Dünya basınında 31 Ocak 2018 tarihinde öne çıkan başlıklar ve yaşanan gelişmeler…

 

İşte KKTC’de Muhtemel Kabine

Başbakan Hüseyin Özgürgün, hükümeti kurma görevini Cumhurbaşkanına iade etti. Cumhurbaşkanı, kısa sürede görevi CTP Lideri Tufan Erhürman’a verdi. Erhürman, hükümet programını “yeni bakanlarla” çalışacaklarını söyledi.

Partiler Hazır: Hükümet kurma görevini alan Tufan Erhürman, “en kısa sürede” kabineyi cumhurbaşkanına sunacağını ancak en geç hafta başına kadar hükümet protokolü üzerinde hassa bir liderler çalışması olacağını söyledi. Dört parti de büyük oranda bakan isimlerini de belirledi.

Angolemli Sürprizi: Meclis başkanlığının, normalde hükümetin en büyük partisi CTP’de olması fikri yerini, Hüseyin Angolemli’nin başkanlığına bıraktı. Mecliste grubu olmayan TDP’li bir ismi, ancak grubu olan CTP ya da HP grubu önerebilecek. Dört parti de Angolemli’ye sıcak bakıyor.

Sağlık Netleşmedi: Kabinede en çok merak edilen, CTP’nin sağlık, HP’nin içişleri ve TDP’nin Çalışma ve Sosyal Güvenlik bakanlıklarına kimi atayacağı. CTP’de, Sıla Usar ve Aykut İlerici arasında karar verilecek. İçişleri Bakanı HP’li Ayşegül Baybars oluyor. TDP’de Çalışma Bakanlığı görevi Çeler’in İç sayfalarda.

İşte Kabine: Dört parti başkanı da kabinede yer alacak. Partilerin büyük oranda tamamladığı yeni kabine şu isimlerden oluşacak:

Başbakan – CTP – Tufan Erhürman

Dışişleri Bakanı – HP – Kudret Özersay

Maliye Bakanı – DP – Serdar Denktaş

İçişleri Bakanı – HP – Ayşegül Baybars

Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı – HP – Tolga Atakan

Eğitim Bakanı – TDP – Cemal Özyiğit

Sağlık Bakanı – CTP – Değerlendiriliyor

Ekonomi Bakanı – CTP – Fikri Toros

Tarım Bakanı – CTP – Erkut Şahali

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı – TDP – Zeki Çeler

Turizm Bakanı – DP – Fikri Ataoğlu

(Haber Kıbrıs, 31 Ocak 2018)

 

Mevcut Parametreler Temelinde Çözüm Mümkün Değil

TC Dışişleri Bakanlığı: “Özellikle adada tesis edilmesi amaçlanan yeni federal devletin Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum taraflarınca farklı biçimde algılandığı ve Kıbrıslı Rumların, Kıbrıslı Türklerle siyasi eşitlik temelinde bir ortaklığa girmeye niyetli olmadıkları da ortaya çıkmıştır. TC Dışişleri Bakanlığı, Kıbrıs’ta konuşlu Birleşmiş Milletler (BM) Barış Gücü Misyonu’nun görev süresinin uzatılmasına ilişkin BM Güvenlik Konseyi (BMGK) kararının ardından, "Önümüzdeki dönemdeki herhangi bir sürecin ancak adadaki mevcut gerçekleri ve geçtiğimiz yarım asır boyunca sürdürülen müzakerelerden elde edilen deneyimi yansıtan bir temel üzerinde inşa edilmesi ile buna uygun beklenti ve hedeflere yönelik olması halinde başarılı olabileceğini değerlendiriyoruz." ifadelerini kullandı. Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, Kıbrıs’ta konuşlu Birleşmiş Milletler Barış Gücü Misyonu’nun görev yönergesinin 6 aylık bir süre için yenilenmesine ilişkin son BMGK kararının dün kabul edildiği hatırlatıldı.

Kıbrıslı Rumların Eşitlik Temelinde Bir Ortaklığa Girme Niyeti Yok

Konu hakkında 27 Temmuz 2017’de kabul edilen bir önceki kararda yer alan, Kıbrıs meselesinin çözüm sürecinin gelecekte ne şekilde sürdürüleceği hususunda peşin hüküm içeren yazımların bu karar metninde de muhafaza edildiği kaydedilen açıklamada, BM Genel Sekreteri’nin çağrısı çerçevesinde tarafların ileriye dönük muhtemel hareket tarzını değerlendirmekte oldukları bir dönemde, kararda bu gibi ifadelerin kaydedilmesinin arkasında yatan nedenleri anlamakta güçlük çekildiğinin altı çizildi. Söz konusu son kararda, çözüm sürecinin gelecekte başarılı olmasına yönelik beklentilere de yer verildiği vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi:

Bu gibi beklentiler değerlendirilirken, Kıbrıs Konferansı’nın sonuçsuz kalmasının nedenlerinin her halükarda doğru irdelenmesi gerekir. Nitekim konferansın 28 Haziran-7 Temmuz 2017 tarihlerinde yapılan son oturumu, müzakere başlıklarının birçoğunda kilit hususlarda ciddi görüş ayrılıklarının bulunduğunu gözler önüne sermiştir. Bu bağlamda özellikle adada tesis edilmesi amaçlanan yeni federal devletin Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum taraflarınca farklı biçimde algılandığı ve Kıbrıslı Rumların, Kıbrıslı Türklerle siyasi eşitlik temelinde bir ortaklığa girmeye niyetli olmadıkları da ortaya çıkmıştır. Keza Kıbrıs Rum tarafının, oluşturulması öngörülen yeni düzen çerçevesinde Kıbrıs Türk tarafının geçmişte yaşanan acı deneyimlerden kaynaklanan haklı güvenlik endişelerini giderebilecek bir yapının tesisini kategorik şekilde reddetmesi de uzlaşmanın önündeki ciddi bir diğer engeli oluşturmuştur.

Kıbrıs’da Mevcut Parametreler Temelinde Bir Çözüm Mümkün Değil

Kıbrıs Konferansı’nın kapanmasının hemen ardından Sayın Bakanımız (Mevlüt Çavuşoğlu) tarafından yapılan açıklamada, mevcut parametreler temelinde bir çözüme ulaşılmasının artık mümkün görünmediğinin vurgulanması da bu tespitlere dayanmaktadır. Bu nedenle, önümüzdeki dönemdeki herhangi bir sürecin ancak adadaki mevcut gerçekleri ve geçtiğimiz yarım asır boyunca sürdürülen müzakerelerden elde edilen deneyimi yansıtan bir temel üzerinde inşa edilmesi ile buna uygun beklenti ve hedeflere yönelik olması halinde başarılı olabileceğini değerlendiriyoruz.

(Gündem Kıbrıs, 31 Ocak 2018)

 

Kazakistan-Azerbaycan İlişkileri

Kazakistan ile Azerbaycan hükümetleri arasında karayolu taşımacılığının geliştirilmesine yönelik geçen aylarda imzalanan anlaşma, Kazakistan Parlamentosu’nun üst kanadı olan Senato’da kabul edildi. Konuyla ilgili açıklamada bulunan Kazakistan Cumhuriyeti Yatırım ve Kalkınma Bakanı Jenis Kasımbek; Kabul edilen anlaşmanın, Azerbaycan istikametine karayolu ile yapılan yük taşımacılığını önemli ölçüde arttıracağını söyledi. Kasımbek, Azerbaycan dahil olmak üzere bugüne kadar 41 ülke ile karayolu taşımacılık anlaşmaları imzalandığını da ifade etti. Anlaşma ile iki ülke arasındaki karayolu taşımacılığının ve ticari – ekonomik işbirliğinin daha da gelişmesi bekleniyor.

