Dünya basınında 15 Kasım 2017 tarihinde öne çıkan başlıklar…

 

Azerbaycan ve Ermenistan'ı Ziyaret Edecek

 

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Azerbaycan ve Ermenistan'ı ziyaret edecek.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un Azerbaycan ve Ermenistan'ı ziyaret edeceği bildirildi. Rus basınında yer alan bilgiye göre, Lavrov ilk olarak 19 Kasım'da Azerbaycan'a gidecek. Lavrov'un, başkent Bakü'de Azerbaycanlı yetkililerle Dağlık Karabağ sorununu görüşmesi bekleniyor.

Lavrov 20 Kasım'da ise Ermenistan'a gidecek. Lavrov'un, Ermenistan Dışişleri Bakanı Edward Nalbandyan ve Azerbaycan Dışişleri Bakanı Elmar Memmedyarov'un birlikte görüşü için Viyana ve Petersburg anlaşmalarını içeren etkin bir gündem oluşturacağı düşünülüyor. Lavrov'un, her iki ülkeye diğer eş-başkanlık ülkeleri tarafından desteklenen programı önereceğinin düşünüldüğü de belirtildi.

(TimeTürk, 14 Kasım 2017)

 

'Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Projesi Bölgesel Barışa Katkı Sağlayacak'

 

Türkiye'nin Washington Büyükelçisi Serdar Kılıç, Bakü-Tiflis-Kars (BTK) Demiryolu projesiyle ilgili, "Bu proje sadece bölgesel anlamda ekonomik faydaları beraberinde getirmeyecek, aynı zamanda bölgesel barış, refah, güvenlik ve istikrara katkı sağlayacaktır." dedi.

Washington merkezli düşünce kuruluşu Hazar Politika Merkezi (CPC) tarafından organize edilen "Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu: Bölgesel Yansımalar ve ABD İçin Fırsatlar" paneline Türkiye, Azerbaycan, Gürcistan, Türkmenistan, Kazakistan ve Özbekistan'ın Washington büyükelçileri konuşmacı olarak katıldı.

Panelde, Türkiye'nin BTK projesiyle ilgili yaklaşım ve önceliklerini anlatan Büyükelçi Kılıç, Türkiye'nin projeye salt bir altyapı veya ulaştırma projesi olarak değil, sosyal, ekonomik ve kültürel etkileşimlere kapı aralayacak kapsamlı bir çalışma olarak baktığını vurguladı.

"Bölgesel Barış, Refah, Güvenlik ve İstikrara Katkı Sağlayacak"

Türkiye'nin tamamlayıcı altyapı projeleri anlamında Marmaray, 3. Havalimanı ve Yavuz Sultan Selim Köprüsü gibi devasa adımlar attığına işaret eden Büyükelçi Kılıç, "Bu proje Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan'ın büyük çabaları ve müttefiklerimizin destekleriyle bu noktaya gelmiştir. Bu proje sadece bölgesel anlamda ekonomik faydaları beraberinde getirmeyecek, aynı zamanda bölgesel barış, refah, güvenlik ve istikrara katkı sağlayacaktır." şeklinde konuştu.

Çin'den Londra'ya kadar bir engele takılmadan ekonomik malların ve insanların demiryolu ile ulaşabilmeleri noktasında projenin çok değerli olduğuna dikkat çeken Kılıç, "Burada sadece üç ülkenin birbirine bağlanmasından bahsetmiyoruz, aynı zamanda tüm Orta Asya cumhuriyetlerinin Batı ulaşım hatlarına bağlanmasından da söz ediyoruz. Orta Asya'ya kadar uzanan içinde bulunduğumuz bölge, devasa bir enerji, ticaret, ulaşım ve turizm potansiyelini bünyesinde barındırmaktadır." değerlendirmesinde bulundu.

Azerbaycan'ın Washington Büyükelçisi Elin Suleymanov da projenin Azerbaycan için çok değerli olduğunu vurgulayarak, Bakü'nün bu kapsamda birçok ilave alt ve üst yapı projesi geliştirmekte olduğunu anlattı.

Suleymanov, Rusya ve İran gibi komşu ülkelerin projeye bakış açılarının da çok önemli olduğuna dikkat çekerek, ilgili ülkelerin olumlu katkılarının herkese ciddi geri dönüşler sağlayacağını dile getirdi.

(Anadolu Ajansı, 15 Kasım 2017)

 

Rusya, Bilgisayar Oyunu Görüntüsünü 'ABD'nin IŞİD'e Desteğinin Kanıtı' Diyerek Paylaştı

Rus Savunma Bakanlığı, paylaştığı dört fotoğrafta bir IŞİD konvoyunun ABD güçlerinin gözetiminde Suriye'deki bir kasabayı terk ettiğinin görüldüğünü ve ele geçirilen görüntülerin bu gelişmeyi belgelediğini iddia etti.

Ancak söz konusu fotoğraflardan birisinin, cep telefonu oyunu olan AC-130 Gunship Simulator'dan alınan ekran görüntüsü olduğu anlaşıldı.

Rusya Savunma Bakanlığı'ndan yapılan ikinci açıklamada, bir bakanlık çalışanının yanlışlıkla fotoğrafı yüklediği ifade edildi.

Çatışma bölgelerinden paylaşılan videoları ve fotoğrafları teyit eden Conflict Intelligence Team adlı grup, paylaşılan diğer üç fotoğrafın da hatalı olduğunu belirtiyor.

Paylaşımdaki fotoğrafların Haziran 2016'da Irak ordusunun IŞİD'e yönelik operasyonlarını gösteren bir videodan alınan görüntüler olduğu ifade ediliyor.

Oyun görselinin ise, oyunun YouTube'daki tanıtım videosundan alındığı anlaşıldı.

Her ne kadar kare, oyun kontrolleri dışarıda bırakılacak şekilde kesilmiş olsa da, Rusya Savunma Bakanlığı'nın paylaştığı görselde "Yapım görüntüsü. Proje üzerinde çalışmalar sürüyor. İçeriğin değişmesi olasıdır" ifadeleri görülebiliyor.

Bu paylaşımdan saatler sonra Rusya Savunma Bakanlığı yeni bir Twitter mesajı paylaşarak yeni fotoğraflarla aynı iddiaları yineledi.

Rusya, ABD savaş uçaklarının kaçan IŞİD militanlarına hava savunma desteği verdiğini iddia ediyor.

(BBC Türkçe, 15 Kasım 2017)

 

BBP Lideri Destici, Azerbaycan Büyükelçisi İbrahim’i Ziyaret Etti

BÜYÜK Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, Azerbaycan'ın Ankara Büyükelçisi Hazar İbrahim'i ziyaret etti.

Bir süre önce Ankara Büyükelçiliğine atanan Hazar İbrahim'i, elçilik binasında ziyaret eden Destici, yeni görevinde başarılar diledi.

"Türk dünyasının çok önemli bir ülkesi olan Azerbaycan bizim için çok önemli” diyen Destici, "Biz Azerbaycan'ı ve Azerbaycanlı kardeşlerimizi kendimizden farklı görmüyoruz. Hem dil, hem iman hem de 

soydaşlık anlamında da bağımız var. İki devlet tek milletiz. Biz bunu böyle görüyoruz. Bu şekilde de ilişkilerimizi geliştirmek istiyoruz. Büyük Birlik Partisi daha çok Türk Dünyasına ve Azerbaycan'a önem veriyor” dedi.

Hazar İbrahim ise ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Büyük Birlik Partisi Azerbaycan'da çok seviliyor. Bunun nedeni ise Türk dünyasına ve Azerbaycan'a karşı olan samimi duyguları her şartta dile getirmesi ve destek vermesidir. Biz bundan çok memnunuz. Sayın Destici'ye çok teşekkür ediyor, Muhsin Beyi de rahmetle anıyoruz” dedi.

(DHA Haber, 14 Kasım 2017)

 

Avrupa'nın Ortak Gündemi: 'Rusya Tehdidi' Geri Geldi!

 

Almanya'nın istihbarat örgütü Federal Haberalma Servisi'nin (BND) başkanı Bruno Kahl, Rusya'nın artan gücüyle ilgili açık bir uyarı yaptı.

Münih'te yaptığı konuşmada sıra dışı bir şekilde açık ifadeler kullanan BND Başkanı Kahl, "Rusya'da Avrupa'nın güvenliği için bir ortak yerine, potansiyel bir tehdit görüyoruz. Dünya siyasetindeki aktör Rusya geri döndü ve rahatsız edici bir komşu olarak kalacak" ifadelerini kullandı.

Rusya'nın Avrupa'daki öncü rolünü yeniden kazanmak istediğini belirten Kahl, "Buna AB'yi zayıflatmak ve ABD'yi geriletmek de dahil. Ve özel olarak bu ikisinin arasını açmak." ifadelerini kullandı.

