Dünya basınında 11 Aralık Pazartesi günü önce çıkan başlıklar…

 

Netanyahu Brüksel'de: Trump'ın Yaptığı Gerçekleri Dürüstçe Masaya Koymaktı

İkili ilişkiler ve bölgesel konuları AB üyesi ülkelerin dışişleri bakanlarıyla görüşmek için Brüksel'e giden Netanyahu, burada ABD'nin Kudüs'ü İsrail'in başkent olarak tanıma kararı hakkında açıklamalarda bulundu.

'Trump’ın Kararı Mevcut Gerçekliği Tanımak'

Trump'ın Kudüs kararını savunan Netanyahu, "Bence Trump'ın yaptığı gerçekleri dürüstçe masaya koymaktı. Barış, gerçek üzerinde temellenir. Barış, gerçekliği tanımaktır ve bence Kudüs'ün İsrail'in başkenti olduğu gerçeği gayet açık" dedi.

'Filistinlilerin İsrail’i ve Başkenti Kudüs’ü Tanıma Zamanı Geldi'

'Kudüs'ün İsrail'i başkenti olarak tanınmasının barışı teşvik edebileceğini' de söyleyen Netanyahu, 'Filistinlilerin İsrail devletini ve başkenti Kudüs'ü tanıma zamanının geldiğini' söyledi.

'Filistinlilerle Barış Olmasa Bile Avrupa Kudüs’ü Tanımalı'

'AB ülkelerinin çoğunun Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanımasını beklediğini'  fade eden Netanyahu " Tüm Avrupa devletleri Kudüs'ü tanımalı. Hatta Filistinlilerle bir barış anlaşması olmasa bile" dedi.

'İsrail, Radikal İslam’ın Avrupa’ya Yayılmasını Önledi'

'İsrail'in radikal İslam'ın Avrupa'ya yayılmasını önlediğini' belirten Netanyahu 'İsrail istihbaratının Avrupa'ya da dahil onlarca saldırıyı da engellediğini' vurguladı.

(Akşam, 11 Aralık 2017)

 

ABD Dışişleri: Irak’a İstikrarı Sağlamada Yardım Etmeyi Sürdüreceğiz

ABD Dışişleri Bakanlığı, Irak yönetiminin ülkenin IŞİD’ten tamamen temizlendiği yönündeki açıklamasından ABD’nin büyük memnuniyet duyduğunu, fakat bunun terörle mücadelenin sonlandığı anlamına gelmediğini açıkladı.

IŞİD'den geri alınan Musul'a giren Irak askerleri, örgütün bayrağının olduğu posterleri indirirken

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heather Nauert, konuyla ilgili yaptığı yazılı açıklamada "3 yıllık yoğun bir mücadele döneminin ardından Irak Başbakanı Haydar el İbadi, ülkenin IŞİD’ten tamamen temizlendiğini duyurdu. ABD, Başbakan İbadi'nin liderliğini tebrik ediyor ve IŞİD’le mücadele ederken hayatını kaybeden Iraklı güvenlik birimlerine ve Irak halkına taziyelerimizi sunuyoruz” ifadelerini kullandı.

Nauert, ancak bu durumun Irak’ta terörle ve özellikle IŞİD’le mücadelenin sonlandığı anlamına gelmediğini vurguladı. Açıklamada, “ABD, IŞİD’le mücadele koalisyonu ile birlikte Irak güvenlik güleri ile işbirliğine devam edecek, onlara danışmanlık ve eğitim hizmeti verip, (silahlarla) donatacak. Biz hep birlikte, IŞİD’in geri dönmesini veya diğer terör örgütleri tarafından gelebilecek tehditleri önleyebilmek için tüm aşırıcılık ideolojilerine karşı mücadelede uyanık olmalıyız” ifadelerine yer verildi.

Daha önce Irak Başbakanı Haydar el İbadi, tüm ülke topraklarının IŞİD’ten kurtarıldığını belirterek, örgüte karşı zafer kazanıldığını duyurmuştu.

(Sputnik Türkçe, 10 Aralık 2017)

 

ABD’den İran'a: Kabul Edilemez, Naif Değiliz, Beklemeyeceğiz

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), İran'ın orta menzilli balistik füze denemesi gerçekleştirdiği iddiasıyla dün kapalı bir toplantı gerçekleştirdi. Acil toplantı çağrısı dün ABD'den geldi. ABD Başkanı Donald Trump'ın yeni atadığı Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Nikki Haley ve BMGK Dönem Başkanı İsveç'in BM Daimi Temsilcisi Olof Skoog'un başkanlığındaki toplantının ardından gazetecilere açıklamalarda bulundu.

Haley, İran'ın orta menzilli füze denemesinin 'kesinlikle kabul edilemez' olduğunu bildirerek, İran'ı sert şekilde uyardı. Haley, "İran'ın 29 Ocak Pazar günü orta büyüklükte bir füze deneme testi yaptığını doğruladık. Bu kesinlikle kabul edilemez" şeklinde konuştu. "Savaş başlığı taşıyan balistik füze testi yapmamaları gerektiğini biliyorlar" diyen Haley, pazar günkü denemenin 50 kilogram taşıma kapasitesine sahip ve 300 kilometre menzilli olduğunu belirtti. Konuşmasında sert bir şekilde "ABD naif değildir. Beklemeyeceğiz. Onlara seslendiğimizi göreceksiniz." ifadelerini kullanan Haley, "Onların, bunun kabul edemeyeceğimiz bir konu olduğunu anlamalarını sağlama konusunda kararlıyız" diye konuştu.

Haley ayrıca, İran'ın dünyayı 'iyi oldukları konusunda' ikna etmeye çalıştığını belirterek, "Dünyadaki insanlara, bu konuda endişe duymamız gereken bir şey olduğunu söyleyeceğim" dedi. ABD'nin Tahran'ın füze teknolojisi tedarikini durdurmak istediğini vurgulayan Haley, hiçbir ülkenin İran'a füze teknolojisi tedarikinde bulunmaması gerektiğinin altını çizdi.

Bu arada, ABD dışında Avrupa Birliği de pazar günü füze denemesi yapan İran’a 'güvensizliği derinleştirmeme' uyarısında bulunurken, İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, denemelerin yalnızca savunma amaçlı olduğunu ve füzelerin nükleer savaş başlıkları taşıma amaçlı tasarlanmadığını bildirmişti. Zarif, dün yaptığı açıklamada da  İran’ın  gerçekleştirdiği balistik füze denemelerinin P5+1 ülkeleri ile yapılan nükleer anlaşmanın ve BMGK’nın nükleer anlaşmayı onaylayan kararlarının bir parçası olmadığını söylemişti.

(Sputnik Türkçe, 10 Aralık 2017)

 

ABD’nin BM Büyükelçisi: Trump'ı Cinsel Tacizle Suçlayan Kadınlar Dinlenmeli

ABD’nin BM Büyükelçisi Nikki Haley, ABD gündemini sarsan, ilk önce eski başkanlarından George H. W. Bush’un 8 kadına cinsel tacizde bulunduğu, Bill Clinton’ın 5 kadınla birlikte olduğu ve Senatör Al Franken, John Conyers, Arizona Cumhuriyet Başsavcısı Trent Franks dahil olmak üzere bir haftada üç senatörün cinsel taciz iddiaları üzerine görevden istifa edeceğini açıklaması ve en sonda Fox News televizyon kanalının eski haber spikeri Juliet Huddy’ın ABD başkanı Donald Trump’ın kendisine cinsel tacizde bulunduğu iddiası üzerine katıldığı televizyon programında önemli açıklamalarda bulundu.