(Kabar / TRT Avaz, 31 Ocak 2018)

 

İslam Kerimov İngiltere'den Siyasi Sığınma İstedi

Eski Özbek devlet başkanı İslam Kerimov'un yolsuzluktan hapiste tutulan kızı Gülnara Kerimova'nın 25 yaşındaki oğlu İslam Kerimov’un İngiltere'den siyasi sığınma hakkı istediği bildirildi. BBC'nin Özbek servisinin küçük İslam Kerimov'un Londra’daki avukatına dayandırarak yayınladığı haberde siyasi sığınma başvurusunun bir ay önce yapıldığı bildirildi. Torun Kerimov’un annesi Gülnare Kerimova şu anda Özbekistan’da hapiste tutuluyor. Daha önce, Özbekistan Başsavcılığı Organize Suçlar ve Yolsuzlukla Mücadele Dairesi'nden yapılan açıklamada, eski Cumhurbaşkanı İslam Kerimov'un kızı Gülnara Kerimova’nın Özbekistan Ceza Kanunu 168, 178, 182, 189, 228 ve 243 maddeleri boyunca suçlandığını ve hakkında gözaltına alma kararının çıkarıldığı kaydedildi. Kerimova’ya organize suç görgütü üyelerinin ifadeleri, tanıklar, mağdurlar, örgütün kontrolündeki 14 şirket ve  16 offshore şirkette yapılan denetim raporları, ekspertiz sonuçları dahil olmak üzere dava kapsamında toplanan kanıtlara dayanarak suçlama yöneltildiği belirtildi. Bunun yanı sıra 21 Ağustos 2015 tarihinde Kerimova hakkında 5 yıl hapis cezası kararı çıkarıldığı belirtilen açıklamada iki dava çerçevesinde Kerimova’nın yer aldığı organize suç örgütü faaliyetlerinin devlet ve vatandaşlara toplam 26,1 milyon Euro zarar verdiği kaydedildi.

(Kırım Haber Ajansı, 30 Ocak 2018)

 

Enerji Verimliliğinde 30 Milyar Dolarlık Tasarruf Öngörülüyor

Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı kapsamında alınacak önlemlerle 2033 yılına kadar toplamda 30,2 milyar dolarlık tasarruf sağlanması bekleniyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından hazırlanan "Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı 2017-2023"e göre, söz konusu dönemde enerji verimliliğine ilişkin 55 faaliyet belirlendi. Plandaki 55 eylemin etki ve uygulama süreleri bir yıldan 40 yıla kadar değişiyor. Bu önlemlerle Türkiye'nin her geçen gün artan enerji talebinin 2023'e kadar yüzde 14 azaltılması hedefleniyor.

Üç Bin Megavat Santrale Denk

Türkiye'de 15 yılda toplam 30,2 milyar dolarlık enerji tasarrufu sağlanması öngörülüyor. Enerji verimliliği sayesinde ayrıca 2,5 milyar dolarlık 3 bin megavat kapasiteli doğalgaz santralinin kurulmasına gerek kalmayacağı hesaplanıyor. Plandaki eylemler tarımdan, sanayiye, ulaşıma, binalarda enerji verimliliği uygulamaları ve çatılarda güneş santralleri kurulmasına kadar birçok alanda gerçekleştirilecek. Söz konusu yatırımlar kamu ve özel sektör tarafından yapılacak. Plan kapsamında 2023'e kadar kümülatif olarak 23,9 milyon ton eşdeğer petrol tasarruf sağlanacak ve bu tasarrufun sağlanması için 10,9 milyar dolar yatırım gerçekleştirilecek.

Binalar İçin Ulusal Veri Tabanı Oluşturulacak

Eylem planı kapsamında, Türkiye'de binalara ilişkin başlıca özelliklerle birlikte kentsel ve kırsal alanlardaki binaların sayısı ve tipolojisini içeren bir envanter geliştirilecek. Belirli ölçekteki binaların gerçek enerji tüketim ve emisyon verilerinin toplanması, kıyaslama yapılması ve binaların enerji verimliliği açısından değerlendirilmesinin yapılabileceği bir ulusal veri tabanı oluşturulacak. Binalarda enerji verimliliğinin artırılması ve halkın bilinçlendirilmesi için kılavuz ve rehber dokümanlar hazırlanacak. Yeni binaların "C" olan asgari enerji performans sınıfının "B" veya "A" sınıfına yükseltilebilmesi için yapılacak yatırımlar özendirilerek, bina sahiplerine doğrudan veya dolaylı destek sağlanacak.

Güneşten Üretilen Fazla Elektrik İçin Mahsuplaşma

Binalarda yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımına yönelik engeller azaltılacak, idari süreçler daha kolay ve hızlı hale getirilecek. Bu kapsamda, güneş paneli kullanılan binaların şebeke işletmecileriyle mahsuplaşması kolaylaştırılacak. Üretilen elektriğin ve ısı enerjisinin öz tüketimden fazlasının satışına yönelik gerekli düzenlemeler de eylem planı kapsamında gerçekleştirilecek.

Faturalara Yeni Detaylar Ekleniyor

Bu arada, tüketicilerin bilinçlendirilmesi ve daha önceki tüketimleriyle kıyaslama yaparak enerji tasarrufu sağlamaları amacıyla, elektrik ve doğalgaz faturalarına yeni detaylar eklenecek. Tüketicilerin verimli olmayan alışkanlıklarından kaçınması, enerji verimliliği iyileştirme önlemleri, enerji tüketen ekipmanların tasarruf olanakları hakkında bilgiler içeren bir uygulama, mevzuat geliştirilip enerji tedarik şirketleriyle iş birliği içinde hayata geçirilecek.

Hedef Yerli Kaynak

Eylem planında yer alan kategoriler bazında 6 ayrı izleme ve denetleme komisyonu kurulacak. Bu komisyonlarda ilgili kurum ve kuruluşlardan uzman düzeyinde en az bir kişi yer alacak. Söz konusu komisyonlar bu yıl mayıs ayından başlamak üzere altışar aylık aralıklarla her yılın mayıs ve kasım aylarında eylemlerin gerçekleşme düzeyine ilişkin gelişmeleri değerlendirip ek önlemleri ilan edecek. Bu kapsamda 2018'in enerji yoğunluğunun azaltılarak verimliliğin sağlanacağı ve yeni çalışmaların da ortaya konulacağı "odaklanma yılı" olması planlanıyor. Eylem planı çerçevesinde, enerji sektörünün ayrıca daha çok yerli ve yenilenebilir kaynaklarla büyümesi amaçlanıyor.

(Yeni Şafak / Trend, 31 Ocak 2018)

 

Ruhani: “İran Halkı Aydınlıktan Karanlığa Geri Dönmeyecektir”

İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, İran halkının aydınlıktan karanlığa geri dönmeyeceğini söyledi. İran İslam Cumhuriyeti kurucusu İmam Humeyni’nin Kabri başında kendine saygı duruşunda bulunan Ruhani, yaptığı açıklamada, ‘’İstikbar gücünü elinde tuttuğunu düşünerek, BM Güvenlik Konseyini toplantıya çağıranlar, İran milletinin aydınlıktan karanlığa geri dönmeyeceğini bilmeliler’’ dedi.

İmam Humeyni’nin miras bıraktığı düzenin temelinin İslam’a dayalı demokrasi ve Cumhuriyeti olduğunu ifade eden Ruhani, ‘’İmam’ın öğretisi hükümetin devamının halkın görüşü ve oyu ile olmasıdır’’ dedi. İslam Devriminden 40 sene geçtiğini 40 sene önce kimsenin halk gücüne dayanarak güçlü silahlı güçlere sahip bir yönetimin devrilebileceğini tahmin etmediğini ifade eden Ruhani, Devrimden bir yıl önce Amerikan Başkanının Tahran’ı ziyaret ettiğini ve bir sene sonra aynı günlerde İmam Humeyni’nin İran’a geri dönebileceğinin düşünülmediğini söyledi.

İmam Humeyni’nin İran’a döndükten 10 gün sonra halka dayanarak rejimi devirmeyi başardığını ifade eden Ruhani, İmam Humeyni’nin toplumun siyasi boyutlarını bildiğini söyledi. İmam Humeyni’nin isteğinin halkın eli ile demokratik ve halka dayalı bir hükümet oluşturmak olduğunu ifade eden Ruhani, ‘’İmam bize halkın milli egemenliği kazandığını ve koruyacağını öğretti. İmam bize halkın bağımsızlığını ve hürriyetini kazandığını ve sonsuza kadar İslam Cumhuriyetini koruyacağını öğretti’’ dedi.

Ülkede önemli ve temel üç şeyin İslam, İran milleti ve İran ülkesi olduğunu ifade eden Ruhani, her şeyin bunların ekseninde döndüğünü söyledi.

Ruhani, ‘’İslam var olduğu, halkın İslam kültürüne ve İran’a aşık olduğu ve milli güvenliğe saygı duyduğu sürece hiçbir güç İran’ı yolundan geri çeviremez’’ dedi.

Demokrasinin ana yolunun seçimler olduğunu ifade eden Ruhani, halkın seçimlerle görüşlerini bildirdiğini, İslam Cumhuriyetinde bugüne kadar 12 Cumhurbaşkanlığı, 10 Meclis, 5 Uzmanlar Meclisi yapıldığını belirtti.

