15 Aralık 2017 tarihinde dünya gündeminde öne çıkan başlıklar…

 

Çin’de Müslümanların DNA Verileri Toplanıyor

Komünist Çin yönetimi, Uygur Müslümanlarına yönelik zulmünde yeni bir perde açtı. Şimdi de 11 milyon Uygur’un yaşadığı Sincan’da herkes fişleniyor.

Çinli yetkililer 12 ile 65 yaş arasındaki herkesten DNA örneği, parmak izi ve kan grubu bilgileri toplamaya başladı.

Verilerin toplanması için polisler görevlendirildi.

Sincan bölgesinde 21 milyon kişi yaşıyor ve bunların 11 milyonu Uygur Müslümanlarından oluşuyor.

DNA analizlerinin yapılacağı ekipmanlar için Komünist Çin yönetiminin 11,5 milyon dolarlık bütçe ayırdığı açıklandı.

İnsan Hakları İzleme Örgütü, bu verilerin ‘insanların etnisite, din, fikir veya ifade özgürlüğü gibi diğer haklarına karşı gözetim amacıyla kullanılabileceği’ uyarısında bulundu.

Açıklamada, “Bütün bir halkın DNA dahil tüm biyolojik verilerinin toplanması uluslararası insan hakları normlarının korkunç bir ihlali. Bedava sağlık hizmeti kisvesi altında gizlice yapılması daha da rahatsız edici” denildi.

(Doğu Türkistan Bülteni, 14 Aralık 2017)

 

Kazakistan'da Yüzlerce Maden İşçisi Yeraltında Grevde

Kazakistan'da Karagandı bölgesinde greve giden maden işçilerinin bir kısmı yüzeye çıkmayı kabul etse de, yüzlerce işçinin hala yer altında bulunduğu belirtildi. İşçiler ücretlerinin ve çalışma koşullarının iyileştirilmesini talep ediyor.

Kazakistan Çalışma Bakanı Tamara Duysenova'nın açıklamasına göre, 684 madenci yeraltında grevine devam ediyor. Karagandı şehrinin Şahtinsk ilçesinde bulunan maden işçilerinden 154'ü ise bölge valisi Erlan Koşanov'un 13 Aralık'ta yeraltında yaptığı görüşmelerden sonra yüzeye çıkma kararı aldı.

Madenlerin sahibi olan ArcelorMittal Temirtau firmasının sözcüleri ise madencilerin talebinin maaşlarının iki katına çıkarılması ve yeni bir sözleşme olduğunu belirtti.

Madencilere aileleri ve yüzeydeki çalışma arkadaşları tarafından yiyecek ve giyecek desteği iletiliyor. Madenciler tam ücretli sağlık izni ve emeklilik yaşının 50'ye çekilmesini istiyor.

ArcelorMittal Temirtau firması Kazakistan'da 8 kömür madeni işletiyor. Firma, 2016 yılında 4 milyon ton çelik üretiminde bulundu.

(Kırım Haber Ajansı, 14 Aralık 2017)

 

Kazakistan, Gürcistan'ın Borcunu Yeniden Yapılandıracak

Kazakistan Parlamentosu'nun üst kanadı olan Senato, Gürcistan'ın Kazakistan'a olan borcunu yeniden yapılandırılması yönündeki anlaşmaya onay verdi. Senato Genel Kurulu'nda konuşan Kazakistan Maliye Bakanı Bakhıt Sultanov, Tiflis'in borcunun yeniden yapılandırılmasına yönelik anlaşmanın 13 Haziran 2017 tarihinde imzalandığını hatırlattı.

Sultanov halihazırda Gürcistan'ın borcunun 27 milyon doların üstünde olduğunu aktarırken, anlaşmanın onaylanmasıyla birlikte bu borcun belirli şartlar altında yeniden yapılandırılacağını belirtti. Anlaşma gereğince Gürcistan'ın ana borcu, Kazakistan'ın benzer borcunun miktarı kadar azaltılırken, yıllık faiz oranı ise yüzde 4 oranına sabitlenecek.

Yine anlaşmaya göre, 2017-2025 arası dönemde Gürcistan tarafının 38 milyon dolar ödeme yapması gerekiyor.

(Kırım Haber Ajansı, 15 Aralık 2017)

 

Kazakistan'da Rus Televizyon Kanalları Kapatıldı

Kazakistan'daki Kazaktelecom şirketinin 11 Aralık'ta bazı Rus TV kanallarının yayınlarını askıya aldığı bildirildi. Haberi bu şirketin basın servisi duyurdu.

Kararın nedeni olarak, Rus kanallarının yeniden yayın haklarının maliyetindeki artış olduğu belirtildi. Kapatılan kanallar listesinde NTV-Mir, RTR-Planeta, Rusya-24, Rusya-Kültür yer alıyor.

Kazak şirketi yetkilileri müzakerelere devam etmek niyetinde olduklarını söylerken, sözleşmelerdeki önceki şartları korumaya çalışacaklarını bildirdiler. Aksi takdirde, Rus kanallarının kullanıcıları yayın için daha fazla ücret ödemek mecburiyetinde kalacaklar.

Kazak tarafının abone ücretini aynı seviyede tutmaya olanak tanıyan alternatif seçenekler sunduğu, ancak Rus tarafının bunu kabul etmediği bildirildi.

(Kabar, 14 Aralık 2017)

 

TİKA'dan Kırgızistan'daki Kadınlara Destek

Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), Kırgızistan'da dar gelirli kadınlara destek olmak amacıyla dikiş atölyesi açtı.

TİKA'dan yapılan açıklamaya göre, hazır giyim ürünlerinin orta gelir seviyesindeki aileler için yüksek fiyatlı olduğu ülkenin Oş şehrindeki atölye, Sosyal Girişimcilik ve Kalkınma Vakfı iş birliğinde açıldı.

Ülkenin yanı sıra Kazakistan'da faaliyet gösteren çeşitli markalar adına fason üretim yaparak katma değer üretmesi amaçlanan atölyede dikiş eğitimi verilecek 12 kadının maaşlı çalışması sağlanacak.

Kırgızistan'da birçok kadın evde dikiş yaparak hem ailelerinin ihtiyaçlarını karşılıyor hem de diktikleri kıyafetleri pazarlarda satarak ev ekonomisine katkıda bulunuyor.

(Anadolu Ajansı, 15 Aralık 2017)

 

Kırgızistan ve Özbekistan Arasında Belgeler İmzalandı

Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sooronbay Ceenbekov'un Özbekistan'a resmi ziyareti çerçevesinde Taşkent'te ortak belgelerin imza töreni düzenlendi.

Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi’nden yapılan yazılı açıklamada, iki ülkenin cumhurbaşkanları Sooronbay Ceenbekov ve Şevkat Mirziyoyev’in Ortak Bildiri imzaladığı bildirildi.

Ayrıca, resmi ziyaret sırasında aşağıdaki belgeler de imzalandı:

– Özbekistan Hükümeti ile Kırgızistan Hükümeti arasında 2018-2021 yılları için ekonomik, bilimsel, teknik ve insani işbirliği programı;

– Malların ve taşıtların taşınmasında gümrük işlemlerinin uygulanması için basitleştirilmiş bir prosedürün organizasyonu ile ilgili gümrük acentelerinin arasındaki Anlaşma (Basitleştirilmiş Gümrük Muhafazası);

– Özbekistan Bilim Akademisi ile Kırgızistan Ulusal Bilimler Akademisi arasındaki bilimsel ve teknik işbirliği Anlaşması;

– Özbekistan Acil Durumları Bakanlığı ve Kırgızistan Acil Durumları Bakanlığı arasında 2018 yılı için acil durum önleme ve müdahale alanında işbirliği için Eylem planı;

– Özbekistan İşçi Sendikaları Federasyonu ve Kırgızistan İşçi Sendikaları Federasyonu arasındaki işbirliği Anlaşması;

– Özbekistan Gençlik Merkezi Konseyi ile Kırgızistan Hükümeti bünyesinde Devlet Gençlik, Beden Eğitimi ve Spor Ajansı arasında Mutabakat Zaptı.

(Kabar, 14 Aralık 2017)

 

"Kırgızistan ve Özbekistan Arasında Sınırlar Olmamalı"

Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sooronbay Jeenbekov'un dün, 13 Aralık'ta gerçekleştirdiği Özbekistan ziyareti iki ülke arasında gelişen ilişkileri bir adım daha öteye taşıdı. Özbekistan Cumhurbaşkanı Şavkat Mirziyoyev yaptığı açıklamada "Bizim Kırgızistan ile aramızda sınırlar olmaması gerekiyor. Biz ilişkilerimizi yeni bir seviyeye çıkarmalıyız. Biz birbirimize kalbimizi, bağrımızı açtık. Bundan dolayı, bugün ne sorun varsa çözüme ulaştırmamız lazım." ifadesinde bulundu.

Görüşmelerde 2018'de Özbekistan'da Kırgızistan Kültür günleri gerçekleştirileceği bildirildi. Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sooronbay Jeenbekov ise Özbekistan'a Avrasya Ekonomik Birliği'nde ortak çalışma teklifinde bulundu. Cumhurbaşkanı Jeenbekov "Biz Avrasya Ekonomik Birliği'nde ortak girişim ve pazar araştırmalarında bulunabiliriz." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Jeenbekov geçtiğimiz yılda iki ülke cumhurbaşkanlarının yarım yüzyılda alınamayan mesafeyi katettiklerini belirtti. Cumhurbaşkanı Jeenbekov, mevkidaşına hitaben "Bugün farkettim ki siz tüm kalbiniz ile iki ülke arasındaki tüm engelleri kaldırmaya çalışıyorsunuz. Biz bu amaca ulaşacağız. Son iki ayda çok şey halledildi." dedi.

Ayrıca iki ülke "Yeni İpek Yolu" kapsamında Çin'in tasarladığı "Bir Kuşak, Bir Yol" projesinde de ortak hareket etmeyi amaçlıyor. İki ülke Özbekistan, Kırgızistan ve Çin arasında uzanacak bir demiryolu projesi için kolları sıvadı. Cumhurbaşkanı Mirziyoyev "Bugün Özbekistan, Kırgızistan, Çin arasındaki demiryolu inşaatını hızlandırma kararı aldık. Uzmanlar yıl sonunda Taşkent'te bir araya gelecek. Kırgızistan Cumhurbaşkanı da bu projenin uygulanmasına katkıda bulunacak." şeklinde açıklamalarda bulundu.

