Putin’e 3 Şubat’ta İdlib’de Rus Su-25 uçağının pilotu Roman Filipov’un öldürülmesi ile ilgili başsağlığı diledi” bilgisi verildi.

Görüşmede Astana’da varılan Suriye’de gerilimi azaltma bölgesi kurulmasına yönelik anlaşmalara sıkı bir şekilde uyulmasının önemine vurgu yapıldığı belirtilen Kremlin açıklamasında “Taraflar 30 Ocak 2018’de Soçi’deki Suriye Ulusal Diyalog Kongresi’nde varılan kararlar doğrultusunda, Birlemiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) 2254 sayılı kararı çerçevesinde Suriye’de siyasi-diplomatik yolla istikrar sağlanmasına yönelik kararlılıklarını taahhüt etti” ifadeleri kullanıldı.

Açıklamaya göre, görüşmede ayrıca Rusya, Türkiye İran’ın Suriye’deki iş birliğinin devam etmesinin önemine değinildi ve bu formatta farklı düzeylerde yeni görüşmeler gerçekleştirilmesi ihtimalleri konuşuldu.

Terörle Mücadelede Koordinasyonun Artırılması Üzerine Konuşuldu

Açıklamada ayrıca “Ateşkes rejimini ihlal eden teröristlerle mücadele için Rusya ve Türkiye orduları ile istihbarat birimleri arasındaki koordinasyonun arttırılması üzerinde anlaşıldı” ifadeleri kullanıldı.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov dün yaptığı açıklamada "Putin'in Erdoğan ve Ruhani ile sürekli iletişim halinde. Liderler gerekli görülmesi halinde üçlü zirve yapılmasını ihtimal dışı tutmuyor" demişti.

Önceki gün Putin'le yaptığı telefon görüşmesinin ardından basın toplantısı düzenleyen Ruhani, "Putin, üç ülkenin devlet başkanları olarak Suriye ve diğer bölgesel konularda yakın gelecekte bir zirve düzenlenmesi ihtiyacı hissetiğini söyledi" demişti.

Putin, Erdoğan ve Ruhani 22 Kasım'da Soçi'de ilk kez üçlü bir zirve gerçekleştirmişti. Liderler, zirvede Suriye Ulusal Diyalog Kongresi'nin düzenlenmesi konusunda tarihi bir karar almıştı. Bu kongre, 30 Ocak'ta gerçekleşmişti. Kongrenin ardından açıklanan bildiride  Suriye'nin egemenlik ve toprak bütünlüğüne saygı vurgusu yapılmış ve bir anayasa komitesi kurma kararı alınmıştı.

(Sputnik Türkiye, 8 Şubat 2018)

 

Rusya: ABD’nin Eylemleri Afrin'deki Durumu Alevlendiriyor

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Oleg Sıromolotov, TSK'nın ÖSO ile birlikte harekat yürüttüğü Afrin’deki durumun ABD’nin eylemleriyle alevlendirildiğini ve buradaki durumun bölgedeki istikrarsızlığı daha da arttırabileceğini söyledi. Sputnik’e konuşan Sıromolotov, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ile beraber Zeytin Dalı Harekatı’nı başlattığı Afrin’le ilgili olarak şu ifadeleri kullandı:

“Üzülerek belirtmeliyiz ki Suriye’de bir başka gerilim noktası daha da büyüyor. ABD ile Türkiye’nin bölgedeki çıkarları giderek daha da farklılaşıyor. Aslında NATO müttefiki olan bu iki ülke, barikatın farklı taraflarında. Ankara, Türk ordusunun Afrin’deki eylemlerinin Suriye’deki siyasi sürece yönelik faaliyetleri ile çelişmediği ve bu yönde hareket etmeye devam edeceği yönünde bize güvence verdi."

Sıromolotov, açıklamalarına şöyle devam etti:

“Bu arada başka şeylerin yanı sıra, ABD de eylemleriyle Afrin’deki durumu alevlendiriyor. Bu durum bölgedeki istikrarsızlığı daha da arttırabilir.” 

ABD ile Terörle Mücadelede Yeni Temaslar Olması Bekleniyor

Sıromolotov, Rusya ile ABD istihbarat servisleri arasında terörle mücadele alanında yeni temasların kurulmasının planlandığını ifade etti.