Demokrasinin seçimlerin yanında halkı sürekli katılımı, birliği ve eleştiri hakkı da olduğunu belirten Ruhani, ‘’Kimse büyük İran halkını görüşünü bildirmek ve eleştirmekten hatta itiraz etmekten alıkoyamaz ve tüm yetkililerin kulakları halkın istekleri karşısında açık olmalı’’ dedi. Ruhani, hükümetlerin halkın istekleri, eleştirileri, itirazlarının sesini duyması gerektiğini belirtti. Ruhani, ‘’Biz istibdadın tekrar İran’a geri gelmesine izin vermeyeceğiz, halkın yanında, halkın isteklerini gerçekleştirmek için hazırız’’ dedi.

(Haber Türk, 31 Ocak 2018)

 

Lübnan Başbakanı Hariri, Türkiye'de

Başbakan Binali Yıldırım, resmi ziyaret için Türkiye'ye gelen Lübnan Başbakanı Saad Hariri'yi törenle karşıladı. Çankaya Köşkü'ndeki tören, iki ülke milli marşlarının çalınmasıyla başladı. Hariri, daha sonra Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı Tören Taburu'nu 'merhaba asker' diyerek selamladı. İki ülke heyetlerinin takdiminin ardından Yıldırım ve Hariri, Çankaya Köşkü'nün merdivenlerinde tokalaşarak basına poz verdi. Törende, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile diğer ilgililer de hazır bulundu. İkili ilişkilerin ele alınacağı görüşmelerde, güncel bölgesel ve uluslararası konularda görüş alışverişinde bulunulacak.

(Sputnik, 31 Ocak 2018)

 

Dışişleri Bakanlığından 'Soçi' Açıklaması

Dışişleri Bakanlığı, Soçi'de düzenlenen Suriye Ulusal Diyalog Kongresi’nin davet üzerine muhalefetin garantörü sıfatıyla Türkiye tarafından izlendiğini açıkladı. Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, “Rusya Federasyonu'nun (RF) ev sahipliğinde 30 Ocak 2018 tarihinde Soçi'de düzenlenen Suriye Ulusal Diyalog Kongresi, davet üzerine muhalefetin garantörü sıfatıyla Türkiye tarafından da izlenmiştir. Türkiye, RF'nin ‘Suriye Ulusal Diyalog Kongresi’ girişimi konusunda başından beri yapıcı bir tutum sergilemiştir. Ülkemiz, BM'nin katılımı sağlanabildiği ve muteber muhalefetin siyasi süreçteki rolü layıkıyla teslim edildiği takdirde Cenevre sürecine katma değer sağlayabileceği düşüncesiyle bu girişimi desteklemeye hazır olduğunu Sayın Cumhurbaşkanımızın katıldığı 22 Kasım 2017 tarihli Soçi Zirvesi'nde kayda geçirmiştir” denildi. Açıklamada, son dönemde sahada yaşanan ateşkes ihlalleri ve Kongre konusunda giderilemeyen birtakım endişe ve belirsizlikler sonucunda Müzakere Yüksek Kurulu ve Suriye Ulusal Koalisyonu’nun aldığı Kongre'ye katılmama kararı hatırlatılarak, “Öte yandan, Kongre'ye katılmak üzere Ankara'dan Soçi'ye giden muhalefet heyeti, Kongre vesilesiyle havaalanına ve kongre merkezine yerleştirilen rejim bayraklı resim ve logolara tepki göstererek, ülkeye giriş yapmak istememiştir. Kongre'nin en önemli sonucunu, bir anayasa komitesi kurulması yönünde çağrı yapılması ve bu komite için 150 kişilik bir aday havuzu belirlenmesi teşkil etmiştir. Kongre'ye katılmama kararı alan muhalif grupları Kongre'de temsil etme yetkisini üstlenen Türk heyeti, muhalefetle bilistişare hazırlanan 50 kişilik bir aday listesi sunmuştur. Bundan sonraki aşamada, BM Suriye Özel Temsilcisi'nin, BM Güvenlik Konseyi'nin 2254 sayılı kararı uyarınca bugüne kadar yürütülen Cenevre süreci kapsamında, muhalefetin orantısal temsilini de gözeten bir anayasa komitesi kurması beklenmektedir. BM Suriye Özel Temsilcisi, bu komiteyi oluştururken 150 kişilik listeden veya dışarıdan isimler tayin edebilecektir. Anayasa komisyonunun oluşturulmasına dair çalışmalar muhalefetin garantörü sıfatıyla Türkiye tarafından da yakından takip edilecektir” ifadeleri yer aldı. Türkiye’nin 2254 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararı uyarınca Suriye'de gerçek bir siyasi değişim getirecek bir siyasi çözüm sağlanmasına yönelik çabalara her platformda katkı vermeyi sürdüreceğinin vurgulandığı açıklamada, “Türkiye, Suriye'deki çatışan tarafların muteber bir siyasi çözümün müzakeresine yönlendirilmesini teminen sahada ve rejim üzerinde nüfuzu olan tüm aktörlerin üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirmelerini beklemektedir” denildi.

(İHA, 31 Ocak 2018)

 

Suudi Arabistan Yolsuzluktan Tutukladığı Prenslerden 106 Milyar Dolar Toplayacak

Suudi Arabistan hükümeti yolsuzluk operasyonu kapsamında gözaltına alınan işadamları ve siyasi yetkililerle yapılan anlaşmalar sonunda 106 milyar dolar alacağını açıkladı.

Suudi Arabistan Başsavcısı Şeyh Suud el Mojeb yaptığı yazılı açıklamada "Mali uzlaşmanın tahmini değeri 106 milyar dolar. Bu tutarı hisseler, mülk, ticari varlıklar, tahviller, nakit ve diğer varlıklar oluşturuyor" dedi. Bu tutar eğer başarıyla devredilirse düşük petrol fiyatları nedeniyle mali anlamda zorlanan Suudi Arabistan hükümeti için önemli bir destek anlamına geliyor. Ülkenin bütçe açığının bu yıl 52 milyar dolar olması bekleniyor.

Açıklama ayrıca Suudi Arabistan'ın Veliaht Prensi Muhammed bin Selman için de siyasi bir başarı olarak görülüyor. Bin Salman geçen yıl Kasım ayında yolsuzluk operasyonunu başlatırken hükümete getirisinin 100 milyar dolar civarında olacağını tahmin etmişti.

Operasyonlarda düzinelerce üst düzey yetkili, prensler, iş adamları ve devlet adamları gözaltına alınmış ve Riyad'daki lüks Ritz-Carlton otelinde sorgulanmıştı.

(BBC, 31 Ocak 2018)

 

Afganistan'da 6,1 Büyüklüğünde Deprem

Afganistan'da 6,1 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Merkez üssü ülkenin kuzeydoğusundaki Badahşan vilayetinin Curum ilçesi olan 6,1 büyüklüğündeki deprem, Afganistan'ın yanı sıra Pakistan ve Hindistan'da hissedildi.  ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi (USGS) verilerine göre, yerin 189 kilometre derinliğinde meydana gelen depremde Afganistan'da ölen veya yaralanan olup olmadığı henüz bilinmiyor. Afganistan'daki deprem, Pakistan'ın başkenti İslamabad'ın yanı sıra ülkenin Afganistan sınırında bulunan Belücistan ve Hayber Peştunhuva eyaletlerinde hissedildi.  Pakistan'ın batısında yer alan Belücistan eyaletinin yönetim merkezi Ketta'da bazı evlerin yıkıldığı, enkazın altında kalan bir kız çocuğunun hayatını kaybettiği bildirildi.  İlk belirlemelere göre eyalet genelinde 9 kişinin de deprem nedeniyle yaralandığı kaydedildi. Öte yandan kuzeydeki Hayber Peştunhuva eyaletinde de yıkımların olduğu, depremde 10 kişinin yaralandığı belirtildi.

Başkent İslamabad'da da hissedilen deprem nedeniyle insanlar sokaklara çıktı, trafik durdu. Korku ve paniğe neden olan deprem nedeniyle çalışanlar bir süre iş yerlerine dönemedi.

Hindistan'ın kuzeyini de etkileyen deprem, başkent Yeni Delhi ve Cammu Keşmir'de de hissedildi. Hindistan'da şu ana kadar deprem nedeniyle herhangi bir yıkımın rapor edilmediği ifade edildi.