Hollanda: Rus İstihbaratı Bilgi Topluyor

Rusya'nın artan etkisinden ve yürüttüğü faaliyetlerin gündemde olduğu tek Avrupa ülkesi Almanya değil.

Hollanda İçişleri Bakanı Kajsa Ollongren yaptığı yazılı açıklamada, Hollanda Genel İstihbarat ve Güvenlik Servisinin yaptığı araştırmalar sonucunda ülkede organize bir şekilde Rus istihbarat elemanlarının bulunduğunu ve bunların toplumun çeşitli kesimlerinden Rusya'nın çıkarına yönelik bilgi topladıklarını belirtti.

Ollongren, Rus istihbarat elemanlarının, klasik istihbarat operasyonlarının yanı sıra Hollanda halkını yalan haber ve yanlış bilgiyle etkilemek için dijital araçları da kullanıldığını aktardı.

Rus yanlısı bir kamuoyu oluşturmak için "yalan haber" yazan siteler bulunduğunu kaydeden Bakan, bunların, üç yıl önce Ukrayna hava sahasında yol alırken Ukrayna-Rusya sınırına 40 kilometre mesafede düşürülen MH17 sefer sayılı uçakla ilgili yanlış bilgi verdiğini iddia etti.

Ollongren ayrıca, bu duruma karşı bazı medya ve teknoloji şirketleri ile bir araya gelerek bu tür siyasi etkilerin nasıl önleneceğine dair çözüm arayışları içerisine gireceklerini kaydetti.

İngiltere Başbakanı da Tepki Göstermişti

İngiltere Başbakanı Theresa May de Rusya'yı bilgiyi bir silah olarak kullanmakla suçlamış ve 'Ne yaptığını biliyoruz. Başaramayacaksınız' ifadelerini kullanmıştı.

May yaptığı konuşmada, "Rusya'ya basit bir mesajım var. Ne yaptığını biliyoruz ve başaramayacaksın çünkü demokrasilerimizin direncini, açık ve özgür toplumların kalıcı cazibesini ve Batılı milletlerin bizi birleştiren ittifaklara bağlılığını hafife alıyorsun. Rusya, bilgiyi silahlaştırmaya çalışıyor. Rusya, devlet medyası eli ile Batıda karışıklık yaratmak ve kurumlarımızın altını oymak için yalan haberler yapıyor ve fotoshoplanmış fotoğraflar kullanıyor." ifadelerini kullanmıştı.

Rusya Dışişleri Sözcüsü Maria Zaharova ise May'e verdiği yanıtta, İngiliz toplumunun ülkenin Avrupa Birliği'nden çekilme süreci ve iç bölünme ile bağlantılı olarak kötü zaman geçirdiğine işaret ederek, "Toplumun dikkatini dağıtmak için bir dış düşmana gerekli olduğu ve bu düşmanın da Rusya olarak seçildiği tamamen anlaşılmaktadır." ifadelerini kullanmıştı.

(Habertürk, 15 Kasım 2017)

 

Rusya: Türkiye Ödemeleri Yapmalı

Sputnik’te yer alan habere göre, Rusya’nın askeri ve teknik işbirliğinden sorumlu federal ajansı FSVTS’den bir yetkili gazetecilere yaptığı açıklamada, Türkiye’yle imzalanan S-400 anlaşmasının pratik olarak hayata geçirilmesi, yani sevkiyatın başlaması için Ankara’nın kontratta belirlenen tüm ödemeleri yapması gerektiğini söyledi.

Yetkili, kontrata göre, S-400 bataryalarının Türkiye’ye sevkiyatının 2019-2020’de gerçekleştirilebileceğini de ekledi.

Diğer taraftan yetkili, teknoloji transferi yapılıp yapılmayacağı ve üretimin Türkiye’de gerçekleşip gerçekleşmeyeceğine ilişkin bir soru karşısındaysa teknolojik işbirliğiyle ilgili meselelere yapılacak ayrı görüşmelerde karar verilmesi gerektiğini söyledi.

Erdoğan Kaporanın Verildiğini Söylemişti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 12 Eylül’de yaptığı bir açıklamada, S-400 füze savunma sisteminin satın alınması konusunda imzaların atıldığını ve Türkiye’nin kaporayı Moskova’ya gönderdiğini açıklamıştı.

Rus devlet savunma sanayisi şirketi Rostec’in genel direktörü Sergey Çemezov daha sonra yaptığı bir açıklamada, Türkiye ile imzalanan S-400 hava savunma sistemi anlaşmasının tutarının 2 milyar doları aştığını söylemişti. Ancak kapora ya da anlaşmanın net maliyetine ilişkin resmi bir açıklama henüz yapılmış değil.

Dünyada kullanımda olan en iyi hava savunma sistemlerinden biri olarak gösterilen S-400, insanlı ya da insansız her türlü hava aracının yanı sıra hem kruz hem de balistik füzeleri imha edebiliyor.

Azami menzili 400 kilometre, ulaşabildiği en yüksek irtifa da 30 kilometre olan bu sistem ayrıca, her hedefe iki füze kilitleyerek, eş zamanlı olarak 80 hedefi vurabiliyor.

(Sözcü, 15 Kasım 2017 2017)

 

ABD'de Ukrayna'ya Yardım Öngören Savunma Bütçesine Onay

ABD Kongresi alt kanadı Temsilciler Meclisi, Ukrayna'ya yardım sağlanmasını da öngören 2018 yılı askeri bütçeyi onayladı.

626,2 milyar doları taban bütçe; 65,7 milyar doları muhtemel dış operasyonlar bütçesi olmak üzere Savunma Bakanlığının 692,1 milyar dolarlık 2018 Mali Yılı Bütçesi Temsilciler Meclisi Genel Kurulunda 70'e karşı 356 oyla kabul edildi.

Bildiği gibi, 2018 mali yıla ilişkin ABD savunma bütçesi taslağı, ölümcül silahlar da dahil olmak üzere Ukrayna için 350 milyon dolar sağlanmasını öngörüyor.

Ayrıca, Rus saldırganlığına karşı koymak için 2018 mali yıla ait askeri bütçe, Avrupa caydırma inisiyatifi kapsamında NATO müttefiklerini desteklemek ve Avrupa'daki ABD savunma potansiyelini güçlendirmek için 4,6 milyar dolar tahsis edilmesini öngörüyor.

Bütçe tasarısı, askeri personel maaşlarında yüzde 2,4; asker sayısında da 20 bin civarında artışlar öngörüyor.

Tasarıda, füze savunma ihtiyaçlarına yönelik harcamalar için 4,4 milyar dolar, nükleer silah faaliyetleri için 10,37 milyar dolar ayrıldı.

Afganistan'daki operasyonlara yönelik harcamalar ile uçak, gemi ve diğer ekipman alımında da ciddi bir artışa gidilmesi, onaylanan tasarıda yer alıyor.

Söz konusu bütçenin, bir önceki yılın taban bütçesinden 74 milyar dolar, Beyaz Saray'ın 2018 Mali Yılı için talep ettiği taban bütçeden ise 23 milyar dolar fazla olduğu belirtildi. Ayrıca bu bütçenin, 2011 yılında yürürlüğe giren Bütçe Kontrol Yasası'nın koyduğu üst sınır savunma bütçesi rakamlarından da 77 milyar dolar fazla olduğu kaydedildi.

Bütçe Kontrol Yasası'ndan muaf tutulması için tasarıyla ilgili Temsilciler Meclisi ve Senatonun ayrıca bir yasa çıkarması gerektiği ifade ediliyor.

Savunma Bakanlığının bütçesi, aralık ayı başında Senatoda da onaylandıktan sonra yasalaşması için ABD Başkanı Donald Trump'ın onayına sunulacak.

(Kırım Haber Ajansı, 15 Kasım 2017)

 

Cumhurbaşkanı Atambayev: ‘Kimse Kırgızistan’a Hangi Yolla Gidip, Ne Yapacağını Empoze Edemez’

 

Bişkek’te gerçekleşmekte olan Ulusal Sürdürülebilir Kalkınma Konseyi toplantısında konuşma yapan Cumhurbaşkanı Almazbek Atambayev, kimsenin Kırgızistan’a hangi yolla gidip, ne yapacağını empoze edemeyeceğini belirtti.