Cumhurbaşkanı Jeenbekov da Kırgızistan'da kurulacak olan Kambar Ata- 1 HES baraj projesi için ortak çalışma gruplarının kurulduğu müjdesini verdi. Kambar Ata – 1 HES projesi Özbekistan'ın sabık Cumhurbaşkanı İslam Kerimov döneminde savaş sebebi sayılma noktasına kadar gelmişti.  Görüşmelerin sonunda iki cumhurbaşkanı ünlü Kırgız romancı Cengiz Aytmatov'un 89. doğum yıldönümünü kutladılar.

Kırgızistan ve Özbekistan ilişkileri Şavkat Mirziyoyev'in cumhurbaşkanlığı görevine gelmesi ile büyük bir dönüşüm yaşadı. Savaşa ve etnik çatışmalara gebe bölge şimdilerde ticaretin ve umudun merkezi durumunda bulunuyor.

(Kırım Haber Ajansı, 14 Aralık 2017)

 

Özbekistan Meclisi Başkanı: 'Parlamentolar Arası İlişkileri Güçlendireceğiz'

Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sooronbay Ceenbekov, Özbekistan Meclis Başkanı Nurdincon İsmailov ile bir araya geldi.

Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi’nden yapılan yazılı açıklamada, Ceenbekov’un Özbekistan lideri Şevkat Mirziyoyev ile yapılan görüşmenin üst düzeyde yapıldığını ve götüşme sonuçlarından memnunluk duyduğunu kaydettiği belirtildi.

Devlet Başkanı, Özbek heyetini Bişkek’te 8 Aralık’ta yapılan TÜRKPA Genel Kuruu toplantısında onurlu konuk olarak katılmasından dolayı memnun olduğunu vurguladı.

İki ülkenin sınır bölgelerindeki sakinlerin sınırdaki konularının çözülmesiyle ilgili müjdeyi gözüne yaş alarak kabul ettiklerini bir kez daha vurguladı ve çalışmaların geri kalanı devam edileceğini bildirdi.

Özbekistan Meclisi Başkanı İsmailov, görüşme için Ceenbekov’a teşekkür ederek, “Kırgızistanlı mevkidaşımız Dastan Cumabekov’u Özbekistan’a bekleriz. Parlamentolar arası ilişkileri güçlendirmeyi amaçlıyoruz.” diye ifadesini tamamladı.

(Kabar, 14 Aralık 2017)

 

Özbekistan Ekonomisi 9 Ayda Yüzde 5,3 Büyüdü

Özbekistan'ın gayri safi yurt içi hasılası (GSYH) ocak-eylül döneminde yüzde 5,3 artış kaydetti.

Özbekistan Devlet İstatistik Komitesi'nden yapılan açıklamaya göre, yılın 9 ayında ülkede GSYH yüzde 5,3 artarak 170 trilyon 74,8 milyar soma ulaştı.

Açıklamaya göre, bu dönemde sanayi sektörü 4,1, tarım, orman ve balıkçılık sektörü 3,5, inşaat sektörü 5,3, taşımacılık ve lojistik sektörü 7,3, perakende sektörü 4,3, hizmetler sektörü ise yüzde 6,5 artış gösterdi.

Ülkedeki toplam yatırım hacmi yılın ocak-eylül döneminde yüzde 1 artışla 39 trilyon 536 milyar som olurken bu dönemdeki toplam yatırım hacmi ülkenin gayri safi yurtiçi hasılasının yüzde 23,2'sine tekabül etti.

Yılın ocak-eylül aylarında ülkedeki enflasyon oranı yüzde 7,8 olarak gerçekleşti.

Resmi verilere göre, Özbekistan'ın GSYH'si geçen yıl yüzde 7,8 büyüme kaydetmiş, bu çerçevede sanayi ve tarım üretimi yüzde 6,6 artmış, yıllık enflasyon yüzde 5,7 olarak gerçekleşmişti.

Hükümet, bu yıl GSYH'nin ortalama yüzde 6-7 büyümesini, sanayi üretiminin yüzde 6,9, tarım sektörünün yüzde ise 6,2 artmasını öngörüyor.

Dünya Bankası'nın yenilenmiş Küresel Ekonomik Beklentiler Raporu'nda, Özbekistan'ın GSYH'sinin 2017 yılında yüzde 7,6 artış göstereceği tahmin ediliyor.

(Anadolu Ajansı, 15 Aralık 2017)

 

Özbekistan ile BM Arasında İşbirliği Anlaşması

Birleşmiş Milletler'in (BM) Viyana'daki Uyuşturucu ve Suç Ofisi ile Özbekistan arasında, yasadışı uyuşturucu ticareti, uluslararası suç ve terörizm ile mücadele için bir iş birliği taahhütnamesi imzalandı. 13 Aralık'ta, Viyana'da imzalanan anlaşmanın, 1 Aralık BM

Uyuşturucu ve Suç Ofisi Müdürü Yuri Fedotov ile Özbekistan Cumhurbaşkanı Şavkat Mirziyoyev arasında yapılan görüşme sayesinde gerçekleştiği belirtildi.

Anlaşma sırasında tarafların Özbekistan'ın 2017-2021 reform ajandası, uyuşturucu takibi, uluslararası suçla mücadele, uyuşturucu kullanımını engelleme ve bölgesel işbirliği planlarını ele alma fırsatı oldu. İmza töreni sırasında Yuri Fedotov, Özbekistan'ın reform ve işbirliği çabalarını takdir ile karşıladıklarını belirtti.

Özbekistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Gayrat Fazilov ise Yuri Fedotov'un Özbekistan'a yaptığı ziyaretin ikili ilişkilerde yeni bir sayfa açtığını vurguladı.

(Kırım Haber Ajansı, 14 Aralık 2017)

 

Özbekistan ve FBI Arasında Mutabakat Zaptı İmzalandı

Özbekistan Umumi Başsavcılığı ile Amerika Birleşik Devletlerine bağlı Federal Soruşturma Bürosu (FBI) arasında bir mutabakat zaptı imzalandı. Özbekistan'dan ABD'ye giden heyete öncülük eden Başsavcı yardımcısı M. Azimov, FBI karargahında iki ülke arasındaki soruşturmalarda işbirliği için mutabaktan zaptına imza attı.

ABD tarafında anlaşmaya imza atan yetkilinin FBI'nın Genel Müdür Yardımcısı J. Walker olduğu öğrenildi. Özbekistan'ın ABD'deki büyükelçiliğinden yapılan açıklamada yapılan mutabakatın, suçla mücadele ve insan haklarını koruma alanlarında iki ülkeyi işbirliğine yönelteceği belirtildi.

Mutabakat çerçevesinde iki ülke arasında tecrübe ve bilgi paylaşımı, saha çalışmları ve ileri soruşturma tekniklerinin eğitimi yapılacağı öğrenildi. Yapılan açıklamalarda böylesi bir mutabakatın yokluğunun iki ülkenin çıkarlarını gözeten işbirliklerine daha önceleri engel teşkil ettiği vurgulandı.

Anlaşmanın özellikle New York'taki araçlı terör saldırısından sonra imzalandığını belirtmek gerekiyor. Özbek kökenli terörist Sayfullo Saipov 8 kişinin ölümüne sebebiyet vermişti. Saldırının hemen ardından ise Özbekistan Cumhurbaşkanı Şavkat Mirziyoyev, soruşturma için ABD'li yetkililerle en üst düzeyde işbirliğine açık olduklarını belirtmişti.

(Kabar, 14 Aralık 2017)

 

“Erdoğan, Atina’da Kıbrıs'ı Görüşmek İstememiş!”

Fileleftheros ve diğer gazeteler, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis ile Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras’ın Brüksel’de gerçekleştirilen AB zirve toplantısı çerçevesinde bir araya geldiklerini ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Atina ziyaretini de görüştüklerini yazdılar.Gazete: “Erdoğan Atina’da Kıbrıs Sorununu Görüşmek İstemedi” başlığı altında verdiği haberinde, Rum Hükümet Sözcüsü Viktoras Papadopulos’un konuya ilişkin dünkü açıklamasında, Anastasiadis ve Çipras’ın Brüksel’de görüştüklerini, görüşmede Çipras’ın Anastasiadis’e, Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Atina temasları hakkında ayrıntılı bilgi verdiğini söylediğini yazdı. Habere göre Papadopulos açıklamasında, Anastasiadis’in Çipras’a, Kıbrıs sorununa ilişkin Erdoğan’a dile getirdiği görüşler konusunda teşekkürlerini ilettiğini ve taraflar arasında, yeni bir Kıbrıs konferansı öncesinde çok iyi hazırlık yapılması gerektiği hususunda görüş birliğine varıldığını ifade etti.Gazete ayrıca, elde edilen bilgilere göre, Erdoğan’ın Atina temasları sırasında Kıbrıs sorununa vakit ayırmak istemediğinin ve Kıbrıs sorununun şu anda Erdoğan’ın öncelikleri arasında olmadığının görüldüğünü öne sürdü. Haberde, Anastasiadis’in Brüksel’deki zirve çerçevesinde Fransa Cumhurbaşkanı Emanuel Macron’la da görüştüğü belirtildi. Gazete bir diğer haberinde ise, AB Zirve Toplantısı’nda ele alınan konulardan birinin, “Kalıcı Yapılandırılmış İşbirliği’nin” (PESCO) kurulması olduğunu, 28 üye devlet temsilcilerinin, PESCO’nun ilk uygulamalarının hemen faaliyete geçirilmesini talep ettiklerini yazdı.Haberde, zirvenin sonuç bildirgesine geniş şekilde yer verildi. Kaynak: “Erdoğan, Atina’da Kıbrıs'ı görüşmek istememiş!”

(Kıbrıs Ada Haber, 15 Aralık 2017)

 

Netanyahu'ya Yeni Polis Sorgulaması

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hakkındaki yolsuzluk iddiaları nedeniyle polis tarafından yeniden sorgulandı. Netanyahu şimdiye kadar polis tarafından 7 kez sorgulandı.