Haley, bir insanın tacize veya kötü muamele gördüğünü düşünen her kadının, Başkan Donald Trump tarafından da tacize uğrasa bile, konuşma hakkına sahip olduğuna inandığını söyledi. Haley, "Uygunsuz cinsel davranış ya da suistimal suçlamaları, bu ay kongre üyelerinden üçünün istifasına yol açtı. Kötü muameleye ya da suistimali uğradığını söyleyen kadınlara yönelik artan şiddet, Hollywood'tan Washington'a, uzanıyor. Film yapımcısı Harvey Weinstein'dan ünlü televizyoncu Matt Lauer'e kadar güçlü adamları yanlışları ortaya çıktı. Donald Trump cinsel taciz suçlamasıyla karşı karşıya kaldı" dedi.

(Cumhuriyet, 11 Aralık 2017)

 

Putin, Suriye'de Esad'la Görüştü

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Türkiye ve Mısır ziyaretleri öncesinde rotasını sürpriz bir şekilde Suriye'ye çevirdi.

Lazkiye'deki Rus üssünde Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad ile bir araya gelen Putin, Rus askerlerinin Suriye'den çekilmesi talimatını verdi.

Rus haber ajansı Tass'ın verdiği bilgiye göre, Putin, Lazkiye'deki Hmeymim Askeri Üssü'nde Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad ile buluştu.

Putin, "Rus ve Suriye orduları terör örgütü DAEŞ'i iki yıl içinde yok etti" dedi ve Rus askerlerinin Suriye'den çekilmesi emrini verdi.

Açıklamanın Türkiye ziyareti öncesinde gerçekleşmesi dikkat çekti.

(NTV, 11 Aralık 2017)

 

“Suriye'de Bize Ait Hava Sahamız Var” Diyen ABD'ye Rusya'dan Yanıt

Konaşenkov, "ABD ordusu temsilcilerinin, Suriye'deki hava sahasının bir kısmının ABD'ye ait olduğu yönündeki açıklamalar şaşkınlık yaratıyor" dedi.

'ABD'nin Burada Kendi Hava Sahası Yok ve Olamaz'

Rus Hava Uzay Kuvvetleri'nden farklı olarak ABD öncülüğündeki uluslararası koalisyonun Suriye'de yasa dışı faaliyet gösterdiğine dikkat çeken Konaşenkov, "Pentagon temsilcilerinin şunu hatırlaması gerekiyor ki, Suriye bağımsız bir ülke ve Birleşmiş Milletler üyesi, bu nedenle ABD'nin burada kendi hava sahası yok ve olamaz" diye kaydetti.

(Sputnik Türkçe, 9 Aralık 2017)

 

Çin'in Mali Gelirleri ve Giderleri Yükseldi

Çin'in mali gelirleri ve giderlerinin yılın 11 ayında istikrarlı artış kaydettiği bildirildi.

Çin Maliye Bakanlığı'nın bugün yayımladığı rapora göre, merkezi yönetimin gelirleri yılın 11 ayında geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 8,4 büyüyerek 16 trilyon 200 milyar yuan oldu.

Gelirdeki büyüme, esas olarak vergi gelirlerinin yüzde 11,2 yükselerek 13 trilyon 600 milyar yuana ulaşmasıyla sağlandı.

Katma değer vergisinden elde edilen gelir ocak-kasım döneminde yüzde 7,5 artarak 5 trilyon 200 milyar yuana ulaştı.

Aynı dönemde giderler de yüzde 7,8 yükselerek 18 trilyon yuanı buldu.

Sosyal sigorta ve istihdam alanlarında 2 trilyon 300 milyar yuan civarında harcama yapıldı. Bu oran, diğer tüm alanlardaki harcamaların en yükseği konumunda.

Öte yandan, yalnızca kasım ayında gelirler yüzde 1,4 düşerek 1 trilyon 100 milyar yuana inerken, giderler ise yüzde 9,1'lik azalmayla 1 trilyon 700 milyar yuana geriledi.

Çin, 2017'nin başından itibaren daha etkili mali politikalar yürütmekte. Bu yılın mali açığı, gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 3'üne, 2 trilyon 400 milyar yuan tutarına sabitlendi.

(CRI Türk, 11 Aralık 2017)

 

Çin: Kore Yarımadası'nda Askeri Çözüme Asla İzin Vermeyiz

Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, bugün düzenlenen 2017 Uluslararası Durum ve Çin Dış Politikası adlı seminerin açılış töreninde konuştu.

Wang Yi Kore Yarımadası'nda güvenlik durumunun giderek kötüleştiğine, ilgili tarafların halen birbirlerine direndiklerine işaret ederek, buna rağmen barış ümidinin tümüyle kaybolmadığını, görüşme olasılığının bulunduğunu, bu nedenle sorunun askeri yolla çözülmesine asla izin vermeyeceklerini açıkladı.

Wang Yi, Çin'in ortaya koyduğu, ABD'nin askeri tatbikatları durdurması, buna mukabil Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti'nin nükleer silah geliştirmeye son vermesi yönündeki öneriyi, ilgili tarafların yeniden gözden geçirmelerini istedi.

Çin'in, Kore Yarımadası'ndaki nükleer sorununun çözülmesi için en çok çaba harcayan ve en çok bedel ödeyen taraf olduğuna dikkat çeken Wang Yi, ilgili tarafların BM Güvenlik Konseyi kararları doğrultusunda hareket etmeleri, bu kararlar dışında kalan yollara başvurmamaları çağrısı yaptı.

(CRI Türk, 9 Aralık 2017)

 

Çin ve Rus Orduları İş Birliğini Güçlendirecek

Rusya ziyaretini sürdüren Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi Siyasi Bürosu Daimi Üyesi ve Merkezi Askeri Komisyon Başkanı Yardımcısı Zhang Youxia, Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu'yla görüştü.

Zhang Youxia, Çin ve Rusya orduları arasındaki iş birliğini daha yüksek bir seviyeye taşımak istediklerini söyledi.

Zhang ayrıca ÇKP 19. Ulusal Kongresi ve Çin ordusunun modernleşme çalışmalarıyla ilgili olarak Rus tarafına bilgi verdi.

Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, Rusya'nın Çin'le somut iş birliği alanlarını genişleteceğini söyleyerek, iki ordu arasında stratejik iş birliğinin sürekli geliştirilmesi için çaba göstereceğini kaydetti.

(CRI Türk, 9 Aralık 2017)

 

Sarkozy'nin Yerine 'Sağ Geri Döndü' Diyen Wauquiez: Macron, Radikal İslam Karşısında Yeterince Sert Değil

Nicolas Sarkozy'nin istifası ile boşalan Fransız merkez sağ Cumhuriyetçiler Partisi'nin (LR) genel başkanlığına Laurent Wauquiez seçildi.

Fransa Parlamentosu'ndaki en büyük muhalefet partisi, yeni başkanını seçti. Cumhuriyetçiler Partisi'ne üye 234 bin 556 kişinin oy verebildiği başkanlık seçimleri için ülke genelindeki parti merkezlerinde cumartesi akşamından itibaren başlayan oy kullanma işlemleri dün sona erdi.