Kırgızistan ve Kazakistan sınırında gerçekleşen durum dolayısıyla kimseden özül dilemeyeceğini ifade eden Devlet Başkanı, “Ne için özür dilemeliyim? Kırgızistan'ın içişlerine müdahale etmememi istediğim için mi? Halk tarafından seçilen bir Cumhurbaşkanı olarak, hiç kimsenin hangi yolla gidip ve nasıl bir şey yapmamız için Kırgızistan'a empoze edemeyeceğini söylemek istiyorum. Özül dileyecek kişi Atambayev değil, ama bize politikalarını dayatanlar, "altı" nın başkanın koltuğuna oturmasını isteyenler. Evet, onların istediği kişi oturacak, ancak bir koltukta değil, bir ranza oturacak.” ifadelerine yer verdi.

Böyle baskınlar ve ablukalar yüzünden ülkenin daha da güçlendiğini kaydeden Atambayev, “Zayıf noktalarımızı tanıyor ve düzeltiyoruz. Bütün diktatörler, bazen kendileri, bazen Yüce Allah'ın iradesi görevlerinden olur. Komşular barış ve uyum içinde yaşamalı ve birbirimize saygı duymalıyız. Komşunuzun evini yakarken sonra alevin kendi evine yayılabileceğini ve evinizi kapsayabileceğini unutmayın. Bu tür blokajlar, güvenlik açıklarını öğrenmek için bir şans. Enerji bloğundan sonra, gerçek enerjiden bağımsızlık elde ettik. Ve şimdi diğer pazarlara tarımsal ürün tedarik etmenin benzer yolları üzerinde çalışıyoruz.” diye konuştu.

Devlet Başkanı, Başbakana hitap ederek, demiryollarının inşasının uzun süreceğini belirtti. Atambayev, “Taşkent-Oş-Kaşkar gibi karayolları inşaatı başlamış olmalı. Söz konusu yollar için sadece birkaç on milyon som para harcanacak.” dedi.

Almazbek Atambayev, Kazakistan'ın Kırgızistan'daki cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev'in cumhurbaşkanı adayı Ömürbek Babanov ile yaptığı görüşme sonrasında Kırgızistan'ın içişlerine müdahale ettiğini söylemişti.

Bu olaydan sonra Kazakistan, 10 Ekim 2017’de Kırgız-Kazak ve Kazak-Rus sınırlarında Kırgızlar ve Kırgızistan’dan yük taşıyan kamyonlar için sınır hizmetini güçlendirilmiş rejime getirmişti. Daha sonra, 18 Ekim 2017'de Kırgızistan Başbakanı Sapar İsakov ile Kazakistan Başbakanı Bakıtcan Sagintayev arasında yapılan toplantıda taraflar, kişisel bagajları olan kişiler, düzenli yolcu taşımacılığı yapan araçlar için iki ülke arasındaki devlet sınırını geçmenin öncelik sırasını sağlamayı kabul etmişlerdi.

Şu ana kadar, sınır ötesi olmayan kamyonlarla ilgili sorular çözülmemiş şekilde kalıyor veya süreç yavaş yürütülüyor. Kırgızistan ve Kazakistan'ın kontrol noktalarındaki durumla bağlantılı olarak, kamyonlardan çok kilometre trafik sıkışıklığı oluştu.

25 Ekim 2017'de Erivan'da yapılan AEB Hükümetlerarası Konseyi Toplantısında Kazakistan, Çin'den kaçakçılık yapılmasına izin verildiğini iddia ederek Kırgızistan'ı sınırdaki zayıf gümrük kontrolü nedeniyle suçladı. Ve sınırdaki durumu açıklayan şey budur. Kazakistan Başbakanının bu açıklamasına tepki veren Kırgız tarafı, AEB'nin tüm ülkelerinde hesaplanmayan mallarla ilgili bir sorun olduğunu bildirdi ve Kazakistan'ın üçüncü ülkelerden kaçakçılık rakamı Kırgızistan ile aynı durumda olduğunu vurguladı.

Sonuç olarak, taraflar, AEB toplantısında sınırdaki durumu çözemedi. Kırgızistan hükümetine göre müzakereler devam ediyor.

(Kabar, 15 Kasım 2017)

 

Astana Finans Merkezi 2018’de Faaliyete Başlayacak

 

Kazakistan Dışişleri Bakanı Kayrat Abdrahmanov, yabancı ülkeleri ve iş adamlarını başlattıkları Uluslararası Astana Finans Merkezi (AIFC), Uluslararası Yeşil Teknoloji Merkezi ve İnternet Teknolojileri Projeleri Uluslararası Merkezi projelerine aktif bir şekilde katılmaya çağırdı.Bakan Abdrahmanov, Kazakistan’daki yabancı ülke büyükelçilerinin katıldığı “EXPO 2017 Mirasları” temalı yuvarlak masada yaptığı konuşmada, Astana EXPO 2017 Uluslararası Fuarı alanında AIFC, Uluslararası Yeşil Teknoloji Merkezi ve İnternet Teknolojileri Projeleri Uluslararası Merkezi projelerini hayata geçireceklerini belirtti.Yuvarlak masa etkinliğinin söz konusu projelerde yabancı ülkelerle iş birliği noktalarının bulunmasını sağlayacağını dile getiren Abdrahmanov, “Hükümetlerinizi ve iş adamlarınızı projelerimize aktif bir şekilde katılmaya ve bu imkanlardan yararlanmaya çağırıyorum.” ifadelerini kullandı.AIFC Müdürü Kayrat Kelimbetov da merkezin devletin 100 Adım Yapısal Reform Projesinin bir parçası olduğuna işaret ederek, reformların amacının hukuk üstünlüğünün belirlenmesi, ekonominin çeşitlendirilmesi olduğunun altını çizdi.Merkezin 1 Ocak 2018 tarihi itibarıyla faaliyete başlayacağını dile getiren Kelimbetov, AIFC'nin İngiliz hukukuna dayalı çalışacağını dile getirdi. Kelimbetov, “AIFC borsası Çin ile uyguladığımız diğer inisiyatiflerin, aynı zamanda Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) inisiyatiflerinin de bir parçası olacak. Çünkü biz AEB pazarına da hizmet sunmak istiyoruz.” diye konuştu. AIFC’nin kilit pazarlara odaklandığını söyleyen Kelimbetov, İngiliz hukukuna dayalı özel regülatör mekanizmalarını belirleyeceklerini ve tartışmaları çözecek organı oluşturacaklarını kaydetti. Kelimbetov, AIFC'de yatırımcı haklarının korunması için İngiliz hukukuna dayalı mahkemelerin çalışacağına dikkati çekerek, mahkemelerde Londra, Singapur, Hong Kong, Abu Dabi gibi pazarlardan büyük deneyimi olan hakimlerin çalışacağını aktardı. Ayrıca AIFC’de uluslararası tahkim merkezinin de yer alacağını kaydeden Kelimbetov, “Tüm bu organlar 1 Ocak 2018 itibarıyla tam anlamıyla faaliyete başlayacak. AIFC’nin uluslararası tanıtımı 5 Haziran 2018 tarihinde yapılacak.” diye konuştu.

(Anadolu Ajansı, 15 Kasım 2017)

 

Özbekistan ile İspanya, Ekonomi Ve Sanayi Alanlarında İşbirliğine Gidiyor

Özbekistan Cumhuriyeti Hükümeti ile İspanya Krallığı arasında Ekonomik ve Sanayi İşbirliği Mutabakat Muhtırası, Özbekistan Ticaret ve Sanayi Odası ile İspanya Ticaret Odası arasında İşbirliği Anlaşması imzalandı.

Dün Kasım'da Özbekistan Dışişleri Bakanı AbdulazizKamilov ve beraberindeki Hükümet heyetinin İspanya'daki 3 günlük resmi ziyareti başladı. Ziyaret programı kapsamında Özbek heyeti, İspanya Senatosu, Dışişleri ve İşbirliği Bakanlığı, Ekonomi Sanayi ve Rekabet Bakanlığı ve İspanya Ticaret Odası'nda temaslarda bulunacak.

Özbekistan Hükümet heyeti ziyaretin ilk gününde Madrid'de İspanya Ekonomi, Sanayi ve Rekabet Bakanlığı Ticaretten Sorumlu Devlet Sekreteri Maria Luisa Poncela ile görüşme gerçekleştirdi. Görüşmede taraflar ticari, ekonomik ve yatırım gibi alanlarda ikili işbirliğini geliştirme konusunu ele aldı. 2017 yılı Ocak – Temmuz döneminde iki ülke arasındaki ticaret hacminin 71.5 milyon dolar olduğu ve bu rakamın iki ülkenin sahip olduğu potansiyeli karşılamadığı, bunu artırmak için her iki tarafta da kullanılmayan imkanların mevcut olduğu belirtildi.

Görüşme sırasında ve görüşme sonrası iki ülke iş çevreleri katılımıyla düzenlenen İş Forumu'nda çeşitli alanlarda karşılıklı çıkarlara dayanan yeni ortak projeleri gerçekleştirme konusu masaya yatırıldı.