(Anadolu Ajansı, 31 Ocak 2018)

 

ABD Dışişleri Bakanı Tillerson: “Katar ve Körfez Ülkelerindeki Gerginlik ABD'yi Etkiledi”

ABD Dışişleri Bakanı Tillerson, "Katar ve diğer Körfez ülkeleri arasındaki gerginliğin olumsuz sonuçları oldu. Bu gerginlik müdahil olan ülkelerin yanı sıra ABD'yi de askeri ve ekonomik olarak etkiledi." dedi. ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson, ABD Savunma Bakanı Jim Mattis, Katar Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman El Sani ve Katar Savunma Bakanı Khalid Bin Muhammed Al-Attiyah’nın katıldığı ABD ve Katar arasındaki üst düzey toplantı sonrasında konuştu. Tillerson, "Katar ve diğer Körfez ülkeleri arasındaki gerginliğin olumsuz sonuçları oldu. Bu gerginlik müdahil olan ülkelerin yanı sıra ABD'yi de askeri ve ekonomik olarak etkiledi." dedi.

Taraflara gerginliği sona erdirme çağrısında bulunan Tillerson, "Taraflara olumsuz söylemi düşürmesi ve tansiyonu daha da gerecek tutumlardan kaçınmaları çağrısında bulunuyoruz." ifadelerini kullandı. "Katar Devleti ve halkı haksız ve illegal bir şekilde blokaja uğradı"

ABD Savunma Bakanı Mattis de Körfez bölgesinde sükunetin sağlanmasının önemine vurgu yaparak, "Bu bölgede kurulacak bir fikir birliği önemlidir." dedi. Mattis, "Birleşik bir Körfez İşbirliği Konseyi terörle mücadele başta olmak üzere bizim de farklı birçok noktada gücümüzü arttırmamızı sağlar. Özellikle de DEAŞ'ı yenmek önemli ve İran bölgede habis çalışmalarını devam ettiriyor." şeklinde konuştu. Katar Dışişleri Bakanı El Sani ise yaptığı konuşmada, Tillerson ve Mattis'e kendilerine karşı blokaj uygulayan ülkelere karşı bir pozisyon aldıkları için teşekkür etti. El Sani, "Katar Devleti ve halkı haksız ve illegal bir şekilde blokaja uğradı. Bu süreç bölgede istikrarın sağlanmasını sabote etmiştir. (Tillerson ve Mattis) Bu süreçte aldıkları rolden dolayı kendilerine teşekkür ederiz." açıklamasında bulundu. Katar Savunma Bakanı Al-Attiyah da ileriki yıllarda ABD ve Katar arasındaki askeri iş birliğinin daha da artacağını kaydetti.

(Anadolu Ajansı, 31 Ocak 2018)

 

Yusuf Makamı'na Girilmesi Gerginlik Çıkardı

Görgü tanıklarından alınan bilgiye göre, yüzlerce Yahudi yerleşimci, sabahın erken saatlerinde Nablus kentinin Balata el-Beled Mahallesi'nde yer alan "Yusuf makamına" girerek dini ritüellerini yaptıktan sonra şarkılar eşliğinde dans etti.

İsrail ordusu da bu arada, Yahudi yerleşimcilerin güvenliğini sağlamak üzere bölgeyi Filistinlilerin girişine kapattı. Filistinli gençlerin bunu protesto etmesi üzerine İsrail askerleri, gerçek ve plastik merminin yanı sıra göz yaşartıcı gaz kullanarak gençlere müdahale etti.

İsrail askerlerine taşla karşılık veren Filistinli gençler, lastikler yakarak yolları kapatmaya çalıştı. Konuya ilişkin İsrail makamlarından bir açıklama yapılmadı.

Yahudiler, Batı Şeria’nın Nablus kentinde bulunan "Yusuf makamında", Hazreti Yusuf'un kabri olduğuna inanıyor. Ancak birçok arkeolog söz konusu kabrin sadece birkaç asır geçmişi olduğunu kaydederek, bu inancın doğru olamayacağını, kabrin Yusuf ed-Duveykat isimli Müslüman'a ait olduğunu ifade ediyor.

(Hürriyet, 31 Ocak 2018)

 

ABD'den Körfez Liderlerine Uzlaşma Çağrısı

Amerika Dışişleri ve Savunma Bakanları, Körfez İşbirliği Konseyi üyesi ülkelerine, Katar’la ilgili gerginliği giderme çağrısı yaptı. Katar’da iki ülkenin (ABD ve Katar) dışişleri ve savunma bakanlarının ortak görüşmelerinin ardından konuşan Rex Tillerson, tüm tarafların gerginliği daha da tırmandıracak söylem ve eylemlerden kaçınmasının kritik öneme sahip olduğunu vurguladı.  Suudi Arabistan, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır, aşırıcı grupları desteklemek ve bölgeyi istikrarsızlaştırmakla suçladıkları Katar’a ticaret ve diplomatik ambargolar uygulamaya başlamış, tüm ilişkilerini kesmişlerdi. Katar ise bu suçlamaları reddetti.

ABD Savunma Bakanı James Mattis ise, Körfez İşbirliği Konseyi’nin birlik içinde davranması halinde, terörle etkin mücadele başta olmak üzere IŞİD’i mağlup ederek İran’ın olumsuz etkilerinin bölgeye yayılmasına karşı etkili bir konumda olduğunu, bu nedenle konsey üyesi ülkelerin bölgenin istikrar ve refahı için barışçı bir çözümü sağlaması gerektiğini kaydetti. Tillerson tırmanan krizi sonlandırabilmek için 2017 yılı haziran ayında üst düzey Katarlı ve Kuveytli yetkililerle görüşmüştü.  Katar ABD’nin bölgedeki en büyük askeri üssüne ev sahipliği yaparken, Katar gerginliğinde Suudi Arabistan’ın yanında yer alan Bahreyn’de ABD’nin 5’inci Filosu demirli bulunuyor.

(Amerika’nın Sesi, 31 Ocak 2018)

 

Trump Guantanamo'yu Kapatmayacak

ABD Başkanı Trump ilk ulusa sesleniş konuşmasını yaptı. Trump, 11 Eylül sonrası açılan Guatanamo kampını kapatmayacağını söyledi. Guantanamo'nun kapatılması selefi Obama'nın vaatleri arasındaydı. ABD Başkanı Donald Trump, Kongre'de yaptığı ilk 'Ulusa Sesleniş' konuşmasında "bütün Amerikalıların tek bir takım ve tek bir aile olduğunu" söyledi. Trump herkesi "daha güvenli, güçlü ve onurlu bir Amerika için el ele vermeye" çağırdı.

Trump muhalefetteki Demokrat Parti'ye de işbirliği önerdi. ABD Başkanı "Herkesi görüş ayrılıklarını bir yana bırakıp, bizleri seçen insanlara hizmet edebilmek için nasıl birlik ve beraberlik içinde hareket edebileceğimize bakalım" dedi.

Guantanamo Açık Kalacak

ABD Başkanı Kongre'deki konuşmasında Guantanamo kampını kapatmak niyetinde olmadığını da açıkladı. Trump, 'Birliğin Durumu' adı verilen konuşması öncesinde Guantanamo'nun açık kalması için gerekli başkanlık kararnamesine imza attı.

Guantanamo'nun kapatılması, Trump'ın selefi Barack Obama'nın seçim vaatleri arasındaydı. Ancak Obama iki dönem süren başkanlığı süresince bu vaadini yerine getirememişti. Terör şüphelilerinin tutulması amacıyla 11 Eylül saldırılarının ardından George W. Bush döneminde açılan Guantanamo kampında hala 41 tutuklu bulunuyor.

Amerikan Rüyasına Vurgu

Donald Trump vergi reformunu tarihi bir başarı olarak tanımladığı konuşmasında bu sayede orta sınıf ve küçük ölçekli işletmelerin vergi yükünün azalacağını ve "Amerikan rüyasını yaşamaya başlamak için bundan iyi fırsat bulunamayacağını" söyledi.

Amerikan ekonomisindeki canlanmaya da işaret eden Donald Trump ekonominin büyümekte olduğunu ve borsalarda rekorlar kırıldığını ifade etti ve "Ben göreve başladıktan sonra istihdam 2,4 milyon arttı ve yıllardır yerinde sayan ücretler yerini artan ücretlere bıraktı" dedi. Uluslararası ticarette kuralların çiğnenmesine izin vermeyeceklerini belirten Trump 'Amerikan işçisini ve Amerikalıların fikri mülkiyetini güçlü yasalarla koruyacaklarını' sözlerine ekledi.

ABD'deki 1,8 milyon kaçak göçmene ABD vatandaşlığına geçme şansı tanıyabileceklerini belirten Trump, "şartları yerine getiren karakter sahibi göçmenlerin ABD vatandaşı olabileceklerini" dile getirdi. Başkan Trump bu kolaylığın karşılığında Meksika sınırına örülecek duvar için kaynak ayrılmasını istedi.