Sıromolotov “Tüm zorlu koşullara rağmen, terörle mücadele ve güvenlikle ilgili konuların konuşulduğu ikili görüşmeler gerçekleştiriliyor. İki ülkenin istihbarat başkanlarının bu yıl gerçekleştirdiği görüşmeler de bunun bir örneği. Yeni görüşmeler planlanıyor ve bunun üzerinde çalışılmaya devam ediliyor” dedi.

Rusya Dış İstihbarat Servisi (SRV) Direktörü Sergey Narışkin, Rusya Federal Güvenlik Serbisi (FSB) Başkanı Aleksandr Bortnikov, Rusya Genelkurmay Başkanlığı yetkilisi Albay İgor Korobov, Washington’ı ziyaret etmişti.'BÖLGEDEKİ İSTİKRARSIZLIK ARTABİLİR'

(Sputnik Türkiye, 8 Şubat 2018)

 

Türkiye ve Rusya, Ka-32 Helikopter Anlaşmasını İmzaladı

Rosaviatsiya'dan yapılan yazılı açıklamada, Rosaviatsiya Başkanı Aleksandr Neradko ve Sivil Havacılık Genel Müdür Yardımcısı Can Erel'in, başkent Moskova'da düzenlenen Nais-2018 Fuarı'nda "uygulama anlaşması" imzaladıkları belirtildi.

Açıklamada, anlaşmayla, iki ülkenin kurumları tarafından verilen uçuşa elverişlilik belgelerinin karşılıklı olarak tanınmasının amaçlandığına dikkat çekilerek, böylelikle Rus hava ekipmanlarının Türkiye'ye ihracatı için uygun  koşulların oluştuğuna işaret edildi.

Açıklamada, uygulama anlaşmasının, ilkbaharda Türkiye'ye Rus yapımı Ka-32 helikopterleri tedarik etme olanağını da beraberinde getirdiğinin altı çizildi.

Rus Helikopterleri (Vertolety Rossii) şirketinden daha önce yapılan açıklamada, Türkiye'ye bu yıl Ka-32A11VC tipi 3 adet yangın söndürme helikopterinin sevk edileceği duyurulmuştu.

Rusya Federal Havacılık Kurumu (Rosaviatsiya) ile Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) arasında Ka-32 helikopterlerin Türkiye’ye sevkiyatını öngören "uygulama anlaşmasının" imzalandığı bildirildi.

Rusya: İdlib'de düşürülen uçağımızın enkazına ulaşmak için Türkiye'yle görüşüyoruz

Rus parlamentosunun alt kanadı olan Duma'nın savuma komitesi başkanı Vladimir Şamanov, geçen hafta Suriye'nin İdlib bölgesinde cihatçılar tarafından vurulan Rus savaş uçağının düştüğü alana ulaşılması için Türkiye ile görüşmelerinin devam ettiğini söyledi. Şamanov, İdlib'de cihatçı bir grup tarafından 3 Şubat'ta düşürülen Rus savaş uçağının enkazının bulunduğu alana şu anda ulaşamadıklarını belirtip "Türklerle bu konuda görüşmeler yürütüyoruz fakat henüz sonuç yok" dedi.

İdlib'de düşürülen Rus Su-25 uçağının pilotu Roman Filipov uçağın vurulması ardından kendini paraşütle fırlatarak yere inmişti. Karada cihatçılarla çatışmaya giren Filipov, çevresi tamamen militanlar tarafında sarılıncaysa bir el bombası ile kendini havaya uçurmuştu.

Rusya, İdlib'de düşürülen uçağının parçalarının bulunması için Türkiye'den yardım istedi

Filipov'a ölümünden sonra Rusya Kahramanı nişanı verilmişti.

Bu arada uçağın düşürülmesini El Nusra bağlantılı cihatçı bir grup olan Heyet Tahrir el Şam üstlenirken, Filipov'un cesedinin Türkiye'nin yardımıyla bir önceki gün Rusya'ya ulaştırıldığı açıklandı.

Öte yandan Filipov'un pilotu olduğu Su-25 uçağı, Rusya'nın Suriye'de cihatçı gruplara hava operasyonları düzenlediği Eylül 2015'ten bu yana bu ülkede cihatçılar tarafından düşürülen ilk savaş uçağı olarak kayıtlara geçti.

"Bu durum, Fetih el Şam militanlarının Suriye'nin IŞİD'den kurtarılmasında Rusya'nın oynadığı başat rolden hoşnut olmayan bir dizi teknolojik yönden gelişmiş ülkenin ellerinde itaatkar bir araca dönüştüğüne dair çekincelerimizi doğruluyor."