Forum sonrasında Özbekistan Cumhuriyeti Hükümeti ile İspanya Krallığı arasında Ekonomik ve Sanayi İşbirliği Mutabakat Muhtırası, Özbekistan Ticaret ve Sanayi Odası ile İspanya Ticaret Odası arasında İşbirliği Anlaşması imzalandı

(Taşkent Haber, 15 Kasım 2017)

 

Ahıska Türklerinin Sürgün Edilişlerinin 73. Yılı

 

Kırgızistan Halklar Asamblesi bünyesinde faaliyet gösteren  Kırgızistan  Ahıska Türkleri Derneği, Türklerin, Ahıska'dan sürgün edilişinin 73. yılı dolayısıyla anma programı düzenledi.

Programa, Büyükelçilik müşavirleri,  Kırgızistan  Türkiye Manas Üniversitesi yetkilileri,  Ahıska Türkleri,  Uygur ve  Azerbaycan derneklerinin yöneticileri ve yönetim kurulu üyeleri ile çok sayıda davetli katıldı.

Çuy Bölgesi Kant şehrinde düzenlenen anma programında konuşan  Türkiye'nin Bişkek Büyükelçisi  Metin Kılıç, "73 yıl önce Ahıskalı Türklerine yapılanların unutulmaması ve zamanı geldiğinde hesabı sorulması için 14 Kasım'ı asla unutmayacağız." dedi.

Ahıskalı Türklerin kendi istekleri ile dünyanın dört bir tarafına dağılmadıklarına dikkati çeken Kılıç, "Ahıskalı Türklerin vatanı  Türkiye'dir. Bizler  Türkiye Cumhuriyeti'nin temsilcileri olarak aynı zamanda Ahıskalıların da temsilcisiyiz ve onların haklarının korucusuyuz." diye konuştu.

İkinci Dünya Savaşı sırasında yaşanan sürgünün yıkıcı etkilerinden söz eden Kılıç, tüm zorluklara rağmen Ahıskalıların diline, benliklerine, aile yaşamına ve geleneklerine son derece bağlı olmasından dolayı benliklerini, kültürlerini, dilini ve aidiyetlerini unutmadıklarını aktardı.

Kırgızistan Halklar Asamblesi Başkanı TokonMamıtov ise "14 Kasım 1944, babaları, ağabeyleri ve eşleri Sovyet cephesinde Nazi Almanyasına karşı mücadele eden Türklerin ailelerinin öz yurtlarından koparıldığı ve sürüldüğü tarihtir." dedi.

Akdeniz'den  Asya kıtasına kadar geniş bir coğrafyada yaşayan Türklerin, birliklerini koruması gerektiğini vurgulayan Mamıtov, "Türk atanın nesilleri olarak birlik içinde olmalıyız. Bölünürsek herşeyimizi kaybederiz. Ahıska'yı kaybettiğimiz gibi." ifadelerini kullandı.

Sürgüne tanıklık edenlerin konuşma yaptığı anma programında sürgünü anlatan belgesel filmi gösterildi ve şiirler okundu. Etkinlikte ayrıca sürgün sırasında hayatını kaybedenler için Kur'an okundu ve yemek düzenlendi.

14 Kasım 1944 Ahıska Sürgünü

Ahıska Türkleri, 14 Kasım 1944 yılında,  Sovyetler Birliği döneminde  Stalin tarafından, bugün  Gürcistan sınırları içinde kalan Ahıska bölgesindeki binlerce insan, tren vagonlarına doldurularak, Orta  Asya'ya sürülmüşlerdi.

Yaklaşık 17 bin insanın hayatını kaybettiği yolculuk sonunda  Kazakistan,  Kırgızistan ve  Özbekistan'a yerleştirilen  Ahıska Türkleri, 12 yıl boyunca burada sıkı yönetim rejimi altında tutulmuştu.

Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra arşivlerde, sürgünün,  Stalin'in  Karadeniz kıyılarını Türklerden temizleme operasyonunun bir parçası olduğu ortaya çıkmıştı.

(Anadolu Ajansı, 15 Kasım 2017)

 

KKTC 34 Yaşında

 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) 34’üncü kuruluş yıl dönümü, tören ve etkinliklerle kutlanıyor.

15 Kasım Cumhuriyet Bayramı kutlamaları, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın dün saat 12.00’de Bayrak Radyo Televizyonu’ndan yaptığı konuşma ve yine aynı saatte gerçekleştirilen 21 pare top atışıyla başladı.

Kıbrıs Türk halkının merhum liderleri de Cumhuriyet Bayramı’nda anılıyor.

Cumhuriyet Bayramı kutlamalarına Türkiye Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Ümit Dündar, TBMM’yi temsilen Başkan Vekili Ahmet Aydın, Türkiye’den gaziler de katılıyor.

Ayrıca yabancı parlamenterler ve gazetecilerden oluşan gruplar da kutlamalar için KKTC’de bulunuyor.

Akıncı, Bugün Cumhurbaşkanlığında Tebrik Kabul Edecek

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, bugün Cumhurbaşkanlığı’nda saat 09.00’da tebrik kabul edecek.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve eşi Meral Akıncı, KKTC’nin 34’üncü kuruluş yıldönümü nedeniyle bu akşam da Golden Tulip Otel’de saat 19.00’da resepsiyon verecek.

Solo Türk Gösteri Sunacak… Gemiler Ziyarete Açılacak

Türk Silahlı Kuvvetleri Solo Türk Gösteri Takımı da bugün Lefkoşa Dr. Fazıl Küçük Bulvarı’nda düzenlenecek resmigeçit töreninde 10.00-11.30 saatleri arasında ve Girne Atatürk Anıtı üzerinde 15.30-16.00 saatleri arasında hava gösterisi sunacak.

Türk Deniz Kuvvetleri’nin TCG Gökçeada Firkateyni Girne Turizm Limanı açıklarında demir yerinde, TCG Burakreis Denizaltısı Girne Turizm Limanı’nda, TCG İmbat Hücumbotu Gazimağusa Limanında, bugün 09.30-12.00 ile 14.00-16.30 saatleri arasında halkın ziyaretine açılacak.

TCG Gökçeada Firkateyni’ne ulaşım, Girne Antik Limanı’ndan (Yat Limanı) Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı’nca sağlanan deniz vasıtasıyla yapılacak.

Lefkoşa

Başkent Lefkoşa’da ve ilçelerde bugün 15 Kasım Cumhuriyet Bayramı nedeniyle törenler düzenleniyor.

Lefkoşa Şehitler Anıtı’nda saat 08.00’de başlayacak törende, çelenkler anıta sunulacak, saygı duruşunda bulunulacak ve İstiklal Marşı okunacak.

Lefkoşa’da, Atatürk Anıtı’nda da tören düzenlenecek. Tören saat 09.30’da başlayacak. Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın da katılacağı törende, Anıt Özel Defteri imzalanacak.

(Kıbrıs Manşet, 15 Kasım 2017)

 

Başbakan Yardımcısı Akdağ KKTC'de

 

Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) kuruluşunun 34. yıl kutlamaları kapsamında Lefkoşa'da gerçekleştirilen programa katıldı.

Akdağ, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Sibel Siber'in KKTC'nin kuruluş yıl dönümü kapsamında Lefkoşa'daki bir otelde düzenlediği akşam yemeğine iştirak etti.

Etkinliğe, Akdağ ve Siber'in yanı sıra Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Fahri Kasırga, KKTC Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçisi Derya Kanbay, KKTC'nin İkinci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın, Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Ümit Dündar, Yüksek Mahkeme Bakanı Narin Ferdi Şefik ve CHP Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu ile davetliler katıldı.

(Habertürk, 15 Kasım)

 

ABD'de İlkokulda Silahlı Saldırı: 4 Ölü

ABD'nin California eyaletinin kuzeyinde Tehama kasabasında bir ilkokulda meydana gelen silahlı saldırıda 4 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi

ABD'nin California eyaletinin kuzeyinde Tehama kasabasında, silahlı bir kişi tarafından aralarında bir ilkokulun da bulunduğu farklı yerlerde ateş açılması sonucu hayatını kaybedenlerin sayısının 4'e yükseldiği bildirildi.

Tehama polisi, saldırganın bir ilkokul da dahil 7 farklı yerde etrafa "rastgele" ateş açtığını belirtti.

Tehama Şerif Yardımcısı PhilJohnston, yaptığı açıklamada, saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısının 4'e yükseldiğini, yaralanan öğrencilerin de hastaneye kaldırıldığını ifade etti.

