Dünyada 5 Şubat 2018 tarihinde öne çıkan başlıklar ve gelişmeler…

 

Reuters: Hollanda Türkiye Büyükelçisini Resmi Olarak Çekti

Reuters haber ajansının aktardığına göre, Hollanda Dışişleri Bakanlığı'nın bugün Ankara'daki büyükelçisini resmi olarak ülkeden çektiğini duyurdu. Olayın Mart 2017'de Hollanda ve Türkiye arasında yaşanan krizle alakalı olduğu ifade edildi.

Habere göre, Hollanda Dışişleri Bakanlığı'nın açıklamasında, Türkiye'nin de Hollanda'ya yeni büyükelçi atamasınının kabul edilmeyeceği belirtildi.

Reuters'ın haberinde, Hollanda Dışişleri Bakanlığı'nın Hollanda'nın Türkiye ile yaşanan krizi çözmek konusunda gerçekleşen konuşmaları durdurduğu ifade edildi.

Hollanda hükümeti, Türk siyasilerin ülkedeki referandum mitinglerine izin vermeyeceğini açıklamış, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya'nın sınır dışı edilmesiyle krizi tırmandırmıştı.

(Hürriyet, 5 Şubat 2018)

 

ITC Seçim Hazırlık Komisyonu İlk Toplantısı Düzenledi

Önümüzdeki 12 Mayıs'ta yapılması kararlaştırılan parlamento seçimlerine hazırlık planlarını ele almak üzere Irak Türkmen Cephesi Seçim Hazırlık Komisyonu Kerkük'te, Irak Türkmen Cephesi Siyasi İlişkiler Dairesinde ilk toplantısını gerçekleştirdi.

Toplantı Irak Türkmen Cephesi Yürütme Kurulu Üyesi ve Irak Türkmen Cephesi Sözcüsü Ali Mehdi başkanlığında gerçekleşti. Toplantıda Irak Türkmen Cephesi Seçim Daire Başkanı Ahmet Remzi ve Türkmen Sivil Toplum Örgütleri başkanları ve sorumluları hazır bulundu.

Görüşmede, Türkmen seçmenlerin seçmen kartlarını almaları ve bayometri işlemlerini tamamlamaları konusunda bilgilendirilmeleri konusu ele alındı. Görüşmede ayrıca Türkmen seçmenlerin bu konuda karşılaştığı zorluklarda dile getirildi. Öte yandan bu konular ile ilgili çeşitli komisyonlar kuruldu.

(Türkmeneli Haber, 5 Şubat 2018)

 

Salihi ve Mevla Bir Araya Geldi

Irak Türkmen Cephesi Genel Başkanı ve Kerkük Milletvekili Erşet Salihi, İslami Yüksek Meclisi'nin önde gelenlerinden ve Parlamentodaki Türkmen Milletvekili Muhammet Taki Mevla ile görüştü.

Görüşmede önümüzdeki parlamento seçimleri, göçmenlerin yeniden yerlerine dönmeleri ve Türkmeneli bölgelerinin yeniden imarı ele alındı. Gerçekleşen ikili görüşmede Musul'un seçimlere hazırlanması, seçmenlerin parlamentoda daha adil bir şekilde temsil edilmelerinin sağlanması ve Türkmen Telaferli göçmenlerin kendi yerlerine dönmeleri konuları masaya yatırıldı. Önümüzdeki parlamento seçimlerinin Türkmenler için olan öneminin dile getirildiği ikili görüşmede, Türkmen milletinin temsilcilerinin parlamento da olmalarının önemine değinilerek bu temsilciler yoluyla Türkmen milletinin sıkıntılarının hükümete ulaştırılmasının gerektiğine vurgu yapıldı. Afet bölgesi olan Türkmen bölgelerinin yeniden imar edilmesi konusuda ikili arasında geçen görüşmede dile getirildi.

(Türkmeneli Haber, 5 Şubat 2018)

 

Irak Türkmen Cephesi Lideri Salihi'den Türkmenlere Birlik Çağrısı

Irak Türkmen Cephesi (ITC) lideri Erşat Salihi, yaklaşan Irak seçimleri öncesi Türkmenlere birlik çağrısında bulundu. Irak Türkmenleri geçtiğimiz yıllardaki seçimlerde Irak'ın 3'üncü büyük etnik unsuru olmalarına rağmen bu güçlerini sandığa yansıtamıyorlardı.

Erşat Salihi resmi Twitter hesabında yaptığı açıklamalarda şu ifadeleri kullandı:

"Türkmenleri elimden geldiği kadar bir araya getirebildim. Ancak bizim sorunumuz bir parti sorunu değildir. Bu benim davamdır ve bu davadan;

1- Mezhep projesi olan

2- Hain ve Türklüğünden şüphe edilen

3- Çıkarcı ve şahsi menfaatlerini düşünen kişileri uzak tutmaya çalıştım."

ITC lideri Erşat Salihi ayrıca, Orta Doğu'da gelişen son olaylar ile ilgili de durum değerlendirmesi yaptı. Salihi, "Bu milletin düşmanı çok, dostu ise yalnız kendisidir. Bu yüzden bölgede yaşanan harita değişikliği çok kritik bir tıbbi ameliyat gibidir. Buna dikkat etmezsek başımıza çok felaket gelecektir. Bölgenin harita değişikliklerinde biz patron olmalıyız. Başkaları patron olursa Irak ve Suriye Türklerinin toprakları da başkalarının mülkiyetine geçecektir." ifadelerinde bulundu. ITC lideri Salihi daha önce de, "Gelecek seçim Türkmen milleti için ölüm ve kalım meselesidir. Kerkük’teki haksızlıklara son vermek ve geleceğimizi garantiye almak için herkesin seçime katılmalarını talep ediyorum" açıklamalarında bulunmuştu. Irak Türkmen Cephesi yaklaşan seçimler öncesi Türkmenleri tüm Irak genelinde, özellikle Kerkük'te bir çatı altında toplama uğraşı veriyor. Bunun Kerkük'te gerçekleşeceği ve Irak geneline yayılmasının da umulduğu belirtiliyor.

(QHA, 4 Şubat 2018)

 

İsakov, Almatı'da Medvedev'le Neler Konuştuğunu Anlattı

Kırgızistan Başbakanı Sapar İsakov, Almatı’da yapılan Avrasya Hükümetlerarası Komisyonu Toplantısı’na katılımı kapsamında Rusya Federasyonu Hükümet Başkanı Dmitriy Medvedev ile düzenlenen toplantı esnasında neler görüşüldüğünü gazetecilere anlattı. İsakov, “Dmitriy Anatolyeviç ve ben önemli konuları görüştük. Özellikle, Rusya, bize uygun olan vergi malilaştırma için ücretsiz bir ücret sistemi sağlamayı kabul etti.” dedi. Daha önce, Devlet Vergi Hizmeti yönetim kurulunda Sapar İsakov, vergi sisteminin malileştirilmesinin ekonominin çoğunu gölgelerden alacağını söylemişti. İsakov ayrıca istişarelere ihtiyaç duyan iki konu üzerinde görüştüğünü söyledi. Genel olarak, bu sorular da olumludur.