Henüz o Güne Gelinmedi

Kuzey Kore'nin nükleer programıyla ilgili anlaşmazlıkta Pyongyang rejimine taviz verilmemesi uyarısında bulunan ABD Başkanı, "rejimin nükleer silahlara kavuşma gayretlerini vurdumduymazlıkla sürdürmesinin ABD'yi tehditle burun buruna getirebileceğine" işaret etti. Amerikan nükleer gücünün modernize edilmesi gerektiğini belirten Donald Trump "Belki ilerde bütün dünya devletlerinin el ele verip nükleer silahlarını imha edecekleri mucizevi gün gelecektir, ancak o günün henüz uzağındayız" dedi. Donald Trump'ın 'Ulusa Sesleniş' konuşmasıyla daha önceki kutuplaştırıcı beyanat ve Twitter mesajlarının aksine pragmatik ve uzlaştırıcı mesajlar vermesi dikkat çekti. Kamuoyu araştırmaları, Başkan Trump'ın ABD toplumundaki ayrışmayı körüklediği görüşünün çoğunluk tarafından paylaşıldığını ortaya çıkarmıştı.

(Deutsche Welle, 31 Ocak 2018)

 

ABD'ye Gelen Mülteci Sayısında Rekor Düşüş

Amerikanın Sesi’nin resmi kayıtlara ilişkin değerlendirmelerine göre Trump yönetiminin ilk dört ayı içinde mülteci programında önemli değişiklikler söz konusu oldu. Trump yönetimi altında Amerika’nın mülteci programının ilk dört ayı, ülkeye gelen müslüman mültecilerin sayılarındaki dramatik azalış ve bu kişilerin geldikleri ülkelerdeki ciddi değişimle tanımlanabilir.

1 Ekim 2017-25 Ocak 2018 tarihleri arasındaki mali yıl sürecinde, Başkan Trump yönetimindeki Amerika’ya gelen mültecilerin yüzde 13’ü müslümanlardan oluşuyor. Bu, kuralları bir önceki Başkan Obama tarafından belirlenmiş olan programın ilk 9 ayıyla kıyaslandığında yüzde 35’ten yüzde 13’e bir düşüş olduğuna işaret ediyor.

Bu süre içinde önde gelen 6 müslüman ülkeden gelenlerde ciddi bir düşüş yaşandı. Ocak ayından Eylül’e kadar mevcut mültecilerin yüzde 10’unu oluşturan Iraklılar’da oran yüzde 1’e düştü. Suriyeli mültecilerin oranı da yüzde 8’den yüzde 1’in altına indi. Somali’den gelen mülteci sayısı da yüzde 10’dan yüzde 2’ye geriledi. İran, Sudan ve Afganistan’dan gelen göçmen sayısında da ciddi düşüşler kaydedildi. Bir yıl içinde üç kararname 27 Ocak 2017 Cuma günü öğleden sonra görev süresinin birinci haftasında Başkan Donald Trump, seyahat kısıtlamasıyla ilgili bir başkanlık kararnamesi yayınladı. Bu, Trump’ın, göreve gelir gelmez yaptığı ilk icraatlardan biri oldu. Bu kararname, daha sonra yayınlayacağı üç seyahat yasağı kararnamesinin ilki oldu. Kararnameler, Amerika’ya bazı ülkelerden mülteciler de dahil birçoklarının gelmesine yasak getiriyordu. Pogramı kadar hızlı bir engellemeyle karşılaşmadı. Başkan Trump’ın seyahat yasağında ileri sürülen gerekçe, mülteci programını askıya alarak güvenlik kontrollerini genişletmek ve mülteci olarak kabul edilenlerin Amerika’nın güvenliği ve refahına zarar vermesini önlemek olarak açıklandı. Geçen yıl mülteci oranları rekor düzeyde düştü çünkü yönetim mülteci kabul sayılarını da en düşük seviyelere çekti. Mülteci kabul programı, ilan edildiği 1980 yılından bu yana, en düşük seviyeleri gördü. Programın önde gelen çalışanları görevlerini bıraktı. Mültecilerin yerleşimi konusunda yardımcı olan kurumlar Amerika Dışişleri Bakanlığı’nın da talebiyle yurt içi ve yurt dışında çalışan sayılarını düşürdü ve yurt içindeki 50 ofisini kapattı.

Başlangıçta Trump, mülteci kabulünü durdurma kararını Amerika’nın güvenliği ve refahına karşı tehdit oluşturmayacak şekilde kişilerin kabulü için geçici bir uygulama olarak nitelendirdi. Ancak Ocak ve Mart ayında yayınlanan başkanlık kararnamelerine karşı mahkeme kararlarının ardından da yönetim durmadı.

Ekim ayındaki bir başka kararnameyle 11 ülkeye yönelik mülteci programı daha da sıkılaştırıldı. Uzmanlar yıllar seviyesinde değilse bile aylarca bu ülkelerden Amerika’ya gelişlerin engelleneceğini belirtiyor.

Yetkililer doğrudan ülkelerin isimlerini vermedi ama medyaya yansıyan bilgiler bunların yüksek güvenlik taraması altında olan ülkeler olduğunu gösterdi.

Bu ülkelerden Ekim ayından bu yana çok az sayıda göçmen girişi oldu.

Mısır: 0

Iran: 29

Irak: 79

Libya: 0

Mali: 0

Kuzey Kore: 0

Somali: 130

Güney Sudan: 11

Sudan: 38

Suriye: 33

Yemen: 0

Mülteci sayısında düşüş

Trump yönetiminin ilk 9 ayında mülteci sayısında düşüş olsa da gelenlerin dini inanışlarına göre rakamlar son yılların ortalamalarıyla örtüştü. 2002’den 2016 yılına kadar George W. Bush ve Obama yönetimleri altında gelen mültecilerin yaklaşık yüzde 46’sı Hırıstiyan, yüzde 32’si Müslüman ve yüzde 22’si diğer dinlere mensup kişilerden oluştu. 2017 yılının başlarında Hıristiyan mülteci sayılarında küçük bir artış olsa da Ocak ve Ekim ayı arasında gelenlerin yüzde 35’i Müslümanlar oldu. Bu sürede 23,699 Müslüman mülteci olarak Amerika’ya geldi. Diğer gelenlerin yüzde 52’si Hıristiyan, yüzde 12’siyse Budist, Hindu ya da herhangi bir inancı olmayan kişilerdi. Mülteci sayıları yönetimin kim olduğuna bakmaksızın haftadan haftaya değişim gösteriyor. Yaklaşık olarak son 12 yıl boyunca haftalık gelen mülteci sayısı binlerle ölçülüyordu. 2017’de bir yavaşlama oldu. Geçen ay aradaki değişimi net olarak gösteriyor. 25 Aralık 2017’den 25 Ocak 2018’ kadar olan sürede bir önceki yılın aynı dönemine göre rakamlar geriledi, 929 kişiye düştü ve bu yüzde 81’lik bir azalışa işaret ediyor. Genelde yeni yıl tatili dolayısıyla bu tarihlerde düşüş olsa da bu büyük bir fark oluşturdu. Mevcut durumda, uzun yıllardır dünyanın en çok mülteci kabul eden ülkesi Amerika, neredeyse yarı yarıya göçmen kabulünü azaltmış olacak ve 2018 mali yılı 45 bin mülteciyle en düşük rakama ulaşacak.

Müslüman Ülkelerden Gelenler Düşüşte

Yönetim Amerika’ya gelişlerde din kriterinin göz önüne alındığını reddetse de Dışişleri Bakanlığı verilerine göre gelenlerin sayısında gözler görünür bir düşüş varken, gelen Müslümanlar’ın sayısı iyice azalmış durumda. Açılan bazı davalar Trump ve kabinesi tarafından inanç ayrımcılığı yapıldığını öne sürüyor ve söz konusu seyahat yasaklarını “Müslüman yasağı” olarak isimlendiriyor. Anayasa Mahkemesi bu konudaki kararını Nisan ayında verecek. Müslüman göçmenlerin sayısının düştüğü dönemde hiçbir ülkeden gelen mültecilerde Budistler’deki kadar büyük bir dalgalanma görülmedi. Budist ülkelerden gelenlerin oranı yüzde 8’den yüzde 27’e yükseldi. Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Eritre ve Rusya’dan gelen göçmen sayısında da küçük artışlar oldu. Amerika genel olarak Birleşmiş Milletler kuralları çerçevesinde göçmen kabul ediyor. Buna göre her ne kadar kabullerin çoğu Hıristiyanlar’dan yapılmış olsa da göçmen kabulünde din bazlı bir değerlendirme yok. Mevcut mali yılın önümüzdeki 8 ayı içinde mülteci programı doğrudan yönetim tarafından idare edildiği için Başkan bu politikalarda dramatik değişiklikler yapabilir. Örneğin Başkan Obama görev süresinin son iki yılında IŞİD’den ve iç savaştan kaçanları göz önünde bulundurarak daha fazla sayıda Suriyeli mülteci alınması için baskı yapmıştı.