Johnston, daha önce, bir ilkokulda düzenlenen silahlı saldırıda 2 kişinin hayatını kaybettiğini, saldırganın da polis tarafından vurularak öldürüldüğünü söylemişti.

Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

(Dünya Bülteni, 14 Kasım 2017)

 

Senato Trump’ın Nükleer Yetkilerini Tartıştı

 

Senato Dış İlişkiler Komisyonu, Başkan’ın başka bir ülkeye yönelik nükleer güç kullanma emri verme yetkisini masaya yatıran bir oturum düzenledi.

Oturum, Başkan Trump’ın, Kuzey Kore Lideri Kim JongUn’la söz dalaşına girmesini izliyor. Kriz uzmanların beklentisinin ötesinde bir hızda büyümüş durumda. Komisyon’un Demokrat Partili üyesi Ben Cardin, “Sistem bugünkü haliyle Başkan’ı nükleer silahların kullanımı konusunda tek ve son yetkili olarak gösteriyor” dedi.

Demokrat Senatör Chris Murphy de, “Amerika Başkanı çok tutarsız ve çabuk parlayan biri olduğu için Kuzey Kore’ye bir nükleer saldırı emri vermesinden kaygı duyuyoruz” diye konuştu.

Cumhuriyetçi Senatör MarcoRubio ise, seçmenin Başkan’a bu yetkiyi verdiğinin farkında olduğunu kaydetti. Rubio, seçmenlerin başkan olarak seçecekleri kişiye nükleer yetki verme konusunu daima dikkate aldığını hatırlattı. Komisyon’da ifade verenler arasında üst düzey eski Pentagon yetkilileri de vardı. Bu kişiler Trump’ın kendinden önceki başkanlar gibi misilleme niteliğinde bir nükleer saldırı emri vermek için kesin ve tek taraflı yetkisi olduğunu; ancak bu yetkinin önleyici nükleer saldırıyı içermediğini belirttiler.

Hava Kuvvetleri’nden emekli orgeneral Robert Kehler, “Bu insanlar tarafından kontrol edilen bir sistem. Hiçbir şey otomatik olarak olmuyor” dedi. Kehler, Obama döneminde ülkenin nükleer cephaneliğini denetliyordu.

Kehler ve Komisyon karşısında ifade veren diğer yetkililer, nükleer protokollerin Başkan’ın Amerika’ya yönelik olası bir nükleer saldırı sırasında hızlı adım atabilmesini sağlamayı amaçladığını kaydediyor. Ancak bu yetki Kuzey Kore’ye veya başka bir ülkeye yönelik önleyici bir saldırıyı kapsamıyor.

Savunma Bakanlığı Müsteşarı Brian McKeon’a göre bu anayasal çerçevede bakıldığında savaş anlamına geliyor. Savaş kararı da Kongre’nin onayıyla alınabiliyor.

Demokratlar Tasarı Hazırladı

Tüm bu garantilere rağmen, Demokratlar, Başkan’ın nükleer saldırı düzenlemeden önce Kongre’den savaş ilanı deklarasyonu almasını içeren bir tasarı hazırladı. Cumhuriyetçiler ise Amerika’nın nükleer caydırıcılığına ve tehditlere yanıt verme yetisine dünya sahnesinde gölge düşürmekten endişe ediyor.

Oturumda konuşulan her şeyin Pyonyang tarafından inceleneceğini söyleyen Senatör James Risch, Kuzey Kore’nin Amerikan halkının da konuya bakışını değerlendireceğini söyledi.

Demokrat Senatör EdMarkey’e göre birçok Amerikalı, Başkan’ın sert sözlerinin nükleer gerçekliğe dönüşebileceği konusunda kaygı duyuyor.

Başkanın nükleer yetkilerinin Kongre’de en son incelendiği zaman 40 yıl önce Sovyetler Birliği ile yürütülen Soğuk Savaş dönemiydi.

(Amerika’nın Sesi, 15 Kasım 2017)

 

ABD'yle Rusya Arasında Medya Savaşı

 

Rus milletvekilleri, uluslararası medya kuruluşlarının “yabancı kurum” olarak tescillenmesini şart koşan yasa teklifini sundu. Çarşamba günü oylanacak olan yasa değişikliği, ABD Adalet Bakanlığı’nın Rus televizyonu Russia Today’in (RT) “yabancı kurum” olarak tescillenmesi yönündeki isteğinin ardından geldi.

ABD istihbaratı, Kremlin’in 2016’daki başkanlık seçimlerine müdahale etmek için RT’yi kullandığını öne sürüyor. Rusya ise bu iddiaları reddediyor.

Rus parlamentosunun alt kanadı Duma'nın Başkan Yardımcısı Pyotr Tolstoy, önerilen yasa değişikliklerinin Adalet Bakanlığı’na yabancı medyanın tescillenmesi için yetki vereceğini söyledi.

Bakanlıkça tescillenen yabancı medya kuruluşları, yabancı kaynaklı sivil toplum kuruluşlarının tabi olduğu 2012 tarihli yasa çerçevesinde faaliyet gösterecek.

Yasaya göre ülke dışından mali olarak desteklenen ve siyasi eylemlerde bulunan tüm gruplar “yabancı kurum” olarak tescillenmek zorunda. Ancak yasanın siyasi eylem tanımlamasının muğlak olması, neredeyse her türlü sivil toplum kuruluşunu etkileyebilir.

Yasa değişikliğinin Duma’da hızla onaylanarak, parlamentonun üst kanadından da geçmesi ve Devlet Başkanı Putin tarafından imzalanması bekleniyor.

Yasa değişikliğinin nasıl uygulanacağı da belirsiz; ancak Rus yetkililer ve vekiller, ABD’nin eylemleriyle orantılı bir yaklaşım sergileyeceklerini vurguladı.

Yasadan Amerika’nın Sesi, RadioFree Europe/RadioLiberty ve CNN gibi ABD kuruluşlarının etkilenmesi bekleniyor.

(Amerika’nın Sesi, 15 Kasım 2017)

 

Cumhurbaşkanı Xi'nin Yurt Dışı Temasları Başarılı

 

Çin Komünist Partisi Genel Sekreteri ve Çin Cumhurbaşkanı XiJinping 10-14 Kasım günlerinde Vietnam'da APEC 25. Gayri Resmi Liderler Toplatnısı'na katıldı, Vietnam ve Laos'a resmi ziyaretler yaptı. Çin Dışişleri Bakanı WangYi, Xi'nin ziyaretlerini değerlendirdi.

Bakan WangYi'nin açıklamalarına göre, Xi APEC toplantısında ve komşu iki sosyalist ülkeye yaptığı ziyaretlerde Çin'in gelişme yolu ve devlet yönetimi hakkında bilgi verdi, Çin'e özgü sosyalizmin yolu, teorisi, sistemi ve kültürü olmak üzere dört alanda ülkesinin özgüvenini yansıttı.

Çin'in Gelişme Yolunun Tanıtımı

Dünyanın gelişmesi Çin'le, Çin'in gelişmesi de dünyayla bağlantılı. Cumhurbaşkanı XiJinping APEC Liderler Toplantısı'nda yaptığı konuşmada ve yabancı liderlerle yaptığı görüşmelerde ÇKP'nin kısa süre önce düzenlenen 19. Ulusal Kongresi, Çin'in gelişme yolu ve ilgili yaklaşımı hakkında bilgi verdi.

Xi, ÇKP liderliğinde Çin'de modern sosyalist ülke inşasında yeni bir döneme girildiğini, bu süreçte reformun derinlemesine sürdürüleceğini, gelişme modelinde yenileme yapılacağını, dünyayla entegrasyonun artırılacağını, insanlığın ortak kader topluluğunun oluşturulması için çaba harcanacağını belirtti. Xi, Çin'in barışçı gelişme yolunda ısrar edeceğine dikkat çekti.

Asya-Pasifik Bölgesel İş Birliğine Öncülük

Çin Cumhurbaşkanı XiJinping APEC toplantısında Asya-Pasifik bölgesinde bütünleşme sürecinin hızlandırılması, bölgede ortaklık ruhunun teşvik edilmesi çağrısında bulundu.

Xi, Kuşak ve Yol Uluslararası İşbirliği Forumu, BRICS Xiamen Zirvesi, G-20 Hamburg Zirvesi gibi platformlarda dünya ekonomisinin kapsayıcı geliştirilmesine desteğini belirtmişti. Xi, APEC toplantısında da dışa açılmanın önemini vurguladı.

Xi'nin önerisiyle, toplantının bitiminde yayımlanan bildiriye, serbest ve dışa açık ticaret ve yatırımın teşvik edilmesi, ticari korumacılıkla mücadele edilmesi tutumu eklendi, Asya-Pasifik serbest ticaret bölgesinin kurulma sürecinin hızlandırılması kararlaştırıldı.