(Kabar, 4 Şubat 2018)

 

Azerbaycan'da Cumhurbaşkanlığı Seçimi Erkene Alındı

Azerbaycan Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamaya göre Aliyev, cumhurbaşkanlığı seçiminin erkene alınması kararına vardı. Buna göre, seçim tarihi 11 Nisan Çarşamba günü olarak belirlendi. Azerbaycan'da cumhurbaşkanı seçiminin ekimde yapılması bekleniyordu.

(TRT Haber, 5 Şubat 2018)

 

Fitch, Azerbaycan'ın Not Görünümünü Yükseltti

Fitch Ratings, petrol fiyatlarındaki toparlanma ve sıkılaşan mali-parasal politikaları nedeniyle Azerbaycan'ın not görünümünü "negatiften", "durağana" yükselttiğini duyurdu.

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, Azerbaycan'ın yabancı para cinsinden kredi notunu açıkladı. Kuruluş, yaptığı açıklamada, Azerbaycan'ın kredi notunun "BB+" seviyesinde onaylandığı, not görünümünün ise "negatiften" "durağana" çekildiği bildirildi.

Açıklamada, ülkede makroekonomik istikrarın geçen sene yakalandığı belirtilirken, petrol fiyatlarındaki toparlanmanın ve sıkılaşan mali ve parasal politikaların Azerbaycan'ın para birimini sağlamlaştırdığı ifade edildi. Bunun da enflasyon oranını hafifleterek geçen sene yüzde 12,9 oranına düşürdüğüne dikkat çekilen açıklamada, petrol fiyatlarının sabit kalması durumunda Azerbaycan'ın para biriminin gelecek iki yılda değişmesinin beklenmediği kaydedildi. Açıklamada, yükselen petrol fiyatlarıyla geçen yılın ikinci çeyreğinden itibaren Azerbaycan'ın cari fazla verdiği vurgulanırken, Azerbaycan Devlet Petrol Fonunun (SOFAZ) 2016'daki 33,1 milyar dolar seviyesinden 2017 sonunda 35,8 milyar dolara yükseldiği bilgisine yer verildi.

Güney Gaz Koridorunun tamamlanmasının ardından Azerbaycan'ın gaz ihracatında artış beklendiğine işaret edilen açıklamada, ülke ekonomisinin emtiaya olan bağımlılığının yüksek seviyede olmayı sürdüreceğinin tahmin edildiği ve ekonominin çeşitlendirilmesi adına beklentilerin uzak olduğu kaydedildi.

(Anadolu Ajansı, 4 Şubat 2018)

 

Trump, Nazarbayev'e Olan Derin Saygılarını İletti

ABD'nin Kazakistan Büyükelçisi George Krol, Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev'in ABD'ye yaptığı ziyareti değerlendirdi.

Amerika Birleşik Devletleri'nin Kazakistan Büyükelçisi George Krol, Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev'in ABD'ye yaptığı ziyareti değerlendirdi. Büyükelçi Krol yaptığı açıklamada, Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev ile ABD Başkanı Donald Trump'ın birbirlerine benzer karakterde olduğunu belirtti. ABD'li büyükelçi ayrıca Nazarbayev'in Washington'a yaptığı ziyaretin oldukça olumlu geçtiğini ifade etti. Krol, "Bence ziyaret amacına başarıyla ulaştı. Ayrıca iki başkan arasındaki kişisel iletişim de çok samimiydi. Birbirlerine şakalar dahi yaptılar. Ziyaret çok sıcak bir hava içerisinde gerçekleşti. Başkan Donald Trump, Cumhurbaşkanı Nazarbayev'e olan derin saygılarını iletti." dedi. George Krol'a göre ABD Başkanı Donald Trump, Kazakistan'ın bağımsızlık günlerinden bugüne eriştiği başarılı kalkınma sürecini de derinden takdir etti. Büyükelçi, Kazakistan'ın bölgedeki ekonomik liderliğini ve uluslararası arenada Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi başkanlığı gibi önemli bir konuma erişmesini vurgulayan Trump'ın iki ülkenin ilişkilerinin gelişeceğine olan inancını vurguladığını belirtti.

(QHA, 4 Şubat 2018)

 

Özbekistan'dan, Türk Vatandaşlarına Vize Muafiyeti Müjdesi

Özbekistan Cumhurbaşkanı Şavkat Mirziyoyev, aralarında Türkiye'nin de bulunduğu 7 ülke vatandaşlarına 30 günlük vize muafiyeti tanıdı.

Özbekistan Cumhurbaşkanı Şavkat Mirziyoyev, aralarında Türkiye'nin de bulunduğu 7 ülke vatandaşlarına 30 günlük vize muafiyeti tanıdı. Mirziyoyev tarafından imzalanan, "Özbekistan'da seyyahlık potansiyelinin geliştirilmesi için olumlu koşulların sağlanmasına" ilişkin kararnamede, 10 Şubat'tan itibaren İsrail, Endonezya, Güney Kore, Malezya, Singapur, Japonya ve Türkiye vatandaşlarına 30 günlük süreye vize uygulanmayacağı belirtildi.

Özbekistan'a gelen uçaklardaki kabin görevlilerinin de söz konusu vize muafiyetinden istifade edebilecekleri ifade edildi. Ayrıca 1 Temmuz itibarıyla ülkede "e-vize" uygulamasına geçileceği de kararnamede yer aldı. Kararnameyle Özbekistan'ı vizesiz ziyaret edebilecek ülke sayısı 16'ye yükseldi. Özbekistan, daha önce Kırgızistan, Azerbaycan, Ermenistan, Belarus, Gürcistan, Kazakistan, Moldova, Rusya ve Ukrayna vatandaşlarına vize uygulamıyordu.

Geçtiğimiz ekim ayında Mirziyoyev tarafından imzalanan bir kararnameyle Türkiye, Avusturya, Belçika, İngiltere, Fransa, Almanya, İspanya, İtalya, İsviçre, Çekya, Letonya, Malezya, Japonya ve Tayland vatandaşları için kolaylaştırılmış vize uygulaması başlatılmıştı. Buna göre, söz konusu ülkelerin vatandaşlarına Özbekistan vizesinin 3 iş günü içerisinde verilmesi karara bağlanmıştı.