İsrail polisi, Başbakan Binyamin Netanyahu'yu sorgulamak için sabah saatlerinde konutuna gitti.

İsrail Başbakanı Netanyahu yolsuzluk, rüşvet ve güveni kötüye kullanmakla suçlanıyor. Netanyahu daha önce Hollywood yıldızları ve iş dünyasından aldığı hediyeler nedeniyle polis tarafından 6 kez sorgulanmıştı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ülkenin önde gelen bir gazetesinin yayıncısıyla kendi lehine haberler yapılması için görüşmekle de suçlanıyor.

Yakın bir eski danışmanının İsrail Başbakanı Netanyahu aleyhine tanıklık etmek için devletle anlaştığı belirtiliyor.

İsrail Başbakanı Netanyahu ise hakkındaki tüm suçlamaları reddediyor ve kendisine yönelik iddiaları düşman medyanın "cadı avı" olarak niteliyor.

(NTV, 15 Aralık 2017)

 

İsrailli Milletvekilinden Türkiye ile Diplomatik İlişkilerin Seviyesini Düşürme Çağrısı

İsrail Parlamentosu Knesset'deki İsrail Siyonist Birlik Partisi'nden milletvekili KseniyaSvetlova, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "İsrail bir terör devletidir" açıklamalarının ardından İsrail Başbakanı BenyaminNetanyahu'ya Türkiye ile diplomatik ilişkilerin seviyesini düşürme çağrısı yaptı.

İsrail Siyonist Birlik Partisi'nden yapılan açıklamaya göre, Svetlova "Sayın Başbakan ve Dışişleri Bakanı, tarafınıza Türkiye ile diplomatik ilişkilerin seviyesinin düşürülmesi ve Türkiye Cumhurbaşkanı'nın (Recep Tayyip Erdoğan) kabul edilemez ifadelerine cevaben diplomatik tedbir alma olasılığını değerlendirme çağrısı yapıyorum" ifadelerini kullandı.

​İslam İşbirliği Teşkilatı (ITT) Olağanüstü Zirvesi'nde konuşan Erdoğan, ''İsrail bir terör devletidir'' demişti.

(Sputnik, 14 Aralık 2017)

 

İsrail Savaş İlan Etti: “Taş Devrine Çevireceğiz”

İstihbarat Bakanı Katz, İran'ın Lübnan'da gelişmiş bir füze tesisi inşa ettiğini savunarak 'Askeri harekata girişip onlara engel olacağız' dedi.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Salman’ı ülkesine davet ederek gündem olan İsrail İstihbarat Bakanı Yisrael Katz, İran'ın Lübnan'da füze tesisi inşa ettiğini ileri sürerek söz konusu yeri vuracaklarını ilan etti.

Suudi Arabistan'ın online haber portalı Elaph'a konuşan Katz, "İran'ın Lübnan'da gelişmiş bir füze tesisi inşa ediyor olduğunu biliyoruz ve üstüne basarak vurgulamak istiyorum bu bizim kırmızı çizgimiz. Her ne pahasına olursa olsun izin vermeyeceğiz" dedi.

İstihbarat bakanı Katz, İran'ın bölgede neler yaptığını İsrail'in çok iyi bildiğini savunarak "Evet, askeri harekata girişip onlara engel olacağız, tıpkı Suriye'de olduğu gibi. Çok daha geniş ve güçlü bir saldırı olacak, bu kez tüm Lübnan hedef alınacak" ifadesini kullandı.

Röportajda İsrail'in 2006'daki savaşta Hizbullah'a karşı yenilerek Lübnan'dan geri çekilmek zorunda kalması da gündeme geldi. 11 yıl önce yaşananları bir piknikle karşılaştıran Katz, "Size söylüyorum, Lübnan'ı taş devrine çevireceğiz" diye konuştu.

İsrail'in bölgedeki tüm operasyonlarının arkasındaki isim olan İstihbarat Bakanı Katz, Lübnan'a savurduğu tehditlerin ardından ülkesinin savaş istemediğini savundu.

ABD'nin Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanımasıyla rüzgarı arkasına alan İsrail, bir haftadır onlarca Filistinliyi gözaltına aldı ve protesto gösterilerine sert şekilde müdahale ediyor.

Suriye'de devam eden iç savaşta defalarca birçok hedefe saldırı düzenleyen Tel Aviv yönetimi, şimdi gözünü Lübnan'a dikmiş gibi görünüyor.

Ortadoğu'da ezeli düşmanlar Suudi Arabistan ve İran arasında devam eden savaşta İsrail beklendiği gibi Suudi Arabistan'ın yanında saf tutuyor. Suudi Arabistan İsrail’i tanımasa da, iki ülke de Ortadoğu’da İran’ın güçlenmesini bölgesel konjonktür içerisinde kendi menfaatleri için istemiyor.

Geçen ay yine Elaph internet sitesinde İsrail Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot’un röportajının yayımlanması, dünya kamuoyunu şaşırtmıştı. Bu şaşkınlığın gerekçesi, ilk kez yüksek rütbeli bir İsrailli askerin Suudi Arabistan’daki bir yayın organına konuşmasıydı.

Tahran yönetimini bölgedeki gerçek ve en büyük tehdit olarak nitelendiren Eisenkot, İran'a karşı Riyad’la tam mutabakat içinde olduklarını söylemişti.

(Milliyet, 14 Aralık 2017)

 

Suriye Ulusal Diyalog Kongresi Ocak Ayında Yapılacak

İzvestiya gazetesine demeç veren Rus diplomatik çevrelerinden üç kaynak, Ulusal Diyalog Kongresi'nin ocak ayında gerçekleştirilmesi planlarını doğruladı.

Rus kaynaklardan biri, şu anda kongreye davet edilecek katılımcıların listesi üzerinde mutabakat sağlama çalışmasının yapıldığını belirtti.

Baas Partisi vekili Mari el Bitar da, Şam yönetiminin kongrenin belirtilen sürede yapılmasında bir sorun görmediğini ifade etti.

Bitar, "Bu, Suriyeli taraflar arasındaki diyalog. Cenevre veya Astana süreçleriyle bağlantılı değil. Kongre zamanında yapılacak. Zira Suriye'nin geleceğini ve ülkeyi yönetecek kişileri belirleyecek olanlar Suriyelilerdir" dedi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, geçen ay Soçi'de yaptıkları zirvenin ardından Suriye Ulusal Diyalog Kongresi'nin toplanmasını kararlaştırmıştı. Kongrenin kısa süre içinde Soçi'de toplanmasının planlandığı ifade edilmişti.

(Sputnik Türkçe, 14 Aralık 2017)

 

Yunanistan Dışişleri Bakanı Kocyas: Erdoğan’dan Başkası Çözemez

Yunanistan Dışişleri Bakanı Kocyas, ülkesinin Türkiye ile olan sorunlarını, Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan başka kimsenin çözemeyeceğini söyleyip CHP’yi aşırı milliyetçilikle suçladı. Kocyas "Erdoğan daha önce Lozan’ın yeniden yapılandırılmasından bahsediyordu, sonunda 'Lozan bir şekilde güncellenebilir' dedi. Bu bizim için kazanç değil mi?" diye sordu.

Parlamento Dış Politika Komisyonu’nda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçen haftaki Yunanistan ziyaretini değerlendiren Dışişleri Bakanı NikosKocyas şunları söyledi: "Türkiye ile aramızdaki pratik meseleleri Erdoğan’dan başkası çözemez. Erdoğan geri adım atmazsa Kıbrıs sorunu çözülebilir mi? Hadi ben Türk Dışişleri İçişleri, AB ve Savunma Bakanları'na üç çalım atayım. Ne değişecek? Türkiye’de iktidarın merkezi Erdoğan’dır. Başka kiminle konuşsanız, ne yükümlülüklerini yerine getirecek ne de sözünü tutacak."

Hürriyet'ten YorgoKirbaki'nin haberine göre Kocyas, Başbakan Binali Yıldırım ile CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun TBMM’de Ege adaları ile ilgili konuşmalarına da değindi: "Kemalist muhalefet maalesef aşırı milliyetçi bir noktaya geldi. Başbakan (Yıldırım) ise çok dikkatli cevaplar verdi."

"Türkiye zor bir komşu. Keyfimize göre davranamayacağımız bir komşu. Örneğin, diyelim ki, benim canım Türkiye’den kimseyle görüşme istemiyor. Bu dış politika mı? Hıncımı almak için dış politika yaparsam ülkemin bölgedeki yerini mahvetmiş olurum. Dış politika, benim hıncım, öfkem ve kavga niyetim değildir” diyen Kocyas şöyle devam etti:

Daha önce Türkiye’den hiç Batı Trakya’da Türk kökenli olmayan Pomak ve Romanların da bulunduğunu kabullenen biri çıktı mı? Erdoğan, İstanbullu Rumlara 1950’lerde yapılanlar için özür diledi.

Daha önce Lozan’ın yeniden yapılandırılmasından bahsediyordu, sonunda 'Lozan bir şekilde güncellenebilir' dedi. Bu bizim için kazanç değil mi?

Erdoğan, Yunanistan’ın toprak bütünlüğü ile ilgili bir durumun söz konusu olmadığını söyledi. Buna gerçekten inanıyor mu? İnanmıyor mu? Zaman gösterecek. Ama ilk kez Türkiye’nin bir Cumhurbaşkanı böyle bir şey söylüyor.

(Sputnik Türkçe, 15 Aralık 2017)

 

Polonyalılardan Yargı Reformuna Şarkılı Protesto

Polonya'da iktidar partisinin yargı reformu, binlerce kişinin şarkı söylediği bir eylemle protesto edildi. AB Komisyonu'nun önümüzdeki hafta Polonya hakkında hukuki işlem başlatması bekleniyor.

Polonya'nın başkenti Varşova'da milliyetçi muhafazakâr iktidar partisinin yargı reformuna karşı düzenlenen şarkılı protesto gösterisine binlerce kişi katıldı. Başkanlık sarayı önünde toplanan göstericiler Noel müziğinden aranje edilen şarkıyla yargı bağımsızlığının kısıtlanmasını protesto etti.