Xi toplantı sırasında Putin dahil yabancı liderlele bir dizi ikili görüşme yaparak, karşılıklı güveni artırdı.

Xi, Güney Kore Cumhurbaşkanı Moon Jae-in'le görüşmesinde, ikili ilişkilerde son dönemde kaydedilen ilerlemeyi olumlu değerlendirerek, iki ülkenin doğru kararlar alması gerektiğini belirtti.

Xi, Japonya Başbakanı ŞinzoAbe'yle yaptığı görüşmede, Japonya tarafının daha fazla somut eylem ve politikayla, iki ülkenin iş birliği ortağı olduğunu ve birbirine tehdit oluşturmadığını ispatlaması çağrısında bulundu.

İyi Komşuluk Ve Geleneksel Dostluğa Destek

Çin ile Vietnam ve Laos arasında geleneksel dostluk bulunuyor. Benzer coğrafi konum, sosyal rejim ve gelişme yolu, Çin'i iki ülkeyle yakınlaştırıyor.

Xi, ÇKP 19. Ulusal Kongresi'nden sonra ÇKP Merkez Komitesi Genel Sekreteri ve Çin Cumhurbaşkanı unvanlarıyla iki ülkeyi ziyaret etti. Ziyaretler, Çin'in komşu ülkelerle ortak kader topluluğu oluşturma ve sosyalist davaları ilerletmedeki kararlılığını yansıttı.

Xi iki ülkenin liderleriyle görüşmeler yaparak kapsamlı stratejik iş birliği ve ortaklık ilişkilerinin geliştirilerek yeni düzeye taşınması konusunda fikir birliği sağladı.

(CRI Türkiye, 15 Kasım 2017)

 

Çin, Depremle Sarsılan Irak ve İran'a Yardıma Hazır

 

Irak-İran sınır bölgesinde meydana gelen şiddetli depremle ilgili gelişmeleri yakından izleyen Çin'in, ilgili ülkelerin ihtiyaçlarına göre gerekli yardımları sağlamaya hazır olduğu belirtildi.

Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü GengShuang, Çin Cumhurbaşkanı XiJinping'in Irak Devlet Başkanı Fuad Masum ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'ye başsağlığı mesajları gönderdiğini, Başbakan LiKeqiang'in da Irak Başbakanı Haider El Abad'a mesajı gönderdiğini kaydetti.

(CRI Türkiye, 15 Kasım 2017)

 

Li Keqiang Japon Mevkidaşıyla Görüştü

Çin Başbakanı LiKeqiang, dün Filipinler'in başkenti Manila'da Japon mevkidaşıŞinzoAbe ile görüştü. LiKeqiang görüşmede, ikili ilişkilerde bazı olumlu değişiklikler görüldüğüne, ancak aynı zamanda bazı hassas unsurların da bulunduğuna dikkat çekti.

Li, bu yılın ikili ilişkilerin normale dönmesinin 45'inci; önümüzdeki yılın ise "Çin-Japonya Barış ve Dostluk Antlaşması"nın imzalanmasının 40. yıldönümü olduğunu hatırlattı.

Li, Japonya'nın, ikili ilişkilerde yeni gelişmeler kaydedilmesi için tarihten ders alma ve geleceğe yönelme ruhu ışığında, Çin'le birlikte çalışmasını beklediklerini kaydetti.

Yakın komşu olan Çin ve Japonya'nın, aynı zamanda dünyanın önemli ekonomilerinden olduğunu anımsatan Li, tarafların ekonomik işbirliğini güçlendirmesinin Doğu Asya'nın ekonomik gelişmesi ve dünya ekonomisinin toparlanması için olumlu anlam taşıdığını ifade etti.

Li, iki ülkenin karşı tarafın kalkınma fırsatından yararlanarak ve karşılıklı yarara dayalı işbirliğinden yola çıkarak, üçüncü piyasa işbirliği arayışında bulunması gerektiğini söyledi.

"Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık İlişkisi Anlaşması" ile "Çin-Japonya-Kore Cumhuriyeti Serbest Ticaret Bölgesi" ile ilgili görüşmelerin hızlandırılmasının önemine değinen Li, kültürel değişimlerin güçlendirilmesi ve ilişkilerin istikrarlı şekilde gelişmesine elverişli bir atmosfer yaratılması gerektiğinin altını çizdi.

ŞinzoAbe ise, küresel piyasanın ikinci ve üçüncü büyük ekonomisi olan Çin ile Japonya'nın, dünya barışı ve gelişimi için önemli sorumluluk üstlendiğini anımsattı.

Şu anda ikili ilişkilerde iyileşme sinyallerinin göründüğünü dile getiren Abe, ikili ilişkilerdeki iyileşme eğilimini pekiştirmeye hazır olduklarına işaret etti.

(CRI Türkiye, 15 Kasım 2017)

 

İbadi: IKBY'nin Elindeki Sınır Kapılarının Kontrolünü Ele Geçireceğiz

 

Irak Başbakanı Haydar el İbadi, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nin (IKBY) elindeki sınır kapıları konusunda sonuna kadar beklemeyeceklerini ve bunların kontrolünü ele geçireceklerini belirtti.

Başbakan İbadi, Bağdat'taki hükümet sarayında haftalık basın toplantısı düzenledi.

IKBY denetiminde bulunan sınır kapılarının kontrolünün merkezi yönetime geçmesi için sonuna kadar beklemeyeceklerini ifade eden İbadi, "IKBY merkezi yönetimle varılan anlaşmadan geri çekildi. Bu yüzden sınır kontrolleri konusunda tahmin edemeyecekleri adımlar atacağız" diye konuştu.

Irak Başbakanı, IKBY'deki memurların maaşlarıyla ilgili de ödeme konusunda ciddi olduklarını aktararak, ülkedeki ekonomik durgunluğu hatırlattı.

İbadi, kalkınmanın önündeki engelin petrol fiyatlarında yaşanan düşüş olduğuna dikkati çekti. Irak Başbakanı "Merkezi yönetim olarak IKBY'deki memurların maaşlarını ödemeye kararlıyız" ifadelerini kullandı.

IŞİD'le mücadele konusuna da değinen İbadi, Irak güçlerinin Enbar'ın batısındaki Cezire bölgesini kurtarmaya hazırlandığını söyledi. Başbakan İbadi, "Bunlar, devletin 2003 sonrası hiçbir şekilde gitmediği yerlerdir" dedi.

Ülkedeki yolsuzluklarla ilgili ise İbadi, reform çabasını sürdüreceklerini vurgulayarak, "Hiçbir reform hareketi, yolsuzlukla mücadele edilmeden başarıya ulaşmaz" görüşünü dile getirdi.

(Sputnik Türkiye, 15 Kasım 2017)

 

'Türkiye Afrin'e Operasyon Yaparsa, PYD'yi Savunuruz'

 

ABD'li komutan Albay RyanDillon, Türkiye'nin Afrin'e operasyon yapması durumunda PYD'yi koruyacağını söyledi.

Pentagon'a Bağdat'tan video konferans yoluyla bağlanan ve gazetecilerin sorularını yanıtlayan ABD Öncülüğündeki IŞİD Karşıtı Uluslararası Koalisyonun Sözcüsü Albay RyanDillon, Türkiye'nin Afrin'e operasyon yapması durumunda PYD'yi koruyacağını söyledi.

Konferans sırasında basın mensupları Albay Dillon'a, Türk güvenlik güçlerinin Afrin'deki PKK/YPG güçlerini vurduğuna ilişkin iddiaları sordu. Dillon, kendisinde söz konusu iddiaları doğrulayacak bir bilgi olmadığını söyledi. Ancak Dillon, teorik olarak koalisyonun sahadaki ortaklarını IŞİD dışındaki saldırılara karşı koruma yükümlülüğü olduğunu kaydetti.

Koalisyonun Kürtler gibi IŞİD'e karşı operasyonlara katılmış olan yerel güçleri korumak gibi bir sorumluluğu var mı?" sorusu yöneltilen Dillon "Evet diyebilirim. Bunu daha önce çeşitli vesilerle gösterdik ve kanıtladık. Gerekirse SDG'nin (PKK/PYD) çatısı altındaki herkesi; Araplar, Kürtler, Yezidiler ve Hıristiyanları destekler ve koruruz" dedi.

Gazetecilerin ısrarla Türkiye'yi kast ederek "IŞİD dışındaki odaklardan gelecek saldırılara karşı da korur musunuz?" sorusuna "IŞİD ile mücadele eden tüm ortaklarımızı her kim olursa olsun koruruz" ifadelerini kullandı.