(QHA, 5 Şubat 2018)

                                                     

“Herkesle İyi İlişkiler İstiyoruz” Diyen Çavuşoğlu: Moskova, Washington ya da Brüksel'in Alternatifi Değil

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Rusya ve Türkiye arasındaki ilişkileri değerlendirirken "Bizim için Moskova, Washington’un ya da Brüksel’in alternatifi değil" ifadesini kullandı ve 'herkesle iyi ilişkilerin istendiğini' işaret etti.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Yunan Kathimerini gazetesine verdiği demeçte Türk-Yunan ilişkilerine, Kıbrıs sorununa ve Türkiye-Rusya ilişkilerine değindi.

Çavuşoğlu, Türkiye-Rusya ilişkileriyle ilgili bir soru üzerine, Türkiye'nin herkesle iyi ilişkiler arzusu taşıdığını, iki komşu ülke arasında iş birliği ilişkilerinin doğal olduğunu ifade etti.

Rusya ile olan ilişkilerinden bazı çevrelerin rahatsızlık duymasının kabul edilemez olduğunu belirten Çavuşoğlu, Türkiye'nin, Rusya dahil, birçok unsur ile sürekli temas halinde olduğu bir coğrafyada bulunduğuna işaret etti. Çavuşoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Ruslarla bin yıl yan yana yaşadık. Bu nedenle derin kökleri bulunan bir ilişkimiz var. 20 milyon avronun üzerinde ikili ticari ilişkilerimiz var. Büyük enerji planlarımız ve turizmden inşaat alanına kadar birçok alanda güçlü iş birliğimiz bulunuyor. Bu, komşular arasında doğal, böyle de olması gerekir. Şimdi, bazı çevreler bunda neden sorun görüyor? Bazı ülkelerin Rusya ile daha yakın ilişkileri var ve kimse buna bir şey demiyor. Kimse, 'Hey Rusya ile çok yakınsınız' demiyor. Ancak Türkiye söz konusu olunca, bazı kişiler alarm veriyor. Bu adil değil. Burada bir neden var ve bunu kabul etmiyoruz. Herkesle iyi ilişkiler istiyoruz. Bizim için Moskova, Washington’un ya da Brüksel’in alternatifi değil. Bizim dış politika vizyonumuzda hepsi birbirini tamamlıyor. Sonucu sıfır olan bir oyun oynamıyoruz. Bizimki karşılıklı yarar yaklaşımı."

Türkiye, Kıta Sahanlığı Konusunda Haklarını Savunuyor

Çavuşoğlu, Türkiye-Yunanistan gerginliğini de şu ifadelerle değerlendirdi:

"Türkiye ile Yunanistan ve Kıbrıs Adası arasında deniz sınırı bulunmadığını vurgulamak istiyorum. Bu çeşit maksimalist ve gerçekçi olmayan talepler deniz haklarıyla ilgili uluslararası yasal düzen ile olduğu kadar teamül kuralları ve uluslararası hukuk ile de kesin olarak çelişiyor. Buna göre, bu konudaki her türlü çabanın, nesnel ve hukuki açıdan Türkiye’nin kıta sahanlığı hakkına ve egemenlik haklarına hiçbir etkisi olmayacaktır. Türkiye kıta sahanlığı konusundaki haklarını uyguluyor. Hiçbir yabancı ülke, şirket, ya da gemi, Türkiye’nin kıta sahanlığında ve bununla örtüşen deniz bölgelerinde hiçbir yasa dışı bilimsel araştırma ve ya hidrokarbon araştırması yapamaz. Bu apaçıktır. Akdeniz’in bu bölgesindeki deniz sınırları, eşitlik ilkesi temelinde ve uluslararası hukuka uygun şekilde bölgedeki tüm ülkeler arasında bir anlaşmayla belirlenmelidir. Bunun ne şekilde olacağını soracak olursanız, bu soruya, Yunan dostlarımızı önce Ege’deki sorunlara yenilerini ekleyeceklerine, kabul edilebilir, adil ve uzun süreli çözüm bulmaya odaklanmaya davet ederek cevap veririm."

Doğu Akdeniz’de Sondaj Araştırmaları Başlayacak

Çavuşoğlu, Türkiye’nin enerji politikasının temel unsurlarından birinin yerel kaynakların kullanılmasının genişletilmesi yönünde olduğunu ifade ederek, “Bu, Doğu Akdeniz’deki bölgelerimizde olası hidrokarbon yataklarını da kapsamaktadır. Bu kaynakları araştırmak ve değerlendirmek egemenlik hakkımızdır. Dolayısıyla, Doğu Akdeniz’de yakın gelecekte sondaj araştırmaları başlatmayı planlıyoruz" bilgisine yer verdi.

Çavuşoğlu, Kıbrıs'la ilgili sözlerine şöyle devam etti:

“Türkiye ve Kıbrıslı Türkler olarak, Kıbrıs sorununa kalıcı bir çözüm bulunmadıkça tek yanlı araştırma ve değerlendirme faaliyetlerinin yasal olmadığını defalarca vurguladık. Bu konudaki bıkkınlığımızı, öfkemizi ve endişelerimizi birçok defa ifade ettik. Ancak, bizim bu şikayetlerimiz duymayan kulaklara hitap etmeye devam ediyor. Bu nedenle, Kıbrıslı Türkler, kendi bölgelerini sınırlandırmak ve faaliyet izni verilmesi konusunda mantıklı adım atarak Türk Petrol şirketi ile bir anlaşma imzaladı. Yeni Türk gemisi Doğu Akdeniz’de faaliyetlerine başladığında, bu, Kıbrıslı Türk tarafı ile konuşulan ve imzalanan anlaşmaların yasal temelinde gerçekleşecek. Bu arada, Kıbrıslı Rumlar tarafından belirlenen ve halen araştırmaların devam ettiği 6 numaralı parselin bir bölümünün Türk kıta sahanlığı sınırları içerisinde bulunduğunu belirtmek istiyorum. Kıta sahanlığımızda yasa dışı araştırma ve değerlendirme faaliyetlere hiçbir zaman izin vermeyeceğimizi söylemeye gerek yok. Toparlamak gerekirse, Kıbrıslı Türkleri desteklemek ve Ada’nın doğal kaynakları üzerindeki yasal haklarını genişletmelerine yardımcı olmak ve aynı zamanda kıta sahanlığımızdaki kendi hak ve çıkarlarımızı koruma konusundaki kararlılığımız vurgulamama izin verin. Bu amaç için tüm önlemleri almaya hazır olduğumuzu herkesin anlaması lazım."