(Milliyet, 8 Şubat 2018)

 

Rusya, Kabil'i ve Taliban'ı Moskova'da Masaya Oturtmak İstiyor

Kremlin'in Afganistan Özel Temsilcisi Zamir Kabulov, Afgan hükümetinin ve Taliban'ın Rusya'nın teklifini değerlendirerek şartlar oluştuğunda Moskova'da masaya oturmalarını beklediklerini söyledi. Sputnik'e demeç veren Kabulov, Rusya'nın inisiyatif alarak Kabil ve Taliban arasında doğrudan diyalog kurulması için Moskova platformunu önerdiğini anımsattı.

Kabulov, "Tarafların bu teklifi kabul etmelerini ve diyalog için koşullar oluştuğunda Moskova'da bir araya gelmelerini bekliyoruz. Ancak Afganistan yönetiminin son açıklamalarına bakıldığında yakın gelecekte bu görüşmenin gerçekleşmesinin beklenemeyeceğini görüyoruz" dedi.

(Sputnik Türkiye, 8 Şubat 2018)

 

Rus Savaş Uçaklarından İdlib'e Hava Saldırısı

Rus savaş uçakları İdlib'in Maartinuman ilçesine hava saldırısı düzenledi. Saldırıda 10 kişinin hayatını kaybettiği 20 kişinin de yaralandığı öğrenildi. Suriye’nin kuzeyindeki İdlib kentinin Maartinuman ilçesine Rus savaş uçaklarının düzenlediği hava saldırıları sonucu 10 kişinin hayatını kaybettiği, 20 kişinin yaralandığı belirtildi.

(CNN Türk, 8 Şubat 2018)

 

Suriye’deki Teröristlere MANPAD’leri Hangi Ülke Sağlıyor?

İdlib'de düşürülen Rus savaş uçağı Su-25'in MANPAD'den vurulduğu haberini değerlendiren Rus uzmanlar, Suriyeli militanların bu silahı nereden elde etmiş olabileceğini tartıştı.

Rus uzman Vadim Saranov, Sputnik'e açıklamasında, Suriye'de MANPAD olarak bilinen taşınabilir hava savunma sisteminin ilk kez 2012'de kullanıldığını, militanların Suriye ordusuna ait Mi-8 helikopterini düşürdüğünü hatırlatarak, "Teröristler en çok Sovyet ve Rus yapımı MANPAD'leri kullanıyordu. Çatışma bölgesinden gelen fotoğraf ve videolarda, militanlar İgla ve Strela sistemleriyle poz veriyor. Sovyet yapımı sistemlerle en az 3 adet Mi-8 helikopteri, birer MiG-21, MiG-23, Su-22 ve L-39 savaş uçakları düşürüldü. Üstelik bu MANPAD'ler sadece IŞİD ve El Nusra değil, ılımlı muhalefet olarak bilinen çeşitli grupların elinde de görüldü" dedi.

Libya Şüphesi

Teröristlerin Sovyet ve Rus yapımı sistemleri, binlercesine sahip Suriye ordusunun elinden almış olabileceğini dile getiren Saranov, bazı MANPAD'lerin de Libya'dan getirilmiş olabileceğini belirterek, "Kaddafi rejimi devrildikten sonra büyük silah cephaneleri talan edildi. Batı medyası 2011'de, Libya ordusu depolarından yaklaşık 20 bin hava savunma sisteminin kaybolduğunu, yüzlerce MANPAD'in yurt dışına çıktığını bildirmişti" ifadelerini kullandı.

Ukrayna’daki Yangın Kasıtlı Çıkarılmış Olabilir

Strela ve İgla sistemlerinin Doğu Avrupa'dan da Suriye'ye girmiş olabileceğini belirten eski Rusya Dış İstihbarat Servisi çalışanı İgor Morozov, MANPAD'ların kaçak yollarla Ukrayna'dan da çıkarılmış olabileceğine dikkat çekti. Morozov, "Ukrayna'nın Kalinovka kentindeki askeri depoda, geçtiğimiz sonbaharda büyük yangın çıktı. Ukraynalı yetkililer yangının, yüzlerce silahın çalındığını gizlemek için kasıtlı olarak çıkarılmış olabileceğini dile getirmişti. İşte bu silahlar Ukrayna yönetiminin bilgisi dışında farklı kaçak yollarla Suriyeli teröristlere teslim edilmiş olabilir" dedi.