Parti Yüksek Otoritesi Başkanı Anne Levade, yüzde 42.46 oranında gerçekleşen katılım sonrası yapılan oy sayımına göre Wauquiez'in yüzde 74.64 ile partinin genel başkanı seçildiğini duyurdu.Genel başkanlık yarışına katılan diğer adaylar Florence Portelli'nin yüzde 16.11 ve Mael de Calan'ın ise yüzde 9.25 oranlarında oy aldıkları aktarıldı.

Sonuçların açıklanmasından sonra konuşma yapan Wauquiez, "Sağ geri döndü. Kaybetmiş, bölünmüş ve Fransız halkını üzmüştük. Fransa'nın sağa ihtiyacı var çünkü Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron suça karşı pasif kalıyor ve radikal İslam karşısında yeterince sert davranmıyor. Hep beraber bu sayfayı çevirmeyi istiyorum. Fransa'nın sağa ihtiyacı var ve hatalarımızdan ders çıkarıp her şeyi yeniden kuracağız" ifadelerini kullandı. 42 yaşındaki Wauquiez, Auvergne-Rhone-Alpes Bölgesi Başkanlığı'nı yürütüyordu.

Fransa siyasetinde güçlü bir gelenekten gelen Cumhuriyetçiler, Halk Hareketi Birliği'nin (UMP) isim değiştirmesiyle oluşmuştu. Eski Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'ın uzun yıllar liderliğini yaptığı merkez sağ, daha sonra Sarkozy'nin başkanlığı ile bir dizi değişikliğe gitmişti.

Parti, bu yılki cumhurbaşkanı ve milletvekili genel seçim çalışmaları sırasında büyük kriz yaşamıştı. Partiden cumhurbaşkanlığı adaylığını, önceki genel başkan Sarkozy'ye karşı yarışan François Fillon kazanmıştı. Cumhurbaşkanlığı seçiminde ise Fillon, ilk turda Emmanuel Macron ve Marine Le Pen'in gerisinde kalarak elenmişti.

(Sputnik Türkçe, 11 Aralık 2017)

 

Almanya’da Radikal İslamcı Tehlikesi

Alman Anayasayı Koruma Teşkilatı Başkanı Hans-GeorgMaaßen çatışma tecrübesine sahip Kuzey Kafkasya bölgesinden radikal İslamcıların Almanya için tehlike oluşturduğunu söyledi.

Alman Anayasayı Koruma Teşkilatı Başkanı Hans-GeorgMaaßen Berlin'de yaptığı açıklamada, Almanya'daki radikal İslamcı grup ve yapılanmalar hakkında bilgi verdi.

Maaßen radikal İslamcı Kuzey Kafkasya kökenlilerin Almanya açısından tehdit oluşturduğunu söyleyerek, bu bölgeden birçok kişinin Çeçenistan Savaşı'nın yanı sıra Suriye ve Irak'taki çatışmalara da belirleyici oranda katıldıklarını belirtti. Maaßen Almanya'daki bu kişiler için, "Çatışma tecrübesine sahipler ve büyük bir tehlike potansiyeli oluşturuyorlar" dedi.

Almanya'da Çeçenistan, Dağıstan ve İnguş Cumhuriyetleri'nden gelen yaklaşık 500 radikal İslamcı'nın olduğu tahmin ediliyor. Anayasayı Koruma Teşkilatı'nın verilerine göre çoğunlukla Berlin ve Brandenburg başta olmak üzere Almanya'nın doğu eyaletlerinde yaşıyorlar. Ancak Kuzey Ren Vestfalya, Hamburg ve Bremen eyaletlerinde de bu grubun aktif olduğu yerler bulunuyor.

Anayasayı Koruma Teşkilatı Başkanı Hans-Georg Maaßen, "Kuzey Kafkasya'dan İslamcıların şiddete, mücadele sporlarına ve silaha duydukları ilgi, Alman güvenlik birimlerinin bu gruba dikkatini yöneltmesini zorunlu kılıyor" dedi.

Anayasayı Koruma Teşkilatı'na göre Almanya'daki Kuzey Kafkasya kökenli radikal İslamcılar kısmen Avrupa olmak üzere geniş bir ağa sahipler. Radikalleşmelerinde kişisel ilişkiler, din ve geleneksel klan yapılanması gibi bağlayıcı faktörler rol oynuyor. Aralarında az da olsa bazılarının organize suç örgütleriyle yolları kesişiyor.

Anayasayı Koruma Teşkilatı Başkanı Hans-Georg Maaßen açıklamasında Almanya'daki Selefiler hakkında da bilgi verdi. Maaßen'a göre Almanya'daki Selefilerin sayısı 10 bin 800'le tüm zamanların en yüksek rakamına ulaştı. Teşkilatın verilerine göre Eylül ayında bu rakam 10 bin 300'dü. 2016 Aralık'ın da ise Almanya'daki Selefiler'in sayısı 9 bin 700 olarak tahmin ediliyordu.

Maaßen Almanya'daki Selefiler'in arasında "parçalanma" ve "kişiselleşmenin" gözlendiğine dikkat çekti. Maaßen, Selefilerin cami ya da bölgeler üstü organizasyonlarda propaganda yapmak yerine daha küçük çevrelerde toplandığını ama özellikle de internet üzerinden örgütlenmeye çalıştığını vurguladı. Bu durumun güvenlik birimlerinin Selefilerin faaliyetlerini izlemekte zorluk çekmesine yol açtığını belirten Maaßen, "Dışarıda, sokaktaki faaliyetleri çok nadir" dedi. Maaßen, Selefi kadınların eskisine oranla daha fazla örgütlendiğini, güvenlik birimlerinin bunları izlemekte sıkıntı çektiğini kaydetti.

Almanya'daki selefiler geçen yıllarda birçok merkezde "Oku" başlıklı sloganla sokaklarda stantlar açarak, ücretsiz Kur'an-ı Kerim dağıtmışlardı. Federal İçişleri Bakanlığı bu etkinliği anayasa karşıtı olduğu gerekçesiyle yasaklamıştı.

(Deutsche Welle Türkçe, 10 Aralık 2017)

 

Romanya'da “Adalet Reformu” Protestosu

Romanya'da, aylardır şiddetli protestolara hedef olan Adalet reform paketinin parlamentodaki görüşmelerinde son aşamaya gelindi. Önümüzdeki Salı günü ele alınması beklenen reforma karşı çıkan Roman halkı, başkent Bükreş'te yeniden sokağa çıkarak hükümeti protesto etti.

Hükümet binasının önündeki Victoria Meydanı’nda toplanan Romanlar, sosyal demokrat iktidarın, yargı sisteminin yönetimini Adalet bakanlığının, dolayısıyla da iktidarın kontorolü altına veren ve bağımsız savcılığı ortadan kaldıran düzenlemeye karşı çıktı.

Hükümetin geçtiğimiz yıl düzenlenen seçim kampanyasında böyle bir taahhütte bulunmadığını belirten göstericiler, Salı günü son görüşmeleri yapılacak reformu, “İstifa”, “hırsızlar” ve “Yolsuzluk değil adalet” sloganları ile protesto ettiler.