Kıbrıslı Türkler Bunu Kabul Etmeyecek

Kıbrıs’ta bir yıl önce uzlaşmak için daha çok umut bulunduğunu ancak bu umutların temmuzdaki konferansta bir sonuç alınamaması nedeniyle dağıldığını ifade eden Çavuşoğlu, şunları kaydetti:

"Bunlar (Rumlar) hala, siyasi eşitliğe dayanan yeni gerçek bir ortak ilişki kurma yerine, (Kıbrıslı Türkleri) var olan yönetim içerisine çekebileceklerine inanıyorlar. Rum tarafı onlarca yıldan beri bu şekilde hareket ediyor. 1960’daki devlet üç yıl içerisinde bu nedenden çöktü. Rumlar, 2004’te bu yüzden ezici çoğunlukla Annan Planı’nı ret etti. Son 50 yıl içerisindeki çözüm çabalarının art arda başarısızlığa uğramasının nedeni Rumların itirazıdır. Rumlar eğer, Kıbrıslı Türklerin basit bir azınlık statüsüyle yetineceğini zannediyorlarsa yanılıyorlar. Bu hiçbir zaman gerçekleşmeyecek. Kıbrıslı Türkler bunu kabul etmeyecek ve Türkiye, garantör ülke olarak hiçbir zaman buna izin vermeyecek."

Yeni Müzakereler Sadece Bu Durumda Başlayabilir

Çavuşoğlu, Kıbrıs yönetiminin bugünkü tutumunu sürdürmesi durumunda yeni müzakerelerin hiçbir anlamı olmayacağına dikkati çekerek, şu ifadeleri kullandı:

"İki bölgeli iki toplumlu federasyon çözümü sadece Rum tarafının tutum değiştirmesi durumunda bir başarı olanağı sağlayabilir. Ancak sizinle samimi olmam gerekirse yakın gelecekte bunun mümkün olacağını sanmıyorum. Bu da yine aynı çerçevede olası yeni müzakerelerin hiçbir anlamı olmayacağı anlamına gelmektedir. Kıbrıs’ta, sadece diploması ve diyaloğa dayanan müzakereler sonucunda varılacak bir uzlaşma kalıcı olabilir. Burada sorun, bu uzlaşmanın ne şekilde olacağı ve yeni hedefin ne olacağıdır. Bu, üzerinde hepimizin mutabık kalması gereken bir mesele. Yeni müzakereler sadece bu durumda başlayabilir."

(Sputnik, 5 Şubat 2018)

 

ABD ile Rusya Arasında Yeni Kriz: MANPAD

Suriye’nin İdlib vilayetinde bir Rus savaş uçağının düşürüldüğünün açıklanmasıyla ABD-Rusya ilişkileri yeni bir krize girdi. usya uçağın Amerikan yapımı MANPAD roketi ile düşürüldüğünü açıkladı. ABD “Muhaliflere böyle bir silah vermiyoruz” açıklamasını yaptıRusya ile ABD arasında MANPAD krizi yaşanıyor. Kriz önceki gün Suriye’nin İdlib vilayetinde Rusya’ya ait bir SU-25 tipi savaş uçağının Serakib kasabı üzerinde düşürülmesiyle başladı. Bölgeye yaptığı bombardımanda 15 sivilin ölümüne yol açtığı ileri sürülen uçağın Rus pilotu düşmeden önce paraşütle atlamayı başardı. Ancak pilot kendisini yakalamaya gelen silahlı gruplara ateş açınca vurulup öldürüldü. Rus Sputnik Ajansı saldırının, Heyet Tahrir el Şam tarafından üstlendiğini ileri sürdü. Heyet Tahrir el Şam, eski adı El Nusra olan Fetih el Şam’a katılmış gruplardan biri. Saldırı Rusya’da büyük yankı yarattı. Gazete Habertürk'ün haberine göre Rusya saldırının MANPAD roketi ile yapıldığını ileri sürdü. DUMA Savunma Komitesi Başkan Yardımcısı Yuriy Şvıtkin, İdlib’de Rus savaş uçağının düşürülmesinin, militanların MANPAD olarak bilinen taşınabilir hava savunma sistemini nereden aldığının araştırılması ihtiyacını doğurduğunu belirtti. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, ocak ayı başlarında yaptığı açıklamada, ABD’nin Suriye’deki muhaliflere silah verilmesinin önündeki kısıtlamaları kaldırması halinde taşınabilir ‘hava savunma füzeleri’nin (MANPAD) teröristlerin eline geçebileceğini söyleyerek ABD’yi uyarmıştı.

ABD: Biz Vermedik

ABD’nin Suriye’deki partnerlerle birlikte DEAŞ’a karşı mücadeleye odaklandığını dile getiren Pentagon Sözcüsü Eric Pahon, “ABD, Suriye’deki partner güçlere ‘karadan havaya’ tipi hiçbir silah sağlamadı ve gelecekte de bunu yapma niyetinde değil” dedi.

MANPAD Nedir?

İngilizce “Man-portable air-defense systems” (Tik kişi tarafından taşınabilir hava savunma sistemi) ifadesinin kısaltması olan MANPAT, alçak irtifadaki düşman uçak ve helikopterlerine karşı kullanılıyor. Tek kişi tarafından kullanılabilmesi açısından son derece pratik bir silah. Omuzdan ateşlenen, hedeften yayılan kızılötesi ve morötesi ışınlarla uçaklara ve diğer hava araçlarına kilitleniyor. Savaş uçakları çok alçak seviyede uçmadıkları sürece bu sistemlerce vurulamıyor.

Rusya karşılık verdi: 30 ölü

Rusya Savunma Bakanlığı, İdlib’de El-Nusra terör örgütü tarafından düşürülen Rus savaş uçağının ardından düzenlediği saldırıda 30 militanın öldürüldüğünü açıkladı.

(CNN Türk, 5 Şubat 2018)

 

Suriye Özel Kuvvetleri, Rus uçağını Vuran Militanların Öldürüldüğü Bölgede Çalışma Yapıyor

Rus vekil Viktor Vodolatskiy, Suriye Özel Kuvvetleri'nin Rus Su-25 uçağını düşüren militanların öldürüldüğü bölgede çalışma yaptığını belirtti. Sputnik'e konuşan Vodolatskiy, "Suriye Özel Kuvvetleri, Rusya Hava-Uzay Kuvvetleri tarafından öldürülen MANPAD'e (taşınabilir hava savunma füzeleri) sahip militanların bulunduğu bölgede şu anda bir çalışma yürütüyor. Bölgede MANPAD unsurlarının bulunması halinde, bu silahların nereden, hangi fabrikadan ve ne yolla sevk edildiğini önümüzdeki günlerde öğrenebileceğiz" dedi.

Vodolatskiy, söz konusu bölgede Rusya'dan sadece Rusya Hava Uzay Kuvvetleri'nin faaliyet yürüttüğünü ve Suriye Özel Kuvvetleri'ne havadan koruma sağladığını da sözlerine ekledi.

Rusya Savunma Bakanlığı, ilk belirlemelere göre Rus Su-25 savaş uçağının MANPAD'la vurulduğunu duyurmuştu.