Bulgaristan Silah Sattığını Gizlemiyor

Teröristlerle askeri ve teknik işbirliği yaptığı yönünde defalarca Bulgaristan'dan şüphelendiğini belirten Saranov, bu ülkenin halen Sovyetler tarafından geliştirilen silahları üretmeye devam ettiğini, Sopot kentindeki fabrikalarda lisanslı olarak Strela-2M, Strela-3 ve İgla-1 tipi MANPAD'lerin üretildiğini söyledi. Moskova merkezli Politik ve Askeri Analiz Enstitüsü Müdür Yardımcısı Aleksandr Hramçihin, "Esad'a karşı savaşan tüm Suriyeli grupların başlıca silah tedarikçisi Bulgaristan. Bu ülke çok aktif olarak silah üreterek Ortadoğu'ya satıyor ve bunu neredeyse hiç gizlemiyor" yorumunda bulundu.

Ancak Suriyeli militanların sadece Rus yapımı MANPAD'lerle poz vermediğini dile getiren Saranov, 2013 yılında Lazkiye yakınlarında Suriye ordusuna ait Mi-8 helikopterinin Çin yapımı FN-6 sistemi tarafından vurulduğunu hatırlatarak, bu konuda şu değerlendirmede bulundu: "Üçüncü nesil sistem olarak gösterilen FN-6, 2000'li yılların başlarında Çin ordusunun hizmetine girmişti. Özellikleri bakımından İgla-1 ile kıyaslanabilir. FN-6, 5.5 km uzaklıkta ve 3.5 km yükseklikteki hava hedeflerini yok edebiliyor. Ancak bu sistemin Çin'den Suriye'ye yolculuğu hiç de kolay değildi."

Çin’den Sudan ‘a Katar’dan Suriye’ye

Çin'in bu sistemleri Sudan'a sağladığını, ardından MANPAD'lerin muhtemelen Katar'a yeniden satıldığını, bu ülkeden de Suriye'deki militanlara gönderildiğini dile getiren Rusya Stratejik Konjonktür Merkezi Direktörü İvan Konovalov, şunu dedi: "MANPAD'lerin teröristlerin eline geçeceğinden korkan ABD medyası alarma geçmişti. Ama Çin için hangi politik rejime silah satıldığı konusu her zaman ikincil öneme sahip. Önemli olan yeni pazara çıkmak."

Militanların elinde, Şam'ın 2004'te Kuzey Kore'den satın aldığı HT-16PGJ hava savunma sisteminin de olduğunu anlatan Saranov, Suriyeli militanların elinde NATO yapımı MANPAD'lerin şu ana kadar gözlemlenmediğine dikkat çekerek, "Buna rağmen ABD sürekli olarak kontrolü altındaki gruplara hava savunma sistemlerini sağlamakla suçlanıyor. Arap medyası geçtiğimiz ocak ayında ABD'nin gizli anlaşma kapsamında Afrin'deki Kürt gruplara MANPAD sağladığını bildirmişti. İki hafta sonra Özgür Suriye Ordusu militanları, Kürtlerin elinden birkaç İgla hava savunma sistemini aldığını ileri sürmüştü. Bu, muhtemelen Kürtlerin ABD'den aldığı sistemlerdi" dedi.

Ortadoğu Sovyet Yapımı Silah Kaynıyor

ABD'nin Stinger'lerin sevkiyatına başlaması durumunda büyük skandalın kopabileceğini söyleyen Konovalov, "Bu yüzden militanlara Sovyet yapımı silah sağlamak onlar için daha rahat, ki bu silahları aktif olarak Doğu Avrupa ülkelerinde satın alıyorlar. Zira zaten Ortadoğu, Sovyet yapımı silah kaynıyor ve yenilerin arada kaynaması kolay" yorumunda bulundu.

(Sputnik Türkiye, 8 Şubat 2018)

 

Çin’de Ocak Ayında Dış Ticarette Önemli Artış

Ocak ayında Çin'de mal ticaretindeki ithalat ve ihracat hacminin, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 16 artarak, 2,5 trilyon yuana ulaştığı bildirildi.