Göstericiler Polonya Devlet Başkanı AndrzejDuda'dan parlamentoda kabul edilen yeni yargı yasasını imzalamayıp yürürlüğe girmesini önlemesini istediler. Protestocuların sözcüsü "devlet başkanından anayasayı ihlal eden yasayı önlemesini beklediklerini" söyledi. Polonya'nın diğer şehirlerinde de muhafazakâr hükümeti protesto gösterileri düzenlendi.

Hak ve Adalet Partisi (PİS) 2015 yılında iktidara gelmesinin hemen ardından yargı düzenlemesine el atmıştı. Partinin adalet anlayışını hukuk devleti ve kuvvetler ayrılığı ilkelerine aykırı bulan Avrupa Birliği (AB) ise Polonya'ya yaptırım uygulamak üzere harekete geçmişti.

Polonya'nın yeni Başbakanı MateuszMorawiecki, Brüksel'deki AB zirvesi sırasında yaptığı açıklamada AB Komisyonu'nun birlik antlaşmasının yedinci maddesine dayanan prosedürü önümüzde hafta başlatmasını beklediklerini söyledi. Bu durumda Polonya, AB Komisyonu'nun hakkında cezai işlem başlattığı ilk AB üyesi ülke olacak. Birlik antlaşmasını ihlal ettiği sonucuna varıldığı takdirde teorik olarak Polonya'nın AB oylamalarına katılma hakkını kaybetmesi mümkün. Ancak anlaşmaların ihlal edildiğine oy birliğiyle karar verilebiliyor. Macaristan şimdiden kararı veto edeceğini duyurduğu için Polonya'nın oylamalara katılma hakkının elinden alınabileceğine ihtimal verilmiyor.

AB Komisyonu ile Varşova yönetimi arasındaki anlaşmazlık yaklaşık iki yıl önce patlak vermiş ve PİS hükümetinin Anayasa Mahkemesi'nin yetkilerini kısıtlaması üzerine Brüksel birlik tarihinde ilk kez olmak üzere Polonya hakkında hukuk devleti ilkeleriyle ilgili prosedür başlatmıştı. Yargıdaki tayinlerde adalet bakanının yetkilerini arttıran yasanın yürürlüğe girmesine AB Komisyonu, Polonya'nın anlaşmaları ihlal ettiği gerekçesiyle Varşova yönetimi hakkında hukuki işlem başlatarak tepki göstermişti.

(Deutsche Welle Türkçe, 15 Aralık 2017)

 

Avustralya'da Çinli Yeğenini 'Sadistçe' Öldüren Kişiye 46 Yıl Hapis

Avustralya'da, 25 yaşındaki Çinli yeğenini bağlayıp, çıplak fotoğraflarını çektikten sonra bıçaklayarak öldüren Derek Barret, 46 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Hakim, cinayetin kurbanın güvendiği biri tarafından yapılan "ahlâksız ve sadistçe" bir eylem olduğunu söyledi.

29 yaşındaki Barret cinayeti itiraf etmiş ancak uyuşturucunun etkisi altında olduğunu ve herhangi bir şey hatırlamadığını savunmuştu.

 

Mahkemede ise Barret'ın Nisan 2016'da işlenen cinayette, çıplak fotoğraflarını çekmek için yeğeninin ağzını tıkadığı ve bağladığı anlatıldı.

'Sapık Cinsel Saplantı'

Avustralya televizyonu ABC'ye göre hakim cinayeti, "aşırı derecede şiddet ve zulüm uygulanan, aşağılayıcı ve dehşet düşürücü" bir suç olarak tanımladı. Yargıç ayrıca cinayetin "kurbana karşı sapıkça bir cinsel saplantı" nedeniyle işlendiğini belirtti.

Barret, yeğenini çok sayıda bıçak darbesiyle öldürmesinin ardından, onun cesedini geçen yıl 24 Nisan 2016'da New South Wales kıyısındaki SnapperPoint'te denize atmıştı. Ceset daha sonra bulunmuştu. Sydney'de bir üniversitede okuyan Leng, halası ve Barret ile birlikte yaşıyordu.

(BBC Türkçe, 15 Aralık 2017)

 

İtalya'da 'Ölme Hakkı' Yasası Senato'dan Geçti!

İtalya'da Senato, yaşama iradesine ilişkin, "Biotestamento" yasa tasarısını 180 evet oyuyla kabul etti.

İtalyan ANSA ajansının haberine göre, Senato, yasa tasarısını 180 evet, 71 hayır ve 6 çekimser oy ile onayladı. Ön direktif olarak da bilinen yaşama iradesiyle hastalar, tedavinin belli bir aşamasında, kararlarıyla ilgili iletişim kuramayacak duruma gelmeleri ihtimaline karşı, "hayatın sonundaki hastaya yaklaşımı" önceden belirleyebilecek. Buna göre hastalar, suni beslenmeyi de reddedebilecek.

İtalya Başbakanı Paolo Gentiloni, sosyal medyadaki Twitter hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, "Yaşama iradesi: Senato'dan medeni bir seçime yeşil ışık yandı. İnsan onuru için ileriye doğru atılmış bir adım." ifadelerini kullandı. Ülkede "ölme hakkı"nı savunan aktivistler ise yasanın büyük tartışmaya neden olan Eluana Englaro'nun 2009 yılındaki ölümünden 8 yıl sonra "nihayet" geçtiğini söyledi.

18 Ocak 1992'de meydana gelen kaza sonucunda komaya giren Englaro'nun babası, 1999 yılında Lecco Mahkemesine başvurarak kızının suni beslenmesine son verilmesini istemişti. Mahkeme, bu talebe olumsuz yanıt vermişti. Yıllarca ailesinin hukuk mücadelesini sürdürdüğü Englaro, 2009 yılında suni beslenmesine son verilerek hayatını kaybetmişti. Baba Beeping Englaro, "Bir daha, Eluana'nınki gibi trajedi içinde trajedi yaşanmayacak. Bugün, herkesin hak ve özgürlükleri açısından önemli bir gün." değerlendirmesinde bulundu.

Birçok siyasi partinin desteklediği yasa tasarısı din adamları tarafından eleştiriliyor. İtalyan Piskoposlar Konferansı (CEİ) Sağlık Ofisi Direktörü papaz Massimo Angelelli, yasanın "sorumluluklarını azaltarak doktorları, kamu sağlığı merkezlerini koruduğunu ancak acı çeken insanları korumada pek etkili görünmediğini" belirtti.

(Sabah, 15 Aralık 2017)

 

İngiltere'de Bitcoin Yatırımcılarına Uyarı: Tüm Paranızı Kaybetmeye Hazır Olun

İngiltere'de finans sektörünü düzenleyen ve denetleyen Finansal Hizmetler İdaresi'nin (FSA) Genel Müdürü Andrew Bailey, Bitcoin'e yatırım yapanlara "tüm paralarını kaybetmeye hazır olma" uyarısı yaptı.

Bu yılın başında değeri bin dolarken şu aralar 16 bin dolardan işlem gören sanal para birimi Bitcoin, son zamanlarda tüm dünyanın en çok konuştuğu konular arasında yer alıyor. 2017 yılında yüzde 1.500 değer kazanan Bitcoin bazıları tarafından "dijital altın" olarak adlandırılıyor.

Bazı yatırımcı, ekonomist ve devlet insanları, Bitcoin ve arkasında yatan "blockchain" (blok zinciri) teknolojisini savunurken bazıları ise bunu sert bir dille eleştiriyor.

BBC'nin Newsnight programına konuşan Bailey de, ne merkez bankalarının ne de hükümetlerin bu 'para biriminin' arkasında olduğunu, bundan dolayı Bitcoin'e yatırımın güvenli olmadığını belirtti.

Andrew Bailey, Bitcoin satın almanın kumar oynamaya benzediğini, aynı riske sahip olduğunu savundu. Baily şunları söyledi:

"Bu bir para birimi değil. Aslında bu, Bitcoin formu içinde regüle edilmiyor. Fiyatlandırma anlamında çok oynak bir emtia. Geçen yıl ne yaşandığına bakarak sizi uyarmak isterim. Eğer Bitcoin'e yatırım yapmak isterseniz tüm paranızı kaybetmeye hazır olun. Bu benim en ciddi uyarımdır."

Hafta içinde, Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, yaptığı açıklamada "Bitcoin finans tarihinin en büyük balonu olan lale çılgınlığını geçmiş. Bu spekülasyondan uzak durmalı. Bitcoin fiyatı aniden aşırı derecede yükselebileceği gibi daha sonra çöküşe de geçebilir" ifadesini kullanmıştı.

Aynı şekilde Amerikan Merkez Bankası Başkanı Janet Yellen yine hafta içi düzenlenen Federal Açık Piyasa Komitesi'nin (FOMC) toplantısının ardından yaptığı açıklamada Bitcoin'in hayli "spekülatif" olduğunu belirtmişti.

(BBC Türkçe, 15 Aralık 2017)

 

İngiltere'de Terör Örgütü PKK Şüphelilerine Gözaltılar

İngiltere'de, terör örgütü PKK'nın yayın organı olan bir gazeteyle bağlantılı terörist finansman soruşturmasında 4 kişinin gözaltına alındığı aktarıldı.

İngiltere'de, terör örgütü PKK'nın yayın organı olan bir gazeteyle bağlantılı terörist finansman soruşturmasında 4 kişinin gözaltına alındığı aktarıldı. Gözaltına alınan şahıslar, terör örgütü PKK ile doğrudan ilişkisi bulunan "Yeni Özgür Politika" isimli sözde gazetenin satışı ve dağıtımıyla ilgili olarak sorgulandıkları öğrenildi.

Gözaltına alınanlar arasında biri 38 yaşında, diğeri 50 yaşında olmak üzere iki kadının da bulunduğu bildirildi. Terör destekçisi şahıslar, İngiliz polisi tarafından 7 Aralık'ta, Haringey'de gerçekleştirilen baskında yakandı. Başkent Londra'da faaliyet gösteren Metropolitan Polisi tarafından yapılan açıklamada, söz konusu şahısların terörizme bağış toplama, terörist kara para aklama ve dolandırıcılık suçlamalarıyla karşı karşıya kalacakları ifade edildi.

Terör örgütü PKK bağlantılı soruşturma ve ardından gerçekleştirilen gözaltılar, İngiltere'nin, Türkiye'nin terörle mücadele hassasiyetlerini göz önüne almaya başladığı yönünde değerlendirmelere yol açtı. Bilindiği üzere İngiltere ve Avrupa Birliği, PKK'yı terör örgütü olarak tanıyan ülkeler ve kuruluşlar arasında bulunuyor.