Gazeteci Lucian Mîndruta, Euronews'a bu reformun sosyal demokratların seçim kampanyasında verdiği bir söz olmadığını vurgulayarak halkın eylemleriyle iktidara ciddi bir işaret gönderdiğini dile getirdi: “Burada yaşayan insanlar, hükümetin, adalet düzenlemeleriyle ilgili ne yapmak istediklerini insanlara söylemesi gerektiğini düşünüyorum. Bunu seçimlerden önce söylemeliler. 'Hey, biz bu adalet sistemini ele geçirmek istiyoruz. Özgürlüklerinizi sınırlamak istiyoruz. Bağımsız savcılardan kurtulmak istiyoruz' diye seçimden önce söylemeliler. Bence bunu yapmamaları, o kadar da kolay kazanamayacakları anlamına geliyor."

Gösterilere destek veren muhalefet lideri, eski Başbakan Dacian Ciolos, eğer tepkilerini kararlı bir biçimde gösterirse sivil toplumun değişiklik yaratabileceğine inandığını söyledi:

"Adaletin yasalarına saldırı devam ediyor. Çünkü bu yapılanı tartışma ya da karar olarak adlandıramayacağım. Parlamento’da bu konu tartışılmadığında, muhalefet kendi görüşünü dile getirebilme konusunda zorlandığında, buna demokrasi diyemezsiniz."

Romanya'daki adalet yasalarında yapılmak istenen değişiklikler, komünist rejimin çöküşünden bu yana en büyük protesto gösterilerine sahne oluyor. Adalet Bakanı Tudorel Toader tarafından 18 Ekim’de açıklanan reform paketiyle, yolsuzlukla mücadele, terörle mücadele, genel savcıların atanması ve adli denetim yetkisinin Yüksek Meclis Konseyi’nden, Adalet Bakanlığı’na devredilmesi öngörülüyor.

Avrupa Komisyonu, Romen makamlarına, adalet sistemini yeniden düzenleyen kararnamenin ülkede hukukun üstünlüğü ilkesini zedeleyeceği tehlikesine dikkat çekerek, bu alandaki değişiklikler konusunda hükümeti uyardı.

ABD Dışişleri Bakanlığı da Romanya Parlamentosu'nu, "hukukun üstünlüğünü zayıflatacak ve yolsuzlukla mücadeleyi tehlikeye atacak teklifleri reddetmeye" çağırdı

(Euronews, 11 Aralık 2017)

 

AB ve Türkiye Arasında Yeni 'Suriyeliler Müzakeresi' Başladı

Avrupa Birliği (AB) Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Christan Berger, Türkiye’deki Suriyeli sığınmacılar için sağlanan 3 milyar euro’luk anlaşmanın Ocak 2018’de sona ermesinden önce Brüksel–Ankara hattında yeniden müzakerelere başladığını açıkladı.

Amerika'nın Sesi'nden Yıldız Yazıcıoğlu'nun aktardığına göre, Türkiye’nin Suriyeliler konusunda neye ihtiyacı olduğuna ilişkin Türk AB Bakanlığı’nın katılımıyla Brüksel’de görüşmeler yürütüldüğünü kaydeden Berger, “Şu anda gelecek adım ne olmalı, ne yapılması gerektiği konusunda fikirler toplanıyor. Türkiye ile Avrupa Birliği ile önemli bir müzakere yürütülüyor. Umut ediyorum ki çok yakında Suriyeli için gelecek adımın ne olacağını göreceğiz" dedi.

Türkiye’nin olağanüstü hali (OHAL) konusunda “Türkiye son yıllarda hem içeriden hem de dışarıdan kaynaklı nedenlerle zor bir dönemden geçiyor. Ülke içerisinde terör olayları söz konusu ve aynı zamanda Suriye ile Irak kaynaklı olarak da yaşanan olaylar nedeniyle de geçen yıl itibariyle olağanüstü hal ilan edilmiş durumda. Brüksel ile Ankara arasında son birkaç gündür ekonomik diyalog görüşmeleri yapıldı. OHAL’in iş koşulları atmosferini etkilediği kabul ediliyor. Bu konuda herkes görüş birliği içerisinde. İş dünyası ve Türk hükümetinden isimler OHAL’in mümkün olan en kısa sürede kaldırılması gerektiğini konusunda hemfikir görünüyor. İnanıyorum ki mümkün olabildiğinde OHAL sona erecektir” dedi.

Berger, muhalefetin yaptığı insan hakları eleştirisi konusunda da değerlendirmelerde bulundu. Berger, “Her türlü politik yapı ve her türlü hükümet yapısı da hukukun üstünlüğüne dayalı olmalıdır. Elbette herhangi bir suç söz konusuysa bu yargılanmalı, mahkemede adalet sağlanmalı ama önemli olan hukuki bir süreç olması, hukuki süreç takibi ve hukukun üstünlüğüne dayalı olması. Hukukun üstünlüğü önemli ve insanlar da yargılama süreçlerinde bunu bekliyor, görmek istiyor” diye konuştu.

Türkiye’nin insan hakları açısından mevcut durumunu nasıl gördüğü sorulan Berger, 'Evrensel İnsan Hakları' kavramının Avrupa Birliği ve Türkiye’nin paylaştığı bir değer olduğunu vurguladı.

Berger, “Avrupa Birliği'nin bir parçası olmak aynı zamanda en üst seviyede evrensel insan hakları değerlerini paylaşmayı da beraberinde getiriyor. İnsan haklarını içselleştirme sürecinde Türkiye bazı alanlarda ciddi gelişmeler de gösteriyor. Örneğin Suriyelilere burada gelip yaşayabilme imkanı sağlandı, bu yaşama hakkı açısından çok önemli idi. Türkiye ve Avrupa Birliği, hem Avrupa’da hem Türkiye’de hem de dünyada evrensel insan hakları için birlikte durabilmeli, birlikte savunabilmeli” ifadelerini kullandı.

(Sputnik Türkçe, 11 Aralık 2017)

 

Bulgaristan, Bitcoin Zengini Oldu!

Bulgaristan'da Mayıs ayında yapılan yolsuzluk operasyonunda ele geçirilen Bitcoin'lerin fiyatı yaklaşık 3 milyar dolara ulaştı. Sanal para birimi Bitcoin'in fiyatındaki dalgalanmadan en çok faydalananlardan biri Bulgaristan hükümeti oldu.

Bulgar polisi, Mayıs ayında bir organize suç örgütüne yönelik operasyon başlattı. Bulgaristan gümrüklerindeki bilgisayarlara virüs içeren bir dosyayı bilgisayarlara yüklettikleri ve bu yolla gümrük sisteminin içine sızdıkları belirtildi.

Bulgaristan'ın dışında, Makedonya, Yunanistan, Romanya ve Sırbistan'da da bağlantıları bulunan örgüte yönelik Mayıs ayında düzenlenen operasyonda 100'den fazla adrese baskın yapıldı, 5'i gümrük memuru 23 kişi gözaltına alındı. Polisin el koydukları arasında tam 213 bin 519 Bitcoin de vardı.

Ele geçirildiği dönemde, bir adeti 2 bin 354 dolar olan Bitcoin'lerin toplam değeri yaklaşık 500 milyon dolardı. Ancak aradan geçen 7 ayda Bitcoin'de yaşanan yükseliş Bulgar hükümetini de adeta 'zengin' etti.