Çin Gümrük Genel İdaresi tarafından bugün açıklanan verilere göre, ithalat miktarı 1,2 trilyon yuanı bulurken, ihracat miktarı da 1,3 trilyon yuana çıktı.

Veriler; Avrupa, ABD, Japonya ve ASEAN piyasalarına yönelik ithalat ve ihracatın arttığını, "Kuşak ve Yol" güzergahındaki ülkeler ile ithalat ve ihracattaki büyüme hızının ortalamadan yüksek olduğunu gösteriyor.

(CRI Türk, 8 Şubat 2018)

Wang-Kamilov görüşmesinde “Kuşak ve Yol” vurgusu

Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi dün, Beijing'de Özbekistan Dışişleri Bakanı Abdulaziz Kamilov ile bir araya geldi.

Wang Yi görüşmede, Özbekistan'ın, komşusu Afganistan'da yürütülen siyasi uzlaşma ve barışçıl yeniden yapılanma sürecinde oynadığı yapıcı rolü desteklediklerini belirti.

Wang, Çin'in, Özbekistan'ın başkenti Taşkent'te düzenlenmesi planlanan Uluslararası Afganistan Konferansı'nı memnuniyetle karşıladığını ifade etti.

Abdulaziz Kamilov ise, iki ülkenin ilişkilerini güçlendirmek için Çin'le temasları sürdürmeye hazır olduklarını vurguladı.

Kamilov, “Kuşak ve Yol” inisiyatifini birlikte inşa ederek, Çin'le kapsamlı stratejik ortaklık ilişkilerini ilerletmek için ortak çaba harcayacaklarını sözlerine ekledi.

(CRI Türk, 8 Şubat 2018)

 

Çin: Kosova Sorunu Diyalog ve Müzakereyle Çözülmeli

Çin'in Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Ma Zhaoxu, dün Güvenlik Konseyi'nin Kosova sorunuyla ilgili basına açık oturumunda yaptığı konuşmada, BM tüzüğünde belirlenen ilkeler uyarınca, Güvenlik Konseyi'nin ilgili kararları çerçevesinde diyalog ve müzakere yoluyla tüm taraflarca kabul edilebilecek bir çözüm paketinin çıkarılmasından yana olduklarını kaydetti.

Sırbistan hükümeti ve Kosova yönetimi arasındaki üst düzeyli diyalogun ilerletilmesini Çin'in olumlu karşıladığını belirten Ma Zhaoxu, iki tarafın sorunun siyasi yollardan çözülme kararlılığını göstermeye devam etmeleri, somut ve yapıcı diyalogla varılan anlaşmaların yerine getirilmesini, böylece tüm taraflarca kabul edilebilen bir çözümün elde edilmesini arzu ettiklerini dile getirdi.

Ma Zhaoxu, Kosova'daki çeşitli etnik grupların geniş tabanlı dayanışmasının yerel halkın temel çıkarları ve gelişim ihtiyaçlarına uygun olduğunu ifade etti. Ma, tarafların Kosova'daki yerel halkın mutluluğunu gözeterek, gerginliğin tırmanmasına yol açacak söz ve davranışlardan kaçınıp, Balkanlar'daki barış, istikrar ve gelişimi korumak için önemli katkı sağlamaları arzusunu dile getirdi.

Kosova'da mevcut durumun hâlâ karışık olduğuna dikkat çeken Ma Zhaoxu, BM Güvenlik Konseyi'nin 1244 sayılı kararının Kosova sorununun çözümü için önemli bir kanuni temel olduğuna işaret ederek Çin'nin BM Kosova Özel Misyonu'nun görev üstlenerek tüm taraflarla yapıcı işbirliğini gerçekleştirmesini desteklediğini kaydetti.

(CRI Türk, 8 Şubat 2018)

 

Salihi: ''Türkmenlere Karşı Büyük Komplolar Var''

Irak Türkmen Cephesi genel başkanı milletvekili Erşet Salihi, Türkmen Milleti'ne yönelik büyük komplolar olduğunu belirtti. Türkmeneli Televizyonu'na konuşan Salihi, tüm Türkmen seçmenlerden seçmen kartlarını almalarını istedi.

Salihi, Irak Türkmen Cephesi'nin, Türkmenlere yönelik komplolara karşı koymaya devam edeceğini kaydetti.