Uçağın pilotunun militanlarla girdiği çatışmada öldürüldüğü açıklanmış Rusya uçağın düştüğü bölgede yaklaşık 30 militanı hava saldırısında öldürdüğünü açıklamıştı.

Saldırıyı eski adı El Nusra Cephesi olan Fetih el Şam örgütünün de içinde yer aldığı Heyet Tahrir el Şam (Şam'ı Özgürleştirme Heyeti) üstlenmişti.

(Sputnik, 5 Şubat 2018)

 

Rus Uçağını Düşüren Gruba Hava Saldırısı: En Az 30 Ölü

Rusya Savunma Bakanlığı, Rus savaş uçağı Su-25'i vuran füzenin fırlatıldığı El Nusra kontrolündeki bölgeye hassas silahla saldırı düzenlediğini belirtti. İdlib'de El Nusra kontrolündeki bölgeye yapılan saldırıda en az 30 militanın öldüğü kaydedildi.

Rusya Savunma Bakanlığı'nın açıklamasında, "İdlib ilinde, Rus savaş uçağı Su-25'e yönelik füzenin fırlatıldığı El Nusra kontrolündeki bölgeye hassas silahla grup saldırısı düzenlendi. Ele geçirilen telsiz konuşmalarına göre, saldırı sonucu en az 30 El Nusra militanı yok edildi" dendi.

Suriye'de Rus savaş uçağı düşürüldü. Rusya Savunma Bakanlığı, Suriye'nin İdlib kentinde Rus Su-25 tipi uçağın düşürüldüğünü, pilotun yaşamını yitirdiğini açıkladı.

Uçak vurulduktan sonra paraşütle atlayan pilotun, indiği yerde militanlarla girdiği çatışmada hayatını kaybettiği ifade edildi.

Rus ve Türk Makamlardan İşbirliği

Rusya'nın Suriye'deki ateşkesi izleme merkezinin, İdlib'deki gerilimi azaltma bölgesinden sorumlu Türk makamlarla birlikte, pilotun cesedinin iade edilmesi için tedbirler aldığı kaydedildi.

Pilotun, El Nusra'nın kontrolündeki bölgede paraşütle atladığına dair bilgi verme fırsatını bulduğu aktarıldı.

İlk Belirlemelere Göre Mandap Kullanıldı

Ön belirlemeye göre, Rus savaş uçağı MANPAD olarak bilinen taşınabilir hava savunma sistemiyle vuruldu.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, ocak ayı başlarında yaptığı açıklamada, ABD'nin Suriye'deki muhaliflere silah verilmesinin önündeki kısıtlamaları kaldırması halinde taşınabilir 'hava savunma füzeleri'nin (MANPAD) teröristlerin eline geçebileceğini söyleyerek Pentagon'u uyarmıştı.

(Sputnik, 5 Şubat 2018)

 

Çin Kızılhaç Derneği Başkanı Chen Zhu'dan Mülteci Kampına Ziyaret

Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu (IFRC) Başkan Yardımcısı ve Çin Kızılhaç Derneği Başkanı Chen Zhu, dün Bekaa Vadisi'nde bulunan Suriyeli mülteci kampında incelemelerde bulunarak, Kızılhaç çalışanlarının kamptaki çalışmaları hakkında bilgi aldı.

Lübnan ziyaretindeki Chen Zhu, Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu ile Çin Kızılhaç Derneği'nin mültecilerin acil ihtiyaçlarının giderilmesine yardım etmeye devam edeceklerini belirtti.

Dün ayrıca Bekaa Vadisi'ndeki bir hastaneyi de ziyaret eden Zhu, Çin Kızılhaç Derneği'nin, Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu'nun koordinasyonuyla, Filistinli ve Suriyeli mültecilere yardım konusunda Filistin Kızılay Derneği'yle mevcut işbirliğinden de fazlasına hazır oluğunu belirtti.

(CRI Türk, 5 Şubat 2018)

 

Çin'den BMGK'de Reforma Destek

Çin'in Birleşmiş Milletler'deki Daimi Temsilcisi Ma Zhaoxu, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) yapılacak reformların "paket" hâlinde çözümler ortaya koyularak ele alınması gerektiğini söyledi.

Ma, geçtiğimiz perşembe günü ABD'nin New York kentinde düzenlenen BM 72. Genel Kurulu'nun "BMGK'de Reform" konulu hükümetler arası görüşmesinin ilk oturumuna katıldı.

Ma, hükümetler arası görüşmelerin, BMGK'de reformu ilerleten önemli platformlardan biri olduğuna işaret etti.

BM'nin kuruluşundan bu yana geçen 70 yıldan fazla sürede üye sayısı 51'den 193'e çıktı. Üyelerin çoğunu gelişmekte olan ülkeler oluştururken, Afrika ülkelerinin sayısı ise toplamın dörtte birine tekabül ediyor. Günümüzde gelişmekte olan ülkeler kalkınırken, Afrika ülkelerinin gücü ve etkisi de yükseliyor.

Toplantıda, BMGK reformunun da bu mevcut durumu yansıtması gerektiğine dikkat çeken Ma, gelişmekte olan ülkelerin, özellikle de Afrika ülkelerinin temsil ve söz haklarının artırılmasına öncelik verilmesi gerekliliğine vurgu yaptı.

Çin'in öteden beri BMGK'de yapılacak meşru ve gerekli bir reformu desteklediğini ifade eden Çinli temsilci Ma, son görüşmede reformlara dair beş konunun dışa açık, şeffaf ve kapsayıcı şekilde derinliğine ele alınarak, reform paketi vasıtasıyla çözüm sağlanması için uygun koşullar yaratılmasını beklediklerini dile getirdi.

(CRI Türk, 5 Şubat 2018)

 

İran’ın Petrol Dışı Ürünler İhracatı Yüzde 1.7 Arttı

İran’ın Petrol dışı ürün ihracatı 10 aylık dönemde yüzde 1.7 artış göstererek 37 milyar dolar oldu.

İran Gümrük İdareleri Başkanı Ferud Askeri yaptığı açıklamada, 10 aylık dönemde, (21 Mart 2017- 21 Ocak 2018) döneminde İran Dış Ticaret hacminin 80 milyar dolar olduğunu belirtti.

Bu dönem içinde 42.8 milyar dolar ithalat gerçekleştiğini ifade eden Askeri, bu rakamın bir önceki yıla göre yüzde 21.9 artış gösterdiğini söyledi.

Askeri, “Petrokimya ihracatı 12.6 milyar dolar olarak gerçekleşti ve bu rakam bir önceki yıla göre yüzde 13 artış göstermektedir” dedi.

Askeri, sıvı gaz ürünleri ihracat miktarının 5 milyar 679 milyon dolar olduğunu ve diğer ürünlerin ihracatının da 18.8 milyar dolar olduğunu ve yüzde 13 artış gösterdiğini söyledi.