Zira 10 Aralık 2017 tarihi itibariyle Bitcoin'in fiyatı 15 bin dolara ulaştı ve Bulgaristan'ın elindeki Bitcoinlerin değeri de 3.2 milyar doları aşar hale geldi. Bulgaristan'ın elindeki Bitcoinleri satıp satmayacağı merak ediliyor zira bu rakam Bulgaristan'ın ulusal borcunun yüzde 18'ine tekabül ediyor.  Ülkenin 2016 yılındaki gayri safi yurt içi hasılası ise 52.4 milyar dolar seviyesindeydi.

Bulgar polisi suç örgütünün denetlenmesi ve takip edilmesi çok zor olduğu için Bitcoin kullandığını düşünüyor. Takip edilmesinin zor olması nedeniyle, Bitcoin'in kaçakçılık faaliyetlerinde, kara para aklamada ve diğer suç teşkil eden eylemlerde kullanımının yaygınlaştığı biliniyor.

Öte yandan, arkasında bir merkez bankasının olmaması, takip edilememesi, birçok ülkenin şüpheyle bakması, bazı ülkelerde yasaklanması ve son dönemdeki çok sert dalgalanmalar nedeniyle sanal-kripto para Bitcoin büyük risk olarak görülüyor.

(NTV, 11 Aralık 2017)

 

AB’de En Ucuz Elektrik Bulgaristan’da

Enerji Günlüğü – Avrupa Birliği üyesi ülkeler arasında konutlarda kullanılan en ucuz elektrik Bulgaristan’dayken, en ucuz doğal gaz Romanya’da.

2016’nın ilk yarısı ile 2017’nin ilk yarısı arasında hanehalkı elektrik ve doğal gaz fiyatlarını karşılaştıran Eurostat verilerine göre, AB’de hanehalklarının tükettiği elektrik enerjisi fiyatları 100 kilovatsaat başına 10 eurodan daha düşük olan Bulgaristan en ucuz elektrik fiyatlarına sahip. Bu fiyatlar Danimarka ve Almanya’da 30 euroyu aşıyor. Verilere göre, 2017’nin ilk yarısında AB’de ortalama elektrik fiyatı 100 kilovatsaat başına 10 euro 20,4 euro.

En Ucuz Doğal Gaz Romanya’da

Elektriğin yanında hanehalklarının kullandığı en ucuz doğal gaz da Romanya’nın ardından Bulgaristan’da kullanılıyor. Verilere göre, 2017’nin ilk yarısında AB’de ortalama gaz fiyatı 5,8 euro/100 kWh iken bu rakam Romanya’da 3,2 euro/100 kWh, Bulgaristan da ise 3,3 euro/100 kWh.

(Enerji Günlüğü,11 Aralık 2017)

 

Suudi Arabistan'dan Bir Adım Daha! Sinema Yasağı Kalkıyor

Suudi Arabistan'da bir yasak daha kalkıyor. Riyad yönetimi, 2018 yılında ülkede sinema yasağının kalkacağını bildirdi.

Suudi Arabistan'da 2018 yılında sinema yasağının kalkacağı açıklandı.

Geçtiğimiz aylarda 'Ilımlı İslam'a geçiyoruz' sözleriyle modernleşme adımı attıklarını belirten Suudi Arabistan, kadınların araba kullanmalarına izin veren yasayı da devreye sokmuştu. Riyad'dan bugün gelen açıklamada ülkede yıllar sonraki ilk sinemanın 2018'in başında açılacağı bildirildi.

(Hürriyet, 11 Aralık 2017)

 

Katar, İngiltere'den 24 Adet Savaş Uçağı Aldı

Katar, İngiltere'den 24 adet EurofighterTyphoon tipi savaş uçağı alıyor.

8 milyar dolar değerindeki anlaşma, iki ülke savunma bakanları tarafından Doha'da imzalandı.

İngiltere Savunma Bakanı GavinWilliamson ile Katarlı mevkidaşıHalid bin Muhammed el-Atıyye, Katar'ın başkenti Doha'da bir araya geldi.

İki bakanının görüşmesinde, 24 adet savaş uçağı satın alımının yanı sıra, iki ülke arasında "ortak operasyon filosu" kurulmasını öngören bir anlaşma imzalandı.

Filonun, iki ülkenin pilot ve teknisyenlerinin her an savaşa hazırlıklı olmalarını sağlayacak tüm hava operasyonlarını kapsadığı ve 2022 Dünya Kupası organizasyonunda hava güvenliğinin sağlanmasında önemli rol oynayacağı kaydedildi.

Katar, geçen hafta da Fransa'dan 7 milyar avro değerinde 12 adet Rafale modeli savaş uçağı ile 50 adet Airbus tipi uçak alımını içeren bir anlaşma imzalamıştı.

(TRT Haber, 10 Aralık 2017)

 

Netanyahu: Filistinliler Kudüs'ü İsrail'in Başkenti Olarak Kabul Etmeli

İsrail Başbakanı BenyaminNetanyahu, Fransa Cumhurbaşkanı EmmanuelMacron ile ortak basın toplantısında ABD'nin Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanımasına ilişkin açıklamalarda bulundu.

Fransa Cumhurbaşkanı Macron ile ortak basın toplantısında konuşan Netanyahu, Filistinlileri "Kudüs'ün İsrail'in başkenti olduğunu kabul etmeye" çağırdı.

"Filistinliler ne kadar erken Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanırsa barış o kadar erken gelir" diyen Netanyahu, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ı müzakere masasına oturmaya ve barışı konuşmaya çağırdı.

Netanyahu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "İsrail bir terör devletidir" açıklamasına da yanıt vererek, "Kendi ülkesinde Kürt köylerini bombalayan, gazetecileri hapse atan ve ambargoyu delmesi için İran'a yardım eden bir liderden ahlak dersi alacak değilim" dedi.

ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıdığını ilan etmişti. Trump'ın kararı Filistin ve bölge ülkelerinde tepkiyle karşılanmış, İsrail-Filistin geriliminin fitilini ateşlemişti.

(Sputnik Türkiye, 10 Aralık 2017)

 

TBMM Başkanı Kahraman Kırgızistan’da Bulundu

TBMM Başkanı İsmail Kahraman, Kırgızistan’da yaşayan Ahıska Türkleri ile buluştu.

Türkiye’nin Bişkek Büyükelçisi Metin Kılıç, Türk Dili Konuşan Ülkeler Asamblesi (TÜRKPA) 7. Genel Kurulu Toplantısı için Bişkek’te bulunan TBMM Başkanı Kahraman ve beraberindekiler onuruna büyükelçilikte kahvaltı düzenledi.

Kahraman daha sonra Kırgızistan’da yaşayan bir grup Ahıska Türkü ile bir araya geldi.

Ahıska Türklerinin, uğradıkları haksızlıklara ve zulümlere rağmen benliklerini koruduğuna dikkati çeken Kahraman, “Nerede olursak olalım birliğimizi hep devam ettireceğiz.” dedi.

Türkiye’nin güçlü bir devlet olduğunu vurgulayan Kahraman, “Türkiye’nin, İslam'ın daha da güçlenmesini istemiyorlar. Her seferinde önümüzü kesmeye çalışıyorlar. Şimdi yeniden ayağa kalkıyoruz." ifadelerini kullandı.