(QHA, 14 Aralık 2017)

 

AB Liderlerinden Kudüs Kararı

AB Konseyi Başkanı Tusk, "AB liderleri iki devletli çözüme olan güçlü bağlılığı ve bu bağlamda AB'nin Kudüs'e ilişkin pozisyonunun değişmeyeceğini teyit etti" dedi. Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin liderleri, birliğin Kudüs konusundaki pozisyonunun değişmeyeceğini bildirdi.

28 üyeli AB'nin devlet ve hükümet başkanları, Brexit, sığınmacılar, Kudüs, Rusya, savunma, sosyal ve ekonomik konuları görüşmek üzere Brüksel'de AB Konseyi binasında toplandı.

Zirve devam ederken AB Konseyi Başkanı Donald Tusk, sosyal medya hesabından İsrail-Filistin sorunu ve Kudüs'le ilgili açıklamada bulundu. Tusk, açıklamasında, "AB liderleri iki devletli çözüme olan güçlü bağlılığı ve bu bağlamda AB'nin Kudüs'e ilişkin pozisyonunun değişmeyeceğini teyit etti" denildi.

AB, Kudüs'ün 1967 sınırlarında iki devletin de başkenti olmasını destekliyor. AB, ABD Başkanı Donald Trump'ın aksine tek taraflı adımlardan kaçınılmasını ve Kudüs'ün statüsünün müzakereler neticesinde belirlenmesini istiyor.

(Sputnik Türkçe, 15 Aralık 2017)

 

Türkiye Bulgaristan Sınırındaki Kuyruk Sorunu Görüşüldü

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan çeşitli temaslarda bulunmak için Brüksel’e gitti.  Halkalı-Kapıkule Demiryolu Projesi’nin görüşülen konuların başında geldiğini söyleyen Arslan, Türkiye-Bulgaristan sınırında karayolu ve demiryolu geçişleri konusunda yaşanan sıkıntıları da ele aldıklarını, bu sorunun çözülmesi için AB Komisyonundan destek talebinde bulunduklarını belirtti.

İstanbul’dan Avrupa’ya gidecek Halkalı-Kapıkule hızlı tren projesinin yapım ihalesini iki ay içerisinde yapacağını kaydeden Arslan, “Biz artık İstanbul’a kadar gelen Yüksek Hızlı Trenin Kapıkule’ye kadar hızlı tren olarak devam etmesi çerçevesinde proje yapmıştık ve Avrupa Birliği ile IPA fonları kapsamında bunun yapılması konusunda gerekli görüşmeleri yaptık. Süreçler şu an devam ediyor. Yaklaşık iki ay içerisinde yapım ihalesine çıkmayı öngörüyoruz. Beklentimiz o ki IPA fonları kapsamındaki süreçleri tamamladığımızda biz önümüzdeki yılın ikinci yarısında fiilen inşaata başlamış olmayı hedefliyoruz.”

Arslan, özellikle Halkalı’dan başlayarak 3. Havalimanı ve Yavuz Sultan Selim Köprüsü üzerinden gelip Anadolu yakasında mevcut ağa bağlanan yeni bir hızlı tren ağının çok önemli olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Anadolu yakasında Çayırova’dan başlayarak 3. Havalimanı’na kadar yaklaşık 62 kilometrelik hattın projelerini tamamladık. Şimdi gerekli sondaj ve nihai işlemleri yürüyor. Avrupa yakasında da 3. Havalimanı’nı da içine alacak şekilde Halkalı’dan gelip Avrupa’ya gidecek ağla birleşecek olan kısmı da yaklaşık 62 kilometre. Onun da uygulama projeleri tamamlandı, sondaj çalışmaları yürüyor ve her iki projede de önümüzdeki yıl içerisinde ihaleye çıkarak Halkalı-Kapıkule ile birlikte bütün bu projelerin 2023’e kalmadan hizmete girmesini öngörüyoruz. Hedefimiz, önümüzdeki yıl her üç kısımda da inşaata başlamak ve 2023’e kalmadan da bu projeleri bitirip Avrupa ile Asya arasında Marmaray’la birlikte kesintisiz hale getirdiğimiz hatta bir alternatif, bir destekleyici unsur olarak 3. Köprü ve 3. Havalimanı’nın oradan da bir bağlantı yapmış olmak.”

(Balkan Günlüğü, 15 Aralık 2017)

 

Başbakan Zaev Kosova Ziyaretinde

Makedonya Cumhuriyeti Başbakanı Zoran Zaev göreve başladıktan sonra ilk kez Kosova’ya resmi ziyarette bulunacak. Ziyaret kapsamında Zaev’in Kosova’daki meslektaşı Ramuş Haradinay, Kosova Cumhurbaşkanı Haşim Taçi ve Kosova Meclis Başkanı Kardi Veseli ile görüşeceği bildirildi.

Zaev’in ziyareti kapsamında Makedonya ve Kosova’lı işadamları ile ortak çalışma toplantısı düzenleyeceği duyuruldu.

Kosova ziyaretinde Zaev’e, Ekonomi Bakanı Kreşnik Bekteşi, Ulaştırma Bakanı Goran Sugarevski, Kültür Bakanı Robert Alagyozovski ve Diaspora’dan sorumlu Devlet Bakanı Edmond Ademi eşlik edecekler.

Zaev’in Kosova ziyaretinin bir diğer önemli detayı ise ilk defa tarihte Makedonya Cumhuriyeti Başbakanının Kosova Cumhuriyetine resmi ziyarette bulunacak olması oluyor.

(Balkan Günlüğü, 15 Aralık 2017)

 

Macaristan’daki Seçim Kampanyasında Nefret Rüzgârları

Macaristan’da bir iktidar partisi milletvekili, sosyal medyada başı kesilmiş ve üzerinde milyarder Soros’un isminin yazılı olduğu bir domuz resmi paylaştı. Tartışmalar, ülkedeki siyasi iklime dair ipuçları veriyor.

Kısa adı "Fidesz" olan Macar Yurttaş Birliği partisinin milletvekili JanosPocs'un komik bulduğunu belirterek Facebook'ta paylaştığı bir fotoğraf, ülkede 2018 genel seçimleri öncesinde halihazırda negatif olan siyasi atmosferi daha da gerdi. Fotoğrafta, kesilmiş bir domuzun üzerinde "O Saros'du" yazıyor. Ancak Macar dilinde bu cümle kinayeli bir anlam ifade ediyor. Zira cümle aynı zamanda "Sırada o vardı" anlamına da geliyor. Pocs, bu fotoğrafı "Bir domuz daha eksildi" yorumu ve sırıtan bir yüz emojisi eşliğinde paylaştı.

Bunun üzerine binin üzerinde Facebook kullanıcısı, milletvekilini eleştiri yağmuruna tuttu. JanosPocs ise "Niye tepki gösterildiğini anlamıyorum. Burada söz konusu olan George Soros değil" diyerek kendini savundu. Ancak bu açıklama fazla inandırıcı bulunmadı. Zira Macaristan Başbakanı ve Fidesz Genel Başkanı Viktor Orban'ın da Macar asıllı Amerikalı Yahudi milyarder Soros'a karşı yoğun bir kampanya yürüttüğü herkesin malumu.

Hatta Pocs'un masum rolünü oynaması, tepkileri daha da artırdı. Ilımlı muhafazakâr sıralardan bile paylaşıma dair eleştiri sesleri yükseldi. Yazar György Konrad, filozoflar AgnesHeller ve Gaspa rMiklos Tamas ile film yönetmeni Ildiko Enyedi'nin de aralarında bulunduğu çok sayıda entelektüel, Fidesz milletvekilinin istifasını talep etti. George Soros'un kurduğu Open Society (Açık Toplum) Enstitüsü de paylaşımı sert bir dille kınadı: "Bu, George Soros'u hedef alan şoke edici bir saldırıdır. Bu fotoğraf, uzun ve karanlık bir geçmişi olan antisemitizmin (Yahudi düşmanlığının) bir parçasıdır. Aynı zamanda Viktor Orban tarafından resmen kabul edilen antisemitizmin yeni bir örneğidir."

Vakfın bu açıklamasına iktidar cephesinin cevabı gecikmedi. Fidesz Meclis Grup Başkanı Gergely Gulyas, "Bu, Soros'un Macaristan karşıtı kampanyasının bir parçasıdır" derken Başbakan Viktor Orban son derece politik bir yorum yaptı: "Domuz kesimi, hükümetin sorumluluk alanına girmemektedir." Tartışılan paylaşımın sahibi Janos Pocs ise DW'nin gerek yazılı gerekse telefonla yaptığı mülakat başvurularını cevapsız bıraktı.

Bu son olay, Macaristan'daki siyasi havanın ne kadar kirli olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Aşırı sağ motifli nefret söylemleri, Viktor Orban hükümeti döneminde artık gündelik hayatın bir parçası haline geldi. Gelecek ilkbaharda yapılacak parlamento seçimleri yaklaştıkça, durumun daha da vahim hale gelmesi kuvvetle muhtemel görünüyor.

Macar hükümeti bu yıl Soros'u hedef alan iki kampanya başlattı. Eski antisemit motiflere dayanan propaganda çalışmalarının ilkinde Soros, "Macaristan karşıtı komplo cephesinin başı ve idarecisi" olarak lanse edildi. Kampanyanın sloganı ise "Son gülenin Soros olmasına izin vermeyelim" şeklindeydi. İkinci kampanyada  Soros'un "Macaristan ve Avrupa'yı milyonlarca mülteci ile boğmak istediği ve bunun için bir plan hazırladığı" iddia edildi.

Macar asıllı bir Yahudi olan Amerikalı milyarder George Soros, kurucusu olduğu Açık Toplum Enstitüsü aracılığı ile özellikle Doğu Avrupa ülkelerindeki sosyal projelere yüz milyonlarca dolar bağış yaptı. Macaristan da 350 milyon dolar ile bu pastadan nasibini aldı. İşin ilginç tarafı, Başbakan Victor Orban da Soros'un bir bursiyeriydi. Orban son iki yıldır ise Amerikalı milyarderi adeta can düşmanı olarak görüyor.