Ancak Başkan Trump’ın 2015 yılındaki seçim kampanyası uyarınca şu anki yönetimin kararı, Müslümanlar’ın Amerika’ya girişini tamamen önlemek olarak görülüyor.

(Amerika’nın Sesi, 31 Ocak 2018)

 

CIA: “Rusya Ara Seçime Müdahale Edebilir”

ABD Başkanı Trump hakkında “Gazap ve Öfke” adlı kitapta dile getirilen iddiaları gülünç bulduğunu belirten Pompeo, “Bu kitabı okumaya da niyetim yok” dedi. CIA Başkanı Pompeo İngiliz yayın kuruluşu BBC’ye verdiği mülakatta ayrıca Kuzey Kore’nin birkaç ay içinde ABD’yi nükleer füzelerle vurma kapasitesine sahip olabileceğini de söyledi.

Çin’in diğer ülkeler üzerinde etki yaratmaya yönelik casusluk operasyonları bakımından ABD ve Batı üzerinde Rusya’dan daha büyük bir tehdit oluşturduğunu söyleyen Pompeo, “Amerika’dan bilgi çalmaya yönelik çok yoğun bir siber casusluk faaliyetine tanık oluyoruz” ifadelerini kullandı.

(Hürriyet, 31 Ocak 2018)

 

Belçika Başbakanı Michel: Türkiye, AB’ye Üye Olmamalı

Sputnik'in aktardığına göre, Moskova Ekonomi Yüksekokulu’ndaki 'Avrupa’nın geleceği' isimli bir konferansta konuşan Michel “Türkiye, AB üyesi olmamalı. Ancak stratejik ortaklık geliştirilmeli” dedi.

Michel, AB ile Türkiye arasındaki ilişkilerin zor bir durumda olduğunu da ifade etti.

Moskova’ya ziyarette bulunan Michel bugün Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le görüşecek. Michel dün de Rusya Başbakanı Dmitriy Medvedev ile bir araya geldi.

(CNN Türk, 31 Ocak 2018)

 

Fransa’da Korkutan Rapor: “Kadınların Yüzde 51’i…”

Almanya’da polisin verdiği bilgiye göre kadınlar en çok toplu taşıma araçlarında tacize ve saldırıya uğruyor. ONDRP’nin yayımladığı rapor, Fransa’da da durumun pek farklı olmadığını ortaya koydu. Rapora göre, Fransa’da kadınların yüzde 51’i toplu taşıma araçlarında kendisini güvende hissetmiyor. FRANSA’da küçük suçlarla mücadele gözlemevi ONDRP tarafından yayımlanan raporda, ülkedeki toplu taşıma araçlarında yaşanan fiziki ve sözlü şiddet olayları ele alındı. Rapora göre, genel anlamda ülkede toplu taşıma araçları kullananların yüzde 45’i seyahatleri boyunca kendini güvende hissetmiyor. Bu oran, kadınlarda yüzde 51’e çıkarken, erkeklerde ise yüzde 38’de kalıyor. Güvenlik kaygısı nedeniyle vatandaşların yüzde 15’i bazı günlerde veya bazı saatlerde yola çıkmamayı, yüzde 7’si seyahat ettiği toplu taşıma aracını değiştirmeyi ve yüzde 6’sı da kullandığı toplu taşıma hattını değiştirmeyi tercih ediyor.

Yüzde 85’i kadın

Rapora göre, toplum taşıma araçlarında kadınlar erkeklere göre daha az fiziki saldırılara maruz kalıyor. Raporda, toplu taşıma araçlarındaki şiddet olaylarının resmi rakamların çok daha üzerinde olduğu belirtiliyor. ONDRP, aralık ayında yayımladığı bir raporda, Fransa genelinde toplu taşıma araçlarında 2014 ve 2015 yıllarında ortalama 267 bin kişinin cinsel saldırıya maruz kaldığına işaret edilmiş, bunların yüzde 85’inin kadınlar olduğu kaydedilmişti.

(Anadolu Ajansı, 31 Ocak 2018)

 

Almanya'da Artan İstihdam İşsizliği Yüzde 3.6'ya Çekti

Avrupa Birliği'nin (AB) kurucu ülkelerinden olan ve güçlü sanayisi sayesinde ekonomisini geliştiren Almanya'da mevsimsellikten arındırılmış istihdam, Aralık 2017'de, bir önceki aya oranla yüzde 0,2 yükseldi. Almanya Federal İstatistik Ofisi'nin (Destatis) paylaştığı geçici rakamlara göre, ülkede mevsimsellikten arındırılmış istihdam, 2017 yılının aralık ayında kasım ayına göre yüzde 0,2 arttı. Aralıkta istihdama katılan kişi sayısı 67 bin kişi yükselirken, toplam istihdam 44 milyon 480 bine çıktı. Ülkede Aralık 2017'de istihdam, arındırılmamış rakamlarla dikkate alındığında aylık yüzde 0,3 düştü. Aralık 2016'ya göre ise yüzde 1,5 artış kaydetti. Diğer taraftan, iş gücü anketine dayanan geçici öngörülere dikkate alındığında, aralık ayında arındırılmamış rakamlarla 1,54 milyon işsiz ortaya çıktı. Bir önceki aya kıyasla işsiz sayısı 44 bin (yüzde 2,7) yükseldi. Almanya’da mevsimsel ve düzensiz etkilerden arındırılmış işsiz sayısı ise Kasım 2017'de bir önceki aya oranla yaklaşık 13 bin kişi düşerek,1,58 milyon seviyesinde kaydedildi. Ülkede aralık ayı arındırılmış işsizlik ise yüzde 3,6 olarak kayıtlara geçti.

(Ekonomi Haber, 31 Ocak 2018)

 

Lavrentyev: Soçi’de 3 Belge Onaylandı

Rusya Devlet Başkanlığı Suriye Özel Temsilcisi Aleksandr Lavrentyev, Soçi’deki Suriye Ulusal Diyalog Kongresi’nin sonunda anayasa komisyonuna adayların listesi dahil 3 belgeye onay verildiğini belirtti.

Lavrentyev, kongrenin ardından düzenlediği basın toplantısında, “3 evrak onaylandı. Bunlar sonuç bildirgesi, katılımcıların çağrısı ve anayasa komisyonuna adayların listesi. Liste, bazı ek somut isimler onay aldıktan sonra BM’nin Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura’ya iletilecek” dedi.

Soçi Kongresi Yapıcıydı

Kongreye davet edilenler listesini, iç ve dış muhalefet ile hükümet temsilcileri dahil Suriye halkının tüm temsilcilerini tek çatı altında toplama amacıyla hazırlandığını hatırlatan Lavrentyev, “Bu amaca ulaşıldı, çünkü bugünkü etkinlikte 1393 delege ve 50’den fazla gözlemci vardı” dedi.

Soçi Kongresinin Sonuçları Cenevre’ye Katkı Sağlayacak

Lavrentyev, “Eminiz ki, bugünkü tartışmalar, Cenevre sürecine katkı sağlayacak. Bundan kesinlikle eminiz” dedi.

Suriye’de çözüm sürecinin katılımcılarının zor görevlerle karşı karşıya olduğunu söyleyen Rus diplomat, “Kongreyi bitirerek aslında yarış bayrağını Steffan de Mistura’ya devretmiş oluyoruz. O, Suriye diyalog kongresinde elde edilen sonuçlardan yararlanabilir. Bu nedenle ona, görevlerini yerine getirmesi konusunda yardımımızı sürdürmeye hazırız” ifadelerini kullandı.

Suriyeli Kürtler Gerekli Düzeyde Soçi’de Temsil Edildi

Rusya'nın Türkiye'nin endişelerinin dikkate alarak Demokratik Birlik Partisi (PYD) temsilcilerini Soçi'ye davet etmeme kararı aldığını kaydeden Lavrentyev, "Bazı Kürt birliklerin Suriye Ulusal Diyalog Kongresi'nde yer almamasına rağmen Kürtler Soçi'de gerekli düzeyde temsil edildi" dedi.