Kahraman, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) Türkiye’ye karşı yapılan büyük bir projenin parçası olduğuna işaret ederek, Ahıska Türklerinden, Kırgızistan’da da varlığını sürdüren FETÖ’ye karşı daha dikkatli olmalarını istedi.

Kırgızistan Ahıska Türkleri Derneği Başkan Vekili Abdullah Mahmudov da farklı ülkelerde yaşayan Ahıska Türklerine verdiği destek nedeniyle Türkiye’ye teşekkür etti.

Son 10 yılda Ahıska Türklerinin önemli sorunlarının Türkiye'nin destekleriyle çözüldüğünü dile getiren Mahmudov, TBMM Başkanı Kahraman’dan Türkiye’de okuyan Ahıska Türklerinin bürokratik işlemlerini Bişkek Büyükelçiliğinde yapma kolaylığının sağlanmasını istedi.

Mahmudov, Ahıska Türkleri adına TBMM Başkanı Kahraman’a Kırgız kaftanı hediye etti.

(Kabar, 10 Aralık 2017)

 

Cumhurbaşkanı Ceenbekov, Özbekistan’a Resmi Ziyaret Gerçekleştirecek

Kırgızistan Dışişleri Bakanı Erlan Abdıldayev’i kabul eden Cumhurbaşkanı Sooronbay Ceenbekov’un görüşme sırasında Özbekistan’a resmi ziyaret gerçekleştireceği belli oldu.

Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi’nden yapılan yazılı açıklamada, Bakan Abdıldayev’in AGİT Dışişleri Bakanları Konseyi toplantısına katıldığı ve Sırbistan’a yaptığı resmi ziyareti hakkında rapor ettiği bildirildi.

Buna ek olarak, Bakanın Cumhurbaşkanı Sooronbay Ceenbekov'un bu yıl 13-14 Aralık tarihlerinde yapacak Özbekistan'a resmi ziyaretinin hazırlanması konusunda devlet başkanına bilgi verdiği ifade edildi.

Devlet başkanının yaklaşmakta olan dış politika tedbirleri için dikkatli bir hazırlık yapılması için Dışişleri Bakanı'na bir dizi talimat verdiği açıklandı.

(Kabar, 11 Aralık 2017)

 

Kazakistan'da Yerli ve Yabancı Turist Sayısında Büyük Artış

Kazakistan'ı ziyaret eden yabancı turist sayısı, 2017 yılının ilk 9 ayında bir önceki yıla göre yüzde 18'lik artışla toplamda 5.8 milyona ulaşarak rekor kırdı. Yükseliş trendinin iç turizmde de görüldüğü belirtilirken, dönem boyunca yurtiçi tatil yapan yerlilerin sayısı ise yüzde 25 oranında arttı.

Bu yaz düzenlenen EXPO 2017 ve vize rejimlerinde kolaylık sağlanacak şekilde toplamda 48 ülkeyle çeşitli anlaşmalar yapılması, turizm verilerindeki önemli artışın temel sebepleri olarak ön plana çıkıyor.

Astana Belediye (Akimat) Başkan Vekili Yermek Amanşayev konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada,"Turizmdeki gelişime yönelik verilere dair tüm göstergeler, EXPO'nun büyük katkısını ortaya koyarak, turizm endüstrisini daha da geliştirmemiz yönünde bizi teşvik ediyor. Halihazırda çeşitli ülkelerden yabancı danışmanlarla birlikte Astana'da 2020 yılına kadar turizmin geliştirilmesi için bir strateji oluşturmuş durumdayız. Bu stratejinin, şehir turizmini yeni ve heyecan uyandırıcı bir seviyeye ulaştırmasını umuyoruz. Yine EXPO sayesinde Astana'nın tüm altyapısı, her seviyede turisti ağırlamak için oldukça yeterli bir duruma ulaştı." şeklinde konuştu.

Ülkede önceki beş yılda hedeflenen turist sayısına bir türlü ulaşılamazken, 2017 yılının ilk 9 ayında 5.8 milyon turistin ülkeyi ziyaret etmesi, doğru turizm politikalarının kısa vadede sonuç vermeye başlaması olarak değerlendiriliyor.

Ayrıca Kazakistan'da, 2010 yılından beri muazzam bir yükselişle, toplamda 4.4 milyon yerli turiste ulaşıldığı kaydedildi. Turizmdeki yükselişin Kazakistan'daki oteller, pansiyonlar ve diğer konaklama yerlerinde de talepleri ve beraberinde hizmet kalitesini de arttırdığı belirtiliyor. Özellikle beş yıldızlı otellerde yüzde 50 doluluk oranının sık sık üzerine çıkıldığı, Ocak-Eylül döneminde çeşitli seviyelerde toplamda 3.9 milyon rezervasyon yapıldığı aktarıldı.

(Kırım Haber Ajansı, 11 Aralık 2017)

 

TİKA'dan Kırgızistan'a Sağlık Eğitimi Desteği

Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığının (TİKA) katkılarıyla Kırgızistan’ın Oş ve Celalabat şehirlerinde çocuk ve doğum hastanelerinde görev yapan Kırgız sağlık personeline "Yenidoğan Canlandırma (Neonatal Resüsitasyon)" eğitimi verildi.

TİKA'dan yapılan yazılı açıklamaya göre eğitimler, TİKA, Kırgızistan Sağlık Bakanlığı, Uluslararası Doktorlar Derneği (AID) iş birliğinde düzenlendi.

Eğitimlerde Türk hekimler, neonatoloji uzmanları, ebeler ve hemşirelerden oluşan katılımcılara uygulamalı yeni doğan canlandırma teknikleri eğitimi verdi.

Celalabat'ta yapılan eğitime 37, Oş Devlet Üniversitesi ev sahipliğindeki eğitimlere ise 48 sağlık personeli katıldı.

Celalabat’taki sertifika töreninde TİKA Bişkek Program Ofisi Koordinatör Yardımcısı Ali Rıza Tezcan, Celalabat Bölge Hastanesi Müdürü Canıbek Karabaev, Müdür Yardımcısı Gülbarçın Rahmanova, Kırgızistan Sağlık Bakanlığı Eğitim Enstitüsü Rektörü Tölögön Çubakov hazır bulundu.

TİKA, Anne ve Çocuk Sağlığını Geliştirme Programı (AÇSAP) kapsamında dost ve kardeş ülkelerin sağlık personellerine yenidoğan canlandırma eğitimleri sağlanıyor.

(Anadolu Ajansı, 11 Aralık 2017)

 

Özbekistan, 2018'den İtibaren Pamuk İhracatını Durduracak

Dünya pamuk üretiminde beşinci, ihracatında ise ikinci sırada yer alan Özbekistan, kendi tekstil üreticilerini desteklemek amacıyla 2018'den itibaren pamuk ihracatını durduracak.