Askeri bu dönem içinde doğalgaz ihracatının bir milyar 890 milyon dolar olduğunu ifade etti.

(İRNA, 5 Şubat 2018)

 

İran ve Filipin, Enerji ve Petrokimya Alanında İşbirliğine Vurgu Yaptı

İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Mohammad Cevad Zarif ve Filipin Cumhurbaşkanının Özel Temsilcisi Hose Donşia yaptıkları görüşmede ikili ilişkilerin özellikle enerji ve petrokimya alanında artmasına vurgu yaptılar.

Asya Kıtası Partileri Konfederasyonun başkanı da olan Donşia ve Zarif, Asya Kıtası partileri arasındaki işbirliğine de vurgu yaptılar.

Asya Kıtası Partileri Uluslararası Konferansının 20. Daimi Komite Toplantısı geçen hafta Tahran’da düzenlendi.

Toplantı çerçevesinde ‘’Gerginliklerin azaltılması ve radikalizmle mücadelede siyasi partilerin rolü’’, ‘’Siyasi partiler ve şehirlerde kalıcı gelişme’’, ve ‘’Siyasi partilerin siyasi gelişme ile İpek yolu üzerindeki kültürel ve ticari ilişkilerin artmasındaki rolü’’ isimli oturumlar düzenlenendi.

Toplantıya katılanların yarısından fazlası İslam ülkelerindendi.

Toplantı İran’ın Mutelifeyi İslami Partisinin ev sahipliğinde 25 Asya kıtasından 40 parti ve siyasi kurumunun katılımıyla düzenlendi.

(İRNA, 5 Şubat 2018)

 

Hatimi: IŞİD’i Var Eden Amerika’dır

İran Savunma Bakanı Emir Hatimi, ABD’nin bizzat kendisinin IŞİD’i var ettiğini ve bu terör örgütünü bölge ülkelerine karşı edat olarak kullandığını belirtti.

Afganistanlı mevkidaşı Tarık Şah Behrami ile bugün bulunduğu telefon görüşmesinde Hatimi ABD’nin Suriye ve Irak’ta var ettiği IŞİD’in ağır hezimete uğraması ardından bu radikal terör örgütünü kurtarmaya, azılı teröristlerini de Afganistan’a aktarmaya çalıştığına dikkat çekti.

Hatimi ABD’nin Afganistan ve bölgede askeri gücünü pekiştirme amacıyla her yola başvurduğunun altını çizdi.

ABD’nin Müslümanlara düşmanlığını bir kez daha net bir şekilde kanıtladığını belirten Hatimi, Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak kabul etmesinin de bunu gösterdiğini kaydetti.

(SANA, 5 Şubat 2018)

 

İsrail'in Batı Şeria'daki Yerleşim Birimlerini "Meşrulaştırma" Çabası

İsrail hükümetinin, işgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Havat Gilad Yahudi yerleşim birimini "meşrulaştıran" tasarıyı onayladığı bildirildi.

İsrail'in Yediot Aharonot gazetesinde yer alan habere göre, hükümetin haftalık toplantısında, Batı Şeria'nın kuzeyinde yer alan Nablus kenti çevresindeki Havat Gilad Yahudi yerleşim birimini "meşrulaştıran" tasarı için oylama yapıldı.

Tasarının oy birliğiyle kabul edildiği ve 50 Yahudi aile barındıran Havat Gilad'ın İsrail'e göre, "meşru bir yerleşim birimine" dönüştüğü belirtildi.

Batı Şeria'daki yerleşim birimleri bazen şahıslar tarafından inşa edilirken, bazıları da hükümet kararıyla kurularak yasalara göre "meşru" kabul ediliyor. Buralarda daha çok işgal altındaki Batı Şeria'nın da İsrail topraklarına katılmasını isteyen radikal Yahudiler yaşıyor.

Uluslararası Hukuka Göre "Yasa Dışı"

Uluslararası hukuka göre, işgal altındaki Filistin topraklarındaki tüm Yahudi yerleşim birimleri "yasa dışı" kabul ediliyor.

İsrail'in 1967'den bu yana işgal altında tuttuğu Batı Şeria'da 131, Doğu Kudüs'te 10, Batı Şeria'nın tepelerindeki bölgelerde ise 116 yerleşim birimi kurduğu ifade ediliyor.

Batı Şeria'daki yerleşim birimlerinde yaklaşık 500 bin, Doğu Kudüs'te 220 bin yerleşimcinin ikamet ettiği, İsrail'in uluslararası hukuka aykırı olarak Batı Şeria'daki yerleşimcilerin sayısını kısa sürede 1 milyona çıkarmayı hedeflediği belirtiliyor.

(Anadolu Ajansı, 5 Şubat 2018)

 

Atina'da 'Makedonya Yunandır Yunan Kalacak' Sloganlı Gösteri

Yunanistan'ın başkenti Atina, son yılların en büyük gösterisine ev sahipliği yaptı. Ülkenin her bir köşesinden Atina'nın merkezine akın eden yüzbinlerce kişi, Yunanistan'ın kuzey komşusu Makedonya Cumhuriyeti'nin "Makedonya" adından vazgeçmesi için çağrıda bulundu.

Göstericiler 'Makedonya Yunandır Yunan kalacak' gibi sloganlar attı.

Makedonya'nın Antik Yunan (Helen) tarihinin, medeniyetinin ve kültürünün ayrılmaz bi parçası olduğuna inanan Yunanistan, Makedonya Cumhuriyeti'nin bu adı kullanmakla "tarihi tahrif ettiği" görüşünü savunuyor.

Yunanistan ayrıca, Makedon Kral Büyük İskender'in de Yunan medeniyetinin simgesi olduğu halde başka bir ülke (bugünkü Makedonya Cumhuriyeti) tarafından istismar edilmesini kabul etmeyeceğini söylüyor.

Ünlü Besteci Theodorakis de Katıldı

Yunanistan'ın bir numaralı milli davası haline gelen bu isim tartışması için düzenlenen dev gösteriye ünlü besteci Mikis Theodorakis'in de katılması dikkatleri çekti.

91 yaşındaki besteci, tekerlekli sandalyesiyle getirildiği toplantı alanında bir de konuşma yaptı.

Theodorakis, Yunan milletinin "Yunan tarihi ve milli kimliğiyle bağlantılı olan Makedonya ya da başka bir ülke tarafından istismar edilmesine asla izin vermeyeceğini" söyledi.

Ancak ülkenin aşırı solcuları tarafından "milliyetçilik yaptığı" gerekçesiyle suçlanan Theodorakis'in evine önceki gün kırmızı boyalar atıldı ve evinin duvarına "…sen ki verdiğin mücadelelerle dağlarda yüceldin; şimdi milliyetçiliğin lağımında kayboluyorsun" ifadeleri yazıldı.