(Sputnik, 31 Ocak 2018)

 

Lavrov'dan Suriye Ulusal Diyalog Kongresi Açıklaması

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Türkiye ve İran’la birlikte, Birleşmiş Milletler’in (BM) Suriye’ye yönelik anayasa çalışmalarına mümkün olan her türlü yardımı yapmayı planladıklarını belirterek, “Artık BM’den Soçi’de varılan kararlar doğrultusunda sonuca ulaşmasını bekliyoruz.” Dedi. Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov Soçi’de düzenlenen Ulusal Diyalog Kongresi’nin ardından basın mensuplarına yaptığı açıklamada, Suriye konusunda Batılı ülkelerle herhangi bir formatta ve seviyede istişarelere açık olduklarını söyledi.

AA'nın haberine göre; kongre kapsamında Türkiye ve İran’dan yetkililerle bir araya geldiklerini anlatan Lavrov, “Ortaklarımızla, bugün düzenlenen kongrenin sonuçlarını teşvik edeceğimizi ve BM Suriye Özel Temsilcisi Staffan De Mistura’nın, Suriye’de herkesi kucaklayan anlaşmalara ulaşmasında her türlü yardımı yapacağımızı teyit ettik" diye konuştu.Kongreye katılan temsilcilerin, BM nezdinde Suriye anayasası üzerinde çalışmalara başlanmasını talep ettiğini dile getiren Lavrov, “Bugün Cenevre sürecini teşvik edeceğine yönelik bir umutla, kongre sonuçlarını BM'ye teslim etmeye karar verdik. Artık BM’den Soçi’de varılan kararlar doğrultusunda sonuca ulaşmasını bekliyoruz.” dedi. Bugün Rusya'nın Soçi kentinde yaklaşık 9 saat süren ve muhaliflerin katılmadığı Suriye Ulusal Diyalog Kongresi'nde anayasa komitesi kurulması kararlaştırılmıştı.

(AA, 31 Ocak 2018)

 

TBMM Dışişleri Komisyonu Üyeleri Karlov’u Andı

TBMM Dışişleri Komisyonu üyeleri, Rusya’nın Ankara Büyükelçiliği’ni ziyaret ederek elçilik bahçesinde bulunan Andrey Karlov anıtına çelenk bıraktı. Burada konuşan TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Volkan Bozkır, Türkiye ve Rusya’nın, suikastın amacının ulaşmasının önüne geçtiğini ve bu üzücü olayın üstesinden gelmeyi başardığını ifade etti.

TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Volkan Bozkır öncülüğündeki komisyon üyesi milletvekilleri, Rusya’nın Ankara Büyükelçiliği’ne bir ziyaret gerçekleştirdi. Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Aleksey Yerhov tarafından karşılanan komisyon üyesi milletvekilleri, Ankara'da uğradığı suikast sonucu yaşamını yitiren Rus büyükelçi Andrey Karlov’un büyükelçilik bahçesinde bulunan anıtına çelenk bıraktı ve anısına saygı duruşunda bulundu. Karlov anıtı önünde gerçekleştirilen saygı duruşunun ardından konuşan Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Yerhov, TBMM Dışişleri Komisyonu üyelerine ziyaretlerinden dolayı teşekür etti. “Sayın Büyükelçimizin anısının ölümsüzleştirilmesi için Türkiye Cumhuriyeti’nin sarf etmiş olduğu çabaları takdir ediyoruz” diyen Yerhov, Rusya’nın Ankara Büyükelçiliği’nin bulunduğu sokağa Andrey Karlov adının verildiğini, Türkiye’nin başka şehirlerinde de benzer adımlar atılacağını, Karlov’un memleketi Klintsı kasabası ile Antalya’nın Demre ilçesi arasında dostluk mutabakatı imzalandığını, geçen yıl Andrey Karlov’un isminin verildiği Uluslararası Judo Turnuvası’nın Ankara’da düzenlendiğini anımsattı. Tüm bunların, Türkiye ile Rusya arasındaki ikili ilişkilerin geldiği yüksek seviyeyi gösterdiğini vurgulayan Yerhov, “Ülkemizin liderleri Sayın Vladimir Putin ve Sayın Recep Tayyip Erdoğan, ilişkilerimizin lokomotifi görevini üstlenmişlerdir. Bizler de hem milletvekilleri hem de diplomatlar olarak onların yolunu izliyoruz” diye konuştu.

TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Volkan Bozkır da Karlov’un anısı önünde saygıyla eğildiklerini ifade ederek “Tüm görev sürelerim boyunca çok sayıda Rus diplomat ile bir araya geldim, arkadaşlıklarımız oldu, birçok konuda işbirliği gerçekleştirdik. Ancak Andrey Karlov’un yeri gerçekten çok ayrıydı. Kendisi hem bir dost, hem çok değerli bir büyükelçi ve önemli anlarda hem işbirliğinin arttırılması, hem de sorunların yaşandığı dönemlerde büyükelçilik yeteneklerini en fazla ortaya koymuş meslektaşlarımdan biriydi. Kendisinin hala acıyla hatırladığımız menfur bir suikasta kurban gitmesi gerçekten sadece benim değil bütün Türk milletinin kalbinde aynı acıyı hissettiği olay oldu” dedi. Türkiye ve Rusya’nın, suikastın amacının ulaşmasının önüne geçtiğini ve bu üzücü olayın üstesinden gelmeyi başardığını ifade eden Bozkır, “Andrey Karlov hayatını kaybetti ama Türk-Rus dostluğunda, iki ülkenin gelecekteki çok önemli işbirliğinde bir abide olarak her zaman kalbimizde yaşayacak. Bunu da sadece büyükelçiliğin önündeki sokağa isminin verilmesiyle değil Türkiye’nin çeşitli yerlerinde Türk milletinin içtenlikle kendisine saygı duyarak anısını yaşatmasını görerek de gerçekten memnuniyetle izliyoruz” diye konuştu.

(Sputnik, 31 Ocak 2018)

 

Olaylı Soçi Konferansından 'Anayasa Komitesi' Kararı Çıktı

Rusya'nın girişimiyle Suriye'deki iç savaşın çözümü için toplanan ve olaylı geçen Soçi Konferansı, Suriye'de demokratik seçim çağrısı ile son buldu.

Katılımcılar Suriye anayasasının yeniden yazılması için bir komite kurulmasına da karar verdi. Resmi adı Suriye Ulusal Diyalog Kongresi olan ve Rusya'nın Soçi kentinde düzenlenen toplantıdan, muhaliflerin ana taleplerine yönelik bir sonuç ise çıkmadı.

Reuters muhaliflerin büyük kısmının "anaysa komitesi" girişiminin amacının Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın ve Rusya'nın çıkarlarına hizmet etmek olduğunu düşündüğünü bildirdi.

Esad karşıtları ve Batılı ülkeler, olası seçimlerde Suriyeli mültecilerin de yer almasını istiyor. Ancak Soçi'de yapılan çağrıda bu yönde bir madde yer almadı. Muhaliflerin bir diğer isteği olan orduda reform da konferansın sonuç bildirgesinde yoktu.Özgür Suriye Ordusu'nun (ÖSO) üst düzey yetkililerinden Mustafa Secari, "Bu konferans Esad ve onun terörist rejimi için özel olarak tasarlanmış" diyerek konferansı eleştirdi.

Dışişleri: Türkiye Suriye'de her platformda katkı vermeyi sürdürecektir. Türkiye, konferansa muhalefetin garantörü sıfatıyla gözlemci olarak katıldı. Dışişleri Bakanlığı, konferans sonunda yaptığı yazılı açıklamada Suriye'de siyasi değişim sağlanmasına yönelik çabalara Türkiye'nin her platformda katkı vermeyi sürdüreceğini belirtti.

Açıklamada "Kongre'nin en önemli sonucunu, bir anayasa komitesi kurulması yönünde çağrı yapılması ve bu komite için 150 kişilik bir aday havuzu belirlenmesi teşkil etmiştir. Kongre'ye katılmama kararı alan muhalif grupları Kongre'de temsil etme yetkisini üstlenen Türk heyeti, muhalefetle bilistişare hazırlanan 50 kişilik bir aday listesi sunmuştur" dendi.

Türkiye "sahada yaşanan ateşkes ihlalleri ve kongre konusunda giderilemeyen birtakım endişe ve belirsizlikler"i gerekçe göstererek Soçi'deki konferansa katılmama kararı almıştı.