İlgili açıklama, Tarım Sektörü Çalışanları Günü Kutlama Töreni'nde konuşan Özbekistan Cumhurbaşkanı Şavkat Mirziyoyev tarafından yapıldı. Şavkat Mirziyoyev, konuşması sırasında Özbekistan pamuk sektörünün durum değerlendirmesini yaparken, “Tekstil fabrikalarımızın kaliteli pamuk lifi temini hakkında ciddi düşünmemiz lazım. Özbekistan'da üretilen 1 milyon 200 bin ton pamuk lifini 2018'den itibaren yüzde yüz ülkemizde işlenmesini ve yurt dışına sadece hazır ürün ihraç edilmesini sağlamalıyız. Nevai vilayetinin Kızıltepe ilçesinde uygulanmakta olan, pamuk ekiminden hazır ürün imalatına kadar olan aşamaları birleştiren kümelenme modeline Özbekistan pamuk sektörünün geleceği olarak bakmamız gerekiyor. Gelecek vaat eden bu projeyi yaygınlaştırmak için, 400 bin hektarın üzerinde pamuk alanı 30'dan fazla ülkenin önde gelen tekstil şirketlerine bağlanacak” diye konuştu.

(İhlas Haber Ajansı, 10 Aralık 2017)

 

Ermeni Silahlı Kuvvetleri Ateşkesi Bir Ayda 117 Defa İhlal Etti

Ermeni Silahlı Kuvvetleri, son bir ay boyunca ateşkes 117 kez farklı yönlerde ihlal etti.

Savunma Bakanlığı basın servisinden AzerTac’a bildirilenlere göre, Ermenistan'ın Noyemberyan ilinin Şavarşavan köyünde, İcevan ilçesinin Berkaber kendinde ve adsız yüksekliklerde yerleşen mevzilerinden Kazak ilinin Kaymaklı, Ferehli, Kuşçu Ayrım, Qızılhacılı, Bala Cəfərli köylerinde ve adsız yüksekliklerde, Berd ilinin Mosesqex, Çinari ve Ayqedzor köylerinde bulunan mevzilerinden Tovuz rayonunun Ağdam, Koxanəbi ve boncuklu köylerinde, Krasnoselsk bölgesi bölgesindeki adsız yüksekliklerde yerleşen mevzilerinden Gedebey rayonunun Zamanlı kendinde ve adsız yüksekliklerde yerleşen mevzilerimize ateş edildi.

Terter ilçesinin işgal altında olan Göyarx, Çiləbürt, Ağdam ilinin Tagibeyli, Şıhlar, Genel Qervend, Cevahirli, Kengerli, Sarıcalı, Novruzlu, Merzili, Hocavend ilinin Kuropatkino, Füzuli ilçesinin Aşağı Veyselli, Qervend, Karahanbeyli, Qorqan, Kürtler, Horadiz, Cebrail ilinin Nüzgar ve Mehdili köyleri yakınlarında, ayrıca Goranboy, Terter, Ağdam ve Xocavənd bölgeleri bölgesindeki adsız yüksekliklerde yerleşen mevzilerinden de Silahlı Kuvvetlerimizin pozisyonları ateşe tutuldu.

(Azerbaijan News, 10 Aralık 2017)

 

Rum-Yunan Tavrını, Türkiye de KKTC de Kabul Etmeyecek

Başbakan Özgürgün, Avrupa Birliği’nin, (AB) Yunanistan ve Rum tarafından yana olan yanlı tavrının, Kıbrıs sorununun sonuçsuz kalmasında çok büyük etken olduğunu söyledi.

Başbakanlık Basın Ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre, AP Başkanı Tajani’nin Kıbrıs ziyaretinde KKTC’ye geçmemesini ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Atina ziyaretini değerlendirdi.

AB’nin Kıbrıs konusuna bakışında yıllardır sorun olduğunu ve bu hatalarını her zaman tekrarladıklarını ifade eden Başbakan Özgürgün, “Annan Planı’na ‘hayır’ demiş Rum tarafını tek taraflı olarak yanlış bir kararla AB’ye kabul eden bir zihniyetten zaten daha iyisini beklemek mümkün değil” dedi.

“AB, Kıbrıs Türklerine ‘Bizim Seninle İşimiz Yok’ Diyor”

Avrupa Birliği’nin Kıbrıs konusunda Yunanistan ve Rum tarafından yana taraf olduğunu ve bunu da her durumda gösterdiğini belirten Başbakan Özgürgün, AB’nin, Kıbrıs’taki bir tarafı tek yanlı bir kararla AB’ye üye olarak alırken, Kıbrıs Türk tarafına, “Bizim seninle işimiz yok. Bizim muhatabımız; ister evet, ister hayır desin, Kıbrıs’ta çözüm olsun, olmasın Rum tarafıdır” dediğini kaydetti.

Bunun, Kıbrıs’ta bir anlaşma ve çözüme samimiyetle yaklaşan Kıbrıs Türklerine karşı olumsuz bir tavır olduğunu dile getiren Başbakan Özgürgün, “Eğer Kıbrıs Rumlarına, ‘bir anlaşma ve çözüm için mücadele edin, ondan sonra sizi beraber AB’ye alırız’ denseydi Kıbrıs’ta bir çözüm zaten olacaktı” dedi.

AB’nin samimiyetsizlik içinde olduğuna, 2004’deki tavrın 2017’de de devam ettiğine işaret eden Özgürgün, “Biz bütün Kıbrıs’ı aldık ama bütün müktesebatı Kuzey Kıbrıs’ta uygulamıyoruz” diyen bir zihniyetin, Kuzey Kıbrıs’ta da muhatapları olduğunu, Kuzey Kıbrıs’ın da bir demokrasisi ve halkı olduğunu kabul etmesi gerektiğini vurguladı.

Kıbrıs Türk halkının Annan Planı referandumuna, kurucu devlet olarak katıldığını, BM’nin ve dünyanın da böyle tanıdığını, AB’nin tavrının ise, “seni tanımıyorum” demek olduğunu kaydeden Özgürgün, AB’nin Rum tarafı ve Yunanistan’dan yana olan yanlı tavrının Kıbrıs sorununun sonuçsuz kalmasında çok büyük etken olduğunu söyledi ve “Kuzey’e geçmemesi çok büyük sürpriz değil” dedi.

“Hiç Kan Akmayan Dönem, 1974’den Şuanki Döneme Kadar Olan Süre”

Başbakan Özgürgün, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Yunanistan ziyaretinin çok olumlu bir ziyaret olduğunu belirterek, ancak Yunanistan ve Rum tarafında, Türkiye’yi “işgalci” olarak gören akıl ve mantık dışı açıklamalar yapıldığını söyledi.

Türkiye’nin Kıbrıs’ta, bir anlaşmanın tarafı olarak Kıbrıs Türklerinin eşit haklarını korumak için bulunduğunu vurgulayan Başbakan Özgürgün, şunları kaydetti:

“Kıbrıs Rum tarafı ve Yunanistan Kıbrıs’ta Türkiye’yi hâlâ daha işgalci olarak görüyor, Türk ordusunu da ‘temizlenmesi gereken bir unsur’ olarak görüyor. Oysa ortada biraz akıl olsa, 1974’den beri Kıbrıs’ta barışı sağlayanın Türk Silahlı Kuvvetleri olduğu, hiç kan akmayan dönemin, 1974 ile şu anki dönem olduğunu anlarlardı. 1974 ve öncesinde Kıbrıs’ta her gün kan aktı, hâlâ daha insanların kalıntıları bulunuyor, küçücük adada insanlar ortadan kayboldu, bunun müsebbibi de, Türk ordusunun burada olmayışıyla bulunan ortamdı, o ortamda bunlar yapıldı. Türkiye’nin 1974’den sonra burada olmasının bir tek sebebi var; Kıbrıs’ta bir anlaşmanın tarafı olarak Kıbrıs Türklerinin eşit haklarını korumak.”