Ancak Başbakan Orban ve diğer Fidesz mensubu politikacıların nefret söylemleri sadece George Soros ile sınırlı kalmıyor. Roman vatandaşlar her fırsatta kanun tanımaz ve tembel olarak yaftalanırken, idam cezasının geri getirilmesi talepleri ve eşcinsellerin hakir görülmesi de Fidesz'in artık olağan politikası haline geldi. Viktor Orban, aşırı sağcı Jobbik hareketinin lideri Gábor Vona'ya yönelik homofobik söylemlerde de bulunuyor. Macar basınında Vona'nın eşcinsel olduğuna dair bazı spekülasyonlar yer almıştı.

(DeutscheWelle, 15 Aralık 2017)

 

KTİHV Ve KTGB Ortak Etkinlik Düzenliyor

Kıbrıslı Türk İnsan Hakları Vakfı (KTİHV) ve Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği (KTGB) "Bilişim Ağı Hizmetlerinin Düzenlenmesi ve Bilişim Suçları Yasa Tasarısı: Önlem mi, sansür mü?” adlı ortak etkinlik düzenliyor.

KTGB’den yapılan açıklamaya göre, 19 Aralık Salı günü saat 18:00’de Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği Lokali’nde gerçekleştirilecek panelde, Avukat Öncel Polili “Bilişim Ağı Hizmetlerinin Düzenlenmesi ve Bilişim Suçları Yasa Tasarısı” üzerine konuşacak ve erişimin engellenmesi kararı ve yerine getirilmesi ile içeriğin yayından kaldırılmasına ilişkin kuralları insan hakları açısından değerlendirecek.

Panelde, teknolojinin günlük hayatımızın her alanına girmesiyle insan hakları alanında önemli bir tartışma alanı olan siber suçlar da tartışılacak.

(Kıbrıs Gazetesi, 15 Aralık 2017)

 

Tajani’den Askersiz Çözüm Telkini

Avrupa Parlamentosu Başkanı Antonio Tajani, Kıbrıs’ta askersiz çözüm telkininde bulundu.

Fileleftheros gazetesi, Tajani’nin, Avrupa Konseyi çalışmalarının ilk bölümüyle ilgili toplantının tamamlanmasının ardından gazetecilere açıklama yaptığını ve açıklamasında, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in, Kıbrıs sorununun çözümü için gösterdiği çabalara destek verdiğini söylediğini yazdı.

Habere göre Tajani, Kıbrıs’ta bir çözüm istediklerini ve çözüm olmasının şart olduğunu vurgulayarak, bu çözümün, Kıbrıs’ın kuzeyindeki askerin çekilmesiyle mümkün olacağını savundu.

Tajani, “Kıbrıs’taki Türk askeri probleminin”, Kıbrıs’ta iki taraf arasındaki anlaşmanın içeriğini de ilgilendirdiğini belirtti.

(Kıbrıs Gazetesi, 15 Aralık 2017)

 

Çin’de İnsan Hakları Konulu Beyaz Kitap Yayımlandı

Çin Devlet Konseyi Basın Ofisi bugün "Çin'de İnsan Haklarının Yasalarla Korunması Çalışmalarında Yeni İlerleme" başlıklı beyaz kitabı yayımladı.

17 bin sözcükten oluşan beyaz kitapta, Çin'de son beş yılda insan haklarının yasalarla korunması çalışmalarında dikkate değer ilerleme kaydedildiği belirtildi.

Beyaz kitapta, insan haklarının korunmasında kaydedilen ilerleme altı bölümde detaylandırıldı. Bu bölümlerin başlıkları: insan haklarının korunması için yasal mekanizmanın daha sağlıklı hale getirilmesi; vatandaşların yasal haklarının korunmasına yönelik hukuk temelinde idari uygulamalar; insan haklarını hukuk ışığında koruma çalışmalarının genişletilmesi, sosyal mekanizmaların birleştirilmesi, insan haklarının yasal olarak korunmasında ve küresel insan haklarının geliştirilmesinde Çin Komünist Partisi'nin (ÇKP) liderliğinin güçlendirilmesi.

Çin'in vatandaşlarının sivil ve yasal haklarını daha iyi korumak için yasama çalışmalarını geliştirdiği ifade edilen beyaz kitapta, bu doğrultuda Ceza Kanunu'nun revize edildiği, Anayasa'da öngörülen af sistemi çerçevesinde dört tip suça af getirildiği bildirildi.

Aile İçi Şiddet Yasası'nın yürürlüğe girdiği vurgulanan kitapta, Çin'in sosyalist hukuk devleti olma yolunda çabalarını sürdürdüğü ve insan haklarının yasalarla korunmasında büyük ilerleme kaydettiği belirtildi.

ÇKP'nin 19. Ulusal Kongresi'nde, devletin hukukun üstünlüğüne dayalı yönetimi için stratejik planın hazırlandığına dikkat çekilen beyaz kitapta, Çin halkının "çifte yüz yıl hedefi" ve Çin'in yeniden kalkınışı için çaba göstermekte olduğu hatırlatıldı. Bu büyük hedefe ilerleme yolculuğunda ve sosyalist hukuk devleti çalışmalarında daha büyük başarılar kazanılacağına işaret edilen kitapta, insan haklarının yasalarla korunma seviyesinin yükseltileceği ve Çin'in dünyaya daha büyük katkılarda bulunacağı vurgulandı.

(CRI Türk 15Aralık 2017)

 

Xi'den Ordunun Savaş Yeteneklerini Geliştirme Vurgusu

Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, bugün Çin Halk Kurtuluş Ordusu 71. Kara Kuvvetleri Grubu'nda incelemelerde bulundu.

Xi Jinping orduyu yeniden yapılandırmaya ve savaş yeteneklerini geliştirmeye çağırdı

Xi, Çin ordusunun ÇKP 19. Ulusal Kongresi'nin ruhunu bütünüyle benimsemesi, ÇKP'nin orduyu güçlendirme düşüncesini yerine getirerek, yeni dönemin stratejik askeri politikalarını uygulaması gerektiğinin altını çizdi.

Xi; ordunun reformlarla güçlendirilmesi, bilim ve teknolojiyle kalkındırılması ve savaşa hazır olmaya odaklanması önemine de vurgu yaptı.

(CRI Türk 14 Aralık 2017)

 

Çin'den Filistin’de “İki Devletli Çözüm” Vurgusu

Çin'in Kahire Büyükelçisi ve Arap Birliği Tam Yetkili Temsilcisi Song Aiguo, Çin'in "iki devletli çözüm"ü destekleyerek, Ortadoğu'daki sorunları siyasi yollarla çözmekte ısrar ettiğini dile getirdi.

Song Aiguo, dün Çin'in Kahire Büyükelçiliği'nde düzenlenen "Ben ve Çin hikâyem" adlı etkinlikte, ABD'nin Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıdığını açıklamasının ardından Ortadoğu'da yeniden yükselen tansiyon hakkında Çin'in tutumuna ilişkin açıklamalarda bulundu.

Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping'in Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas ile temmuz ayında yaptığı görüşmede vardıkları mutabakatın hayata geçirilmesi gerektiğini söyleyen Song, buna göre "iki devletli çözüm" planının Filistin sorununun çözümünde temel alınması ve bu sürecin hızlandırılması gerektiğini belirtti.

Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi'nin kısa süre önce yaptığı açıklamaya da değinen Büyükelçi Song, Çin'in Ortadoğu'da barıştan yana olduğunu ve 1967 sınırlarına göre Doğu Kudüs'ün başkent olduğu bağımsız bir Filistin devletini desteklediğini vurguladı.

Herhangi bir tarafın Kudüs'ün durumunu değiştirme girişimi, uzun süredir devam eden Filistin sorununun çözümü zeminini sarstığını ve Ortadoğu'da karmaşa yarattığını kaydeden Song, Çin'in taraflara bölgede barış ve huzuru koruma ve itidal çağrısında bulunduğunu aktardı.

(CRI Türk 14 Aralık 2017)

 

Google Yasaklı Olduğu Çin’de Yapay Zeka Merkezi Kuruyor

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden Google, hizmetlerinin büyük ölçüde yasaklı olduğu Çin'de yapay zeka çalışmalarına yoğunlaşacak bir araştırma merkezi açacağını açıkladı.

Merkezin Asya'daki ilk örnek olacağı ve "yerel yetenekleri" çalıştıracağı belirtildi.

Şirketin yaptığı açıklamada, yeni araştırma merkezinin Google'ın yapay zekaya öncelik veren gelecek planının bir parçası olduğu vurgulandı.

Google Cloud Yapay Zeka ve Makine Öğrenimi departmanından Fei-Fei Li, "Çığır açacak buluşlar ister Silikon Vadisi'nde ister Pekin'de yapılsın, yapay zeka tüm dünyada herkesin hayatını iyileştirecek potansiyel taşıyor" dedi.

Yapay zeka teknolojisi, sürücüsüz otomobillerden, çeviri araçlarına, otomatik fabrikalardan yüz tanıma sistemlerine kadar çok geniş bir alanda kullanılıyor.

Merkezleri ABD'de Silikon Vadisi'nde bulunan teknoloji devleri, son dönemde özellikle yapay zeka çalışmalarına yoğunlaşıyor. Yapay zeka Çin'in de hedefleri arasında önemli yer tutuyor.

Ekip Çinli Olacak

Google'ın Londra, New York, Toronto ve Zürih'te de benzer araştırma merkezleri bulunuyor.

Pekin'deki araştırma merkezi, kentte halihazırda var olan küçük Google ekibi tarafından idare edilecek.

Şirket sözcüsü Taj Meadows, AFP'ye yaptığı açıklamada Google'ın Çin'deki iki ofisindeki 600 çalışanının yarıya yakınının, uluslararası ürünler üzerinde çalıştığını belirtti.

Arama motoru da dahil olmak üzere, Google'n bazı ürünleri Çin'de yasaklı. Çin hükümeti son yıllarda yeni sansürlerle birlikte, yabancı firmaların ülkedeki faaliyetlerine büyük ölçüde kısıtlama getirdi.