Haavalanı Kriziyle Geç Başlayan Konferans

Konferans, muhalif örgüt temsilcilerinin havaalanından ayrılmayı reddetmelerinin yarattığı kriz nedeniyle geç başladı. Reuters haber ajansı, hükümete muhalif bazı grupların temsilcilerinin buraya kadar gelmelerine karşın toplantıya katılmak istemediklerini bildirdi. Habere göre, kongrenin organizasyonunda Suriye devletinin bayrağı ve ambleminin kullanılmasına "içerlediklerini" belirten bazı muhalif delegeler, bu durumu protesto etmek için havaalanını terk etmek istemedi. Suriye'nin kırmızı, beyaz ve siyah olmak üzere üç renkli yatay şeritten oluşan bayrağının ortasında iki yeşil yıldız yer alıyor. Silahlı bazı muhalif gruplar ise aynı bayrağın üç yıldızlı versiyonunu kullanıyor.

(BBC, 31 Ocak 2018)

 

ABD, Rusya yönetimini Kara Listeye Aldı

ABD'den 2016'da ABD'de yapılan seçimlere müdahale iddiasıyla ilişkili olarak Rusya'ya yönelik yaptırım listesini genişletebileceğine dair işaret olarak yorumlanan bir adım geldi. ABD Hazine Bakanlığı'nın yayınladığı Kremlin listesinde 114 Rus siyasetçi ve 96 iş adamı var. ABD'li yetkililer "Bu bir yaptırım listesi değil" dedi ancak Kremlin tepkili.

(CNN Türk, 30 Ocak 2018)

 

Hollanda Kralı Willem-Alexander Çin'i Ziyaret Edecek

Hollanda Kralı Willem-Alexander'in Çin'i ziyaret edeceği açıklandı. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lu Kang, dün Beijing'de yaptığı açıklamada, Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping'in davetiyle Hollanda Kralı Willem-Alexander'in 7-8 Şubat tarihlerinde Çin'i ziyaret edeceğini belirtti. Willem-Alexander'in ziyaret süresince Çin liderleriyle her iki tarafı ortaklaşa ilgilendiren konular ve önemli küresel konularda görüş alışverişinde bulunacağı bildirildi.

(CRI Türk, 31 Ocak 2018)

 

Çin Heyeti 19. Ulusal Kongre'yi İngiltere'de Anlattı

Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi Tanıtım Daimi Bakan Yardımcısı ve ÇKP Merkez Politikalar Araştırma Ofisi Başkan Yardımcısı Wang Xiaohui'nin liderliğindeki heyet, 27-30 Ocak günlerinde İngiltere'yi ziyaret ederek, ÇKP 19. Ulusal Kongresi'ni çeşitli çevrelerden temsilcilere anlattı. Wang Xiaohui, İngiltere Parlamentosu'nun avam kamarası başkan vekili Lindsay Hoyle ve muhafazakar parti liderleriyle ayrı ayrı görüşerek, İngiltere-Çin Derneği ve 48 Grup Kulübü gibi örgütlerin organize ettiği 19. Ulusal Kongresi odaklı seminerlere ve diyalog toplantılarına katıldı.

Wang, ayrıca İngiltere'nin akademik, ticaret, eğitim ve basın gibi çevrelerden şahsiyetlerle bir araya gelerek 19. Ulusal Kongresi'nin düşüncelerini ve edinilen sonuçlarını tanıttı. Wang, aynı zamanda ÇKP Merkez Komitesi Genel Sekreteri Xi Jinping'in yeni dönemde Çin'e özgü sosyalizm düşüncesini anlatarak Çin'in iç ve dış politikaları hakkında detaylı bilgi verdi.

19. Ulusal Kongre'yi ve Xi Jinping'in yeni dönemde Çin'e özgü sosyalizm düşüncesini yüksek takdirle değerlendiren İngiltere tarafı, Çin'le çeşitli alanlardaki temas ve işbirliğini derinleştirerek yeni dönemde İngiltere-Çin ilişkilerini sürekli bir şekilde ilerletme arzusunu belirtti

(CRI Türk, 31 Ocak 2018)

 

Çin Diplomasisinden Yeni Yılda İş Birliği Vurgusu

Çin Dışişleri Bakanlığı dün Beijing'de yeni yıl resepsiyonu düzenledi. Dışişleri Bakanı Wang Yi resepsiyonda yaptığı konuşmada, yeni yılda barışçı gelişme yolunda ısrarlı olacaklarına işaret ederek, Çin'e özgü büyük devlet diplomasisinde yeni sayfa açacaklarını açıkladı. Wang Yi, tüm dünya ülkelerinin dışa açık, iş birliği ve güvene dayalı bir tavır sergilemeleri çağrısında bulundu. Dışişleri Bakanı Wang Yi resepsiyonda öncelikle 2017 yılında Çin diplomasisini özetledi. Wang Yi, Çin diplomasisinin yurtiçi ve yurtdışındaki gelişme eğilimlerine ayak uydurarak, Çin milletinin kalkınmasını öngören Çin rüyasının gerçekleştirilmesi ve dünyada kalıcı barış ve refahın oluşturulması için önemli katkı sağladığını vurguladı. Wang Yi bu konuda şunları kaydetti:

"Biz, küreselleşme eğiliminde ısrarcı olduk. Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, Davos'tan Cenevre'ye, Hamburg'dan Da Nang'a kadar çeşitli platformlarda ekonomik küreselleşmenin yeniden dengelenmesi ve insanoğlunun ortak kader topluluğunun oluşturulması yönündeki düşüncelerini ortaya koydu. Xi, dışa açık dünya ekonomi düzeni, Asya-Pasifik ekonomik bütünleşmesinin oluşturulması yönündeki Çin önerisini açıkladı, böylece uluslararası topluma güçlü güven ve olumlu dinamizm kattı."

Wang Yi resepsiyonda yaptığı konuşmada, 120 yıl önce Çin'in Qing Hanedanı'nın son döneminde gerçekleştirilen Wuxu reformunda, milli kalkınma yolu arayışındaki bir grup reformcunun başarısız olduğunu dile getirdi. Bugün ise, Çin'in, sosyalizme dayalı uygun ve doğru bir gelişme yolu bulduğunu ve atılım niteliğinde milli gelişme ve ilerleme kaydettiğini ifade eden Wang Yi, bu gelişmelerin sadece Çin'in eski çehresini değiştirmekle sınırlı kalmayıp, aynı zamanda dünya barışı ve gelişmesine yeni fırsatlar sağladığını belirtti.

Wang: Çin, büyük devlet diplomasisinde yeni bir sayfa açacak

Wang Yi, 2018 yılının dışa açılma ve reform politikasının uygulanmasının 40. yıldönümü ve aynı zamanda ÇKP 19. Ulusal Kongresi'nde alınan kararların uygulanması için başlangıç yılı olduğunu söyledi. Çin'in Xi Jinping'in yeni dönemde Çin'e özgü sosyalizm düşüncesi rehberliğinde barışçı gelişme yolunda ısrarcı olacağını vurgulayan Wang, Çin'e özgü büyük devlet diplomasisinde yeni bir sayfa açacaklarını kaydetti. Wang Yi şöyle konuştu:

"Biz, 2018 yılında küreselleşme boyutunun daha geniş olmasını istiyoruz. Küresel ekonominin yeni tur büyümesi, tüm dünya ülkelerinin katkılarına ihtiyaç duyuyor. Çin'de geçen 40 yıl içindeki reform ve dışa açılma deneyimleri, dışa açılmanın gelişme ve refaha kavuşmanın vazgeçilmezi olduğunu kanıtladı. Çin, çifte kazanca ve dışa açılmaya dayalı milli politikasını izlemeye devam edecek."

Wang Yi, 2018 yılında Çin'in küresel ortaklık iş birliğini genişletmeye devam edeceğine işaret ederek, ilgili tüm taraflarla el ele vererek, önemli küresel sorunları siyasi yollarla çözmeye hazır olduğunu söyledi. Wang Yi, çeşitli tarafların güvenilir ortağı olan Çin'in dünya barışı ve gelişmesi için yapıcı rol oynamaya devam edeceğini söyledi. Wang Yi şöyle konuştu:

"Dünyada birçok milletin, bahar bayramını kutlama gelenekleri var. Bahar, güzellik ve umut demektir. Baharın gelişini kutlamak da huzurlu ve refah bir yaşamı dilemek anlamına gelir. Yeni yılda, biz resepsiyonda halihazırda bulunan tüm diplomat ve dostlarımızla yakın teması sürdüreceğiz, böylece Çin ve dünyanın tüm ülkeleriyle dostluğunu yeni düzeye taşımaya ve Çin halkı dahil tüm dünya halklarına yarar getirmeye devam edeceğiz."

(CRI Türk, 31 Ocak 2018)