Bazı sol gruplar Makedonya için yapılan dev gösteriye karşı kendi yaptıkları milliyetçilik karşıtı gösteride, zaman zaman polis kuvvetleriyle çatışma yaşadı.

Makedonya Cumhuriyeti'nin yeni seçilen Başbakanı Zoran Zaef'in, bir önceki milliyetçi hükümetin aksine Yunanistan'a karşı daha ılımlı bir siyaset izlediği gözleniyor.

İyi niyetini göstermek amacıyla da Üsküp'te "Büyük İskender" adını taşıyan havaalanının adını değiştirmeyi kabul etti.

İki ülke arasındaki isim ihtilafının giderilmesini öngören müzakereler sürerken; Yunanistan, adından vazgeçmediği sürece Makedonya'nın Avrupa Birliği (AB) ve NATO üyeliğini veto etmeyi sürdüreceğini belirtiyor.

(BBC Türkçe, 5 Şubat 2018)

 

Koalisyon Görüşmelerinde Son Gün

Almanya'da dört ay önce yapılan seçimler sonrasında hükümet kurma girişimleri sürüyor. Hristiyan Birlik (CDU/CSU) ile Sosyal Demokrat Parti (SPD) liderleri ve temsilcileri büyük koalisyon olarak adlandırılan hükümeti kurmak için Pazar günü bir kez daha Berlin'de bir araya geldi.

CDU/CSU ile SPD, görüşmelere başlarken 4 Şubat tarihinde koalisyon görüşmelerini sonlandırmayı hedeflediklerini açıklamışlardı.

Görüşme öncesi bir açıklama yapan CDU Genel Başkanı ve Başbakan Angela Merkel, görüşmelerin son gününe "iyi niyetle” girdiğini, ancak bugünkü oturumda önlerinde zorlu müzakere sürecinin olduğunu bildiğini söyledi.

"(Müzakereler) ne kadar sürer, onu şu anda bilemeyiz” diyen Merkel, Cumartesi günkü görüşmelerde iyi çalışıldığını, ancak halen daha üzerinde anlaşılması gereken önemli konuların bulunduğunu belirtti.

Her ne kadar bugün görüşmelerin son günü olarak ifade edilmiş olsa da müzakerelerin sarkması durumunda Pazartesi ve Salı günleri de görüşmelere devam edilebilecek.

Schulz Temkinli Konuştu

SPD Genel Başkanı Martin Schulz da oturum öncesi yaptığı açıklamada görüşmelerin bugün sonuçlanması konusunda emin olmadığını aktardı.

Schulz, “Size bugünün koalisyon görüşmelerinin son günü demek isterdim, ancak bunu günün ilerleyen saatlerinde göreceğiz” dedi.

Sosyal Demokratların üzerinde durduğu kira, sağlık sistemi ve nesnel bir sebep olmadan iş sözleşmesini sınırlama gibi sosyo-politik konularda henüz tam bir uzlaşı olmamasını değerlendiren Schulz, "Uzlaşmaların mümkün olduğunu düşünüyorum, ancak şu ana kadar buna erişemedik” diyerek konuştu.

Uzlaşma Sağlanan Yeni Konular

Cumartesi günkü koalisyon görüşmelerinde taraflar iş kanunu, enerji ve tarım konularında uzlaşma sağladı. Bu uzlaşı doğrultusunda 45 kişiden daha fazla çalışanı olan işyerlerinde çalışanlar istedikleri zaman bir sorun yaşamadan çalışma saatlerini tam zamanlı ve yarı zamanlı olarak değiştirme hakkına erişecekler.

Taraflar ayrıca 2030 yılına kadar başarmak üzere enerji, tarım, ulaştırma ve inşaat sektörlerinde iklim değişimini olumlu yönde etkilemeyi amaçlayan hedeflerde anlaştılar.

SPD'li Çevre Bakanı Barbara Hendricks'e göre 2019 yılında yasalaşacak olan bu hedefler doğrultusunda Almanya "çevre koruma öncüsü” rolünü koruyabilecek.

CDU/CSU ile SPD arasında devam eden koalisyon görüşmelerinden koalisyon anlaşması çıktığı takdirde ilk önce SPD'nin 443 bin üyesinin bu anlaşmaya onay vermesi gerekiyor. SPD üyelerinin onay vermesi durumunda yeni hükümet kurulabilecek ve bu sürecin de Nisan ayına kadar sürebileceği tahmin ediliyor.

(Deutsche Welle Türkçe, 5 Şubat 2018)

 

AB’den Amerika’ya Ticaret Uyarısı

Üst düzey bir Avrupa Birliği yetkilisi, Amerika Başkanı Donald Trump’ın Avrupa Birliği’ne yönelik ticari önlemler alması durumunda Birliğin de karşılık vereceğini söyledi.

Avrupa Birliği bütçe komisyonu üyesi Guenther Oettinger Alman Welt am Sonntag gazetesine yaptığı açıklamada, “Eğer Avrupalı ihracatçılar gümrük vergisi ödemek zorunda kalırsa, bu çift taraflı olur. Ardından Amerikalı ihracatçılar burda gümrük vergisi ödemek zorunda kalır” dedi.

Trump, Avrupa Birliği ile ticaret konusunda rahatsızlığını bir hafta önce belli etmiş, bunun çok büyük biçim değiştirebileceğini kaydetmişti. Avrupa Birliği de eğer

Trump’ın adaletsiz ticaret önlemleri yürürlüğe koyması durumunda hızlı ve uygun bir şekilde karşılık vermeye hazır olduğunu söylemişti.

Oettinger, “Enstrüman kullanan biri bizde de olduğunu bilmeli. Ve Avrupa piyasası da en az Amerika kadar büyük” dedi.

(Amerika’nın Sesi, 5 Şubat 2018)

 

Irak Hükümeti Doğruladı: ABD Askeri Irak’tan Çekilmeye Başladı!

ABD'ye askeri hizmet sağlayan ve Irak'taki ABD üssünde görev alan şirketlerin verdiği bilgiye göre, terör örgütü DEAŞ'ın yenilmesinin ardından Irak'taki silah ve ekipmanların Afganistan'a taşındığını ve geçen hafta çok sayıda Amerikan askerinin ülkeden ayrıldığını belirtti.

İki Iraklı yetkili de Associated Press'e yaptığı açıklamada, Irak ve ABD hükümetlerinin 3 yılı aşkın süredir devam eden DEAŞ'a karşı savaşın başlamasının ardından ilk kez ABD askerlerinin çekilmesi konusunda anlaşmaya vardıklarını doğruladı.

Irak hükümet sözcüsü AP'ye yaptığı açıklamada, ABD askerlerinin ülkeden çekilmeye başladığı yönündeki haberleri doğruladı.