"Çin Yapay Zekayı Vatandaşlarını İzlemek İçin Kullanıyor"

Ülkenin "sakıncalı" gördüğü içeriklere aşırı sofistike yöntemlerle uyguladığı filtreleme sistemine "büyük güvenlik duvarı" da deniyor.

Ancak Çin aynı zamanda kendi yapay zeka çalışmalarına da giderek artan yatırımlar yapıyor.

Temmuz ayında Çin, yapay zeka konusunda ABD'ye yetişebilmek için kendi ulusal planını açıklamıştı.

Ancak Çin hükümeti, yapay zekayı vatandaşlarını izlemek için kullanmakla da eleştiriliyor.

Çin Devlet Başkanı Şi Jinping Komünist Parti yetkililerine geçen hafta yaptığı açıklamada "büyük verinin yönetimi geliştirmek" için kullanabileceği vurgusu yapmıştı.

(BBC Türkçe 15 Aralık 2017)

 

Eski Rusya Ekonomi Bakanı Ulyukayev, 8 Yıl Hapse Mahkum Edildi

Eski Rusya Ekonomi Bakanı Aleksey Ulyukayev'i Rosneft Başkanı İgor Seçin'den 2 milyon doların üzerinde rüşvet almaktan suçlu bulan Moskova'daki Zamoskvoretskiy Mahkemesi, Ulyukayev'e 8 yıl hapis ve 130 milyon ruble para cezası verdi.

Hapis cezasına mahkum edilen Ulyukayev, hakimin hükmü okuduğu sırada mahkeme salonundaki demir parmaklıkların içine alındı.

Hükme göre Ulyukayev, özgürlüğüne kavuştuktan sonra 8 yıl süreyle hükümet birimlerinde ve devlet kurumlarında görev yapamayacak.

Ulyukayev: Hükmü Adil Bulmuyorum

Hakimin hükmün anlaşılıp anlaşılmadığını sorması üzerine Ulyukayev, hükmü anladığını ancak adil bulmadığını ve umudunu koruduğunu ifade etti.

(Sputnik Türkiye 15Aralık 2017)

 

Trump, Putin’i Arayıp Teşekkür Etti

Kremlin’in açıklamasına göre Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin dün yıllık basın toplantısından sonra ABD Başkanı Donald Trump ile telefonla görüştü. Trump’ın isteği ile gerçekleşen görüşmede ikili ilişkilerdeki 'ivedi konular' ve Kuzey Kore ele alındı. Beyaz Saray Sözcüsü Sarah Sanders, Trump’ın görüşmede Putin’e teşekkür ettiğini belirtti.

Kremlin’den yapılan açıklamada Putin ile Trump arasında dün gerçekleşen telefon görüşmesi ile ilgili "İkili gündemdeki ivedi konular ele alındı. Kuzey Kore ile ilgili nükleer sorunların çözümüne vurgu yapılarak kriz noktalarına ilişkin durum konuşuldu" ifadeleri kullanıldı.

Görüşme isteğinin Trump'tan geldiği vurgulanan açıklamada, Putin’in 21 Kasım’da Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’la yaptığı görüşmenin de ele alındığı ve ikili temaslara devam etme konusunda anlaşıldığı kaydedildi.

Konuyla ilgili açıklama yapan Beyaz Saray Sözcüsü Sarah Sanders "Başkan Trump, Başkan Putin’e yıllık basın toplantısında ABD’nin ekonomik göstergelerini kabul ettiği için teşekkür etti" dedi.

Öte yandan Sanders, Trump'ın Putin’in tam olarak hangi ifadeleri nedeniyle teşekkür ettiğini ise açıklamadı.

Putin toplantıda "Objektif olarak Trump’ın görevi başındaki kısa sürede çok önemli başarılar elde ettiğini görüyoruz" demişti. Putin ayrıca, borsa endeksindeki yükselişin yatırımcının ABD ekonomisine ve Trump’ın icraatlarına güvendiğini gösterdiğini söylemişti.

(Sputnik Türkiye 15 Aralık 2017)

 

Kaspersky, ABD’nin Uyguladığı Yaptırımları Değerlendirdi: Suskun Kalmayacağız

Kaspersky Lab Yönetim Kurulu Başkanı Yevgeniy Kaspersky, şirketin ürünlerinin ABD devlet kurumları tarafından kullanımının yasaklanması nedeniyle ileriye dönük eylemleriyle ilgili çeşitli alternatifleri değerlendirdiğini, ancak bu konuda ‘suskun kalmayacaklarını’ belirtti.

Hindistan'ın başkenti Yeni Delhi'de Rus basınına konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Kaspersky, "Şu anda ABD'de uğramış olduğumuz zararı hesaplıyoruz. Kendi avukatlarımızla ve uluslararası hukukçularla çalışıyoruz, çeşitli alternatifleri değerlendiriyoruz. Şu anda yorum yapmaya hazır değilim, fakat suskun kalma niyetinde değiliz. Şimdilik hangi adımları atmaya hazırlandığımızı söylemeye hazır değiliz" diye konuştu.

İlk başta Kaspersky Lab'ın ürünlerinin ABD devlet kurumları tarafından kullanılmasına getirilen yasağın kendisini şoke ettiğini itiraf eden Kaspersky, "Neler ve neden olup bittiğini anlayamadığım için bir parça şaşkınlığa uğradım. Bu durum, sisli bir ortamda birilerinin seni dövmelerini andırıyor, neyin nereden ve niçin geldiğini anlayamıyorsun" ifadelerini kullandı.

ABD Başkanı Donald Trump, geçtiğimiz salı günü ABD'nin 2018 savunma bütçesini imzaladı. Belgede, Kaspersky Lab ürünlerinin devlet kurumları tarafından kullanımın yasaklandığına dair madde yer alıyor.

(Sputnik Türkiye 15 Aralık 2017)

 

‘Rusya Kendi Güvenliğini Silahlanma Yarışına Girmeden Sağlıyor’

Rus senatör Klintseviç, Rusya’nın kendi güvenliğini, silahlanma yarışına girmeden, kaliteli ve etkili bir şekilde sağladığını ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in bunu dünkü basın toplantısında teyit ettiğini belirtti.

Rus parlamentosunun üst kanadı Federasyon Konseyi Savunma ve Güvenlik Komitesi Başkan Yardımcısı Frants Klintseviç, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, “Vladimir Putin’in bugünkü basın toplantısından sonra, savunma için yaptığımız harcamaların aşırı fazla olduğuna ve ‘ekonomiyi öldürdüğüne’ yönelik konuşmaların kesileceğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Putin’in 46 milyar ve 700 milyar dolar olmak üzere iki rakam verdiğini hatırlatan Klintseviç, “İlk rakam Rusya’nın, ikinci rakamsa ABD’nin savunma giderlerini gösteriyor. Buradan, Amerikalıların savunma için bize göre 15 kattan da fazla harcama yaptıkları ortaya çıkıyor. Yalnızca birkaç yıl önceyse (ABD’nin Rusya’ya göre yaptığı) 10 kat fazla harcamadan bahsediliyordu” diye konuştu.

Rusya’nın kendi güvenliğini, silahlanma yarışına girmeden sağladığını söyleyen Rus senatör, “Aslında ABD bizi bunu yapmaya itiyor. Sovyetler Birliği ve ABD arasındaki karşıtlığın deneyimini tamamıyla dikkate aldık. Bu nispeten düşük savunma harcamaları ile ülkemizin güvenliğini garantili bir şekilde sağlıyor olmamız, büyük önem taşıyor” dedi.

Klintseviç, bu durumun Rus Silahlı Kuvvetleri’nin ve donatılmış oldukları silahların kalitesini ortaya koyduğunu da sözlerine ekledi.

(Sputnik Türkiye 15 Aralık 2017)

 

İngiltere’den Uyarı: Rusya İletişim Hatlarına Saldırabilir

Rusya ve Batı arasındaki gerginlik farklı bir boyut kazanıyor. İngiltere Hava Kuvvetleri Komutanı, Rusya'nın deniz altındaki iletişim hatlarına tehdit oluşturduğunu ve olası bir saldırının dünya ekonomisini çökertebileceğini söyledi.

İngiliz komutan okyanus dibindeki iletişim hatlarının korunmasına öncelik verilmesi gerektiğini belirtti.

Rus denizaltı ve casus gemilerinin su altındaki internet kablolarına zarar vererek iletişimi kesintiye uğratabileceği ifade ediliyor.

Batılı istihbarat yetkilileri, Rusların, Kuzey Denizi, Kuzeydoğu Asya ve Amerikan kıyılarında internet kablolarına yaklaştığını belirtiyor.

Ancak Rusya'nın fiber optik kablolara zarar verdiği konusunda bir kanıt bulunmuyor.

Su altı internet kablolarının kazalar ya da doğal afetler sebebiye zarar görmesi zaman zaman karşılaşılan bir durum.

Ancak kasıtlı bir saldırının küresel iletişimin yanı sıra ekonomiye büyük zarar verebileceği uyarısı yapılıyor.

(NTV Haber 15 Aralık 2017)

 

Eski CIA Başkanı Hayden: ‘Özerk Bir Kürdistan’ı Ankara’ya Anlatmalıyız’

Eski ABD Merkezi İstihbarat Dairesi (CIA) Başkanı Michael Hayden, “Irak ve Suriye’nin uniter devlet kimlikleri geride kaldı. Farklı oluşumlar çıkacak ortaya; bunlardan biri de özerk Kürdistan olacak” dedi; Kürtlerin geleceği konusunda Amerika’nın Türkiye’yle yakın diyalog kurması gerektiğini söyledi

Washington’daki düşünce kuruluşlarından Jamestown Vakfı’nın 11’inci terör konferansında kapanış konuşmasını eski ABD Merkezi İstihbarat Dairesi (CIA) Başkanı ve eski Ulusal Güvenlik Dairesi (NSA) Başkanı Michael Hayden yaptı. Hayden, toplantıdan sonra Amerika’nın Sesi’ne açıklamalarda bulundu.