(Türkmeneli Haber, 8 Şubat 2018)

 

ITC Seçim Hazırlık Komisyonu İkinci Toplantısını Yaptı

Irak Türkmen Cephesi Seçim Hazırlık Komisyonu Kerkük'te ikinci toplantısını yaptı. Irak Türkmen Cephesi genel başkanı milletvekili Erşet Salihi başkanlığındaki toplantıda, Türkmen seçmenlerin elektronik seçmen kartlarını almaları ve 12 Mayıs'ta yapılacak olan seçimlere katılmalarının sağlanması konusu ele alındı.

Irak Türkmen Cephesi genel başkan yardımcısı milletvekili Hasan Turan, Irak Türkmen Cephesi sözcüsü Ali Mehdi, komisyondaki Türkmen sivil toplum örgütleri temsilcileri ile Türkmen basın temsilcileri hazır bulundu.

Yapılacak olan seçimlerin Türkmenler için önemine değinilen toplantıda, Türkmen seçmenlerin elektronik seçmen kartlarını almaları ve 12 Mayıs'ta yapılacak olan seçimlere katılmalarının sağlanması konusu ele alındı. Türkmen bölgelerinin köy köy, kasaba kasaba dolaşılarak Türkmen vatandaşların seçimlere katılmasının sağlanması gerektiğine vurgu yapıldı. Türkmen medya organlarının rolünün yoğunlaştırılması gerektiğinin de altı çizilen toplantıda, paneller düzenlenmesi ve çeşitli etkinlikler yapılması gerektiğine de dikkat çekildi.

(Türkmeneli Haber, 8 Şubat 2018)

 

Kazakistan'da "Türk Dünyası Şahsiyetler Mirası" Semineri

Uluslararası Türk Akademisi (UTA) tarafından Kazakistan'ın başkenti Astana'da "Alaş Askeri, Tarih Talimi" konulu 2. Türk Dünyası Şahsiyetler Mirası semineri düzenlendi.

UTA Başkanı Darhan Kıdırali'nin başkanlığında ve Alaş Orda'nın 100. yılı dolayısıyla Milli Akademik Kütüphanede düzenlenen seminere, Azerbaycan Büyükelçisi Raşad Mamadov, Japonya Büyükelçisi Ichiro Kavabata ve Kazak milletvekillerinin yanı sıra çok sayıda davetli katıldı. Seminerin açılış konuşmasını yapan Kıdırali, etkinliği geçen yıl başlattıklarını belirterek "İlk seminerimiz Tatar aydını 'Abduraşit İbrahim ve Japonya'daki Müslümanlar' konuluydu. İkinci seminerimizi Alaş'a adadık." dedi. Seminerde Alaş Orda hükümetinin milli ordusunun (1917-1920) tarihi tartışıldı, tarihçi Berik Abdugaliulı'nın Alaş Orda'nın Askeri Yapısı isimli kitabının tanıtımı yapıldı.

Kıdırali, seminer kapsamında halklar arasında eğitim ve bilim alanlarındaki iş birliğinin pekişmesine sağladığı katkılardan dolayı Büyükelçi Kavabata'ya şeref belgesi, Türk tarihi araştırmalarına yaptığı katkılarından ötürü de Abdugaliulı'ya teşekkür belgesi takdim etti.

(Son Dakika, 8 Şubat 2018)

 

Ceenbekov ile Nazarbayev Telefonla Görüştü

Dün, 7 Şubat’ta Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sooronbay Ceenbekov ile Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev arasında telefon görüşmesi yapıldı.

Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi’nden yapılan açıklamaya göre, telefon görüşmesi sırasında taraflar ikili işbirliği geliştirme, daha önceden yapılmış anlaşmaları pratikte hayata geçirme ve Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) kapsamında işbirliği güçlendirme konuları ele aldı.

Buna ek, tarafların bölgesel ve uluslararası gündemin güncel konularında alışverişinde bulundukları bildirildi.

(Kabar, 8 Şubat 2018)

 

Mirziyoyev Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Telefonla Görüştü

Özbekistan Cumhurbaşkanı Şavkat Mirziyoyev, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile telefonla görüştü.

Özbekistan Cumhurbaşkanlığı Basın Ofisinden yapılan açıklamaya göre, Mirziyoyev ile Erdoğan'ın gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde, Mirziyoyev'in Ekim 2017'de Türkiye'ye gerçekleştirdiği resmi ziyaretin çok yönlü ve karşılıklı menfaatlere dayalı Özbek-Türk iş birliğini yeni bir aşamaya taşıdığı belirtildi.