(Timetürk, 15 Kasım 2017)

 

Times Suudi Arabistan Filistin Lideri Abbas’a Ültimatom Verdi, 'Ya ABD Planını Kabul Er Ya Da İstifanı Ver' Dedi

 

İngiltere'de yayımlanan Times gazetesi, Suudi Arabistan veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın Filistin Özerk Yönetimi lideri Mahmud Abbas'a "ABD'nin hazırladığı Orta Doğu barış planını kabul etmesi" yönünde baskı yaptığını yazdı.

Haberde Mahmud Abbas'ın bir hafta önce Riyad'ı ziyareti sırasında, ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı ve danışmanı JaredKushner öncülüğünde hazırlanan barış planının gündeme geldiği ifade ediliyor.

Gazetenin haberinde, "Prens Muhammed Mahmud Abbas'a 'Trump planı açıkladığında ABD'liler ne önerirse kabul et ya da istifanı ver' dedi" ifadeleri yer alıyor.

Mahmud Abbas'tan bir hafta önce de JaredKushner Riyad'a sürpriz bir ziyaret gerçekleştirmişti.

Times, Kushner ve veliaht Prens Muhammed arasındaki görüşmenin gece geç saatlere kadar devam ettiğini ve İsrail-Filistin sorununa kalıcı çözüm getirecek bir Orta Doğu barış planı üzerinde görüşmelerin yapıldığını yazıyor.

Haberde, "Kushner, Trump'ın baş müzakerecisi JasonGreenblatt, ulusal güvenlik danışman yardımcısı Dina Powell ve ABD'nin İsrail Büyükelçisi David Friedman bir süredir Orta Doğu barış planı üzerinde çalışıyorlar" deniyor.

Haberde görüşüne yer verilen üst düzey bir İsrailli yetkili ise "Öyle gözüküyor ki plan konusunda işi ciddiye almaya başladılar" diyor.

Times, "Körfez ülkeleri Filistin'e ihanet ettikleri izlenimi yaratmadan İsrail'le birlikte İran'a karşı daha iyi bir koordinasyon sağlamak için barış planının hayata geçmesini istiyor" yorumunu yapıyor.

Haberde ABD'nin Orta Doğu barış planı önerisini gelecek yılın başlarında açıklayabileceği de vurgulanıyor.

"ABD'nin planında, işgal altındaki bölgelerdeki yerleşim yerleriyle ilgili olarak İsrail hükümetinin taleplerinin büyük bir kısmının kabul edilmesi muhtemel" diyen Times, Trump yönetiminin iki devletli çözüm fikrine daha yakın bir noktaya geldiği de ifade ediliyor.

(BBC Türkçe, 14 Kasım 2017)

 

Irak Okullarında Rusça Öğretilecek

 

Irak Eğitim Bakanlığı, okul programına Rus dili dersini dahil etti.

Irak Eğitim Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Bakanlık, 12 Kasım’daki toplantıda, ‘Rusça’ ve ‘İspanyolca’nın bilgiyi zenginleştiren dersler olarak görülmesine karar verdi. Bununla beraber, öğrenciler bu derslerden sınava girmeyecek” ifadesi kullanıldı.

Bakanlık, öğrencileri aşırı yükleyen ek derslerin sayısını azaltmaya çalıştığını ve onların yerine ‘modern dersleri’ öğretmek istediğini söyledi.

(Sputnik Türkiye, 14 Kasım 2017)

 

Hollanda'da Hahamdan Müslümanlara Destek Mektubu

 

Hollanda'nın Enschede kentinde, cami yapılması planlanan alanda İslam ve göçmen karşıtı PEGIDA'nın yaptığı eylem sonrası, bir haham ülkedeki Müslümanlara destek mektubu yazdı.

Hollanda'da, haham olarak görev yapan Lodyvan de Kamp, Enschede kentinde yaşayan Müslümanlara, İslam ve göçmen karşıtı PEGIDA'yı kınayan mektup yazdı.

Van de Kamp, mektubunda, Enschede kentinde geçen hafta PEGIDA mensubu bir grubun cami yapılması planlanan alanda yaptıkları İslam karşıtı hareketlerin utanç verici olduğunu belirtti.

Çocukluğunu Enschede kentinde geçirdiğini aktaran van de Kamp, "Eşkiyalar, korkunç bir şekilde yaptıkları bu hareketle oraya yapılması planlanan camiye leke süremeyecek. Eski hemşehriniz olarak bu kelimeleri utanarak yazıyorum ama buna karşılık sizin ve topluluğunuzla aramızdaki dayanışmayı hissediyorum" dedi.

Mektubu dua ederek sonlandıran van de Kamp, yapılması planlanan caminin resmi açılışını Müslümanlar gibi sabırsızlıkla beklediğini kaydetti.

Yasaları Koruma Bakanı SanderDekker da mecliste yaptığı konuşmada, "PEGIDA endişe duyduğumuz bir hareket. PEGIDA Hollanda'da giderek küçülüyor ama diğer yandan radikalleşmeye doğru gidiyor. Savcılık olayla alakalı araştırma başlattı" dedi.

Enschede kentinde, geçen hafta İslam ve göçmen karşıtı PEGIDA mensubu bir grup, cami yapılması planlanan alanda kurdukları kiliseyi temsil eden çadırın önüne yerleştirdikleri tahtadan haç işaretine domuz kanı sürmüştü.

Enschede Belediye Başkanı OnnovanVeldhuizen, yapılan hareketin iğrenç olduğunu ve faşist KuKlux Klan örgütünü anımsattığını söylemişti.

(Sputnik Türkçe, 15 Kasım 2017)

 

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’dan İran İle Yapılan Nükleer Anlaşmaya Düzeltme Önerisi

 

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, İran ile P5+1 ülkeleri arasında 2015'te yapılan nükleer anlaşmanın muhafaza edilmesi gerektiğini, ancak şu anki şartlarda söz konusu belgenin bazı revizyonlar gerektirdiğini belirtti.

Dubai'de düzenlenen basın toplantısında konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Macron, "2015'te yapılan nükleer anlaşmayı muhafaza etmeliyiz, zira bu anlaşmadan ayrılma kararı ya derhal bir savaşa, ya da Kuzey Kore ile olan duruma benzer bir durumu tetikleyecek olan tam bir kontrolsüzlüğe yol açacak" ifadelerini kullandı.

Aynı zamanda şu anki durumda 2015 anlaşmasının kapsamlı olmaktan çıktığını ve belgeye yeni maddelerin eklenmesi gerektiğini ifade eden Macron, "Bununla birlikte 2015'te imzalanan anlaşmanın artık yeterli olmadığını düşünüyorum. Anlaşmayı yeniden gözden geçirmek ya da feshetmek gerekmez, fakat belgeye iki yeni madde eklenmeli" diye konuştu.

'Nükleer Programın Sınırları Daha Net Çizilmeli'

'Riyad'a atılan füzenin İran füzesi olduğu açık' diyen Macron: Nükleer anlaşma durdurulmalı

Fransız lider, öncelikle İran'ın bölgedeki ‘olağanüstü tehlikeli' balistik aktivitelerinin tartışmaya başlanması, ayrıca İran'ın nükleer programının sınırlarının daha net çizilmesi ve gereklilik halinde yaptırım uygulanması gerektiğine dikkat çekti.

Macron ayrıca ‘bölgedeki İran hegemonyasının sınırlandırılması' gerektiğine de vurgu yaptı.

İran ile P5+1 ülkeleri (ABD, İngiltere, Çin, Fransa, Rusya ve Almanya) tarafından 2015'te imzalanan nükleer anlaşma, seçim kampanyası döneminden beri ABD Başkanı Donald Trump'ın en çok itiraz ettiği konulardan biri olarak dikkat çekiyor. Göreve geldikten sonra da birçok konuşmasında İran'la nükleer anlaşmayı "ABD tarihinde yapılmış en kötü anlaşmalardan biri" olarak niteleyen Trump, Tahran'a yönelik sert adımlar atacağı mesajını veriyordu.

Trump Kongreye Talimat Vermişti

BM'den İran açıklaması: Nükleer anlaşma gerekli ve muhafaza edilmesi çok önemli

Daha önce ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin İran'la nükleer anlaşmadan şimdilik ayrılmayacağını, fakat söz konusu anlaşmanın kötü bir anlaşma olduğunu ve İran'a nükleer silah programına devam etmek için bir fırsat sunduğunu ileri sürerek, kongreye anlaşmayla ilgili ‘eksikliklerin' giderilmesi talimatını verdiğini, bunun bir sonuca ulaşmaması halinde inisiyatif alarak anlaşmayı sonlandıracağı uyarısında bulunmuştu.

