İki gün önce Cumhuriyet Bayramımızın 34’üncü yıldönümünü hep birlikte kutladık. Bu yılki Cumhuriyet Bayramı kutlamaları 7 Ocak erken seçim tarihinin kısmen gölgesinde kaldı! Demokraside seçimler geleceğe ve istikrarlı bir gidişata yapılan en büyük yatırımdır. Kıbrıs Türk halkının geleceği ise Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti devletinin varlığının korunması ve sürdürülmesine bağlıdır.

 

Kıbrıs Türkü bugünkü durumuna hiçte kolay gelmedi. Bilakis bugünlere ulaşabilmesi için çok büyük bedeller ödendi. Kıbrıs Türkünün bu topraklara kök salması ve buna bağlı olarak vermiş olduğu mücadelesi unutulmamalıdır ki 16. yüzyılda başlamış ve halen daha devam etmekte olan bir süreçtir…

 

Kıbrıs Türkü süreç içerisinde gün gelmiş Kıbrıs’a kiracı statüsü ile gelmesine karşın bulduğu ilk fırsatta Ada’yı ilhak eden İngiltere ile ve gün gelmiş İngiltere’nin yaratmış olduğu ortamdan faydalanarak Ada’yı Yunanistan’a ilhak etmek için Kıbrıs Türklerine soykırım uygulayarak yok etmeyi planlayan Rumlara karşı varoluş ve özgürlük mücadelesi vermiştir.

 

Kıbrıs Türkü başından geçen tüm acı yaşanmışlıklara rağmen Kıbrıs sorununun çözümü konusunda her zaman için gerçeklere dayalı akılcı ve çözümden yana bir tavır ortaya koymayı başarmıştır. Buna karşın Rum tarafı ise ne yazık ki ilk günden itibaren Kıbrıs sorununun çözümü konusunda katı ve uzlaşmaz tavırlarını hiçbir zaman değiştirememiştir.

 

Kıbrıs konusuna bugüne kadar bir çözüm bulunamamış ise bunun tek sebebi Yunanistan’dan güç alan Rumların 1963’de silah zoru ile gasp ettikleri Kıbrıs Cumhuriyeti’ni süreç içerisinde üniter Rum devletine dönüştürmeleri ve buna bağlı olarak Kıbrıs Türklerinin azınlık olarak mevcut durumu kabul etmelerini beklemelerinden kaynaklanmıştır.

 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kıbrıs konusunda herhangi bir anlaşmaya varılabilme umutlarının tükendiği, Rum tarafının tavır ve tutumlarında en küçük bir değişikliğin olmayacağının anlaşıldığı bir ortamda 15 Kasım 1983 tarihinde kurulmuştur. 

 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kıbrıs Türk halkının bugüne kadar vermiş olduğu varoluş ve özgürlük mücadelesi neticesinde elde etmiş olduğu en önemli siyasi ve hukuki kazanımdır. Bu en önemli kazanımı korumak ve yüceltme sorumluluğu her Kıbrıs Türkünün asli görevidir.

 

Türkiye Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ iki gün önce KKTC’nin 34’üncü kuruluş yıldönümü törenlerinde yapmış olduğu konuşmada ‘Crans Montana’daki görüşmelerin, Rum Yunan ikilisinin uzlaşmaz ve gerçeklerden uzak tutumu sebebiyle sonuçsuz kalmasının ardından, 2008 yılında başlayan müzakere süreci sona ermiştir’ dedi!

 

2008’de başlayan müzakere süreci sona ermiş olsa da önümüzdeki bahar aylarında Kıbrıs konusunda yeni parametrelerle yeni baştan bir takım girişimlerin olacağı yönünde kuvvetli emareler söz konusudur! 7 Ocak tarihinde sandığa giderek önümüzdeki 5 yıllık dönem için yeni iktidarı seçeceğiz.

 

İktidara gelecek siyasilerden beklentilerimizin başında ekonomi ve istikrarlı bir gidişattan daha önce dış politikada Kıbrıs Türk halkının kazanımlarını koruyabilme sorumluluğu bakımından kadrolarına, bilgi birikimi, donanım ve tecrübelerinin bulunup bulunmadığına bakmalıyız. Eşitlik ve egemenlik haklarımızdan taviz verecek siyasi bir anlayışa asla imkân verilmemelidir. Bu bağlamda örneğin idelojisi, ilke ve prensipleri net olmayan siyasilere ülkemizin geleceğini nasıl emanet edebiliriz?

 

Ülkemizde yaşanmakta olan siyasi yorgunluk bazı siyasi çevreler ve medya organlarınca özellikle son dönemde maksatlı bir şekilde istismar edilerek halkımızın kanaati etki altına alınmak istenmektedir! Kıbrıs Türk seçmeni özellikle son dönemde bazı çevrelerce etki altına alınarak 7 Ocak seçimlerinde sandığa gitmemeye, gitse dahi üyesi olduğu partiyi cezalandırmaya yönlendirilmek istenmektedir. Kıbrıs Türk halkının kazanımları ve geleceği ile ilgili olarak sorumsuzca hareket etme lüksü ve yine buna bağlı olarak boşa harcanacak zamanı yoktur!

 

Kıbrıs Türk halkının geleceği Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin varlığının korunması ve sürdürülmesine bağlıdır. 7 Ocak seçimleri de bundan önceki seçimler gibi geçip gidecektir. Ancak, unutulmamalıdır ki KKTC vatandaşları olarak birinci görev ve sorumluluğumuz her şeyden önce Kıbrıs Türk halkının büyük bedeller ödeyerek elde etmiş olduğu kazanımları tehlikeye atmadan korumak olmalıdır!

 

(Bu yazı 15 Kasım 2017 tarihinde Milliyet Gazetesi'nde yayınlandı.)