Görüşmede, bu ziyaret sırasında imzalanan anlaşmaların hayata geçirilmesi, ticari-ekonomik, yatırım, teknolojik, bankacılık, maliye, ulaştırma, turizm ve diğer alanlarda büyük çaplı ortak projelerin hazırlanması ve uygulanması konuları ele alındı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Özbekistan'ın Türk vatandaşları için 30 günlük vize muafiyetine ilişkin alınan karar için Mirziyoyev'e teşekkür etti.

Mirziyoyev de bu kararın ticari-ekonomik, yatırım ve turizm alanlarında yeni imkanların yaratılmasına hizmet edeceğini, en önemlisi kardeş halklar arasındaki dostluk ilişkilerini daha da pekiştirerek, Türk vatandaşlarının Özbekistan'ı ziyaret etmeleri için imkan sağlayacağını belirtti. Görüşmede, uluslararası ve diğer güncel meseleler de ele alındı. Mirziyoyev, bölgede barış ve istikrarlı kalkınmanın sağlanması amacıyla mart ayında Taşkent'te gerçekleştirilecek Afganistan'da barışın sağlanmasına yönelik uluslararası konferansa Türkiye'yi davet etti.

Erdoğan da söz konusu girişimin hayata geçirilmesini tam destekleyeceklerini ve bu konferansa Türkiye'den üst düzey bir heyetin katılacağını bildirdi.

Telefon görüşmesinde iki lider, Özbekistan ile Türkiye arasındaki dostluk, kardeşlik ilişkileri ve geleneksel yakın iş birliğini geliştirmeye hazır olduklarını bir kez daha teyit etti.

Mirziyoyev ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı ülkesine davet etti.

(Sabah, 8 Şubat 2018)

 

Ermenistan Başaramadı: Azerbaycan-Belarus Anlaşması İptal Edilmeyecek

Erivan, Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü’ne üye olmasından dolayı Belarus’un bu anlaşmayı iptal etmesini istiyor.

Belarus ve Azerbaycan arasında Polenez roket sistemleriyle ilgili imzalanan anlaşma Ermenistan’ı rahatsız ediyor Yeni Çağ Azerbaycan‘ın haberine göre; Beyaz Rusya ve Azerbaycan arasında imzalanan anlaşma Ermenistan’ın tepkisini çekti. Erivan, Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü’ne üye olmasından dolayı Belarus’un bu anlaşmayı iptal etmesini istiyor. Belaruslu askeri uzman Aleksandr Alesin, daha önce ülkesinin Ermenistan’la askeri ortaklığına dikkat çekerek Polonez’lerin Azerbaycan’a satılmayacağını dile getirmişti. O, tüm bunlara rağmen Azerbaycan Savunma Bakanı Zakir Hasanov’un ve Belarus Devlet Başkanı Aleksandr Lukeşenko’yla gerçekleştireceği görüşmede iyi bir teklif öne sürme ihtimalinin olduğunu belirtmişti. Polonez roketleri 200 kilometreden hedefi vurabiliyor. Azerbaycan’ın bu anlaşmayı imzalamaktaki amacı da Rusya’nın Ermenistan’a İskender roketleri vermesinden sonra oluşmuş durumu dengelemek.

(QHA, 8 Şubat 2018)

 

Azerbaycan: Gebele Kenti 2020 İslam Dünyasının Turizm Başkenti Seçildi

İslam İşbirliği Örgütü (İİT) resmi sayfasında yayınlanan habere göre, Bangladeş'in başkenti Dakka'da gerçekleştirilen İİT Turizm Bakanları 10. Konferansı'nda Gebele kentinin 2020 turizm başkenti seçildiği bildirildi. İİT Turizm Bakanları 11. Konferansı'nın da 2020'de Gebele'de yapılması kararlaştırıldı. Ayrıca Azerbaycan'ın İİT Turizm Koordinasyon Komitesine üye olarak seçildiği belirtildi. Başkent Bakü'nün 225 kilometre kuzeybatısında bulunan Gebele, tarihi ve doğal güzellikleriyle Azerbaycan'ın önemli turistik kentlerinden biri olarak biliniyor. Ayrıca, 2019 için Dakka (Bangladeş) İslam Dünyası Turizm Başkenti olacaktır.

2016'da İslam dünyasının Turizm Başkenti Konya, 2017'de Medine (Suudi Arabistan) ve 2018'de İran’ın Tabriz kenti üstlenmiştir.