(Sputnik Türkçe, 15 Kasım 2017)

 

BM: AB'nin Libya'yla Göçmen Anlaşması İnsanlık Dışı

 

Libya makamları gözaltındaki göçmen sayısının son bir kaç ayda yüzde 150 arttığını söylüyor.

Birleşmiş Milletler AB'nin Libya makamlarının göçmenlerin yolunu kesip, yeniden gözaltına almasına yardımcı olma politikasının gayri insani olduğunu söyledi.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Zeid Raad el Hüseyin, göçmenlerin hangarlarda tutulduğunu belirtti ve Avrupa ülkelerini, insan hakları konusundaki uyarıları dinlemeden Libya'yla anlaşma yapmakla suçladı.

Yetkililer, anlaşmayla gözaltında tutulan mültecilerin sayısının keskin bir şekilde yükselerek neredeyse 20 bine çıktığını belirtti.

Mültecilerin gözaltında tutulduğu mekanları inceleyen BM gözlemcileri "binlerce bitkin düşmüş ve travma geçirmiş kişiyle karşılaşdıklarını ve kadın, erkek ve çocukların üst üste kaldığını" söylemişti.

Hüseyin, durumun hızla kötüleştiğini ve Libya'daki gözaltı sisteminin "tamiri mümkün olmayacak şekilde" bozuk olduğunu belirtti.

Hüseyin "Zaten kötü olan koşullar şimdi felakete dönüştü derken, uluslararası toplumu soruna göz yummamaya çağırdı.

Libya Kaçak Göçle Mücadele Kurumu, geçen Eylül'de 7 bin olan gözaltındaki mülteci sayısının 20 bine çıktığını belirtti.

Binlence göçmen Akdeniz'i aşarak Avrupa'ya ulaşmaya çalışırken hayatını kaybetti.

Geçen Eylül'de İtalya ve AB, Libya Sahil Güvenlik güçlerine göçmen teknelerini durdurması için eğitim ve durdurulan göçmenlerin Libya'ya geri dönüşü için anlaşma yapmıştı.

Anlaşmayla İtalya'ya ulaşan göçmen sayısında büyük azalma olurken, Libya'daki göçmenlere kötü muamele ve kalabalık yerlerde tutulmaları nedeniyle kaygılar sürmüştü.

Trablus'taki bir gözaltı merkezini gezen BM Gözlemcileri, göçmenlerin gözaltı merkezleri ve buraya yolculuk sırasında dayak, işkence ve cinsel şiddet uygulandığını anlattıklarını duyurdu.

Avrupalı temsilciler, İsviçre'nin başkenti Bern'de Afrikalı liderlerle Libya'daki mültecilere kötü muamelenin durdurulması için ne yapılabileceğini görüşmüş ancak bu görüşmeden herhangi bir somut sonuç çıkmamıştı.

(BBC Türkçe, 15 Kasım 2017)

 

Bosna Hersek İle Sırbistan Arasında "Kosova" Gerginliği

 

Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyinin Boşnak üyesi Bakir İzetbegovic'in, "ülkesinin Kosova'yı tanıyacağını umduğu" yönündeki açıklaması, Sırbistan'ın tepkisine neden oldu

Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyinin Boşnak üyesi Bakir İzetbegovic'in, "ülkesinin Kosova'yı tanıyacağını umduğu" yönündeki açıklaması, 2008 yılında tek taraflı bağımsızlığını ilan eden Kosova'yı hala kendi toprağı olarak gören Sırbistan'da tepkiye yol açtı.

Boşnak lider, Alman DeutscheWelle'ye röportajında, Bosna Hersek'in Kosova'nın bağımsızlığını tanıyacağını umduğunu ifade ederken, röportajın bu kısmının Sırp medyasında "Bosna Hersek Kosova'yı tanımalı" olarak servis edilmesinin akabinde Sırbistanlı yetkililer İzetbegovic'e tepki gösterdi.

Sırbistan İçişleri Bakanı NebojsaStefanovic, yaşananların ardından perşembe günü Milli Güvenlik Konseyinin toplanacağını belirterek, İzetbegovic'in Kosova ile ilgili açıklamasının da ana gündem maddesi olacağını söyledi.

Stefanovic, İzetbegovic'in Kosova ile ilgili açıklamasının "iyi niyetli olmadığını" ve "zararlı bir hamle olduğunu" savundu.

Sırbistan hükümetinin Kosova ve Metohiya Ofisi Müdürü MarkoDjuric de Boşnak siyasetçinin açıklamalarını "skandal" ve "şok edici" olarak nitelendirdi.

Sırp medyasına yansıyan farklı yorumlara İzetbegovic'in basın ofisinden de tepki geldi. Yapılan açıklamada, Boşnak liderin açıklamalarının Sırp medyasındaki yorumlanışının "siyasi sorun teşkil ettiği" belirtildi.

Bosnalı Sırplar Kosova'nın Tanınmasına Karşı

Bosna Hersek'in herhangi bir ülkenin bağımsızlığını tanıyabilmesi adına karar verici mekanizma Devlet Başkanlığı Konseyi. Boşnak, Hırvat ve Sırp üyeden oluşan Konseyin, böyle bir karar alması için üç üyenin de uzlaşması gerekiyor.

İzetbegovic, söz konusu röportajında, sadece Kosova'nın tanınmasında değil, bu ülkeyle ilişkilerin iyileştirilmesi ve vize serbestisi konularında da uzlaşı şartı gerektiğini hatırlatarak, öncelikli olarak teknik sorunların çözülmesi ve insanların iletişiminin sağlanmasını talep edenin de bizzat kendisi olduğunu vurguladı.

Boşnak lider, Bosna Hersek-Kosova ilişkilerinde "frene basan" tarafın, Bosna Hersekli Sırp siyasetçiler olduğunu ifade etti.

İzetbegovic'in Kosova ile ilgili açıklamasına tepki gösteren Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyinin Sırp üyesi Mladen İvanic ise İzetbegovic'in izlediği politikanın son derece yanlış olduğunu savundu.

Bosnalı Sırp lider, Kosova'yı hiçbir zaman tanımayacaklarını vurgulayarak, bu yönde biroylama olması halinde de veto hakkını kullanacağını söyledi.

(Dünya Bülteni, 15 Kasım 2017)

 

Kosova 2020'ye Kadar NATO Üyesi Olmayı Hedefliyor

 

Kosova Başbakanı Haradinaj, "2020 yılına kadar NATO üyeliğini sonuçlandırmayı hedefliyoruz." dedi.

Kosova Başbakanı Ramush Haradinaj, ülkesinin NATO üyeliğine ilişkin, 2020 yılına kadar NATO üyeliğini sonuçlandırmayı hedeflediklerini bildirdi.

Haradinaj, Kosova Dışişleri Bakanlığı ile Kosova Güvenlik Araştırmaları Merkezince başkent Priştine'de düzenlenen "NATO ve Batı Balkanlar: Küresel güvenlik sorunları döneminde bölgesel dinamikler" konulu konferansta konuştu.

Güvenlik sorunlarının küresel terör, siber suçlar, sosyal ve ekonomik riskler ile uluslararası organize suçlar gibi sınırları aştığına dikkati çeken Haradinaj, "Hiçbir ülke kendi kendine yeterli değildir ve karşılıklı iş birliğine ihtiyacımız var." ifadelerini kullandı.

Haradinaj, askeri anlamda ve dış politikada tarafsız olmadıklarını vurgulayarak, "Biz en kısa zamanda NATO üyeliğini istiyor ve bunu hak ediyoruz. NATO'nun Kosova'da bulunmasını istiyoruz. Kosova Silahlı Kuvvetlerini kurma hakkımız var, bunun için çabalıyoruz. 2020 yılına kadar NATO üyeliğini sonuçlandırmayı hedefliyoruz." dedi.

Konferansa katılan Meclis Başkanı Kadri Veseli de Kosova'nın Balkanlar'da barışa, istikrara ve demokrasinin güçlenmesine katkı sağlayan bir ülke olduğunu kanıtladığını belirterek, Kosova'nın istikrarsızlaştırma ve aşırıcılığı amaçlayan akımların önüne geçmeyi sürdüreceğini söyledi.

Veseli, kısa zaman içinde Kosova Güvenlik Güçlerinin Kosova Silahlı Kuvvetlerine dönüştürüleceğine dikkati çekerek, bu yönde de ABD ve NATO ile ortak hareket edeceklerinin altını çizdi.

NATO Genel Sekreter Yardımcısı Tacan İldem ise NATO'nun bölge halklarının Avrupa-Atlantik hedeflerini desteklediğini vurgulayarak, istikrarlı bir Balkanlar'ın istikrarlı bir Avrupa anlamına geldiğini kaydetti.

(Anadolu Ajansı, 15 Kasım 2017)