Ordu koalisyon sözcüsü Col. Ryan Dillon AP'ye yaptığı açıklamada, "Irak'taki koalisyonun varlığının devam etmesi ihtiyaçlara bağlı ve Irak hükümeti ile bağlantılı olacak" dedi.

Başbakan Haydar el-İbadi'ye yakın üst düzey bir Iraklı yetkili ise, ABD ile yapılan ilk anlaşmaya göre, şu anda ülkedeki tüm Amerikan birliklerinin yüzde 60'ının geri çekileceğini söyledi.

Plan, Irak ordusunu eğitmeye devam etmek için yaklaşık 4.000 ABD askerini bırakmak. Pentagon, Kasım ayında yayınladığı raporda ülkede yaklaşık 9 bin ABD askeri olduğunu açıklamıştı.

(Haber Türk, 5 Şubat 2018)

 

ABD'nin PKK'ya Gönderdiği Yeni Silahlar Ele Geçirildi

PKK müttefiki ABD, cumartesi akşamı 5 Mehmetçiği şehit eden füzeleri teröristlere TIR yüküyle göndermeye devam ediyor. ÖSO gruplarından Nureddin Zengi tugayınca Afrin sınırında durdurulan kamyon ve TIR’dan Konkurs-Fagot tipi antitank füzeleri çıktı.

Terör örgütü PKK/PYD’yi 5 bin TIR ve 2 bin kargo uçağı dolusu cephaneyle teçhiz eden ABD, Afrin’de Türk askerlerini şehit eden füzeleri teröristlere göndermeye devam ediyor. Muhaliflerin dün Afrin-İdlib sınırında durdurduğu bir kamyon ve bir TIR’dan, aralarında çok sayıda antitank füzesinin de olduğu yüzlerce ağır silah çıktı. Selva ve Şeyh Akil bölgesinde ÖSO gruplarından Nureddin Zengi’ye bağlı savaşçılar, şüphelendikleri kamyonları durdurup aradı. Afrin’e girmek üzereyken durdurulan ‘yakıt tankeri süsü verilmiş’ kamyonun aslında yakıt değil silah taşıdığı anlaşıldı. Muhalifler bunun üzerine TIR’ın dorsesini de aramaya karar verdi. Hemen açılan konteynerde ‘ağzına kadar’ silah yüklü olduğu görüldü.

Emir ABD’den Geliyor

Son olay, PKK’ya şimdiye dek TOW, Milan, Javelin, Konkurs, Fagot, AT-4 tiplerinde binin üzerinde tanksavar füzesi gönderdiği bilinen Pentagon/CIA’nın, teröristlere destekten hiç vazgeçmediğini ortaya koydu. Silah yüklü araçları Afrin’e sevk edenler, İdlib’de konuşlu ABD bağlantılı gruplar. Pentagon/CIA tarafından bölgede ‘doğrudan’ yönetilen bu gruplara verilen silahlar İdlib’in değişik yerlerinde istifleniyordu. Gizli depolardaki mühimmat ve füzeler, PKK’nın ihtiyacı doğrultusunda ve Amerikalıların emriyle bir süredir ‘örtülü şekilde’ Afrin’e gönderiliyor.

Konkurs, Fagot, AT-4

‘Muhalif’ görünümlü ABD yanlısı grupların bölgede daha çok sayıda silah deposu bulunduğu belirtiliyor. ÖSO tarafından Afrin’de durdurulan kamyon ve TIR’dan yüzlerce ağır makineli tüfek, şarjörler, onbinlerce mermi, RPG roketatar ve hepsinden önemlisi, PKK’nın son 2 günde Mehmetçiğe karşı en az 4 saldırıda kullandığı ‘9M113’ kodlu Konkurs tipi tanksavar füzeleri çıktı. Konkurs dışında, ‘9M111’ kodlu Fagot tipi tanksavar da yine konteynerden çıkanlar arasında. ABD’nin PKK’ya gönderdiği silahlar yalnızca Rus menşeili Konkurs ve Fagot’tan ibaret değil. İsveç yapımı AT-4 tanksavarları da yine Amerikalılar tarafından PKK’ya CIA güdümlü gruplarca ulaştırılıyor. Bizzat ABD’nin ürettiği TOW’lar ve Fransız-Alman yapımı Milan füzeleri de PKK’nın elindeki silahlar arasında.

Rus Uçağını Pentagon Düşürdü

Afrin’de PKK’ya örtülü şekilde TIR’lar dolusu silah gönderen Washington, İdlib’de bizzat yönettiği ‘muhalif’ görünümlü gruplara da bir süredir omuzüstü hava savunma silahı MANPADS verdi. Cumartesi günü İdlib’de Rus uçağını düşürenlerin elinde ABD’nin verdiği MANPADS silahı vardı. Bir süre önce yine Lazkiye’de Rus üssü Hymeymim’e ‘muhalif’ maskeli kişilerin organizasyonuyla gerçekleştirilen bomba yüklü İHA saldırısının da bu kapsamda olduğu belirtiliyor. Saldırı sonrası bazı mihraklar Türkiye’nin desteklediği ÖSO gruplarını suçlamış ancak bu kumpas tutmamıştı. Olay sonrası Kremlin’den yapılan açıklamada “Saldırının arkasında kimlerin olduğunu biliyoruz. Türkiye devleti ve ordusunun saldırıyla ilgisi yok” denilmişti.

(Vatan, 5 Şubat 2018)

 

Fitch'ten ABD'nin Rusya Yaptırımları İçin Flaş İddia

"Washington'ın Rusya'ya karşı uyguladığı yaptırımlar en fazla Çin'in işine geliyor. ABD'de bu konuda lobi faaliyeti yapılmış olabilir" Bu yorum uluslararası kredi derecelendime şirketi Fitch'e ait.

Nezavisimaya Gazeta'nın haberine göre, Fitch yöneticisi Dmitri Marniçenko, Reuters ajansına yaptığı değerlendirmede, "ABD'nin yaptırımları sonrası Çin, Rusya'ya krediler veya Rusya'daki stratejik projelerle ilgili yatırımlar konusunda kendi şartlarını dayatabilir" dedi.

ABD yönetiminin, Çin ile büyük çaplı iş yapan ABD şirketlerinin çıkarlarını korumak için Rusya'ya yeni yaptırımlar uygulamış olabileceği öne süren Marniçenko, Rus şirketlerinin Batı bankalarından uzun vadeli ucuz kredilere erişiminin engellenmesi nedeniyle, Çinlilerin kendileri için uygun olan şartlarda petrol ve doğalgaz projelerine girebileceğine işaret etti.

Fitch yetkilisi, yaptırımlar nedeniyle Çin'in, Rusya ile ortak olacağı büyük projelerde de elininin ciddi anlamda güçlendiğinin altını çizdi.

(Sabah, 5 Şubat 2018)