(Kabar, 8 Şubat 2018)

 

İskeçe Türk Birliği Davası Cuma Günü Görüşülecek

İskeçe Türk Birliği'nin resmiyetinin iadesi için açtığı dava 9 Şubat Cuma günü Gümülcine'de İstinaf Mehkemesi'nde görüşülecek.

Geçen Ekim ayında mecliste kabul edilen ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde (AİHM) kazanılan davaların Yunanistan'da uygulanmasına imkan tanıyan kanundan sonra İskeçe Türk Birliği, AİHM kararının uygulanması ve resmiyetinin iade edilmesi için yeni bir dava açmıştı.

Konuyla ilgili olarak İskeçe Türk Birliği'nden yapılan açıklama şöyle:

"İskeçe Türk Birliği (İTB) davasıyla ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının uygulanması ve İTB'nin resmiyetinin iadesi için açılan davanın duruşması 9 Şubat 2018 Cuma günü gerçekleştirilecek. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde kazanılan davaların Yunanistan tarafından uygulanmasını öngören yasanın 2017 yılı Ekim ayında mecliste kabul edilmesinden sonra İskeçe Türk Birliği, 2008 yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde (AİHM) kazandığı davanın Yunanistan tarafından uygulanması ve derneğin resmiyetinin iade edilmesi talebiyle Trakya İstinaf Mahkemesi'ne başvurmuştu.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından derneğimizle ilgili verilen kararın uygulanması ve bu karar doğrultusunda İskeçe Türk Birliği'nin resmiyetinin iadesi için açılan dava 9 Şubat 2018 Cuma günü Gümülcine'deki Trakya İstinaf Mahkemesi'nde görüşülecek.

Bugüne Nasıl Gelindi?

İsminde "Türk" kelimesi geçtiği gerekçesiyle 1983 yılında güvenlik güçleri tarafından tabelasının indirilmesi ve dönemin valisi tarafından kapatma davası açılan İskeçe Türk Birliği'nin iç hukuk mücadelesi 2005 yılına kadar devam etti. Yunanistan Yargıtay (Arios Pagos) Mahkemesi'nin İTB aleyhine verdiği karardan sonra dava, İskeçe Türk Birliği tarafından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) taşındı. AİHM, 2008 yılından açıkladığı kararında İskeçe Türk Birliği'ni haklı buldu. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin Batı Trakya Türk Müslüman Azınlığı açısından tarihi kararından sonra İskeçe Türk Birliği, söz konusu kararın uygulanması ve resmiyetinin iade edilmesi için 2009 yılında tekrar iç hukuka başvurmuş ancak AİHM'nin kararı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları kuruluşları tarafından yapılan tüm uyarı ve çağrılara rağmen Yunanistan tarafından bugüne kadar uygulanmamıştır.

9 Şubat 2018 Cuma günü Trakya İstinaf Mahkemesi'nde görüşülecek davada İskeçe Türk Birliği'nin resmiyetinin iade edilmesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin İTB davasıyla ilgili kararının uygulanması talebi Ekim ayında mecliste kabul edilen son yasal düzenleme çerçevesinde ele alınacak.

Uluslararası Hukukun Uygulanmasını Bekliyoruz

İskeçe Türk Birliği olarak, onuncu yılını doldurmak üzere olan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararının bir an önce uygulanmasını, derneğimizin resmiyetinin iade edilmesini ve uluslararası hukuka saygı çerçevesinde daha fazla zaman kaybetmeden, yıllardır ülkemize yapılan çağrı ve uyarıları da dikkate alarak uluslararası mahkeme kararlarına uyulmasını beklediğimizi bir kez daha vurgulamak isteriz."

(Gündem Gazetesi, 8 Şubat 2018)

 

Aliyev, Yeniden Cumhurbaşkanlığına Aday

Azerbaycan'da Yeni Azerbaycan Partisi (YAP), 11 Nisan'da yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimi için partinin genel başkanı ve mevcut Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'i aday gösterdi.

YAP, başkent Bakü'de düzenlenen olağan kongrede cumhurbaşkanlığı seçiminde yarışacak adayını belirledi. Cumhurbaşkanı Aliyev, kongrede oy birliğiyle alınan kararla YAP'ın cumhurbaşkanı adayı oldu.

(Sputnik Türkiye, 8 Şubat 2018)