Açıklamasında Ortadoğu’da özerk bir Kürt devletinin kurulacağı öngörüsünde bulunan Hayden, “Benim fikrimce, Irak ve Suriye olarak bildiğimiz ülkeler artık yok. Tamamen yok olmadılar ama uniter devlet kimlikleri geride kaldı. Farklı oluşumlar çıkacak ortaya; bunlardan biri de özerk Kürdistan olacak. Biz Amerikalılar olarak son savaştaki katkılarından dolayı Kürtlere minnettarlık duyuyoruz. Bu yüzden özerk bir Kürdistan olacağını Ankara’daki dostlarımızla oturup konuşmamız, anlatmamız lazım. Türkler’e ‘Özerk bir Kürdistan Türkiye’nin güvenliği açısından ne şartlarda sizin için kabul edilebilir olur?’ diye sormalıyız. Elbette, konuşması zor bir konu ancak hiç olmazsa dürüst bir diyalog olacaktır. Bu diyalog sürecini bence hemen başlatmalıyız” dedi.

“Mcmaster’ın Türkiye Sözleri Sürpriz Oldu”

Michael Hayden, Trump yönetiminin ulusal güvenlik danışmanı H.R. McMaster’ın, dünyada aşırıcı ideolojilerin yayılması faaliyetlerinde şimdi Türkiye’nin de büyük rol oynadığı yolundaki sözlerine şaşırdığını da belirtti. Eski CIA Başkanı, “H.R. (McMaster) bunu neden söyledi bilmiyorum. Katar ve Türkiye’yi radikal ideolojilerin kaynağı olarak gösterdi. McMaster’ın değerlendirmesini eleştirmeden önce, bunları neden söylediğini öğrenmek isterim. Ama şunu diyebilirim ki, bu sözleri benim için biraz sürpriz oldu” diye konuştu.

Amerika’ya Suriye Eleştirisi

Hayden’ın, Jamestown Vakfı’nın 11’inci terör konferansındaki kapanış konuşmasının gündeminde Amerika’nın Suriye politikası vardı. Hayden yaklaşık dört yıl önce yaptığı değerlendirmenin doğru çıktığını savundu:

“Suriye’nin geleceği için en iyi seçeneğin Esat’ın kazanması olduğunu söylemem rahatsızlık yaratmıştı. Ancak aslında dediğim şuydu; ‘Eğer sahadaki gerçekleri ve yaşananları değiştirmeye istekli değilsek, sadece üç olasılıktan bahsedebiliriz. Biri IŞİD’in kazanması. Diğeri hiç kimsenin kazanamaması, ki bunun düşüncesi bile korkunç. Üçüncüsü de Esat’ın kazanması. Yani çıkabilecek en iyi sonuç hükümetin ayakta kalması ve Esat’ın iktidarının sürmesiydi. Ve tahmin edin ne oldu? Esat ayakta kaldı ve hükümet hala iktidarda” diyen Hayden, bundan sonraki çözüm sürecinde Amerika’nın hala bir politika belirlememiş olmasını da eleştirdi.

“Korkarım IŞİD sonrası Suriye ve Irak’ta siyasi çözümü sessizce ve kolayca Rusya Federasyonu’nun ellerine bıraktık. İki hafta kadar önce Soçi’de olanı gördük. Türkiye, İran ve Suriye liderleri Vladimir Putin ile görüşmek için Soçi’ye gitti. Bence bundan iyi bir şey çıkmaz. Siyasi düzeyde istikrarlı bir çözüm yaratabileceğini sanmıyorum” ifadelerini kullanan Hayden, Pazartesi günü açıklanacak ulusal güvenlik stratejisinde ‘IŞİD’ı yendikten sonra niyetimiz şu’ şeklinde bir iki cümle görmek istediğini ancak böyle bir şey görmediğini belirtti.

“Yaşananlar Medeniyetler Çatışması Değil”

Michael Hayden, Ortadoğu’daki durumu medeniyetler çatışması olarak göstermek isteyen İslamcı grupların işlerinin kolaylaştırılmaması gerektiğini dile getirdi:

“Bu bir medeniyetler çatışması değil. Eğer bunu böyle tanımlarsak, mutlu bir sona ulaşmayı da zorlaştırmış oluruz. Bana göre yaşanan İslam içerisinde, muhteşem bir medeniyet içerisinde, kendi içinde bir çatışma. Araştırdıkça şuna daha çok ikna oluyorum, bu 17’nci yüzyılda Hıristiyanlık içinde yaşanan 30 Yıl Savaşı’na benziyor” diyen Hayden, Amerika’daki göçmen yasağının ve Başkan Trump’ın ‘Britain First’ grubuna ait Müslüman karşıtı videoları paylaşmasının, bu kötü söyleme hizmet ettiğini söyledi.

(Voice of America 14 Aralık 2017)

                                           

Putin’den Trump’a Tam Destek

Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin, her yıl düzenlediği yılsonu değerlendirme toplantısında Amerika’nın uydurma casusluk hikayelerinin peşinde olduğunu söyledi. Bu temelsiz iddiaları Başkan Trump’ın muhaliflerinin yaydığını belirten Putin, “ancak zarar gören Rus – Amerikan ilişkilerinin gelecekte yeniden düzeleceğini düşündüğünü kaydetti.

Putin, Başkan Trump’ı başarılarından dolayı öven Putin, “Başkan’ın çalışmalarını değerlendirecek kişi ben değilim, bunu yapacak olan Amerikalı seçmen ve Amerikan halkı. Ancak objektif olarak baktığımda görüyorum ki kısa sürede bile önemli başarılar elde etti. Piyasaların nasıl büyüdüğüne bakın. Bu yatırımcıların Amerikan ekonomisine güvendiklerini gösteriyor” diye konuştu.

ABD’nin Rusya Soruşturması İlişkileri Etkiledi

Trump, Ocak ayında göreve gelmesinin ardından Soğuk Savaş sonrası dönemdeki kadar gerileyen Amerika – Rusya ilişkilerini düzeltmeyi umduğunu söylemişti. Ancak iki ülke ilişkileri Amerikan istihbaratının geçen yıl yapılan başkanlık seçimlerinde Rusya’nın müdahalesinin olabileceği yönündeki kaygısı ve açılan soruşturmalarla yeniden bozuldu. Moskova, Amerikan seçimlerine müdahale ettiği iddialarını reddediyor.

Casusluk suçlamalarının Trump’ı güçsüzleştirmeye çalışanlar tarafından ortaya atıldığını söyleyen Putin, bunu yapanların Amerikan iç siyasetini baltaladıklarını belirtti. Putin ayrıca suçlamaların Amerikalı seçmenler için saygısızlık olduğunu da sözlerine ekledi.

“İlişkileri Normalleştireceğiz”

Rusya ve Amerika’nın birçok ortak çıkarı olduğunu kaydeden Putin, bunların içinde Ortadoğu, Kuzey Kore, uluslararası terörizmle mücadele, çevre sorunları, kitle imha silahlarının yayılmasının önlenmesini saydı. Putin, “İlişkilerimizi normale çevireceğiz, geliştireceğiz ve ortak tehditlerin üstesinden geleceğiz” diye konuştu.

Putin, Kuzey Kore konusunda ise Amerikan politikasını eleştirdi ve Pyonyang’a olası bir saldırının sonuçlarının ağır olacağı konusunda uyarıda bulundu.

(Voice of America 14 Aralık 2017)

 

ABD’nin BM Daimi Temsilcisi: ‘İran’ın Husilere Füze Verdiğini Kanıtladık’

Amerika’nın BM Daimi Temsilcisi Nikki Haley, İran’ın Yemen’deki Şii isyancı Husiler’e füze temin ederek uluslararası yasaları ihlal ettiği yönünde ‘yadsınamaz’ kanıtlar bulunduğunu söyledi.

Haley Washington’daki bir askeri üste düzenlediği basın toplantısında, Yemen’de Husilerin kontrolü altındaki bölgeden Suudi Arabistan’a atılan füzelerin parçaları dahil olmak üzere, gizliliği yeni kaldırılan deliller paylaştı. Haley, üsteki bir hangarda füze parçalarını gazetecilere sergiledi.

Nikki Haley, füze parçalarının üzerinde İran’da üretildiklerine dair işaretler bulunduğunu ve İran üretimi silahlara has teknik özelliklere sahip olduklarını belirtti.

Uluslararası toplum nükleer anlaşmadan dolayı ‘görmezden gelirken’ İran’ın BM Güvenlik Konseyi kararlarını açıkça ihlal ettiğini kaydeden Haley, Amerika’nın artık diğer ülkeleri İran’ın bu hareketine karşı koymak için bir araya getireceğini söyledi.

Guterres: ‘İran BM’ye Meydan Okuyor Olabilir’

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres de, İran’ın nükleer anlaşmaya uysa da BM’nin balistik füze geliştirmeyi durdurma çağrısına meydan okuyor olabileceği uyarısında bulundu.

BM Genel Sekreteri, Güvenlik Konseyi’ne sunulan bir raporda yer alan açıklamasında, BM’nin İran’ın Yemen’deki Husilere olası balistik füze transferini incelediğini belirtti. Bu füzelerin Suudi Arabistan’ı hedef alan 22 Temmuz ve 4 Kasım tarihli saldırılarda kullanılmış olabileceği kaydedildi.

Haber ajansı Associated Press’in edindiği raporda Guterres, nükleer anlaşmanın, İran’ın nükler programının barışçıl olmasını temin etmenin hala en iyi yolu olduğunu vurguladı.

Guterres, Başkan Donald Trump’ın 13 Ekim’de anlaşmayı onaylamama kararının anlaşmanın geleceği hakkında kayda değer ölçüde belirsizlik yarattığını ancak ABD’nin şimdilik anlaşmada kalma niyetini beyan etmesinden güven duyduğunu kaydetti.

Ancak Trump, anlaşmayı onaylamama açıklamasında Amerika’nın nükleer anlaşmadan çekilme olasılığına kapıyı aralamıştı.

(Voice of America, 14 Aralık 2017)

 

ABD'de 'Ağ Tarafsızlığı' Kaldırıldı: İnternet İçin Sonuçları Ne Olacak?

ABD Federal Komünikasyon Komisyonu, "açık interneti" garanti altına alan "ağ tarafsızlığı" kuralını kaldırma kararı aldı.

Artık internet sağlayıcılar, ücretini ödeyen şirketlere internette daha fazla ve hızlı hizmet verebilecek.

Uzmanlar kararın tekel oluşturabileceği ve interneti "paralı yola" dönüştürebileceği uyarısı yapıyor.

(BBC Türkçe 15 Aralık 2017)