Anavatan Türkiye’nin, Kıbrıs Türkleri’nin eşit haklarını koruyacak bir anlaşmaya uyacağını, gerek Annan Planı gerekse son görüşmelerde ortaya koyduğunu kaydeden Başbakan Özgürgün, Yunanistan ve Rum tarafının ise hala, “Kıbrıs benimdir. Kıbrıs’ın tamamına hâkim olmadıktan sonra Kıbrıs görüşmelerinin her hangi bir anlaşmayla sonuçlanmasını istemiyorum” tavrını sürdürdüğünü söyledi.

“TSK Barışı Sağlıyor”

Rum-Yunan tarafının bu tavrını Kıbrıs Türkleri ve Türkiye’nin asla kabul etmediğini ve etmeyeceğini vurgulayan Özgürgün, “Kıbrıs’ta Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) varlığı güvencemizdir. Kıbrıs’ta TSK’nın varlığı bugün barışı sağlamaktadır, Rumların da öldürülmesini engellemiştir. Çünkü çok iyi biliyoruz ki, 1974’de15 ile 20 Temmuz arasında ne kadar Rum öldürüldüğünü hepimiz biliyoruz. Bu kadarcık akıl olsa, düşünülse anlaşılır” dedi.

“Hiç Bir Zaman O Barış Eli Tutulmadı”

Rum Başpiskopos Hrisostomos’un hiç aklı başında açıklama yapmadığını, son olarak, “Kıbrıslı Türklerin İslamlaştırılmış Ortodoks Rumlar olduğunu” söyleyecek kadar ileri gittiğini, bunları dinleyince Rumlardan akıllı ve mantıklı bir yaklaşım beklenmediğini ifade eden Başbakan Özgürgün, “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Türkiye Cumhuriyeti Kıbrıs’ta bir anlaşma için çok destek vermişlerdir. Her zaman barış elini uzatmışlardır. Kıbrıs Türkleri de öyle. Ama hiçbir zaman o barış eli tutulmamıştır” diye konuştu.

(Kıbrıs Son Dakika, 10 Aralık 2017)

 

“Müzakerelerin Muhtemel Bir Yeni Aşamasına Kırmızı Çizgiler Koydu”

Gazetelerin özellikle, ‘Rumlar, Kıbrıs’ı Helen adası olarak gördükleri ve Kıbrıslı Türklerin siyasi eşitliğini kabul etmedikleri sürece, çözüm müzakerelerin sonuçsuz kalmaya mahkûm olduğu’ uyarısını öne çıkardığı Erdoğan’ın açıklamaları üzerine Rum Sözcü Nikos Hristodulidis ile bazı siyasiler yorumlarda bulundu.

Alihtia “Siyasi Eşitlik Olmadan Çözüm Olmaz” başlığıyla aktardığı haberinde, Erdoğan’ın röportajından, Kıbrıs sorununun öne çıkarıldığı geniş bir alıntı yaptı, Erdoğan’ın röportajda söyledikleri ile “müzakerelerin muhtemel bir yeni aşamasına kırmızı çizgiler koyduğu” yorumunu yaptı.

Gazeteye göre Rum Sözcü Hristodulidis, Kıbrıslı Türklerin içinde bulunduğu durumun Barış Harekâtı’nın sonucu olduğunu iddia etti. Hristodulidis “Türkiye’nin Ada’daki varlığının Kıbrıslı Türkleri korumak maksatlı olmadığını” da savundu.

DİKO  Başkan Vekili Markos Kiprianu, Erdoğan’ın Atina ziyareti ile orada yaptığı açıklamaların ve Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın sükûtunun Rum tarafının Kıbrıs sorununda bugüne kadar izlediği politikanın  başarılı olmadığını gösterdiğini ileri sürdü.

Vatandaşlar İttifakı Başkanı ve başkan adaylarından Yorgos Lillikas ise Erdoğan’ın Atina’da “saldırganlık gösterdiğini” öne sürdü, bu tavrının ve son söylemlerinin, Crans Montana sonuçlarıyla birlikte, Rum tarafının 2006’da belirlediği politikanın doğruluğunu gösterdiğini savundu.

Politis “Rüya Gördü… Erdoğan Kıbrıslı Türklerin Kıbrıs’ın Ortak Sahibi Olduğunu Söylüyor” başlığını attı ve “Türkiye Cumhurbaşkanı ‘To Vima tis Kiriakis’e konuşurken Kıbrıs sorununun çözümüne, iki toplumun siyasi eşitliğine dayanan kendi örneğini verdi” yorumunu yaptı.

Fileleftheros haberi “Tahriklerine Devam Etti… Erdoğan Kıbrıslı Rumların Kıbrıs’ı Helen Adası Görmeye Devam Ettiğini Savunuyor… Lozan Antlaşmasına Saygı Duyduğunu Söyledi… Lillikas: 2006’da Çizdiğimiz Politika Doğru… Markos Kiprianu: Daha Talepkar Politika”  başlıklarıyla aktardı.

Haravgi “Erdoğan: ‘Kıbrıslı Rumlar Kıbrıs’ı Helen Adası Olarak Görüyor… ‘Kıbrıslı Türklerin Azınlık Statüsüne İndirgenmesi Asla Söz Konusu Değildir’” başlığını attı.

(Kıbrıs Gazetesi, 11 Aralık 2017)

 

Erdoğan: "Kıbrıslı Türklerin Siyasi Eşitliği Kabul Edilmeli"

Yunanistan basınına Atina ziyaretini değerlendiren Erdoğan, Lozan Antlaşması, Azınlıklar ve Kıbrıs’la ilgili soruları yanıtladı.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıslı Türklerin siyasi eşitliğinin tanınmadığı bir durumda müzakelerin sonuçsuz kalacağını söyledi.

Yunanistan basınına Atina ziyaretini değerlendiren Erdoğan, Lozan Antlaşması, Azınlıklar ve Kıbrıs’la ilgili soruları yanıtladı. Demecinde Kıbrıs’ta siyasi eşitliğe vurgu yapan Erdoğan; ‘Kıbrıs Türkleri eşsahip oldukları bu adada hiçbir zaman Rumların istediği gibi azınlık konumuna düşmeyecek. Zihniyet değiştirip, Kıbrıslı Türklerin siyasi eşitliğini kabul etmezlerse, çözüm için müzakereler hep sonuçsuz kalacaktır” dedi.

Lozan Antlaşması tartışmasına ilişkin ise Erdoğan, ‘Türkiye, diğer tüm anlaşmalarda da olduğu gibi Lozan Antlaşması’na saygı göstermekte ve yükümlülüklerini yerine getirmektedir… Dönemin şartlarını iyi analiz etmeli ve değişen koşullara adapte olmalıyız’ ifadelerini kullandı.

Erdoğan demecinde Yunanistan’ı Batı Trakya’daki Müslüman azınlığa yaklaşım biçimi nedeniyle eleştirerek, Batı Trakya’daki Müslümanların ulusal kimliklerinin kabulünü ve eğitim haklarıyla dini özgürlüklerinin tanınmasını istedi.

(Gündem Kıbrıs, 11 Aralık 2017)